Konu:2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı ilk görüşmesi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:31
Tarih:05/12/2016


2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı ilk görüşmesi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi ve ekranları başında bizleri izleyen değerli vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Bugün 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine başlıyoruz. Yoğun ve özverili çalışmalar sonucunda bu tasarıların Genel Kurula getirilmesinde emeği geçen Plan ve Bütçe Komisyonun değerli Başkan ve üyelerine, bakan arkadaşlarıma ve kamu idarelerinin temsilcilerine teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama öncelikle küresel ekonomiye ilişkin genel trendler ve son dönemde ortaya çıkan gelişmeler hakkında genel bir değerlendirme yaparak başlamak istiyorum. Global ekonomik kriz sonrası dönemde küresel ekonomide uzun süreli bir yavaşlama olgusu ortaya çıkmış, küresel ve bölgesel ekonomi politikalarındaysa önemli değişiklikler ve yeni trendler ortaya çıkmıştır. Küresel kriz sonrası dönem "düşük büyüme tuzağı" olarak adlandırılan yeni bir sürece işaret etmektedir. Global ekonominin genelinde, beklenilenin altında büyüme oranları, zayıf seyreden global talep, düşük seviyelerde gerçekleşen özel sektör yatırımları, yüksek borçluluk, kırılgan bankacılık sistemi, azalan verimlilik, tarife dışı engeller başta olmak üzere artan korumacılık yaygın bir şekilde görülmektedir. Bölgesel ve küresel jeopolitik çatışma veya gerginlikler, artan göç ve mülteci sorunu, yabancı düşmanlığı, artan milliyetçilik, bölgesel birliklerin ve bölgesel iş birliklerinin geleceğine ilişkin ortaya çıkan belirsizlikler global ekonomideki kırılganlıkları derinleştiren, yaygınlaştıran faktörler olarak ön plana çıkmaktadır. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde artış gösteren gelir dağılımındaki bozulma, artan yaşlılık ve buna bağlı olarak sağlık ve sosyal güvenlik sistemlerinin sürdürülebilirliğine ilişkin kaygılar, teknolojik ilerlemedeki yavaşlama ve diğer sosyoekonomik dinamikler de global ekonominin geleceğine ilişkin kaygıları artırmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; küresel ölçekte büyümenin hızlanması ve ekonomik canlanmanın sağlanması amacıyla uygulanan genişlemeci para politikalarının tek başına yeterli ve sürdürülebilir olmadığı yönündeki kanaatler yaygınlaşmaktadır. Büyümenin kalıcı bir şekilde desteklenmesi kapsamında, özellikle mali alana sahip ülkelerin genişlemeci maliye politikası seçeneğini daha fazla kullanması gerektiği hususu da ön plana çıkmaktadır. Finansman maliyetlerinin tarihî düşük seviyelerde devam ettiği bu süreçte, özellikle verimlilik ve talep artışını da destekleyecek kamu altyapı harcamaları ile eğitim, sağlık, araştırma ve geliştirme harcamalarına ağırlık veren kamu maliyesi politikaları birer birer devreye sokulmaktadır. Bazı ülkeler harcamaların ve vergi gelirlerinin kompozisyonunu değiştirerek büyümeyi ve gelir dağılımını destekleyecek maliye politikalarını gündemine almıştır. Başta Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere olmak üzere İtalya, Macaristan, Güney Kore gibi birçok ülke rekabet gücünü artırmak için dolaysız vergi oranlarını düşürme, altyapı harcamalarını artırma programları açıklamıştır.

Diğer taraftan, büyüme oranlarının yukarıya çekilmesi için yapısal reformlara da ağırlık ve hız verilmesi gerektiği de bilinmektedir. Global ekonomide potansiyel büyümeyi yukarıya çekebilmek için uluslararası ticaret ve yatırımın canlandırılması, istihdam reformları, inovasyonun teşviki, altyapının iyileştirilmesi, finansal reformların ve kapsayıcı kalkınmanın desteklenmesi de önem kazanmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; küresel ekonomi, 2016 yılına finansal dalgalanmaların artış gösterdiği bir trendle girmekle birlikte sonraki aylarda nispeten sakin bir seyir izlemiştir. Bu dönemde, Avrupa ve Japonya Merkez Bankasının genişlemeci para politikasına devam etmesi, küresel likidite ve risk iştahını artırarak, uluslararası yatırımcıların gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy akımlarını da desteklemiştir. İngiltere'deki referandum sonucu olumsuz karşılanmakla birlikte piyasalar üzerindeki etkisi kısa sürmüştür. Amerika Birleşik Devletleri'nde Trump'ın seçimi kazanması, sadece ABD ekonomisinin geleceğine ilişkin beklentileri değiştirmemiş, ayrıca global ekonomi ve finans piyasalarına ilişkin belirsizlikleri de önemli ölçüde artırmıştır. Bu belirsizlik sonucu dolar, gelişmiş ve gelişmekte olan ülke para birimlerine karşı önemli derecede değer kazanırken sabit getirili menkul kıymetlerin getirileri de hızla yükselmiştir. Gelişmekte olan ülkelerden sert sermaye çıkışları gözlemlenmektedir. Amerika Birleşik Devletleri ekonomisinde genişlemeci maliye politikalarının öne çıkacağı görüşünün kuvvetlenmesi enflasyon beklentilerini de artırırken tahvil faizleri üzerinde de yukarı yönlü baskı oluşturmuştur. ABD'de, tahvil faizlerindeki artışın ve küresel belirsizliğin yoğunlaşması sonucu gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelen talepte de düşüş yaşanmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerin tahvil piyasalarında likidite düşerken faiz oranları da sert bir şekilde yükselmektedir.

Tüm bu gelişmelerin etkisi altında 2016 yılında küresel büyümenin yüzde 3,1 seviyesinde kalması beklenmektedir. Hatta gerçekleşmenin bu oranın da altında kalma ihtimali bulunmaktadır. 2016 yılı küresel kriz sonrası dönem de global büyüme oranının en düşük olduğu yıl olacaktır. Zayıf küresel ticaret, düşük oranda artan global talep, düşük emtia fiyatları, finansal piyasalardaki kırılganlıklar ve artan jeopolitik gerginlikler düşük büyümenin temel nedenlerini oluşturmaktadır. 2017 yılında ise global büyümenin yüzde 3,4'e çıkması beklenmektedir. ABD'de uygulamaya konulması beklenen genişletici maliye politikası, Çin'in büyümeyi destekleyici uygulamaları ve emtia ihracatçısı ülkelerde görülmesi beklenen iyileşme, küresel büyümeyi 2017 yılında desteklemektedir. Son dönemde PMI endekslerindeki artış da 2017 yılında büyüme öngörülerinin yukarı yönlü olduğuna işaret etmektedir. Öte yandan, ABD'de faizlerin beklenenden daha hızlı artma riski, küresel ticarette artan korumacılık eğilimi, finansal sektördeki sorunlar, yüksek borçluluk oranları, jeopolitik gerginlikler ve siyasal sorunlar da ve bunların üzerinden oluşturulan belirsizlik de büyüme üzerinde 2017 yılı bakımından riskleri oluşturmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ABD ekonomisi küresel kriz sonrası dönemde diğer gelişmiş ülkelere nispeten daha olumlu bir büyüme grafiği çizmiştir. 2011-2016 döneminde ABD, ortalama yüzde 2 büyürken, avro bölgesi 0,9; Japonya ise 0,6 büyüyebilmiştir. ABD'de global kriz döneminde yüzde 9,3'e kadar çıkan işsizlik oranı 2016 yılı itibarıyla yüzde 4,9'a inerek kriz öncesi seviyelerine yakınlaşmıştır. Avro bölgesinde de işsizlik oranları kriz öncesi seviyelerin üzerinde olmakla birlikte işsizlik oranlarındaki azalmayı son iki yıldır gözlemlemekteyiz. Bir yandan kamu harcamalarında artışa gidilmesi diğer yandan vergi indirimleri neticesinde hane halkı tüketiminin artması ve buna bağlı olarak özel sektör yatırımlarında ortaya çıkacak canlanma ABD için öngörülen büyüme oranını yukarıya çekecektir. Büyümedeki söz konusu artışa paralel olarak enflasyonun da yükselmesi ve yüzde 2'lik hedefin aşılması beklenmektedir. Bu durumda, FED'in faiz artırımlarına daha hızlı devam etme olasılığı da artmıştır. Avro bölgesinde ılımlı olmakla birlikte istikrarlı bir büyüme trendi devam etmektedir. Büyüme trendinin korunabilmesi için genişlemeci para politikasının devamına ihtiyaç olduğu da anlaşılmaktadır. Global talepte görülen daralma ve politik belirsizliklere rağmen genişleyici para ve maliye politikası sayesinde avro bölgesinin 2016 yılında yüzde 1,7 büyümesi beklenmektedir. 2017 yılında ise Brexit süreci, mülteci sorunu ve bankacılık sistemine ilişkin sorunlar, avro bölgesi ekonomisi üzerindeki riskleri artırmaktadır. Bu çerçevede, avro bölgesinin 2017 yılında yüzde 1,5 büyümesi beklenmektedir.

