Konu:2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 3'üncü Tur Görüşmeleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:34
Tarih:08/12/2016


2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Parlamentonun temeliyle ilgili bir kanunu, bütçe kanunu tasarısını görüşüyoruz. Allah aşkına bakın, iktidar grubunda 315 milletvekiliniz var, toplamda 15-20 milletvekili...

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Aykut Bey, her daim böyledir bu ya, devamlı böyledir. Sen de biliyorsun bu işi ya, siz de biliyorsunuz bu işi ya, bırak ya!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Olmaz, olmaz; iktidar sorumluluğu, burada olacaksınız, bu ülkenin bütçesi bu.

Sayın Başkan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve SPK gibi makroekonominin en önemli iki kurumu hakkında konuşacağım. Bunlar makroekonominin kale kuruluşları. Personeli mahvedildi zaten; kıdem, liyakat ilkesi bozuldu. O on beş yıl boyunca kıdem, liyakat ilkesini bozarak yerleştirdiklerinize daha sonra "terörist" dediniz, sokağa attınız ve bu kurumlar çökertildi.

Şimdi, gelin -bir ekonomik krizin eşiğindeyiz, tarihin en büyük ekonomik krizinin eşiğindeyiz- beraber millî muhasebemize bir bakalım; durumumuz nedir, onu bir görelim arkadaşlar. Millî muhasebemiz şu evrakta, Merkez Bankası tarafından yayımlanan şu uluslararası yatırım pozisyonu tablosunda görülüyor. İktidara gelmişsiniz. İktidara geldiğinizde bizim diğer uluslar nezdinde 62 milyar dolar varlığımız varmış ve siz geldiğinizde 147 milyar dolar da yükümlülüğümüz, bir tür borcumuz varmış ve net olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin diğer uluslara toplamda 85 milyar dolar bir yükümlülüğü, bir borcu varmış. Siz iktidara gelmişsiniz, on üç yıl sonra -2016 yılı için söylüyorum- toplam varlığımız 221 milyar dolar. Bunun içinde anlata anlata bitiremediğiniz o 120 milyar dolarlık rezervimiz de var. Toplam varlığımız 221 milyar dolar. Peki, toplam yükümlülüğümüz ne olmuş? 611 milyar dolara çıkmış değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin dünyanın bütün uluslarına borcu 611 milyar dolar. Varlıklarımızdan düştüğümüzde, şu an itibarıyla bizim diğer uluslara ne kadar yükümlülüğümüz var? 390 milyar dolar. Türkiye Cumhuriyeti'nin, diğer uluslara 390 milyar dolar borcu var ve her sene de 60-70 milyar dolar ek borç yapıyoruz şu sefalet hâlinde bu ülkenin. 60-70 milyar dolar da her sene üzerine borç geliyor.

Peki, bu 611 milyar dolarlık yükümlülük nasıl oluşmuş? Gırtlağımıza kadar borçlandırmışlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin yurttaşları gırtlağına kadar borçlandırılmış. Bu yetmemiş, millî ve stratejik kurumlarımızın en önemlileri yabancılara satılmış. TELEKOM yabancılara satılmış, TEKEL yabancılara satılmış, havalimanları yabancılara satılmış, bankalar, sigorta şirketleri yabancılara satılmış, toplam 167 milyar dolar büyüklüğündeki borsamızın yüzde 63'ü yabancılara geçmiş değerli arkadaşlar. İşte, bu durum, Türkiye'nin gizli bir işgal altında olduğunu göstermektedir. Türkiye Cumhuriyeti, ne yazık ki AKP döneminde artan oranda yarı sömürge hâle getirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin en çok gelir getiren kuruluşları şu an itibarıyla yabancıların eline geçmiştir ve bu ülke 611 milyar dolarlık bir yükümlülük altındadır değerli arkadaşlar.

Peki, bu 611 milyar dolarlık yükümlülükte yurt içinde ne olmuş? Gelelim, bütçesinin üzerinde konuştuğumuz bankalar nasıl bir hâle gelmiş değerli arkadaşlar? Bu bankalar, on üç yıl boyunca, Türkiye Cumhuriyeti'nden 1 trilyon 69 milyar lira -yeni parayla söylüyorum, eski parayla 10 üzeri rakamlarla ifade edilir- faiz almışlar. 1 trilyon 69 milyar lira, bizim millî gelirimizin kabaca yarısı demek. Üstelik hangi dönemde almışlar? Dünyada fonların arttığı, faizlerin sıfıra yakın olduğu bir dönemde, on üç yıl boyunca, bu halkın bankalara ödediği toplam faiz 1 trilyon 69 milyar lira. Bu 1 trilyon 69 milyarın üzerine diğer gelirler de var.

