Konu:2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 1'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:32
Tarih:06/12/2016


2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 1'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AK PARTİ GRUBU ADINA HASAN TURAN (İstanbul) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 2017 bütçe tasarısı görüşmelerinde grubum adına Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, sürekli değişen bir dünyada yaşıyoruz. Fakat, bundan çok değil, on beş yirmi yıl öncesine göre oldukça farklı bir hayat akışı var. Bugünkü dünyanın tanımlanmasında belki de ilk kelime, medya ve basın-yayındır. Bugün siyaset, sadece bir yönetim kavramı olmaktan çıkmış ve bir iletişim süreci olarak her kesimin, öyle ya da böyle, katılımını ihtiva eden karşılıklı bir diyalog çerçevesine dönüşmüştür; kamuoyu olmaksızın siyaseti, medya olmaksızın ise kamuoyunu tanımlamak zorlaşmıştır. Böyle bir tablo içinde medya sahasını mümkün olduğunca etkili ve güçlü hâle getirmek, sadece yurt içinde değil, uluslararası platformlarda da söz sahibi bir ülke olmanın anahtarıdır.

Bu noktada, Hükûmet olarak, iktidar ve muhalefet bakış açılarının, her türlü tezlerinin dile getirilmesine imkân sağlayan bir mevzuat, AB uyum süreci çerçevesinde teşri edilmiş ve yürürlüğe konmuştur. Yine, çağın gereği bütün yatırımlar, uydusundan her türlü teknolojik altyapısına kadar gerçekleştirilmeye devam etmektedir. Bir zamanlar Türkiye'nin tek tip hayat tarzından, fiiliyata geçirdiğimiz politikalarla, nasıl çok sesli bir topluma doğru evrildiğini ve basın-yayın fikir özgürlüğü, fikir özgürlüğüne taalluk etmediği hâlde medya yoluyla işlenen suçları ve bunlara verilecek cezaları nasıl insani kriterlere göre düzenlediğimizi milletimiz yakinen biliyor.

Örneğin TCK'nın meşhur maddelerinden dolayı bütün bir milletin baskı ve sansürün âlâsını yaşadığını, güneydoğudaki kardeşlerimizin kendi dilini konuşmasının nasıl suç sayıldığını, bırakın fikir hürriyetini, bu insanların kendi çocuklarına bile konuştukları lisanda bir isim bile veremedikleri günler çok gerilerde kaldı ancak maalesef, şimdi, bütün bunları inkâr eden bir kesim var. Türkiye'de basın özgürlüğü ve demokrasi olmadığını, gazetecilerin hapse atıldığını söyleyen Batı dünyasıyla birlikte ülkemizdeki devşirme zihinler de aynı teraneleri tekrarlayıp duruyorlar. Bu güruh, tekdüze ve ezberci yaklaşımlarıyla Batı'daki demokrasiyi örnek gösterirken ülkemizdeki olumlu gelişmelere ise gözlerini kapatmaya devam ediyor fakat onlar görmese de AK PARTİ iktidarıyla birlikte darbe rejimlerinin kalıntıları temizlenmiş, vesayetin yerini millî irade almış, kişisel hak ve özgürlükler genişletilmiş, faili meçhuller, işkence, mafya, tarihin tozlu yaprakları arasına karışmıştır; Türk medyası, ilk kez, gerçekten, çoğulcu ve demokratik bir görüntü vermeye başlamıştır.

Şunu önemle vurgulamak istiyorum: AK PARTİ iktidarında Türkiye'de hiç kimse salt gazetecilik yapmasından dolayı tutuklanmamış, gözaltına alınmamıştır. Üstat Cemil Meriç'in deyimiyle "Vatan haininden aydın olmaz." "Gazeteci" sıfatıyla anılmak, hiç kimseye terör faaliyetinde bulunma yahut devlet sırlarını yayma gibi suçları işleme özgürlüğünü vermez.

Kendimize şu soruyu soralım: Batılı demokrasilerde sınırsız basın özgürlüğü var mı; gazeteciler, medya çalışanları sınırsız bir özgürlüğe sahip mi? İngiltere, Fransa, Almanya, İsveç, ABD ve daha birçok ülke, bağımsızlığını ve güvenliğini sağlamak adına medyaya yasa düzeyinde birçok kısıtlama getirdiği gibi, medya mensupları mevzuat dışına çıktıklarında polis tarafından çeşitli şekillerde tartaklanıyor, mesleki materyallerine el konulup gözaltına alınıyorlar. Böyleyken, Batılı parlamenterler veya gazetecilerden bayrağımıza sarılıp uyuyanı, devlet başkanlarımızın karşısında yakasını ilikleyip ülkesini şikâyet edeni gördünüz mü? Peki, o zaman, Avrupa'yı, ABD'yi bu yönüyle de örnek almak gerekmez mi? Sonuç olarak, vatanını yaşanmaz bulanlar, aslında, vatanını yaşanmaz kılanlardır.

Ancak, kim ne yaparsa yapsın bize durmak yok. Milletimiz ve ülkemize dev gibi eserler bırakmak için karıncalar gibi çalışmaya devam edeceğiz.

Bu vesileyle, 2017 yılı bütçemizin hayırlı olmasını diliyor, yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)