Japonya, olağanüstü parasal genişlemeye karşın hâlâ yavaş bir büyüme sergilemektedir. Hizmet sektöründe düşük verimlilik, sıfıra yakın seyreden enflasyon ve zayıf küresel büyüme Japonya ekonomisini olumsuz yönde etkilemektedir. 2016 yılında yüzde 0,5 büyüyeceği tahmin edilen Japonya'nın, 2017 yılında global ekonomik koşullardaki göreceli iyileşme, devam edecek genişletici para politikası ve ABD ekonomisindeki yukarı yönlü büyüme trendi sayesinde yüzde 0,6 büyümesi beklenmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son yıllarda gelişmekte olan ülkelerin ekonomik performansı beklenenin altında kalmıştır. Düşük emtia fiyatları, zayıf küresel ticaret, finansal piyasalarda dalgalanma, artan jeopolitik gerginlikler ve siyasi sorunlar gelişmekte olan ülkelerdeki görünümü aşağı çekmiştir. Son dönemde ise emtia fiyatlarında yükseliş ve ekonomik aktivitede toparlanmayla, bu ülkelerde ekonomik görünümde bir miktar iyileşme gözlemlenmektedir.

Yılın ikinci yarısında Çin'in büyüme performansını sürdürmesi, Hindistan'da ise güçlü iktisadi görünümün devam etmesi beklenmektedir. Brezilya ve Rusya gibi birçok gelişmekte olan ülkenin büyüme görünümünde de toparlanma söz konusudur. 2016 yılında yüzde 4,2 büyümesi beklenen gelişmekte olan ülkelerin, 2017 yılında yüzde 4,6 büyümesi tahmin edilmektedir, ancak ABD seçim sonuçları, gelişmekte olan ülkelere ilişkin riskleri artırmıştır.

Seçim sonrası dönemde, ABD'de, kamu maliyesinde rekabetçi, dış ticarette ise korumacı politikaların uygulanacağına ilişkin beklentiler, gelişmekte olan ülkeleri olumsuz yönde etkilemektedir.

2016 yılında beklenenden daha iyi bir performans gösteren ekonomik aktivite, genişleyici maliye politikası, büyük ölçekli kamu teşvik ve desteklerinin de etkisiyle Çin'in büyüme oranı yüzde 6,6 olacaktır. En azından, bu şekilde tahminler bulunmaktadır. Yeniden dengelenme sürecine uygun bir şekilde genişleyici maliye politikasının devamı, talep tarafında da devam eden toparlanma ve artan özel sektör yatırımları sayesinde 2017 yılında Çin'in yüzde 6,2 oranında büyümesi öngörülmektedir.

Hindistan'da büyüme yapısal reformların da etkisiyle güçlü seyretmektedir. Hindistan'ın 2016 ve 2017 yıllarında yüzde 7,6'yla gelişmekte olan ülkeler içinde en hızlı büyüyen ülkelerden biri olması beklenmektedir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Hindistan'ı anlatıyorsun da Türkiye'yi anlat, Türkiye'yi.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Rusya ve Brezilya ekonomilerindeki toparlanma küresel büyümeyi destekleyen önemli unsurlar arasında yer almaktadır. 2016 yılında yüzde 3,3 daralması beklenen Brezilya'nın 2017 yılında yüzde 0,5 büyümesi tahmin edilmektedir. Rusya'nın ise 2016 yılında yüzde 0,8 daralması, 2017 yılında ise yüzde 1,1 büyümesi öngörülmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; küresel ticaret, birçok ülkede zayıf seyreden talep ve yatırımlar ile düşük emtia fiyatlarının da etkisiyle son beş yılda ortalama yüzde 3 gibi düşük bir oranda büyümüştür. IMF, küresel ticarette yaşanan yavaşlamanın dörtte 3'ünün ekonomik faaliyetlerde, özellikle de yatırımlardaki zayıflamadan kaynaklandığını belirtmektedir.

Önümüzdeki yıl küresel talep ve emtia fiyatlarında beklenen canlanmayla küresel ticaret hacmindeki artışın yüzde 2,3'ten yüzde 3,8'e artması beklenmektedir. Ancak, başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde giderek yaygınlaşan, yaygınlaşması beklenen korumacı politikalar 2017 yılında küresel ticarete ilişkin en önemli risk unsuru olarak ön plana çıkmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye ekonomisi, global ekonomide ifade ettiğim tüm bu olumsuzluklara rağmen kriz sonrası dönemde sürekli bir şekilde büyümeye devam etmiştir. Birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede büyüme dalgalı seyrederken Türkiye 27 çeyrektir kesintisiz, sürekli büyüyerek diğer gelişmekte olan ülkelerden pozitif yönde ayrışmıştır. Türkiye ekonomisi, 2016 yılının ilk yarısında yurt içi talepten de gelen destekle yüzde 3,9 büyümüştür. Bu büyüme oranı, Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkelerin ortalama büyüme oranının 2,5 katı seviyesindedir. 15 Temmuz darbe girişimi, terör saldırıları, turizmdeki daralma, zayıf dış talep ve finansal piyasalardaki kırılganlıklar yılın ikinci yarısında büyümeyi sınırlamaktadır. Yılın ikinci yarısında kredi büyüme oranları ılımlı seyrederken faiz oranlarındaki düşüş ve makro ihtiyati önlemlerdeki gevşemeyle birlikte tüketici kredilerinde Eylül ayından itibaren güçlü bir toparlanma başlamıştır.

Öte yandan, ara vermeden, hızla uygulamaya koyduğumuz reformlar, tedbirler, iç talebi canlandırmaya yönelik adımlar, vergide yapılandırma ve işletmelere sağladığımız kolaylıklar sayesinde büyümenin tekrar ivme kazanacağını tahmin ediyoruz. Bunun ilk işaretlerini de görüyoruz. Uygulamakta olduğumuz politikaların etkisiyle 2017 yılında ekonomik faaliyetlerin olumlu bir şekilde ivme kaydederek artacağını tahmin ediyoruz.