Peki, yabancıların eline geçmiş -yaklaşık yüzde 45-50 oranında, borsa dâhil- bu bankalar elde ettikleri geliri ne yapmış? Bütün bu geliri kim yaptı? O bankada çalışan bizim yurttaşlarımız; veznedarı, uzmanı, müfettişi, banka görevlisi. Bunlara ne kadar vermişler? Bütün personel giderleri olarak -onda 1- 136 milyar lira verilmiş. 451 milyar lirası mevduat sahiplerine verilmiş ki o mevduat sahiplerinin de halkımız olmadığını az sonra anlatacağım. 57 milyar lirasını vergi olarak vermişler ve bu bankalar on üç yılda 218 milyar lira bu ülkeden para kazanmışlar. Hani diyorlar ya "kişi başına millî gelir" diye. Kişi başına millî gelir yok, bazı kişilerin millî geliri var. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, geliyoruz, peki, bu vahşi kapitalist düzen bu ülkede ne yapmış? Bizim elimizdeki bu ülkedeki gelir ve servet dağılımını görebileceğimiz tek sağlıklı tablo BDDK verilerinden çıkıyor. BDDK'nın mevduat verilerine bakıyoruz, Türkiye'de 1,3 trilyon lira toplamda bir mevduat var. Kimin bu mevduat, halkın mı? Hayır. 1 milyon ve üzeri hesaplar var yani milyonerler var. Bu milyonerlerin Türkiye'deki toplam mevduatı 714 milyar lira yani Türkiye'deki mevduatın yüzde 52'si yaklaşık 30 bin hesapta. Bunu konsolide eder, şahsa indirirseniz 7.500-8.000 kişi. Türkiye'de yaşayan binde 1'lik mutlu azınlık, bunların kamu kaynaklarından yarattığı o mutlu azınlık Türkiye'deki mevduatın yani servetin yüzde 52'sine sahip. Peki, Türkiye'deki fakir halkın yani sıfır ile 10 bin lira arasında bankada hesabı bulunan bizim halkımızın, gerçek halkımızın, vergi ödeyen bu masum insanların mevduat içindeki toplam değeri ne kadar biliyor musunuz? 45 milyar lira yani yüzde 3'ü. Servetimizin yüzde 52'sini binde 1'in eline geçirdiler, kurdukları din soslu vahşi kapitalizmle bunu yaptılar değerli arkadaşlar. Bu ülkeyi öyle bir noktaya getirdiler ki zenginlerin zenginliği artarken fakirlerin fakirliği artıyor. Bunun adı çürümüş düzendir.

Biz bu çürümüş düzeni nerede görüyoruz? Biz bu çürümüş düzeni Soma'da görüyoruz. Soma'ya gittim. Kardeşini kaybetmiş bir çiftçi var, "Vekilim, biz madenci değiliz, biz çiftçiyiz. Mazot fiyatları, gübre fiyatları, tohum fiyatları o kadar arttı ki çiftçilik yapamaz hâle geldik. En son tavuklarımız vardı, 'kuş gribi' dediler, tavuklarımızı da elimizden aldılar. Aç kaldık, madene indik." dedi. İşte bu vahşi kapitalist düzenle aç bırakılanlar o madende öldü.

Geldik Aladağ'a. Küçücük kız çocukları, yavrular yanarak öldüler. Yanarak öldüler, Sayın Bakanlar, şu vahşi kapitalist düzen yüzünden. Kızın anası konuşuyor, diyor ki: "Benim çocuğumun resmi yok. 4 çocuğum vardı, 3'ü öldü, bu da gitti, yangında gitti, fakirlikten verdik." Niye fakirlikten verdi? Yurt yapmadınız. Niye fakirlikten öldü? Okul yapmadınız. Ne yaptınız o paraları? Yabancı bankalara, yabancı sigorta şirketlerine, götürdünüz, o yabancılara millî sermayemizi, millî servetimizi peşkeş çektiniz. Bugün gelmişsiniz, halka diyorsunuz ki: "Döviz satın." Bunu yaparken aklınız neredeydi? Hani yerli ve millîydiniz? Niye Türkiye Cumhuriyeti'nin millî servetini yabancıların eline geçirdiniz? (CHP sıralarından alkışlar) Bugün gariban insanlar döviz satıyor. Bilsek ki bu ülkenin millî ekonomisini kurtaracağız, gerçek yurtseverler, gerçek vatanseverler olarak evimizi, arabamızı satmaya, hayatımızı vermeye hazırız ama size güven olmaz çünkü siz vahşi kapitalizmin iş birlikçisisiniz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)