Konu:2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 4'üncü Tur Görüşmeleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:35
Tarih:09/12/2016


2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 4'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Planlama Teşkilatı ve Türkiye İstatistik Kurumu bütçeleri üzerine söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin en iyi kurumlarından, Türkiye Cumhuriyeti'nin en iyi bürokratlarını yetiştiren kurumlarından biri olan Devlet Planlama Teşkilatı, AKP Hükûmeti tarafından kapatılarak Kalkınma Bakanlığına çevrildi ve o kurumun bütün birikimi de ne yazık ki bu şekilde erozyona uğradı. Devlet Planlama Teşkilatı, Türkiye'deki kalkınma planlarını, orta vadeli planları, yıllık programları, iktisadi ve sosyal sektörleri planlaması gereken bir kurum.

Şimdi, gelin, Türkiye'deki iktisadi sektörlere bir bakalım. Türkiye'deki iktisadi sektörlerin durumu nedir? Mesela enerjiye bakalım. Enerjinin en önemli maddesi ne? Doğal gaz. Ekonomimizin en önemli girdilerinden biri doğal gaz. Doğal gazı başka ülkelerden alıyoruz. İki temel konu var, biri fiyat, diğeri miktar. Bu AKP Hükûmeti iki tane anlaşmada, Rusya ve Azerbaycan'da yapılan iki tane anlaşmada değişiklik yaptı ve doğal gaz fiyatları, Türkiye aleyhine, neredeyse 2 katına çıktı. Bu iki anlaşma, Rusya ve Azerbaycan'la yapılan bu iki anlaşmanın Türkiye Cumhuriyeti'ne maliyeti yaklaşık 25 milyar dolar arkadaşlar, 25 milyar dolar ek fatura ödemek zorunda kaldık.

Doğal gazdaki bu bedbahtlık, bu kötülük sadece fiyat değil, bir de miktar meseli var. Biz başka ülkelere ne kadar doğal gaz alacağımız konusunda taahhütlerde bulunduk. Bu taahhütler AKP öncesinde de kötüydü ama bunlar o kadar kötü hâle getirdi ki biz alamadığımız doğal gazın parasını ödemeye başladık çünkü taahhüt vermişler. Alamıyoruz doğal gazı, parasını ödüyoruz ve 4-5 milyar dolara gelince ne yaptılar? Bu sefer döndüler doğal gaz santrallerinden elektrik üretmeye başladılar bu doğal gazı çekebilmek için. Bugün de 20-22 kuruşa doğal gazdan elektrik üretiyoruz ve döndüler termik santrallerden, kamuya ait termik santrallerden şalter indirdiler ve doğal gazdan üretilen elektrik fiyatları ve doğal gaz fiyatları hızla yukarı gitti.

Enerjide bir diğer yaralandığımız alan, kömür. Aylarca burada anlattım, reddedilemez yolsuzlukları anlattım. Sadece ben anlatmadım. İşte, bu, bakın, Türkiye Taşkömürü Kurumunun Sayıştay raporu. Bunlar, Türkiye Kömür İşletmelerinin Sayıştay raporları. Sayıştay bunları anlatmış, üstelik korkarak anlatmış, raporları kuşa çevirerek anlatmış. Kuşa çevirdiği raporlardaki tespitler vicdan kanatıyor.

Bakın, 30-40 liraya üretilen kömürü 200-250 liraya devlete satıyorlar. Kömür kimin? Devletin. Devletten nasıl almışlar? Yolsuzlukla. İhale yapmadan. İhale yaptıklarında da yolsuz ihaleler yaparak yandaşlara devretmişler kömür madenlerimizi. Sonra devletin devrettiği kömür madenlerinden yine ihalesiz olarak, yine ihale yapıldığında yolsuzluk yapılarak fahiş fiyatlarla kömürler alınmış ve bu yolsuz kömürleri de tutmuşlar "Fakir ailelere dağıtıyoruz." demişler. Fakir ailelere kömür dağıtılırken bu ülkede yolsuzluk yapıldı -onlarca defa anlattık- yapılmaya devam ediyor. Çünkü kömür mafyasını kıramıyorlar değerli arkadaşlar. Sonra o kömür mafyası ne oluyor? Dönüyor, işçi katili oluyor. Soma'da, Zonguldak'ta, Ermenek'te, Şırnak'ta kömür mafyaları, yarattıkları kömür mafyaları gözümüzün önünde işçi katlediyor, işçi katleden şirkete tutup yine para aktarıyorlar değerli arkadaşlar. Çürümüşlük bu boyutlara gelmiş durumda.