Ayrıca, küresel ekonomide toparlanma ve dış talepte artış, jeopolitik ortamın iyileşmesi, turizm sektöründeki toparlanma ile özel sektör yatırım ve tasarruf oranlarındaki artış da ekonomik büyümeyi destekleyecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, 2007 yılından bu yana yaklaşık 7 milyon ilave istihdam yarattı. İş gücüne katılım oranı da bu dönemde yüzde 44'ten yüzde 52,6'ya yükseldi. Türkiye, ortalama yüzde 3,5 istihdam artışıyla OECD ülkeleri arasında en yüksek istihdam artışı sağlayan ikinci ülke oldu. OECD, Türkiye'yi 2016, 2017 yıllarında en fazla yıllık istihdam artışı yaşanacak ülke olarak değerlendirmektedir. 2016 yılının ilk yarısında, istihdamdaki istikrarlı artışa bağlı olarak, işsizlik oranları yeniden tek haneli rakamları gördü. Ancak, iş gücüne katılımdaki kuvvetli artışın yanı sıra, ekonomik faaliyetlerde yılın ikinci yarısından itibaren görülen yavaşlama yılın ikinci yarısında işsizlik oranlarının yükselmesine neden oldu. Uygulamaya koyduğumuz politikaların, iş gücü istihdam politikalarının istihdamı desteklemesi ve ekonomik faaliyetlerin ivme kazanmasıyla işsizlik oranının 2017 yılında yüzde 10,2'ye düşmesini hedefliyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüketici enflasyonu, gıda fiyatlarındaki düşüş ve çekirdek enflasyondaki iyileşmeyle birlikte hedeflerimiz doğrultusunda gerilemiştir. Bu çerçevede, 2015 yılında yüzde 8,8 olan enflasyonun 2016 yıl sonunda yüzde 7,5'e inmesini bekliyoruz. Hedefimiz, enflasyonu 2017 yılında yüzde 6,5; 2018 yılında ise yüzde 5'e indirmektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2011 yılında yüzde 9,6 seviyesine kadar çıkan cari açığın millî gelire oranı, aldığımız önlemler sonucunda sonraki yıllarda azalarak 2015 yılında yüzde 4,5'e gerilemiştir.

Dış ticaretimiz, jeopolitik sorunlar, zayıf dış talep ve finansal piyasalardaki dalgalanmalardan tabiatıyla olumsuz yönde etkilenmektedir. Yılın ilk on ayında ihracatımız bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,8; ithalatımız ise yüzde 5,8 oranında daralmıştır.

Turizmdeki daralmaya rağmen ithalatın ihracata göre daha fazla düşmesi sonucu cari işlemler açığı da gerilemiştir. Bu dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 75'in üzerine çıkmıştır. En büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliğinde ılımlı büyüme, Rusya'yla ilişkilerin normalleşmesi, enerji fiyatlarının ılımlı seyri, kura bağlı artan rekabet gücümüz sayesinde orta vadede cari açıktaki azalma eğilimi daha da artacaktır. Bu çerçevede, 2015 yılında yüzde 4,5 olan cari işlemler açığının millî gelire oranı 2016 ve 2017 yıllarında sırasıyla yüzde 4,3 ve 4,2 olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dış kaynaklı belirsizliklere ve finansal dalgalanmalara rağmen bankacılık sektörümüzün temel rasyoları güçlü ve sağlıklı yapısını devam ettirmektedir. 2016 Ekim ayı itibarıyla sermaye yeterlilik oranı yüzde 16'dır ve bu oran yasal sınır olan yüzde 8'in 2 katıdır. Bankacılık sektörü aktif kalitesini de korumaya devam etmektedir. Takipteki alacakların toplam kredilere oranı ekim ayı itibarıyla sadece yüzde 3,3 seviyesindedir.

Hane halkının finansal durumuna gelince: Hane halkının finansal durumu varlıkların yükümlülüklerinin üzerinde büyümesi neticesinde iyileşmektedir. Hane halkı kaldıraç oranını gösteren yükümlülüklerin varlıklara oranı son üç yılda yaklaşık 8 puan azalarak 2016 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla yüzde 48'e gerilemiştir. Finansal kaldıraç oranındaki iyileşmeye paralel olarak hane halkı tasarruf oranı son sekiz yılın en yüksek seviyesine çıkmıştır.

Mevduatların bireysel kredilerden daha hızlı büyüyor olması tasarruf oranlarının yükselmeye devam ettiğini göstermektedir. Reel sektörün dış borcu yönetilebilir düzeydedir. Firmaların döviz cinsinden borçları ağırlıklı olarak beş yıl üzeri vadeli kredilerden oluşmaktadır. Bu yükümlülükler de daha çok ihracatçı yani döviz geliri olan imalat sanayisi gibi sektörlerde yoğunlaşmaktadır. Kurdaki artış firmaların finansal yükümlülüklerini artırmakla birlikte ihracat gelirlerini de artıracağından firmalara doğal bir koruma sağlamış olmaktadır.

Tahsili gecikmiş alacaklara bakıldığında da yabancı para alacaklarının oranının TL cinsi alacaklara göre oldukça düşük olduğu görülmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünyada genişlemeci para politikalarının yeterliliği ve sürdürülebilirliği bir kaygı nedeni olarak ortada durmaktadır. Bu çerçevede maliye politikası öne çıkan, yeni, kapsamlı bir araç olma özelliği taşımaktadır. Türkiye 2002 yılından bu yana uygulayageldiği mali disiplin ve ihtiyatlı makroekonomik politikalar sayesinde kamu maliyesinde küresel ölçekte örnek gösterilen bir ülke hâline gelmiştir.

2002 yılında yüzde 10,8 olan genel devlet açığının millî gelire oranı 2016 yılında yüzde 1,9'a düşmüş olacaktır. Bu oran, gelişmekte olan ülke ortalamalarının yarısından daha az, OECD ortalamasından ise 1,2 puan daha düşüktür.

Benzer şekilde kamu borç yükümüz tarihin en düşük seviyelerindedir. 2002 yılında yüzde 74 olan borç stokunun millî gelire oranı 2016 yılı sonunda yüzde 32,8'e düşmüştür. Bu trend önümüzdeki yıllarda da düşüş yönünde devam edecektir. Borç yükümüz G7 ve OECD ortalamasının yaklaşık dörtte 1'i, avro bölgesinin yaklaşık üçte 1'i kadardır, gelişmekte olan ülkelerin ortalamasından da 14 puan daha düşüktür.

Diğer taraftan, borçlanma vadelerinde önemli iyileşmeleri de bu dönemde gördük. 2002 yılında kamunun iç piyasalardan yapmış olduğu borçlanma vadesi 9,4 ay iken bugün geldiğimiz noktada kamunun iç piyasalardan yapmış olduğu borçlanmanın ortalama vadesi 69 ayı aşmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orta Vadeli Program'da Türkiye ekonomisinin istikrarlı ve daha rekabetçi bir zeminde büyümesini ve toplumun refahının yükseltilmesini hedefledik. 2017-2019 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programı'mızın temel amaçları:

Sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeyi desteklemek.

Enflasyonu aşağı çekmek.

İstihdamı artırmak.

Cari açığı sınırlamak ve her şeyden de önemlisi mali disiplini kararlı bir şekilde sürdürmektir.

