Konu:2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 4'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:35
Tarih:09/12/2016


2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 4'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA NECATİ YILMAZ (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Divan, sayın milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün hatipler burada hep ozanları konuşturdu. Konuya ilişkin ben de ozanların görüşleriyle başlamak isterim. Sivas'tan Serdarî şöyle diyor:

"Nesini söyleyeyim canım efendim,

Gayrı düzen tutmaz telimiz bizim.

Arzuhâl eylesem deftere sığmaz,

Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim."

AKP iktidarının vicdanı körelmiş, tarafsızlığını yitirmiş, bacağı kopmuş, sefil hâldeki adaletini düşününce Serdarî'nin bu dizeleri de benim aklıma geldi; yargının ve adaletin hangi problemini konuşayım deyince Serdarî aklıma geldi.

Sayın milletvekilleri, "Bu bütçeyle adalet gerçekleşir mi?" sorusu artık önemini yitirmiştir. On dört yılda gördük, anladık ki AKP'nin adaletle ilişkisi, adaleti tesis etmek değil, adaleti çürütmek olmuştur.

Rakamsal veriler, adaletin ve yargının içinde bulunduğu durumu gözler önüne seriyor. Mahkemeler devlete gelir kapısı olmuş, mahkeme işletim masraflarının yüzde 51'i mahkeme harçlarıyla vatandaştan alınıyor. Avrupa'da adalet sisteminde kişi başına ayrılan ortalama pay 60 euro iken Türkiye'de sadece 21 euro. AKP'nin yönetim anlayışı, suç, suçlu ve ihtilaf üretiyor sayın milletvekilleri. Dava sayısı nüfus artışının üzerinde bir oranla artıyor, yargılama süreleri uzuyor, iş yükünün altında mahkemeler eziliyor. Sayısı artan cezaevlerinde, kapasitenin 3 katı, 114 bin mahkûm, 86 bin tutuklu gayriinsani koşullarda yaşıyor ve kalıyor.

Darbe soruşturmalarında 4 hakimden 1'i görevinden alındı, 2.544 hâkim ve savcı tutuklu. Hiç kimsenin güvenliği yok; her an herkes bir suçla itham edilebilir, işinden edilebilir ve tutuklanabilir. Boyun eğmeyen sendikalar, dernekler, gazeteler, televizyonlar kapatılıyor. Hâkim ve savcılar bugün karar verdikleri dosyadan yarın sanık olabiliyor ya da bu tehdit altında çalışıyor. Daha dün "siyasal iktidarın kamçısı" diye eleştirdiğimiz yargı, artık bu gerçeklikle iktidarın bir demir yumruğuna dönüşmüş durumda sayın milletvekilleri.

Gelin, resme bir de Ankara'dan bakalım, benim seçim bölgemden, başkentimizden. Adına "adalet sarayı" denilen, hangarlardan dönüşen, yandaşlardan kiralanan, plazalardan bozma, yangın merdiveni, otoparkı, ulaşım imkânı olmayan binalarda adalet değil, çokça sorun üretiliyor. AKP iktidar olmadan, Ankara'daki adliye mahkemelerinin tamamı sadece bir binada kalıyordu. Bugün mahkemeler Ankara'nın 4 ayrı semtine dağılmış, "5'inci de sırada." diyorlar. El insaf diyorum ben de. Avukatların mesleklerini ifa etmeleri için kanat takıp bir adliyeden diğerine uçması mı gerekiyor sayın milletvekilleri? AKP, birikmiş sorunları çözmek yerine, kendi döneminde ortaya çıkan sorunları dahi çözmekten âciz durumda sevgili arkadaşlar.

Sayın milletvekilleri, aslında yargının geldiği yeri en güzel Yargıtay Başkanı özetledi, "Yargıya güven yüzde 70'ten yüzde 30'lara indi." dedi. Bu söze ne denir? Ört ki ölem denir herhâlde.

Sayın milletvekilleri, iktidar, Kopenhag Kriterlerini çoktan unuttu, demokrasi treninden indi, şimdi Afrikalı diktatörün ikinci el uçağıyla uçma hevesinde. Bu vizyonla hukuksuz uygulamalarına despotik rejimlerden ve yüzyıllar ötesinden emsaller getiriyor. Artık geleceği AB'de değil, Şanghay Beşlisinin despotik başkanlık sistemlerinde arıyor, pusulasını şaşırmış bir durumda. Biz bu anlayıştan adalet bekleyemeyiz, onaylayamayız.

Biz bu anlayışı korsan yasa tasarılarında gördük. Akademisyen milletvekillerine kıyak emeklilik, çocuğa tecavüzcüsüyle evlilik, kişiye özel, adrese teslim yasa tasarıları buraya geldi. Ahlaki ve moral değerleri örseleyen bu fütursuz anlayıştan biz adalet bekleyemeyiz sevgili milletvekilleri.

İsrail'den alınan rüşvet karşılığında Mavi Marmara katliamına ilişkin yargılama yetkisini ve egemenlik hakkını terk eden anlayıştan adalet bekleyenler de yanıldı zaten, beklentileri boşa çıktı.

Yüzyılın en büyük yolsuzlukları Deniz Feneri, 17-25 Aralık soruşturmalarında yolsuzlukların üstünü örten, suç ortağı İran'da idama mahkûm olmuş olan Zarrab'ı kurtarmak için çırpınan, pusulasını şaşırmış bir anlayıştan biz adalet bekleyemeyiz.

HSYK Genel Sekreteri Mehmet Kaya'nın evinde yargı üzerinde yapılan kirli pazarlıklarla Yargıtay ve Danıştay üyeliklerini cemaate teslim eden ve kumpas davalarının o zamanki savcısı, şimdiki zanlısı bu karanlık zihniyetten biz adalet bekleyemeyiz.

Sayın milletvekilleri, adaleti ve devleti FETÖ'yle ortaklaşa yönetip yanında çıraklık eğitimi aldığı dönemde ayrı, kavgaya tutuşup ortak menzillere tek başına yürüdüğü dönemde ayrı, darbe fırsatçılığıyla devleti işgal ettiği ustalık döneminde ayrı referanslar kullanan bu çok yüzlü ve ilkesiz anlayıştan biz siyaset bekleyemeyiz.

AKP'nin uygulamaları, gittikçe çürüyen adaleti sadece Bakanlığın isminde bıraktı. Artık bu Bakanlığın uygulamalarında adalet değil, keyfîlik var, baskı var, zulüm var. Baskıya da, zulme de, onun bütçesine de "hayır" diyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum sevgili arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.