Toplu konut ve imar alanı çok önemli bir sektör. Bir Toplu Konut İdaresi var, yolsuzluğun kalesi hâline getirildi değerli arkadaşlar. İki yöntemleri var, ya 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na göre ihale yapacaklar ya hasılat paylaşımı. 4734 sayılı İhale Kanunu'yla ihale yaptıklarında şartname yazıyorlar. Yandaş mı? İstediği gibi yapıyor, fahiş kârlar elde ediyor. Muhalif bir iş adamı mı aldı? "Sen bu şartnameye göre nasıl bunu yapmazsın?" diyor. Bu muhalif iş adamlarını çökertiyorlar, sonra yarım kalmış projeyi tekrar ihaleye çıkarıyorlar. İşin diyelim yüzde 70'i bitmiş, rapor tutuyorlar "Yüzde 20'si bitmiş." diye, onun üzerinden fahiş kârları yandaşlarına aktarıyorlar.

Bir de hasılat paylaşımı modeli buldular, sanırsınız bunların hepsi mucit. Ya, bildiğiniz kat karşılığı inşaat sözleşmesi. Hasılat paylaşımında arsa kimin? Devletin. Binayı kim yapacak? Yandaş. Devletin payını düşürmek için kamuya ait en kıymetli arsaların fiyatlarını dörtte 1 oranına düşürüyorlar, inşaat maliyetlerini 2 katına çıkarıyorlar, sonra bir bakıyorsunuz Ataşehir'de arsa yüzde 30'la gitmiş, Ataköy'de yüzde 35'le gitmiş; bunların hepsi yüzde 70'le gitmesi gereken arsalar. Yani buradan 100 konut çıkacaksa 70'i arsa sahibine, 30'u inşaatçıya gitmesi gerekirken yandaş işlerinde nasıl oluyor? 100 daire çıkıyor 70'i yandaşa, 30'u devlete gidiyor. O 30'u da kırpıyorlar, yontuyorlar, bilmem ne yapıyorlar... TOKİ nereye geldi bugün? TOKİ batma noktasına geldi. Hakkında açılan davalar gırtlağına geldi. İnşaat maliyeti yok, vergi ödemiyor, arsa maliyeti yok, her şeyden düşürülmüş; TOKİ bugün batma noktasına geldi.

Belediyelerdeki imar uygulamaları rezalet. İstanbul'a bir bakıyorsunuz, Ankara'ya bir bakıyorsunuz rezalet; trafiğin içerisinden çıkamıyoruz. Yeşil alanların konut imarına açılması, 5 katlık yerlere yandaşsa 35 kat hak verilmesi, bunların üzerinden zengin edilmesi, sonra o yandaşların asansörlerde işçileri katlederken bunların sessiz kalması... Rezaletin bini bir paraya gelmiş. Bir kentsel dönüşüm yasası çıkardılar. Bu, yandaş adına, gariban gecekonducunun kentsel gasp yasasına döndü. Bugün İstanbul'da aynen bu şekilde uygulanıyor.

Gelelim özelleştirmeye; mafya tipi, yağma tipi, hırsız tipi özelleştirmelere. Özelleştirirken bize ne dediler? Biz dedik ki: Yapmayın, temel kamu hizmetlerini özelleştirmeyin. "Arkaik kafalar sizi, liberalizm bunu gerektiriyor." Ne diyorlardı özelleştirirken? "Hizmet kalitesi artacak, istihdam artacak, fiyatlar düşecek, rekabet artacak, dünya cennet olacak, Türkiye zengin olacak..." Hangisi oldu? Hizmet kalitesi yükseldi mi? Elektriğe, TELEKOM'a, doğal gaza bakın, elektrik arızası oluyor, üç güne gelmiyorlar. Fiyatlar düştü mü? Dünyanın en yüksek temel kamu hizmetleri fiyatlarını gelirimize göre kullanıyoruz. İstihdam arttı mı? Bakın TELEKOM'a, özelleştirilmeden önce 60-70 bin kişiyle çalışıyorlardı, bugün inmişler 25 bin kişiye. Fiyatlar düştü mü? Hangisi gerçekleşti? Siz bu ülkeyi kandırmadınız mı? Bu ülkenin millî servetini bir de yabancılara satarken bu ülkeyi dolandırmadınız mı?