Bu kapsamda, 2017 yılında yüzde 1,7'ye düşmesini beklediğimiz genel devlet açığının millî gelire oranını 2019 yılında yüzde 1'e düşürmeyi hedefliyoruz. Yine, 2017 yılı sonunda yüzde 31,9'a düşmesini beklediğimiz AB tanımlı borç stokunun millî gelire oranını 2019 yılında yüzde 30'un altına inşallah düşürmüş olacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugüne kadar ekonomi alanında birçok reformu uygulamaya koyduk.

Bu kapsamda yatırım ve iş ortamının iyileştirilmesi amacıyla mevcut yatırım teşvik sistemini iyileştirdik ve kalıcı hâle getirdik.

Yatırımlar için yepyeni bir süper teşvik sistemini hayata geçirdik.

Yatırım, üretim, ihracat, istihdam ve finansman üzerindeki vergi yüklerini aşağı çektik.

Şirket kuruluşunu kolaylaştırdık ve şirket kuruluş maliyetlerini indirdik.

Bölgesel yönetim merkezi ve bölgesel hizmet merkezi şeklinde çalışan işletmelere önemli vergisel kolaylıklar getirdik.

KOBİ'lerimizin finansmana erişimini artırmak amacıyla taşınır rehini düzenlemesini hayata geçirdik.

İstinaf mahkemelerini uygulamaya geçirdik.

Bilirkişilik sistemini yepyeni baştan bu dönemde oluşturduk.

İş gücü piyasalarının etkinleştirilmesi kapsamında Uluslararası İşgücü Kanunu'nu çıkardık.

Turkuaz kart düzenlemesi yaptık.

Gençlerin istihdamını teşvik ettik. Kadınların iş gücüne katılımını teşvik eden yeni destekler getirdik.

Esnek çalışma modelini hayata geçirdik.

Katma değeri yüksek üretimi sağlamak için AR-GE teşviklerini genişlettik.

Tasarım merkezlerini AR-GE destekleri kapsamına aldık.

KOBİ'lerin AR-GE desteklerinden faydalanmasını imkânlı hâle getirdik.

Teknokentlere sağladığımız AR-GE teşviklerini de genişlettik.

Yine, özel sektör tasarruflarını artırmak için, bireysel emeklilik sistemine otomatik katılım sistemini dâhil ettik. İnşallah yılbaşı itibarıyla kademeli bir şekilde uygulamaya başlayacak.

İstanbul Finans Merkezi Projesi'ne hız verdik, yakında, inşallah kapsamlı bir düzenlemeyi Meclisimize getireceğiz.

Banka dışı finans ve katılım bankacılığına çok önemli yeni destekler verdik. Banka dışı diğer finans kurumları ile bankalar arasındaki rekabet eşitsizliği doğuran vergi düzenlemelerini ortadan kaldırdık, sektör içerisindeki rekabeti eşit kılacak koşulları oluşturduk.

Uzun vadeli tasarruflara vergisel teşvikler getirdik.

Türkiye Varlık Fonu'nu uygulamaya koyduk.

Yeni küresel düzende rekabet gücümüzü daha da artırmak için yargı, eğitim, reel ekonomide dönüşüm ve kamu yönetimi olmak üzere 4 temel eksende devam ettiğimiz yapısal reformlara önümüzdeki dönemde de aynı şekilde hızlanarak devam edeceğiz. Bu reformları bir bir hayata geçirmek suretiyle Türkiye ekonomisinin yüksek teknolojili ürün üreten, dışa açık bir ekonomi olmasına önemli katkılar vereceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2015 yılında bütçe giderleri 506 milyar lira, bütçe gelirleri 482 milyar lira, bütçe açığı 23,5 milyar lira, faiz dışı fazla ise 29,5 milyar lira olarak gerçekleşti.

İçinde bulunduğumuz 2016 yılına gelince; 2016 yılında bütçe giderlerinin 581 milyar, bütçe gelirlerinin 546 milyar, bütçe açığının 34,6 milyar, faiz dışı fazlanın ise 16,9 milyar olmasını bekliyoruz, tahmin ediyoruz.

Şimdi, sizlere 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı hakkında bilgi vermek istiyorum.

2017 yılı bütçesi, AK PARTİ hükûmetlerinin 2002 yılından bu yana hazırladığı 15'inci bütçedir. Çok partili siyasi hayatımız döneminde hiçbir iktidara nasip olmamış, rekor niteliğinde bir başarıdır.

2017 yılı bütçemizde bütçe giderlerini 645 milyar, faiz hariç giderleri 587 milyar, bütçe gelirlerini 598 milyar, vergi gelirlerini 511 milyar, bütçe açığını 46,9 milyar, faiz dışı fazlayı ise 10,6 milyar olarak öngördük. Bu hedefler çerçevesinde, 2017 yılında bütçe açığımızın millî gelire oranının yüzde 1,9 olmasını öngörüyoruz. Bu oran gerek OECD ülkeleri arasında gerek gelişmekte olan ülkeler arasında bütçe disiplinine işaret eden örnek niteliğinde bir bütçe dengesini de işaret etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2017 yılı bütçemiz, bundan önceki on dört yılda olduğu gibi, vatandaşlarımızın refahını artıran, ihtiyaç duydukları hizmetleri karşılayan ve faize değil kamu hizmetlerine kaynak ayıran bir bütçe olma özelliğini taşımaktadır. 2002 yılında bütçe giderlerimizin yüzde 43'ü faiz harcamalarına gidiyordu, 2017 yılında bu oran yüzde 8,9 olacaktır. Yüzde 43,2'den yüzde 10'un altına inen bir faiz harcaması gerçekten bütçe disiplinine açık bir işarettir. Benzer şekilde, 2002 yılında her 100 liranın, her 100 lira verginin 86 lirası faize giderken 2017 yılında her 100 lira verginin sadece 11 lirası faize gitmektedir. Geriye kalan kısmı nereye gidiyor? Geriye kalan kısmı ise eğitime, sağlığa, yatırıma, tarıma, sosyal yardımlara, kısaca halkımızın ihtiyaçlarına ve refahına gidiyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2017 yılı bütçesinde en büyük payı her zaman olduğu gibi yine eğitime ayırıyoruz. Eğitime ayırdığımız kaynağı 122 milyar liraya çıkarıyoruz, böylelikle bütçe giderlerinin yaklaşık yüzde 20'sini sadece eğitime harcıyoruz. Başka bir ifadeyle, 2017 yılında vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 24'ünü sadece eğitime ayırıyoruz.

2002 yılında bütçeden eğitime ayrılan kaynağın sadece 11,3 milyar lira olduğu göz önüne alındığında 2017 yılında eğitime ayrılan kaynağın yaklaşık 10 kat arttığını görüyoruz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sayfa 44'te "En fazla ulaştırmaya ayırıyoruz." demişsiniz, bakın.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - YURTKUR dâhil yükseköğretime merkezî yönetim bütçesinden ayırdığımız kaynağı 2002 yılı...

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sayfa 44'te ulaştırmaya ayırdığınızı yazmışsınız, eğitim ikinci sırada.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Ya, ben ne zaman "Eğitime çok para ayırıyoruz." desem laf atıyorsunuz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Ama bakın, sizin konuşmanızda ne yazıyor?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Ya, bu kadar kıskanmayın. Yok, bunlar rakamlar, rakamlar bunlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Bakın, kendiniz yazmışsınız. Bakın bakın!

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Bütçeyi vatandaşa harcıyoruz, bütçeyi vatandaşın refahına harcıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sayfa 44'te ne yazıyor?

