Konu:2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:34
Tarih:08/12/2016


2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA ALİ ÖZCAN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her gün vatan evlatlarını kaybediyoruz, şehit veriyoruz, bugün de şehitlerimiz var.

İsmet Sezgin'i kaybettik, önemli bir siyasetçiyi kaybettik. Ayrıca, çok yakınımız, hepinizin de tanıyacağı, daha doğrusu bizim partililerin tanıyacağı Ali Ütebay'ımızı kaybettik, malum hastalıktan dolayı uzun süredir sıkıntı çekiyordu. Partime büyük hizmeti olan, büyük emeği olan Ali'yi kaybettik. Ailece partiye çok büyük desteği olan bu aileye ve İsmet Sezgin'in ailesine, şehitlerimizin ailelerine başsağlığı diliyorum.

Savaşı durdurmak için, barışı getirmek için başka ne kadar bekleyeceğiz, ne zamanı bekleyeceğiz arkadaşlar?

Teknik bir konu için ben buradayım. Ama, öyle gündemler yaratıyorsunuz ki her gün üst üste, teknik konuşma yerine ağırlıklı olarak siyasi bir konuşma yapıp kısaca ulaştırmayla ilgili de konuşmak istiyorum.

Ama, Adalet ve Kalkınma Partisinin bütün milletvekillerine burada sesleniyorum, gelin, ulaştırmayı, en fazla övündüğünüz konuyu bir günün içerisinde, belki haftalarca görüşmek için burada bir gündem yaratalım, ben de bunu bir saat, iki saat, üç saat, yarım saat sizinle tartışmaya hazırım.

1986, ara seçim, Recep Tayyip Erdoğan milletvekili adayı. 1989, bizim Hüseyin Aslan'ın karşısında Beyoğlu Belediye Başkanlığını kaybetti. 1994'te Belediye Başkanı oldu, ben İl Başkanıyım. Yaşım gereği, elbette, o günlerde ağabey gibi bir tavsiyede bulundum. "Demokrasi çoğunluk değildir, demokrasi çoğulculuktur. Dörtte 1 oyla seçildiniz. Bu, seçim sisteminin yanlışlığından kaynaklanıyor. Onun için hukuku ve demokrasiyi ön plana alacaksınız. Ben İl Başkanı olarak doğru yaptığınız her işte sizin yanınızda olacağım. Eğer böyle davranırsanız, yüzde 75 dışarıda, onları da kapsayan bir itibarınız olur, gelecekteki hedeflerinize katkı sunulur." demiştim. İlk Başbakanlığında yüzde 34 aldı.

Ülkenin bugün en önemli sorunu, barıştır, huzurdur, istikrardır ve adalettir. Hukuku öne almadan demokrasiyi gerçekleştirmek mümkün değildir. Bunun için de üstünlerin hukukunu değil hukukun üstünlüğünü düşünmek mecburiyetindeyiz. Ama, bu nasıl olur? Tabii ki yargı bağımsızlığıyla olur. Peki, istiyor musunuz? İstemiyorsunuz. Yasama, yürütme, yargı; birbirinden ayrı çalışan, birbirini dengeleyen ve denetleyen bir sistemi, mekanizmayı getirmediğimiz süre içerisinde daha biz bu ekonomiyi çok konuşuruz, yolsuzlukları çok konuşuruz ve bunların sıkıntısını gelecekte çocuklarımız ve torunlarımız çeker.

Ülkemizde inancını özgürce yaşamak isteyenlere, ifade özgürlüğünü, düşüncesini rahatlıkla söyleyebilme imkânını, iklimini yaratmıyoruz. Davutoğlu Hükûmetinde cemevleriyle ilgili bir açıklamanız var, bir taahhüdünüz var "Cemevleri ibadethane olacaktır." diye. Ondan sonraki hükûmette bu tamamen kaldırıldı. Aleviler, bu memlekette vergi veriyor, askerlik yapıyor ve Türkiye Cumhuriyeti'nde demokrasiden ayrılmayan ve özgür düşüncesini rahatlıkla ifade eden bu kesim gerçekten vergisini veriyor ama vergisini bu Hükûmete de bu uygulamayı geciktirenlere de asla helal etmiyor ve etmeyecektir. Hani diyoruz ya kul hakkı yemeyelim diye, siz, sadece bir kulun değil, özgürce inancını yaşamak isteyen bu kesimin gerçekten haklarını yiyorsunuz. Bu dünyada veremediğiniz hesabı muhakkak öbür dünyada vereceksiniz.

