Konu:2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 3'üncü Tur Görüşmeleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:34
Tarih:08/12/2016


2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 2017 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı'nın Türkiye Atom Enerjisi Kurumu bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Yalnız şunu da belirtmek istiyorum. Az önce diğer bakanlıkların bütçesi görüşülürken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı buradaydı. Kendi bütçesi görüşülürken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ne hikmetse buradan kayboldu. Bunu da çok şiddetle kınıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülke olarak enerjide dışa bağımlı olmamamız için yerli ve temiz enerjiye ihtiyacımız var. Uranyum üretmeyen bir ülkeyiz. Nükleer santral, tamamen dışa bağımlı, ülke ekonomisini ve bütçeyi şimdiden zora sokacak bir seçenektir; çözüm bu değildir.

Biz Sinoplular, eğitimin kenti, kültürün kenti, turizmin başkenti olmak istiyoruz. Türkiye olarak yenilenebilir, temiz, dışa bağımlı olmayacağımız enerjiye yönelmemiz lazım. Biz Sinoplular, açık açık söylüyoruz, altını çizerek, üstüne basarak ve vurgulayarak söylüyoruz: Sinop nükleer santral istemiyor. Biz nükleer santral istemiyoruz arkadaş; var mı daha ötesi!

Değerli milletvekilleri, Sayın Enerji Bakanı doktora tezinde "Nükleer santraller çevreye ve insan sağlığına zararlıdır." diyor, sağ olsun. Bugün ise "Nükleer santral olmazsa olmazımız." diyor. Bu ne yaman çelişkidir. Eğer tezi Sayın Bakan yazdıysa Sinop için, Akkuyu için, İğneada için bir umut daha var demek ki. Zaten siyasi ömrünüz de tükeniyor. Az kaldı, bekleyin, bu iş size de kalmayacak. Bugünleri çok arayacaksınız.

Sayın milletvekilleri, Türkiye bir ekonomik kriz yaşıyor, bunu sokağa çıkarsanız görürsünüz. Krizin olup olmadığını anlamak için ekonomik göstergelere bakmaya hiç gerek yok. Sayın Başbakanın yüz ifadesine bakarsanız ekonominin durumunu anlarsınız zaten, anlamayanlara da anlatalım.

Türk lirası son on ay içinde yüzde 15 değer kaybetti. Peki, neden? Dolar durup dururken yükselmedi. Yıllarca kol kola gezdiğiniz FETÖ 15 Temmuzda darbeye kalkıştı dolar yükseldi. "OHAL" dediniz, "OHAL'e devam." dediniz dolar yükseldi. Kanun hükmünde kararnamelerle hukuku katlettiniz dolar yine yükseldi. "Ey AB!" dediniz dolar yükseldi. Dünün faiz düşmanıydınız, bugünün dolar düşmanısınız. Yarattığınız düşmanlarla kavga ediyorsunuz. Ne yazık ki faturasını kim ödüyor? Her zaman olduğu gibi masum halk ödüyor.

Bu bütçe halkın bütçesi değil, bu bütçe sarayın ve AKP'nin bütçesi. AKP tarafından dayatılan sarayın ve Hükûmetin sürekli açık veren bütçesi ne yazık ki sizin oylarınızla kabul edilecek. Alın hayrını görün.

Tarım bitti. Üreticimiz kan ağlıyor. Her yönden dışa bağımlıyız. İhracat yerine ithalatın teşvik edildiği, limanları, havaalanları, madenleri, yolları, köprüleri satılmış bir ülkenin hangi bütçesinden bahsediyoruz arkadaşlar?

Esnaf siftah yapmadan dükkân kapatıyor. Her iki kişiden biri icralık. Asgari ücretlinin, emeklinin, memurun maaşları eridi gitti. İşsizlik o biçim. Gençler gelecekten ümitsiz. Terör ocaklara ateş düşürüyor. Sınırlarımız delik deşik, giren çıkan -sınırlardan- kim belli değil. Dış politikamız bitmiş, hiçbir dost komşumuz kalmamış. Gazeteciler tutuklu. Vatandaşın sesi soluğu kesilmiş. Eğitim politikamız da sınıfta kalmış. Vatandaşın askere, polise, hâkime, savcıya, adalete, en kötüsü siz ve biz siyasetçilere güveni kalmadı ama size göre, ülkenin bunlardan daha öncelikli sorunları var. Size göre, karnı aç vatandaşlarımız biraz daha aç kalsın, sorun yok, daha sarayı başkanlık makamı yapacağız. Size göre, evsiz, yolsuz insanlarımız beklesin, daha Erdoğan'a VIP uçağı bile alamadınız. Bu kaçıncı uçak Allah'ını severseniz. Ayağında ayakkabısı olmayan, köyünden okuluna karda, buzda yayan gitmek zorunda kalan yavrularımız da beklesin çünkü sarayın çocuklarına ve torunlarına dünyalık yapacağız. Daha çok işimiz var, çok. Taşeronda çalışan işçi kardeşlerimiz de beklesin; kadro sözü verdiler, illaki tutacaklar, eğer siyasi ömürleri yeter ise? Emeklilikte yaşa takılanlar için bakan diyor ya "Takılmaya devam etsinler." Neden diyor bunu? Çünkü sarayın yapacağı daha çok iş var. Atanamayan öğretmenler, siz de bekleyeceksiniz. Arkadaşlarınız intihar etmiş kimin umurunda; bekleyeceksiniz. Emekli, işçi, memur, perişan. Başınızı yastığınıza koyduğunuzda vicdanınız rahat mı? Umarım rahat değildir. Sinop'ta çok sevdiğim Kazım Altay amcam der ki: "Sahipsiz mal yağmalanır." Ülkeyi sahipsiz buldunuz, yağmalıyorsunuz ama bu ülke sahipsiz değil. Bir gün bunların hepsinin hesabı sizden tek tek sorulacak.

Sayın milletvekilleri, gerçekten ellerinizi vicdanınıza koyarak söyleyin: Bu kadar insan bunca yolsuzluğu, bunca arsızlığı görüyor ama siz görmüyor musunuz? Cayır cayır yanan yavrularımız, madenlerde nefessiz ölen işçilerimiz, tecavüzden, tacizden koruyamadığımız çocuklarımız, kadınlarımız var. İş bulamadığımız binlerce gencimiz var. Bir de bunlardan hiç suçluluk duymayan, siz, halkına güven vermeyen AKP iktidarı var.

Yeter artık Sayın Recep Tayyip Erdoğan.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)