BAŞKAN - Sayın Tanal...

MAHMUT TANAL (İstanbul) - "En fazla ulaştırmaya." yazmışsınız.

BAŞKAN - Sayın Tanal...

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Dolayısıyla, endişelenmeyin, veriyorum teker teker.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Bu yazıyor.

BAŞKAN - Sayın Tanal, rica ediyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Bize saygısı yoksa kendi partisine olsun Sayın Başkan.

BAŞKAN - Lütfen... Lütfen efendim...

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - YURTKUR dâhil yükseköğretime....

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sayın Başkan, sayfa 44'te en çok pay ulaştırma yazıyor, "Millî Eğitime" diyor.

BAŞKAN - Efendim, gerektiğinde cevap hakkınız var zaten.

Sayın Bakan, Genel Kurula hitap ediniz lütfen.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Sayın Başkan, ben buraya ne zaman temas etsem bu tarafta bir hareketlenme oluyor.

YURTKUR dâhil yükseköğretime merkezî yönetim bütçesinden ayırdığımız kaynağı 2002 yılı bütçesine göre 9 kat artırarak 3,6 milyar liradan 2017 yılında 37 milyar liraya çıkarıyoruz. Devlet üniversitesi sayısını 53'ten 111'e çıkardık; vakıf üniversiteleri de dâhil, 2002 yılında 76 olan üniversite sayısı bugün 176'ya, hatta 180'e ulaştı.

Diğer taraftan, 2002 yılında 188 bin olan yurt kapasitesini 2016 yılında artan standartlarla birlikte 560 bine çıkardık. Son iki yılda 200 bin öğrenci için ilave yurt imkânı sağladık. 2017 yılında da açacağımız yeni yurtlarla birlikte toplam yurt kapasitemizi 690 bine yani 700 bine çıkarmış olacağız. Bu çerçevede, YURTKUR için bütçeden ayırdığımız kaynağı 2016 yılına göre yüzde 21 oranında artırarak 11,3 milyar liraya çıkarıyoruz.

Bu yıl da kamu sağlık harcamalarına bütçeden en büyük ikinci payı ayırıyoruz. Her zaman söylüyorum, bütçeden en fazla kaynağı öncelikle eğitime ayırıyoruz, ikinci olarak da en fazla kaynak ayırdığımız bütçe sağlık bütçesi olmuştur. Şu son on dört yılda özellikle sağlık alanındaki kaydettiğimiz bütün başarıların arkasında aslında bütçeden verdiğimiz payı olağanüstü ölçüde artırmış olmamız yatmaktadır. Bu amaçla, 2017 yılında 2016 yılına göre yüzde 17 artış sağlayarak bütçeden sağlığa 111 milyar lira kaynak ayırıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2017 yılı bütçemiz büyümeyi esas alan bir bütçedir. Bu çerçevede, 2017 yılı bütçesiyle gerek artan kamu yatırımları gerekse reel ekonomiye sağlayacağımız imkân ve desteklerle özel sektör yatırımlarını ve ihracatımızı da artırmayı amaçlıyoruz. Yine, bütçemizden ayıracağımız kaynaklarla AR-GE ve inovasyonu güçlü bir şekilde destekleyerek ekonomimizin rekabet gücünü ve verimliliğini de artırmayı hedefliyoruz. Bunun yanında, özel sektörün maliyetlerini aşağı çekecek teşvik ve destek unsurlarını da artırıyoruz.

Yatırımlara daha fazla kaynak ayırma politikamıza 2017 yılında da devam ediyoruz. Bu bütçeyle, özel sektör yatırımlarına kaldıraç etkisi sağlayacak temel kamu yatırımlarına önemli miktarda kaynak ayırdık. 2016 yılında bütçeden yatırıma ayırdığımız kaynak 60 milyar lira düzeyinde. 2017 yılında yatırıma ayıracağımız kaynağı yüzde 30 oranında artırarak 78 milyar liraya çıkarıyoruz. Kamu yatırımları içerisinde en yüksek payı, yatırıma, üretime, ihracata, istihdama desteği en fazla artıran ulaştırma sektörüne ayırıyoruz. Bu amaçla, 78 milyar liralık kaynağın 22 milyar lirasını ulaştırma sektörüne tahsis etmiş olacağız. Eğitim alanındaki yatırımlar için 13,7 milyar lira, tarım sektöründeki yatırımlar için 10,3 milyar lira, sağlık sektöründeki yatırımlar içinse 7,1 milyar lira kaynak ayırdık. Bütçeden ayırdığımız bu kaynaklar dışında kamu-özel iş birliği projeleri yoluyla da yatırımlara önemli destekler veriyoruz ve bu sayede bir bir uygulamaya koyduğumuz kamu-özel iş birliği projelerini hayata geçiriyoruz, açılışlar yapıyoruz. Bunlar da uzun vadede ülkemizin kalkınmasına hizmet edecek önemli çabalardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2017 yılı bütçesinin diğer bir özelliği de reel sektör desteklerinin önemli ölçüde artırıldığı bir yıl olmasıdır. Bu çerçevede, 2017 yılı bütçesinden reel sektöre 32,4 milyar lira kaynak ayırıyoruz. Sosyal güvenlik işveren prim desteği olarak 22 milyar lira, BAĞ-KUR'lularımıza prim desteği olarak 1,5 milyar lira dolaylı yoldan kaynak ayırmış olacağız. Reel sektör destekleri içerisinde ihracatın desteklenmesine vermiş olduğumuz destekleri özellikle 2017 yılında önemli ölçüde artırdık. Bugüne kadar gelen trend içerisinde en son 2016 yılında ihracatın desteklenmesi amacıyla bütçeden 1 milyar lira kaynak ayırdık ama 2017 yılında özellikle ihracat sektörümüzü canlandırmak, ihracat sektörümüzün dışarıdaki rekabet gücünü artırmak, ihracatımızın pazar çeşitlemesini desteklemek amacıyla öncelikle bu kaynağı 1 milyar liradan 3 milyar liraya çıkardık yani 2 kat, 3 kat -neyse- artış yapmış olduk. Yeni teşvik unsurları getirdik, mevcut teşvik unsurlarını da önemli ölçüde artırdık.

KOBİ'lerimize 2017 yılında 1,1 milyar lira kaynak ayırdık. Esnafımızın ihtiyaç duyduğu kredileri daha rahat koşullarda alabilmesi ve kredi maliyetlerini aşağı çekebilmesi amacıyla da 1,3 milyar lira faiz desteği bütçesi oluşturduk. Yine çiftçilerimizin Ziraat Bankasından kullanmış olduğu kredilerin faiz maliyetlerini devlet olarak üstlendik. Bu amaçla bütçemizden 2,4 milyar lira kaynak ayırdık.

AR-GE harcamalarına da bütçemizden daha fazla kaynak ayırıyoruz. Özel sektör AR-GE yatırımlarına önemli teşvikler ve destekler getirdik. Bu amaçla, dikkatinizi çekerim, 2017 yılında bütçemizden AR-GE harcamalarına 5,8 milyar lira bütçe ayırıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmet olarak 23 ili kapsayan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Cazibe Merkezleri Programı, Yatırım ve Destek Hamlesi'ni Sayın Başbakanımızın açıklamalarıyla başlattık. Bu Yatırım ve Destek Hamlesi çerçevesinde 2017 yılı bütçemizde yaklaşık 12 milyar lira kaynak ayırdık. Bu tutarın yaklaşık 10 milyar lirası doğrudan yatırımlara gidecek, 2 milyar lirası ise Cazibe Merkezleri Programı kapsamında tarım dâhil reel sektöre verilecek destekler için kullanılacak.