Özelleştirme Kanunu diyor ki: "Bir şey özelleştirildiğinde değerleme raporunu açıklamak zorundasın. Burada tüyü bitmemiş yetimin hakkı var, değerini bil, ona göre sat." Hangisinin değerleme raporu açıklandı sayın bakanlar? TELEKOM'un değerleme raporu açıklandı mı? TEKEL'in değerleme raporu açıklandı mı? TEKEL ne kadar ediyor? Bak, TEKEL ne kadar ediyor? Bir tane alkol fabrikamız vardı. 285 milyon dolara yandaş iş adamına sattılar. Yandaş iş adamı 285 milyon dolara aldığı fabrikayı dokuz ay sonra kaça sattı? 1 milyar dolara sattı, 1 milyar dolara. Hangi ticari işte dokuz ayda 300 milyon dolar koyup 1 milyar dolar kazanıyorsunuz? Bu, devleti kazıklamaktır; bu, halkı kazıklamaktır; bu, halkı soymaktır. İhanet arıyorsanız buralarda arayın. Ondan sonra o yandaştan alan da bir buçuk yıl sonra bir yabancıya 2,5 milyar dolara sattı. Madem bu fabrika 2,5 milyar dolar ediyordu niye 300 milyon dolara sattınız? Yazık günah değil mi bu insanlara? Şimdi "Döviz bozdur." diyorsunuz. O soyan iş adamlarınız bozsun, o çalan iş adamlarınız bozsun. Gariban halk niye bozuyor?

Şimdi, TELEKOM'u sattılar. TELEKOM Türkiye'nin en yüksek vergi ödeyen kurumu. 4 milyar lira -eski parayla 4 katrilyon- brüt kârı var. TELEKOM satılırken vergi oranı neydi? Yüzde 30. 4 milyar liradan 1,2 milyar lira vergi ödemesi gerekiyordu bu TELEKOM'un. Sattılar, altı ay sonra vergi düştü yüzde 20'ye. Ya, bir senede zararı 400 trilyon maliyenin. Madem satıyorsun, ya "Vergisi aynı kalacak." de ya yüzde 20'ye düştüğünde sat. Yirmi beş yıllık gelirine sattınız bunu. 10 katrilyon para, 10 milyar zarar bu ülkeye. Yazık günah değil mi, Hariri ailesine bu gariban halkın 10 katrilyon parasını veriyorsunuz? Yazık günah değil mi? Bu TELEKOM'u satıyorsunuz, satarken dediniz mi her abone başına 20 lira sabit ücret koyacağız? 20 milyon abonesi var, 20 lira sabit ücret koyduğunuzda 400 trilyon eder; yazık günah değil mi? Böyle bir soygun yapmaya hakkınız var mı? Bunları size kimse söylemeyecek mi?

TELEKOM'u satamazdınız zaten, Anayasa'ya göre satamayacağınız için kiraladınız. Kiralanmış TELEKOM'un gayrimenkulleri gözünüzün önünde satılıyor. Nasıl sessiz kalırsınız, nasıl vicdandır bu! O, kiralanmış bir gayrimenkul. Kiralık bir evi satabiliyor musunuz ki bu TELEKOM'u alanlar getirdi arsalarını gözünüzün önünde satıyor, uyuyor mu Hazine? (CHP sıralarından alkışlar)

Arkadaşlar, Devlet Demiryolları... Öyle rezil bir şey yapıyorlar ki Devlet Demiryollarında. İhale yapıyorlar mesela 1 katrilyonluk; 20 iş kalemine 10 kat fiyat, 20 iş kalemine onda 1 fiyat. O 10 kat fiyatlı işleri bitiriyorlar, sonra "Ben yapamadım." diyor. 10 kat kâr etmiş, onda 1'e gelince yapamıyorlar; hadi bakalım ikmal ihalesine. Bir proje, 1 milyarlık proje 4 milyar liraya çıkıyor, bu yandaş iş adamlarına gidiyor. Yandaş iş adamı kim? Ankara'nın 8. Ağır Ceza Mahkemesi ve 11. Ağır Ceza Mahkemesinin Yargıtayda kesinleşmiş kararı var. "Muhafazakârım." diyorlar ya, o muhafazakâr iş adamları rüşvet olarak hayat kadınlarını bürokratlara vermiş. Ben demiyorum, mahkeme kararı diyor. Bu kadar iğrenç, bu kadar mide bulandırıcı, bu kadar yüz kızartıcı suçlar mahkeme kararına bağlanmış. O yandaş iş adamları nerede? Hâlâ kamu ihaleleri pazarlıyorlar, hâlâ kamu ihalelerini alıyorlar. Hayat kadınlarını, bu "Muhafazakârım." diyen, sadece kârını bilen bu iş adamları, muhafazakâr bürokratlara hayat kadınlarını rüşvet verecek, sonra kamu ihalelerini alacak. Ayıptır yahu! Ayıptır, günahtır, yazıktır! (CHP sıralarından alkışlar)

