Konu:2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 1'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:32
Tarih:06/12/2016


2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 1'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - Biraz daha gelemesem ben de alınganlık göstereceğim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Doğru, haklısınız. Katılırdım size.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - "Biz gazeteciyiz. Cezaevinde olmamız bu gerçeği değiştirmez. İçeride de gazetecilik yapmaya devam ediyoruz. İçeride de bu haftanın konusu Adana Aladağ'da kaybettiğimiz çocuklarımızdı. Büyük bir facia yaşanıyor. 12 çocuğumuz ölüyor, 24 çocuğumuz yaralanıyor ve yaralı çocuklarımız iyileşmek için yattıkları yataklarında üşüyor. Televizyondaki görüntülerden de anlaşılıyor ki o evleri ısıtmayı dahi beceremiyoruz. Çocuklar başlarında bereyle yatıyor çünkü üşüyorlar. Basın bunları dile getirmek için var.

Cezaevindeki gazeteciler olarak bizi soruyorsunuz. Bizim, Cumhuriyet gazetesi mensuplarının durumu özel değil. Özel bir isteğimiz de yok. Bugün, düşünceyi ifade etme özgürlüğünü kullandığı için cezaevinde olan herkes, tüm yazarlar, tüm gazeteciler özgürlüğüne kavuşana dek sorun hepimizin sorunudur. Tutuklu gazeteciler özgür değilken hiçbirimiz özgür değiliz.

Silivri'den sevgi ve selamlar."

Değerli milletvekilleri, az önce okuduğum bu sözleri, bir süre önce asılsız suçlamalarla tutuklanan Cumhuriyet Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu içerideki tüm gazeteciler adına yazdı. Mesleğini yapması engellenen Sabuncu mektubunda kişisel durumdan daha çok basının içine düşürüldüğü hâli vurguladı. Evet, gerçekten de medyamız iktidar tarafından bir kıskaca alınmış durumda.

Bakın, gazeteci yazar Aslı Erdoğan Türk Ceza Kanunu'na göre yazılan çizilen hiçbir haberde sorumluluğu olmamasına rağmen aylardır cezaevinde tutuluyor. Aslı Erdoğan tam 3 kez cezaevinden doktora götürülüyor ve götürülmesi sırasında ellerine kelepçe vuruluyor ama bu işkenceye rağmen doktorla görüştürülmüyor. Ve Aslı Erdoğan -işte bu raporda da gördüğünüz üzere- şu anda felç olma riskiyle karşı karşıya.

Ben bu raporu büyüterek gösterdim. Sayın Bakan gibi, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın elinde tutup tutmadığı belli olmayan dekont gibi gösterip çekmiyorum. İşte burada gerçekler yazıyor. (CHP sıralarından alkışlar) Tüm gerçekler burada yazıyor.

ABDURRAHMAN ÖZ (Aydın) - Islak imzası nerede, ıslak imzası?

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) - Aferin sana! Çok iyi yaptın, aferin!

BARIŞ YARKADAŞ (Devamla) - Keza cezaevine atılan birçok gazeteci de Aslı Erdoğan'la aynı sorunları yaşıyor.

Atilla Taş attığı bir "tweet" yüzünden tam yüz yirmi gündür sorgusuz sualsiz, iddianamesiz yatıyor. Tutuklu yargılama âdeta bir cezalandırma yöntemine dönüşüyor.

Bakın, biz gazeteciler her türlü baskıya rağmen mesleğimizi severek yaparız. Mesleğimizi icra ederken Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün bize verdiği bu basın kartını bir belge olarak taşırız. Bu basın kartı bizim kamu adına soru sorma yetkimizi gösteren bir karttır. Burada fotoğrafımız, adımız, çalıştığımız kurum yazar. Ama bu basın kartı AKP iktidarının baskıları yüzünden şimdi değişti ve bu hâle geldi. Şimdi artık basın kartlarında gazetecilerin isimleri, çalıştıkları kurumlar yazmıyor. 173 medya kuruluşunun kapatıldığı, 142 gazetecinin tutuklandığı, 800 basın kartının iptal edildiği ve olağanüstü hâlden sonra 3 bin gazetecinin daha işsiz kaldığı burada da gördüğünüz üzere yazıyor.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) - Suç işleyenin mesleği ne zamandan beri önemli hâle geldi?

BARIŞ YARKADAŞ (Devamla) - Tabii, sadece basına yönelik baskılar bununla sınırlı değil. Az önce Veli Ağbaba Sözcü gazetesinden bahsetti. Sözcü gazetesi AKP'yi desteklemediği için TOKİ'nin ve diğer kurumların, kamu kurumlarının reklamlarını sizin de gördüğünüz üzere artık alamıyor. Sözcü gazetesinin, BirGün'ün, Evrensel'in, Yeni Çağ'ın, Cumhuriyet'in hayat damarı reklam baskısıyla, kamu baskısıyla kesilmeye çalışılıyor.

AKP iktidarının yaptıkları kuşkusuz bunlarla sınırlı değil. Grup Yorum elemanlarının tamamı geçen gün tutuklandı. Mahkeme bununla da yetinmedi, Grup Yorum elemanlarının çalışma yaptığı İdil Kültür Merkezinde parayla boya yapan çalışanlar da ev hapsine tabi tutuldu. Şu anda o 3 kişi de ev hapsiyle baş başa kalmış durumda.

AKP'nin her icraatı demokrasiyi katlediyor. Bu tutumun yarattığı siyasal kriz hepimizi büyük bir ekonomik krize sürüklüyor. AKP iktidarı demokrasiyi katletmekten vazgeçmedikçe halkın cebindeki 3-5 doları bozdurarak bu sorunu çözemeyecektir. Ekonomik krizden çıkmanın yolu yeniden demokrasiye, hukuka ve adalete dönmektir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)