Konu:2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 1'inci Tur Görüşmeleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:32
Tarih:06/12/2016


2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 1'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA LALE KARABIYIK (Bursa) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Plan ve Bütçe Komisyonunda sayın bakanlar bize sunum yaparken her zaman çok pespembe bir tablo çizdiler, tablo güzel de içindeki veriler gerçek değildi. Biz ise gerçekleri söylemeye çalıştık ama aldığımız karşılık şuydu: "Siz sandıktan çıkan sonuca bakın." Böyle geçiştirildik ancak konu saptırılırsa vatandaşı böyle kandırmak da doğru değil.

Şimdi, sadece bakanlar değil pembe tablo çizen. Merkez Bankası yılda 2 kez Finansal İstikrar Raporu açıklıyor ve bu son raporunda öyle bir pembe tablo çizmiş ki bütün sorun dünyada FED'de, FED'in faiz artırma beklentisinde. Peki, başka nerede? Trump'tan beklenen ekonomik politikaların riski artırdığı yönünde birtakım riskler var. Peki, Türkiye'de hiçbir sorun yok mu? Hayır, yok. Bir ayrışma yok mu? Hayır, yok. Türkiye dışındaki benzeri ülkeler için kötü bir manzara çiziliyor, tablo kötü ama Türkiye için pespembe bir tablo. Bakın, şu cümleleri size okumak isterim. Finansal İstikrar Raporu'nda diyor ki Türkiye için: "Küresel tahvil piyasasındaki olumsuz gelişmeler Türkiye'ye yansımayacak -Merkez Bankasının raporu bu- bankalar dışarıdan borç bulmakta hiç zorlanmayacak, tahsili gecikmiş alacaklar çok makul düzeyde, reel sektör borçlu... Ama olsun, borçların çoğu zaten uzun vadeli. "Cari açık düşmeye devam edecek." Başka bir cümle okuyayım size: "Türkiye'nin risk primi de düşmekte."

Sayın vekiller, bu nasıl bir pembe tablodur Merkez Bankasının çizdiği? Bu nasıl bir kendini kandırmaktır, aldatmacadır? Evet, şunu biliyorum: Merkez Bankası özerk değil, rahat konuşamaz ama lütfen siz, sizler vatandaşı kandırmayınız. Türkiye gelişmekte olan diğer ülkeler gibi dolara karşı değer kaybetti, evet ama Türkiye'nin değer kaydı diğer ülkelerininkinin tam 2 katıdır. Bu aradaki farkı nasıl açıklayacaksınız vatandaşa? "Siyasi kriz var." desenize. "Siyasi krizin ekonomiye yansımasıdır bu." diyebiliyor musunuz? Bu gerçekleri anlatabiliyor musunuz? "Bu gerçekler varken biz başkanlık sistemi telaşına düştük." diyebiliyor musunuz sayın vekiller?

Türkiye'nin döviz yükümlülüğü maalesef 610 milyar dolar, döviz varlığımız 220 milyar dolar. Peki, başka bir gerçeğimiz işte bu aradaki fark kadar 390 milyar dolar döviz açığımızın olduğu. Yılbaşında kur 2,92'ydi ve bu durumda 1 trilyon 138 milyar liraydı, bu döviz açığının TL karşılığı. Ne oldu dolar? 3,47. Şimdi ne? 1 trilyon 350 milyar lira. Ee, bu risk değildir de nedir acaba soruyorum?

Sayın vekiller, Türkiye, cari açık vererek büyüyor. Tasarruflarını artıramıyor, borçlanarak kaynak sağlamaya çalışıyor; borçlanarak sağladığı kaynağı ise üretimde kullanamıyor, tüketimle büyüyor zaten. Bakın, lafa gelince "Türkiye'nin borcunu on dört yıllık dönemde azalttık." diyorsunuz. Peki, bakın, 2002'de Türkiye'nin brüt dış borç stokunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 56,2'ymiş. Bu arada birkaç sene 37'lere düşürmüşsünüz, son beş yılda artışa geçmiş ve şu anda Türkiye'nin brüt dış borç stokunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 59,5. Yani 56,2'den devralmışsınız 59,5'e çıkartmışsınız, kutluyorum. Kamu borç stokunu ne yaptınız? 2002'den bu zamana kadar 2'ye katladınız. Özel sektörün dış borcu ne oldu peki? İç ve dış borç olarak 7,5 kat daha arttı sayenizde.

Sayın vekiller, Türkiye'nin 167,8 milyar dolar kısa vadede ödemesi gereken borcu var, yıllık dış finansman ihtiyacı da 200 milyar dolar. Yani, cari açıkla büyüme modelinde devletin, özel sektörün ve hane halkının borçlarını da artırmış durumdasınız. Ailelerin 167,1 milyar lira sadece ihtiyaç kredisi, bakın, sadece ihtiyaç kredisi var. Eğer bu borçların geri ödemesinde bir sorun yaşanırsa değerli vekiller, bankalar bundan etkilenmeyecek mi, bu önemli bir risk değil midir sizce? İşte, cari açık vererek ve borçlanarak finanse ettiğiniz büyüme modelinde devraldığınız yüzde 8,4 işsizlik de şu anda 11,3; bunu da kutluyorum! 2015 yılından bu yana da Türkiye hem bütçe açığı veriyor hem de cari açık vererek gidiyor. Tasarruf oranlarını da indirdiğiniz yerler: 2002'de 18,6'da aldınız, 2016'da yüzde 13,5'e düşürdünüz tasarruf açığını. Dünya ortalaması nasıl mı? 25,4; gelişmekte olan ülkeler 31,2; Asya yüzde 41'lerde; Avrupa 17'lerde en kötü olmasına rağmen ama siz yüzde 13,5'e maalesef düşürdünüz. Umutlar büyüme için dış kaynağa ve yabancı sermayeye bağlanıyor ama sermaye girişi yıllık 50 milyar dolardan 20 milyar dolara geriledi çünkü güveni azalttınız, para gelmiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LALE KARABIYIK (Devamla) - Değerli vekiller, bu gerçekleri lütfen görmezden gelmeyiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ediyorum.