ŞAHİN TİN (Denizli) - Delilin var mı, bunları bu kadar...

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Yazıktır! Ayıptır! Mahkeme kararı var, hiç itiraz etmeyin.

ŞAHİN TİN (Denizli) - Bir dakika...

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Mahkeme kararı var; sorumluluk sizin, bakarsınız, öğrenirsiniz.

ŞAHİN TİN (Denizli) - Bu kadar bağırırken senin delilin var mı, baksana bir önce!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Mahkeme kararı var, Yargıtaydan kesinleşmiş, otelde görüntüleri var.

ŞAHİN TİN (Denizli) - Bence iftira atıyorsun, iftira!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Hiç boşuna itiraz etmeyin.

ŞAHİN TİN (Denizli) - İftira atıyorsun!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Açın mahkeme kararlarına bakın. Elbette ki...

ŞAHİN TİN (Denizli) - Bak bak buraya. İftira atıyorsun, bu kadar da olmaz yani!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Bak kardeşim, "İftira atıyorsun." diyenin son hâlini gördük, bence hiç girme o işlere. "Mahkeme kararı var." diyoruz, tamam mı?

ŞAHİN TİN (Denizli) - Tamam, çıkar.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Hah, mahkeme kararı var, hiç boşuna partizanlık yapma.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Mahkeme gereğini yapmış o zaman. Bunları konuşup, bir de bağıra bağıra dillendirmenin bir anlamı yok.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Geldik bunların mega projelerine. Mega proje yapıyorlar. Yahu, mega proje batık devlet projesidir normalde. Bir devlet vergi toplar, alır vergisini, gider, aslan gibi yatırımını yapar, tesisini açar, satar veya beleş verir halkına. "Mega proje" dedikleri ne? Yap-işlet-devret projesi. Parayı kendi ödemeyecek, kurdelesini kesecek, gelecek hükûmetlere çakacak maliyetini. Ne yapıyor yap-işlet-devretleriyle? Üçüncü havalimanı, üçüncü köprü, üçüncü bilmem ne...

ŞAHİN TİN (Denizli) - Karşı mısın yapılmasına, onu söyle.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Kim yapıyor? Sen yapmıyorsun, onu gelecek nesiller yapıyor. Sen kim, üçüncü havalimanı yapmak kim! Yaptığın da ortada zaten. Kot farkını indirmiş, 2 milyar doları koymuşsun. Aç Sayıştay raporuna bak, sen de milletvekilisin, ben de; yalan mı söylüyorum?

ŞAHİN TİN (Denizli) - Hayır "Karşı mısın?" diyorum, onu söyle.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - İndirmediniz mi kot farkını? Kot farkını indiriyorlar. İhaleye çıkmışlar 90 metreden, kot farkı inmiş ihaleden sonra 60 metreye. 2 milyar dolar kimin yanında, kimin cebinde? Havuzcuların cebinde. Havuzcular ne yapıyor? Oradan hakaret et muhalefete, iftira at muhalefete. Hangileri yapıyor? O sütunların, o kolonların hepsinin altında rüşvet parası var. Hani yirmi beş yıllığına kiralanacaktı bu üçüncü havalimanı? Yirmi beş yıllığına kiralanacak, yirmi beş yıl süre başlamasın diye yeri teslim etmiyorlar. Yeri teslim edilmeyen yere Sayın Tayyip Erdoğan gidiyor, temel atıyor. Yahu, yer teslimi yok. Ayıp değil mi ya? Yer teslimi yapılmayan bir projenin temeli atılır mı arkadaşlar? Temeli atılır mı? Halk bunları bilmiyor. Niye? Çünkü rüşvetçilerin eline geçmiş televizyonlar, gazeteler. Anlatamıyoruz ki. Kürsüde anlattığımız zaman bile, artık kürsüyü bile Türkiye Büyük Millet Meclisi Televizyonunu bile kapattılar.

