Konu:2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 7'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:38
Tarih:12/12/2016


2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 7'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AK PARTİ GRUBU ADINA CELİL GÖÇER (Tokat) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, İstanbul'da Beşiktaş'taki hain saldırıdan dolayı üzüntülerimizi ifade ediyorum. Cenab-ı Hak milletimize sabır versin, başsağlığı diliyorum. İnşallah, bu tür acılar bir daha yaşanmaz.

Elbette, AK PARTİ, sağlık politikalarına insancıl bir bakış açısıyla bakar. Kalkınmanın temelinde insan vardır, her şey insan içindir; bütün kurumlar, siyaset de dâhil olmak üzere, parti dâhil olmak üzere insanın mutluluğu içindir. Bu anlamda, Sağlık Bakanlığımızın bütçesinin de geçen yıla göre yüzde 20 artırılması Hükûmetimizin politikalarında sağlığa ve insana ne denli önem verdiğini de burada göstermiş oluyor.

Değerli milletvekilleri, tabii, pek çok örnek var sağlıkta ülkemizin geldiği noktayı anlatacak, bir tanesini ifade etmek istiyorum. Çocukluğumda, babamın görevi sebebiyle yurt dışındaydım, hayatımda unutamadığım tablolardan bir tanesidir; bir yaralıyı helikopter ambulans geldi, aldı, kaldırdı. 10 yaşındaydım, o bende derin izler bıraktı. Şimdi, şu gün baktığımızda, sadece memleketimden, Tokat'tan ileri tedavi ihtiyacı olan 50 kişi, 50 hastamız, 50 insanımız helikopter ambulansla, uçak ambulansla sevk edilmiştir.

Pek çok rakamlar vardır, bunları ifade etmeye gerek yok. Benden önce konuşan, meslektaşım olan CHP'li milletvekili arkadaşımız birtakım örnekler verdikten sonra şunu söyledi: "AK PARTİ'nin sağlıkta geldiği nokta bu, daha ne söyleyeyim!" Tabii, değerli meslektaşım yenidoğan profesörü; ben pek çok rakamı ifade etmek yerine sadece bebek ölüm hızını anlatayım, ona göre, nereden nereye geldiğimizi anlatmak, zannediyorum, yeterli olacaktır. AK PARTİ'den önce, bin canlı doğumda 31,5 ölüm varken bugün 7,6. Şimdi, şunu merak ediyorum ben tabii: Muhalefetten milletvekili olmak acaba her şeye siyah gözlüklerin arkasından bakmak mıdır? Eleştirilebilir, muhalefetin doğal görevidir ama iyi yapılan şeylere de "Allah razı olsun." demek yakışmaz mı? İnsan olarak da milletvekili olarak da bu güzel kaçmaz mı? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli hocamız, meslektaşımız insan hayatına çok önem veriyor, "Bütçeyi falan bırakalım, saldırıda bir kişi yaşasın, biz her şeyi bırakalım." Son derece doğru, biz de zaten bunu söylüyoruz. AK PARTİ milletvekilleri olarak bir kişi yaşasın biz siyaseti bırakalım, eğer bunun için gerekiyorsa, biz siyasete bu anlamda meraklı değiliz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ama, lütfen, yapılan bu çalışmaları... Bakın, rakama vurduğumuzda, 1 milyon 325 bin doğum var, AK PARTİ öncesinde 31,5; hesap ettiğinizde 41 bin bebek ölümü oluyordu ama bugün sayı 7,6; 10 bin. İnşallah, Bakanlığımızın çalışmalarıyla bunlar çok daha düşecek. Sayın milletvekilimizden, meslektaşımızdan bundan dolayı Hükümetimize "kırk bin kere teşekkür", "maşallah", "Allah razı olsun" demesini beklerdim, siyaset bunu gerektirir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, fırsat bulmuşken tabii, sağlıkta şiddet konusunu da kısaca ifade etmek istiyorum. Bakanlığımızın bu konuda pek çok çalışması var sağlıkta şiddetin önlenmesiyle ilgili çünkü sağlık çalışanları son derece özverili bir şekilde bu görevi yerine getiriyorlar. Sağlıkta şiddetin önlenmesiyle ilgili de son derece güzel çalışmalar var, onları da ben size kısaca ifade etmek istiyorum. Bu konuda farkındalığın oluşturulması için "Şiddetin Her Türlüsüne Karşıyız" sloganını içeren afişler hazırlanmıştır, gönderilmiştir, dizi ve senaryolarda bu konuya ağırlık verilmektedir, televizyon ve gazete genel yayın yönetmenleriyle bu konuda duyarlılık çalışması yapılmaktadır, sağlık çalışanlarının her zaman yanında yer alınmıştır çünkü biz bu başarıyı, bu destanı sağlık çalışanlarımızla beraber yazdık, onlara buradan teşekkür ediyorum.

Geçtiğimiz perşembe günü, 8 Aralıkta bir televizyon dizisi, ismi de "Cesur Yürek" belki izlediniz, bilmiyorum, orada şöyle bir sahne var: Bir kişi elinde tabancayla ameliyathaneye giriyor ve diyor ki: "Ya babamı yaşatırsınız ya da siz de ölürsünüz." Bakın, ben medyaya, televizyona, senariste buradan seslenmek istiyorum: Bu, en hafif tabirle şiddete çağrıdır, çok kötü bir örnektir. O anlamda, bütün halkımızın, basın-yayın organlarımızın sağlık çalışanlarımızın yanında, halkımızın yanında yer alması lazım ve duyarlılık içerisinde olması lazım.

Yüce Meclisi Saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)