Hükûmetlerimiz döneminde köylerimizin yol, altyapı ve kanalizasyon yatırımlarına özel bir önem verdik, buna hepimiz şahidiz. Daha önceki dönemlerde ihmal edilmiş köylerimiz AK PARTİ hükûmetleri döneminde ilk defa kapsamlı bir yatırım hamlesiyle karşı karşıya kaldı, ilk defa köylerimiz asfalt yol gördü, ilk defa köylerimizin altyapıları yapıldı.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) - Aladağ'da yol yok, Aladağ'da.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Yahu, ne zaman hizmet desem oradan bir şey kalkıyor. Sabredin arkadaşlar, bir sabredin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yani yaptığımızı anlatıyoruz, yapmadığımızı anlatmıyoruz ki, yapılan neyse onu söylüyoruz.

Köylerin altyapısını güçlendirmek amacıyla oluşturduğumuz KÖYDES Projesi'ne bugüne kadar toplam 10 milyar lira kaynak aktardık. 2017 yılında da KÖYDES için ayırdığımız kaynağı 2 kat artırıyoruz, 1 milyar lira KÖYDES için kaynak ayırıyoruz.

Belediyelerin su ve kanalizasyon altyapılarını güçlendirmek amacıyla oluşturduğumuz biliyorsunuz SUKAP projemiz var, proje bitmiyor; SUKAP projesi için de bugüne kadar harcadığımız kaynak tutarı 3,2 milyar liraya ulaştı, inşallah 2017 yılında da SUKAP projesi için yaklaşık 700 milyon lira kaynak ayırıyoruz.

Diğer yandan, bölgesel kalkınmada önemli bir rol üstlenen kalkınma ajanslarımız var, kalkınma ajanslarımıza da 2017 yılı bütçesinden 532 milyon TL kaynak ayırdık. Ayrıca, özellikle sosyal amaçlı yerel projelere destek olmak amacıyla geliştirdiğimiz SODES Projesi'ne 2017 yılı bütçesinde 264 milyon lira kaynak ayırıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarım sektörünü güçlü bir şekilde desteklemeye devam ediyoruz. 2017 yılında bütçemizden tarıma ayırdığımız kaynağı 31 milyar liraya çıkarttık. Diğer taraftan, yemde ve gübrede KDV'yi de kaldırmak suretiyle çiftçimize 31 milyar liranın dışında, ilaveten, dolaylı yoldan 2,7 milyar lira kaynağı ayrıca aktarmış olacağız. Biliyorsunuz, Sayın Başbakanımız açıkladı, mazot desteğini de 2018 yılından itibaren önemli ölçüde artırdık, mazot maliyetinin yüzde 50'sini devlet bütçesinden karşılayacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidarımız döneminde kamu görevlileri ve emeklilerimizin mali ve sosyal haklarında da ciddi iyileştirmeler sağladık, onların yaşam standartlarını yükselttik, hiçbir zaman için enflasyona ezdirmedik, her zaman enflasyonun üzerindeki refah artışını verdik, bunu da özellikle söyleyeyim.

2016 yılı Ocak ayında, bazı kamu görevlilerine ilave olarak yapılan iyileştirmeler dışında ayrıca tüm kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarına yüzde 6,9 oranında, temmuz ayında da yüzde 5 oranında artış yaptık yani bu sene ocakta 6,9; temmuzda yüzde 5 zam yaptık. Buna karşılık, bu yıl içerisinde yıl sonu gerçekleşecek enflasyon yüzde 7,5 civarında. Dolayısıyla, memurlarımız, kamu görevlilerimiz 2016 yılında gerçekleşen enflasyonun çok üzerinde bir refah artışı almış olacaklar.

2002-2016 döneminde aylık ve ücretlerde enflasyonun oldukça üzerinde artış sağladık. Örnekler vermek gerekirse, aile yardımı ödeneği dâhil en düşük memur maaşı 2002 Aralık ayında 392 liraydı, 2016 Kasım ayı itibarıyla en düşük memur maaşı 2.475 lira. Yüzde kaç artmış? Yüzde 531 artmış.

Emeklilerimizin de aylıklarında bu dönemde önemli iyileştirmeler sağladık.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) - Emekliler dinliyor Sayın Bakan, emekliler dinliyor.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) - 1970 yılına göre ne kadar oldu Sayın Bakan, bir de onu duyalım.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - En düşük memur emekli aylığı 2002 Aralık ayında 377 lira iken 2016 Kasımda 1.699 liraya çıktı. Artış yüzde kaç? Yüzde 351. En düşük SSK emekli aylığı 2002 Aralık ayında 257 lira. Şu anda kaç lira? 1.339 lira. Yüzde kaç artmış? Yüzde 421 artmış. En düşük BAĞ-KUR esnaf emekli aylığı...

GARO PAYLAN (İstanbul) - Dolar bazında?

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Dolar ne olmuş dolar?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - ...2002 yılında 149 lira, 2016 Kasım ayında 1.199 lira.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sayın Bakanım, bir de dolara bir çarpar mısınız.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Dolar bazında ne olmuş?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Yüzde kaç artmış? Yüzde 706 artmış. Bu dönemde gerçekleşen enflasyon ne? Yüzde 225. Bu neyi gösteriyor? İster kamu görevlilerimiz olsun ister bunların emeklileri olsun...

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sayın Bakanım, dolarla bir mukayese eder misiniz.

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) - Dolar yasak, yasak.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - ...isterse emektar çalışanlarımız olsun isterse BAĞ-KUR'lularımız olsun bütün bu sosyal kesimlerin mali ve sosyal haklarında 2002 ila 2016 arasında enflasyonun üzerinde bir artış, reel bir refah artışı sağlanmış oldu.

Bakın, hükûmetlerimiz döneminde sosyal yardım programlarına ayrılan kaynaklarda da önemli artışlara gittik. 2002 yılında sosyal devlet var mıydı? Sosyal yardım var mıydı? Bütçeyi kalem kalem tarayın...

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Ümraniye'de Romanlar sokakta, kaldırımda yaşıyor, kaldırımda.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - ...sosyal yardım namına hiçbir şey bulamazsınız. Ama, bakın, bugün açın bütçeyi, sahaya inin, her yerde sosyal yardım var, vatandaş...

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Bakın, Ümraniye Belediyesini arayın, Ümraniye Kaymakamlığını arayın, Roman vatandaşlarımız kaldırımda yaşıyor.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - ...fakir fukara, dezavantajlı vatandaşlarımız...

BAŞKAN - Sayın Bakan, bir dakika...

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - ...bütün bu imkânları kazanıyor.

BAŞKAN - Sayın Bakan, müsaade eder misiniz.

Sayın Tanal, rica ediyorum, lütfen müdahale etmeyiniz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sayın Başkan, Roman vatandaşlarımız Ümraniye'de kaldırımda yaşıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanını bizzat aradım, aradılar...

BAŞKAN - Efendim, bilahare siz söylersiniz, görüşlerinizi bilahare ifade edersiniz. Ama, lütfen, toplantının doğru geçmesini, sükûnetini sağlamada yardımcı olunuz, rica ediyorum; lütfen beyefendi, lütfen.

Buyurun Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Arkadaşlar, rakamlardan bahsediyorum, gerçeklerden bahsediyorum.