Arkadaşlar, hâl ve gidiş kötü. Ben ilkokuldayken -benim devrem bilir- matematikten...

AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Bakan telefonla oynuyor, telefonla.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - ...iyi al, bütün derslerden iyi al ama altta hâl ve gidiş vardır, eğer zayıfsa siz sınıfı geçemezsiniz arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, bu Hükûmetin hâl ve gidişi kötüdür. "Ulaştırmayı şöyle yaptım, demir yolunu böyle yaptım, bankaları şöyle yaptım." demekle toplumdan geçer not alamazsınız, hâl ve gidişiniz kötü. Derhâl gereğini yerine getirin, ama derhâl.

Şimdi, ekonomi dipte, turizm yok, tekstil yok -ben bir iş adamı gibi konuşuyorum şimdi- ihracat yok, ihracat ile ithalat arasında makas açılmış vaziyette. Cari açık -işte rakamlarla Aykut söyledi- had safhada. Konuştukça doları, 10 kuruş, 10 kuruş, 4 liraya getirdiniz. Ya, bir susun! Bir susun, dolar insin bari, hiç olmazsa! (CHP sıralarından alkışlar) Doları Türk parasına çevirmekle olmaz! Olmaz!

İçte ve dışta gencecik vatan evlatlarımız ölüyor, şehit oluyor. Şehit olmak iyi bir mertebedir ama niye fakir fukara çocukları şehit oluyor da -biraz önce Aykut'un dediği gibi- gelirin çoğu yüzde 1'de, azı da yüzde 99'yken...

Dolayısıyla, şu, Kamu İhale Kurumunun yasası. Ben bunu verdim ve bekliyorum, hâlâ bekliyorum. Niye buna cevap verilmiyor? Eğer bunu yaparsanız yolsuzluğu gerçekten bitirmiş olursunuz. Siyasetçi-iş adamı-bürokrat arasındaki ilişkiyi çözerseniz bunu halledersiniz.

Gelelim denizciliğe... "Türk sahipli filo" ne demektir? Koster Yenileme Projesi nedir? Betona verdiğiniz ve çimentoya verdiğiniz değeri, gelin, denize verin, insanlara verin. Türkiye gerçekten büyük bir çıkmaz içerisinde. Dünyayı uçurmak bizim neyimize? Şimdi, 40 tane, 50 tane uçağı hangara çektiniz, 78 milyon liraya gidip özel VIP uçağı alıyorsunuz. Yetmiyor mu bu kadar uçak size? Nedir bu israf? Nedir bu kadar ihtiras? Lütfen bundan vazgeçin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Eğer doğru dürüst bir kanun çıkarırsak, bunu, bu kanunu çıkarırsak gerçekten bu işi ahlaklı yapanlar ve kamu yararını düşünen firmalar da bu işlerden yararlanır. Osmangazi, üçüncü köprü, üçüncü havaalanı, Avrasya; uygun bedelle, Hazine garantisiyle ve ihale koşulları hakikaten adil bir şekildeyse, çevre ve doğayı dikkate alıyorsa buna kim itiraz edebilir? Hiç kimse itiraz edemez.

BAŞKAN - Sayın Özcan, teşekkür ederim.

Konuşma süreniz bitti efendim.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Bitti mi efendim?

BAŞKAN - Çok teşekkür ederim.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Burada ben bir örnek verecektim Sayın Başkan, sadece size söyleyeyim, Başkana söyleyeyim, burası anlarsa eğer onlar da anlasın.

Eğitimde de, kalkınmada da Kore bizden sonra başladı; Kore bizden eğitimde de, ihracatta da, her şeyde önde. Bunun nedenlerini araştırmadan siz asla Türkiye'de kalkınmadan, büyük Türkiye hedefinden bahsedemezsiniz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özcan.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Milletvekillerini yargılamadan asla hapishaneye gönderemezsiniz. Cumhuriyet Halk Partili veya suçüstü yakalanmış bir Adalet ve Kalkınma Partili FETÖ'den eğer yargılanmadan hapishaneye gönderilseydi ne yaparsanız, bugün orada, hapishanede olan bütün milletvekillerine aynı durumu sergilemek zorundayız. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)