Peki, bu ekonomik durum nereye geldi değerli arkadaşlar? Türkiye Cumhuriyeti çökertilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti sömürgeleştirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti yabancıların işgali altındadır. En stratejik sektörlerimiz, TELEKOM'dan tutun, bankalara kadar yabancılara geçmiş ve borç batağı altındayız. Al işte Kalkınma Bakanlığının rakamı, 422 milyar dolar borcumuz var. Nasıl ödeyeceğiz? Normalde TELEKOM ödeyecekti. Hani o beğenmediğiniz seksen yıllık cumhuriyet hükûmetlerinin satmadığı TELEKOM'un paralarıyla biz hazineden ödüyorduk. TELEKOM kimde? Hariri'de. Üstelik Hariri bu TELEKOM'u batırdı mı, yarın gelecek TELEKOM bunların önlerine, borçla TELEKOM'u geri almak zorunda kalacaklar; buradan uyarıyorum. 422 milyar doları nasıl ödeyecektik? TEKEL'le. Kimde? Texaco diye bir şirkete geçmiş. Bankalar kimde? Amerikan, Japon, İngilizlerde, borsanın yüzde 63'ü yabancılarda, gariban kasaplarla berberlerin dişinden tırnağından artırılanla mı 422 milyar dolar ödeyeceksiniz? Dünyada bütün fonlar geri çağırılıyor. Geçti o beleş günler. Dolar geldi 3,5 liraya; 4,5'a da gidecek, 5'e de gidecek sizin yüzünüzden. Siz Türkiye Cumhuriyeti'ni tabutlamaya çalışın. Nasıl tabutluyorsunuz? Sanki on üç yıldır çok iyi iş yaptınız, on üç yıldan sonra bir de tek başına çok iyi iş yapmaya çalışıyorsunuz. Anayasa'yı getireceksiniz de...

Arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti tabutlanıyor. Türkiye Cumhuriyeti'ndeki eğitimin sonuçları, bu ekonomik sonuçlardan daha tehlikeli; bu kadar geriye gittik. Ne yaptığınızı sanıyorsunuz? Siz bir milletin kaderini -sizi milletvekili olarak kimin yazdığını bilmiyorum, tahmin ediyorum, girmeyeceğim- buna mı vereceksiniz; yasamanın, yürütmenin, yargının yetkisini? Hangisinde iyisiniz? Yargıda dökülmüşsünüz, yürütmede boğazınıza kadar yolsuzluktasınız, yasamada bütçe görüşmesi var, 10 tane milletvekili yok. Bütün bu halkın iki bin yıllık, üç bin yıllık birikimini alacağız, bir Anayasa düzenlemesiyle bir kişiye vereceğiz, öyle mi? Sanki çok iyi iş yaptınız, bir kişiye vereceğiz.

Türkiye Cumhuriyeti'nin tabutlanmasına izin vermeyeceğiz, Türkiye Cumhuriyeti'nin vatanının bölünmesine izin vermeyeceğiz, kardeşliğimizin zarar görmesine izin vermeyeceğiz. Bu memleketi size böldürmeyeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar) İlla eşit, özgür, kardeşçe, birlikte bu vatanda yaşamayı isteyeceğiz. Yazıktır, bu memlekete bunu yapamazsınız. Şimdiye kadar yaptığınız bütün işlerde ortak duygularımızı referans gösterdiniz. Arkadaşlar, İslam dini zarar gördü, İslam dini. Şu konuşmalarıma bakın. Bakın, kimler nasıl zarar veriyorlar. Var mıdır İslam'da haram yemek, var mıdır hak yemek, var mıdır kul hakkı yemek, ayrımcılık yapmak, kem gözle bakmak, iftira atmak, haram parayla medya kurmak, muhaliflerini susturmak? Eğer kendinize çok inanıyorsanız, bırakın, eşit rekabet edelim.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin durumu çok ağırdır. Hepimiz bu milletin milletvekiliyiz. Anlıyorum, parti disiplinimiz vardır ama sizlerden ricam şu: Türkiye Cumhuriyeti iyiye gitmiyor. Ne olur, bu halkın, bu ülkenin geleceği için, hiç kimse vicdanını bir yere emanet etmesin, vicdanlarımızla ülkeyi kurtaralım.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Erdoğdu.