2002 yılında bütçeden... Yani 119 milyar liralık bir bütçemiz vardı, daha önce ifade ettim. 2002 yılında merkezî yönetim bütçesinin büyüklüğü 111 milyar lira. Onun içerisinden sosyal yardımlara ne kadar kaynak ayrılmış? 1,6 milyar lira. 2017 yılına geldiğinde o 1,6 milyar lira kaça çıkmış? 45 milyar liraya çıkmış. Matematik ortada. Dolayısıyla sosyal devlet uygulamaları gerçekten bu dönemde hem yaygınlaştı hem de gerçekten bütçeden ayırdığımız pay önemli ölçüde artmış oldu.

MEVLÜT KARAKAYA (Adana) - 2002'de bu kadar fakir yoktu.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vergi politikalarımızın temel önceliğini yatırım, üretim, istihdam ve ihracat olanaklarının artırılması oluşturmaktadır.

Ekonomimizin rekabetçi yapısını güçlendirmek ve iş yapma ortamını daha da iyileştirmek için son bir yılda çok sayıda düzenleme yaptık; bunları da hatırlamakta fayda var.

Bakın, yeni iş kuran gençlerimizin 75 bin liraya kadar olan kazançlarına üç yıl boyunca kazanç istisnası getirdik. Basit usulde vergilendirilen esnafımızın yıllık 8 bin liraya kadar olan kazançlarına istisna getirdik. Tarımsal üretimin teşviki amacıyla yemde ve gübrede -biraz önce ifade ettim- katma değer vergisini kaldırdık. Girişimciliği teşvik etmek için Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ve ortaklıkları ile iştirakleri arasında düzenlenen kâğıtlarda damga vergisini kaldırdık. Sermaye şirketlerinin pay devirlerinde damga vergisi ve noter harcını kaldırdık, hisse değişimini kolaylaştırdık. Kuruluş aşamasında defter tasdik işlemlerinden harcın alınmamasını sağladık.

Yatırımların önündeki engelleri kaldırarak yatırım ikliminin daha da iyileştirilmesi ve süreçlerin basitleştirilmesi için de son bir yılda önemli düzenlemeleri hayata geçirdik. Bunları sizlerle bir miktar paylaşmakta yarar görüyorum.

Sözleşmelerin yalnızca tek nüshasından damga vergisi alınması ve noter harcının yine tek nüshadan alınması düzenlemesini hayata geçirdik. Yatırım teşvik belgeli yatırımlarda -bakın, burayı iyi dinleyin, zaman zaman bu kadar güzel önemli düzenlemeler yapıyoruz ama çoğunlukla bunları vatandaş da takip etmekte zorlanıyor- bu kapsamda kullanılan binalarda beş yıl emlak vergisini kaldırdık. Yine, arazilerde arazi vergisini, arazi üzerindeki emlak vergisini kaldırdık. Teşvik belgeli yatırımlarda inşa edilen binalardan bina inşaat ve imar harcını kaldırdık. Mal alımı, gayrimaddi hakların tedariki, sabit kıymet yatırımlarının imal ve inşası ile danışmanlık ve teknik müşavirlik hizmetlerine damga vergisi ve harç istisnası getirdik. En son Meclise sunduğumuz yeni yasa tasarısında, teşvik belgeli yatırımlarda yatırım döneminde lisans, gayrimaddi haklara KDV istisnası getirdik. Yatırım teşvik döneminde böylelikle yatırımın maliyetlerini önemli ölçüde aşağı çekmiş olacağız. Serbest bölge olarak ilan edilen araziyi kullanıcı lehine tapuda tescil edilinceye kadar emlak vergisinden muaf tuttuk. Yine, damga vergisiyle ilgili olmak üzere önemli vergi indirimlerine gittik.

Bakın, imalat sanayisinde makine teçhizat yatırımlarının finansmanında kullanılan kredilerde banka ve sigorta muameleleri vergisini kaldırdık. Kredi Garanti Fonu'nun banka dışı kurumlardan temin edeceği kamusal destek ve mali yardımlar için vereceği kefaletleri harçtan muaf kıldık. Kuruluş işlemlerine ait başvuru evraklarının vergi dairesine elektronik olarak gönderilmesini imkânlı hâle getirdik.

Bakın, şirket kuruluşlarıyla ilgili yapmış olduğumuz bu düzenlemeler sonucunda -bu düzenlemeler yapılmadan önce bir şirketin kuruluşunun ortalama maliyeti 1.300 lirayı geçiyordu, 1.300 lirayı- bu indirimleri yaptıktan sonra, bu basitleştirmeleri yaptıktan sonra ne oldu? 1.300 lira 300 liraya kadar düştü. Daha önce bir şirketi kaç günde kuruyordunuz? Ortalama sekiz buçuk günde kuruyordunuz. Şimdi kaç güne indi? İki buçuk güne inmiş oldu. İnşallah, global rekabet endeksinde bir sonraki yıl açıklamasında göreceksiniz, Türkiye, bu endeks bakımından son derece ileri sıralara gelmiş olacak.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teşvik sistemimizle özel sektör yatırımlarına hız kazandırarak ülkemizi küresel platformda daha rekabetçi kılabilmek için de son bir yılda önemli düzenlemeler yaptık.

Yatırımları hızlıca hayata geçirecek olan Süper Teşvik modelini hayata geçirdik. Yasal düzenleme Meclisten geçti, geçtiğimiz hafta bu konuyla ilgili Bakanlar Kurulu kararı da yayınlandı. İnşallah, Türkiye'de orta ve yüksek teknoloji üretimi ve katma değerli ihracatı arttıracak yepyeni bir teşvik sistemini hayata geçirmiş olduk. Bu Süper Teşvik modeliyle on yıla kadar kurumlar vergisi istisnası getirdik. Kamu alımları için alım garantisi getirdik. Bu teşvik sistemi kapsamında yatırımcılara bedelsiz arazi tahsis imkânı getirdik. Yatırıma kamunun ortak olması imkânını getirdik. Yine, Süper Teşvik kapsamında yapılan yatırımlar için finansman teşviki getirdik. Faiz desteği getirdik. Yine, bu yatırımlar için, nitelikli çalışanlar için ücret desteği getirdik. Yine, yepyeni bir unsur olarak enerji teşviki, enerji desteği getirdik. Yani Süper Teşvik kapsamında üretim yapacak işletmelerimize belirli süreyle oluşacak enerji maliyetlerini devlet tarafından karşılamış olacağız. Ayrıca bu yatırımların süratle hayata geçirilebilmesini sağlamak amacıyla yatırımcılarımıza mevzuatta yer alan izin, tahsis, ruhsat, lisans ve tescil işlemlerinde önemli kolaylıkları getireceğiz. Altyapı yatırım desteği vereceğiz. Bir yatırımı yapıyorsunuz ama o yatırımın mutlaka verimli olabilmesi için, rekabetçi olabilmesi için limanlara, lojistik merkezlere daha hızlı ve ucuz maliyette gitmesi gerekiyor. Bunun için ne yapılması lazım? Yatırımın yapıldığı bölgeye ve alana erişim sağlayacak altyapıların, yolların, demiryollarının yapılması lazım. Dolayısıyla Süper Teşvik kapsamında gerçekten Türkiye'yi dünya liginde üst sıralara çıkacak olan yatırımlar için çok önemli altyapı yatırım desteğini de vermiş olacağız.

Biliyorsunuz yatırım teşvik sisteminde indirimli kurumlar vergisi uygulaması var. Her bölge için farklı oranlarda indirimli kurumlar vergisi uygulaması vardı. En son yapmış olduğumuz düzenlemeyle bütün bölgeler için bunu yüzde 80'e çıkardık.

