Konu:2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 5'inci Tur Görüşmeleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:36
Tarih:10/12/2016


2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 5'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AK PARTİ GRUBU ADINA İSMET UÇMA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kültür ve Turizm Bakanlığının 2017 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sevgili arkadaşlar, Mecliste grubu bulunan partilerden birer arkadaşla Afrika'ya ilaç götürecektik ama Musa Hoca da dedi ki: "Hepsinin üzerinde 'tok karnına' yazıyor." dedi, bu anlamlı ifadeden sonra Dünya İnsan Hakları Günü'nü kutluyorum, tebrik ediyorum.

Sevgili arkadaşlar, dünyanın bir bölümünde giyimi, damak zevki, inançları farklı olanlara, kendisi gibi düşünmeyen, kendisi gibi giyinmeyen, kendisi gibi oturup kalkmayan insanların reva gördükleri mücadele, yaklaşım, katliam gerçekten de tüyler ürpertici düzeye ulaşmıştır. Şimdi, inşallah hep birlikte AK PARTİ kadroları ve Meclisteki arkadaşlarımızla birlikte hiç kimsenin ötekinden daha çok insan olmadığı gün ve an gelip çatıncaya kadar bu mücadelemiz devam edecektir.

Sevgili arkadaşlar, AK PARTİ kadroları olarak bizler, Anadolu'nun tarihten bugüne getirdiği engin medeniyet birikiminin takipçileriyiz. Özgürlükçü demokrat ve muhafazakâr kimliğimizle milletimizin bütün renklerini; deyim, deyiş ve atasözleriyle bütün sözcük dağarcığını; dağlarına, ovalarına nüfuz etmiş otantik rayihasını bu güzelim vatan toprağında ilelebet payidar kılmak azim ve kararlılığındayız. Bunu sağlamanın en ihmal edilemez yollarından biri, millî kültür, sanat ve edebiyat birikimimize sahip çıkmaktan geçiyor. Bu alandaki mücadelemizin en az ekonomi, bilim ve sanayi alanlarındaki yaptıklarımız kadar önemli olduğunu biliyoruz ve farkındayız.

Millet olarak bizim de dâhil olduğumuz İslam medeniyeti, kendinden önceki bütün insanlık birikimini kendi potasında eriterek yeni bir sentez oluşturmuş, sonra da bu sentezin Endülüs üzerinden Avrupa'ya aktarımını sağlayarak yeni bir sentezin altyapısını hazırlamıştır. Avrupa tarafından İslam muhtevasından ayrıştırılarak iktibas edilen bu fikir ve kültür birikimi, orada Hıristiyanlığın mayasıyla mayalanarak bu kez de Rönesans hareketinin temelini oluşturmuştur. Avrupa'da mayalanan bir yeni düşünce akımı, ilerlemesini sürdürmüş, aydınlanma dönemiyle beraber mevcut Hıristiyan muhtevasını da terk ederek seküler, insan merkezli yeni bir bileşime dönüşmüştür.

Bugün özellikle bütün toplumları kasıp kavuran, yerel kültürleri ezip yok eden, insanlık değerlerinin ilahi kökleriyle bağını kesip ahlaki lakayıtlığı virüs gibi her topluma bulaştıran modern kültür ve sanat anlayışı, bu sürecin zehirli meyvesi olarak ortaya çıkmıştır. Romandan sinemaya, tiyatrodan plastik sanatlara, müzikten tekstil ve moda trentlerine kadar baskın karakteri dünyevilik, haz, hız ve zevk olan modern kültür, sanat ve edebiyat anlayışı, genç nesilleri perişan etmeye devam etmektedir.

Özgürlükçü ve muhafazakâr demokrat aydınlarımızın en acil görevi, modern uygarlığı sadece olumsuz bir yaklaşımla sorgulamak değil, insanlığın toplam birikimi olan bir yaklaşımla sorgulamanın ötesinde, bugünkü uygarlıklara olumlu payımızı artırmak ve bunun için de öncelikle kültür ve sanatta kaybettiğimiz ufku yeniden kazanmaktır. Daha da açıklayıcı bir deyişle, hep birlikte İslam rönesansını başlatacak modern kültür ve sanat araçlarımızı bulup işlerliğe sokmaktır. Hâlihazırdaki küresel değişim ve dönüşüm sürecini doğru yöneterek milletin asli kültürüne dönmeyi mümkün kılacak bir tarihî manevrayı gerçekleştirmek zorundayız.

Bunun için yapılması gereken ilk iş, yeni Türkiye için yeni bir kültür ve sanat vizyonu oluşturmaktır. Bu vizyon, aydınlarımızın bu konu hakkında yapacağı zihin işçiliğine ihtiyaç duymaktadır. Bunun ilk adımı, aydınlarımızın bizzat sorun hakkında farkındalık geliştirmeleridir. Milletin sesi olan aydınlarımız, düşünmeyi, zihin işçiliği yapmayı, ilkeler arası ilişkileri kavramayı, kavramlaştırmayı, soyutlamayı, analiz ve sentez yapabilmeyi behemehâl öğrenmek zorundadırlar. Tefekkür denen zihin faaliyeti varlıklar, durumlar, ilkeler üzerinde düşünmek, aralarındaki illiyet bağlarını keşfetmek, işaretlerden, karinelerden, delillerden yola çıkarak, insan, toplum, siyaset, hukuk, ekonomi, kültür, sanat, edebiyat gibi kavramların mahiyeti hakkında kapsamlı bir kanaate ulaşmak demektir.

Bütün bunları gerçekleştirmek için derinlikli bir kültürel donanıma sahip olmak gerekiyor. Ne yazık ki genç nesillerimizin bugünkü zihinsel derinliği, hayal kırıcı bir sığlıkta bulunmaktadır. Bugünkü kültür, sanat ve edebiyat ürünlerimizde neredeyse tamamen Batı'nın kodlarının egemenliği görülmektedir.

Sözlerimi burada tamamlıyorum. Sürem bitti.

Hepinize saygı, sevgi ve muhabbetlerimi arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)