Yine, yatırım teşvik sisteminde yatırım indirimi hakkı sonraki yıllara devrettiğinde enflasyon karşısında bu indirim hakkı eriyebiliyordu. Bunu önlemek için bir düzenleme yaptık. Yatırım, teşvik kapsamındaki sonraki yıllara devreden yatırım indirimi hakkına endeksleme getirdik. Enflasyon karşısında vergi avantajının korunmasını sağladık. Bu da, bana göre son derece önemli bir avantaj.

Yine, kurumlar vergisi avantajlı yatırıma katkı oranlarıyla sigorta primi işveren hissesini uzun süreli teşvikler arasına almış olduk. Özellikle iş gücü maliyetlerinin aşağıya çekilmesi bakımından son derece önemli.

Stratejik yatırımlar dışındaki yatırımlarda da, inşaat işleri nedeniyle yüklenilen ve indirilemeyen katma değer vergisinin iadesini mümkün hâle getirdik. Burada stratejik yatırım şartını kaldırdık, 500 milyon TL olan sınırı 50 milyon TL'ye kadar Bakanlar Kuruluna indirme hakkı aldık. Dolayısıyla, özellikle yatırım döneminde yüklenilen, ancak iade edilemeyen katma değer vergileri bakımından iade imkânı getirdik. Bu da, yatırımcılarımızın, yatırım döneminde finansman maliyetlerini, yatırım maliyetlerini aşağıya çekecek önemli bir teşvik olma özelliğini taşımaktadır.

Teşvik sistemimizin bölgesel boyutunu güçlendirmek, görece az gelişmiş bölgelerdeki yatırım ortamını canlandırarak, istihdamı, üretimi ve ihracatı artırmak ve bölgeler arası gelişmişlik farklarını daha da azaltmak için Cazibe Merkezleri Programı'nı hayata geçirdik; biraz önce de söylemiştim, bu Program içerisinde kamu yatırımlarının dışında önemli nakdi ve vergi teşvikleri de getirdik, bunu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu kapsamda, Doğu ve Güneydoğu Bölgemizde, yani Cazibe Merkezleri Programı'na dâhil 23 ilimizde yatırımcılarımıza bedelsiz yatırım yeri vereceğiz. Yatırımcının ihtiyacına uygun şekilde fabrika devlet tarafından yapılacak, çok sembolik fiyatlarla yatırımcıya kiraya vereceğiz. Sonunda da belli bir süre bu yatırımı devam ettirirse, sembolik kiraya verdiğimiz bu yeri bu defa yatırımcıya bedelsiz devredeceğiz.

Yine, yatırım döneminde ve işletme döneminde özellikle fabrikada kullanılacak makinalar için sıfır faizli kredi imkânı getirdik. Yine, bu dönemde, işletme döneminde, faiz indirimli işletme kredileri desteği vereceğiz. Yine, mevcut yatırımlarını bu bölgeye taşıyacak olan yatırımcılarımıza da üretim tesisleri taşıma desteği sunacağız. Böylece, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemize dört yılda 140 milyar lira yatırım yapılması ve 800 bin istihdam sağlanması öngörülmektedir.

Ayrıca, çağrı ve veri merkezlerine yatırım desteği ve enerji desteği imkânı sağladık ve cazibe merkezi kapsamında kurulacak bu merkezler, yani çağrı merkezlerine ve veri merkezlerine herhangi bir sabit yatırım tutarı şartı aranmaksızın bölgesel teşviklerden yararlanma imkânı da sunduk.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin küresel çapta bir çekim merkezi olabilmesi ve yurt dışı hizmet ihracının artırılabilmesi amacıyla, bölgesel yönetim merkezlerine kurumlar vergisi muafiyeti tanıdık ve belirsizlikleri giderdik. Bölgesel yönetim merkezlerinde çalışanlara Türkiye dışındaki kazançlar üzerinden döviz olarak ödenen ücretleri gelir vergisinden istisna ettik. Gelirinin yüzde 85 ve daha fazlasını yurt dışından elde eden hizmet işletmelerinin çalışanlarına gelir vergisi, stopaj desteği getirdik. Serbest bölgelere ve bu bölgelerden yapılan ihraç amaçlı yük taşıma işlemlerinde katma değer vergisini istisna ettik. İleri teknolojiye sahip şirketlerin satın alınmasına ilişkin işlemlerde damga vergisini kaldırdık. Orta ve ileri teknolojili ürünlerin imalatına ilişkin işlemlerde -her türlü işlem olabilir- damga ve harç istisnası getirdik. Yurt dışında tanıtım, pazarlama ve fuarlara katılım için yapılan işlemlere damga vergisi ve harç istisnası getirdik.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vergilemede öngörülebilirliğin artırılması amacıyla, haklarında vergi incelemesine başlanılmamış veya takdir komisyonuna sevk edilmemiş mükellefler için izaha davet müessesesini getirdik.

Vergi teşviklerinden geriye dönük yararlanmamaya ilişkin hükümleri Vergi Usul Kanunu'ndan çıkarttık, yatırım ortamında ileriye dönük güvenliği artırdık.

Yine, OECD transfer fiyatlamasıyla ilgili düzenlemeleri de, Türkiye'deki düzenlemeleri de uluslararası standartlarla aynı noktaya getirmiş olduk.

Yaşam tarzımızı ve iş hayatımızı ciddi bir şekilde değiştirecek olan ve teknolojik ilerlemenin 4'üncü dalgası olarak nitelendirilen "Sanayi 4.0 Teknolojik Devrimi"nin eşiğindeyiz. Kuşkusuz ki bu süreçte teknolojik gelişme ve onu besleyen AR-GE ve tasarım yatırımlarıyla, AR-GE personelinin kalitesi çok daha önemli hâle gelmiş bulunmaktadır. Bu süreçte devletin en önemli işlevi, özel sektöre uygun AR-GE ve yatırım ortamı sunarak rekabet gücünün geliştirilmesine katkı sağlamaktır. Bu kapsamda son bir yılda önemli teşvikler ve destekleri de bir bir hayata geçirdik.

AR-GE'yle ilgili vergi teşviklerini tek bir mevzuatta topladık; artık, AR-GE destekleriyle ilgili dağınık bir mevzuat kalmadı. AR-GE Kanunu'nda bütün destek unsurları, bütün teşvik unsurları tek bir kanunda toplanmış oldu.

Tasarım faaliyetlerinin AR-GE desteklerinden aynı şekilde yararlanmasının önünü açtık.

Yine, AR-GE harcamaları kapsamında oluşan indirim hakkının ileri yıllara dönük endekslenmesini sağladık.

AR-GE merkezleri için verilecek destekler bakımından aranan 30 personel sayısını özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerimizin, nitelikli işletmelerimizin daha fazla AR-GE yapabilmelerini sağlamak amacıyla 30'dan 15'e indirdik.

Nitelikli AR-GE ve tasarım yapan AR-GE ve tasarım merkezlerine yüzde 50 daha fazla AR-GE indirimi hakkı getirdik.

Kısmen AR-GE faaliyetlerinde kullanılan kıymetler için hesaplanan amortisman tutarlarına AR-GE indirimi imkânı sağladık.

Orta, Yüksek Teknoloji Yatırımlara Teşvik Mevzuatı kapsamında da Dördüncü Bölge desteklerini sunmaya başladık.

Yine, öğretim elemanlarının AR-GE ve tasarım merkezlerinde sürekli ya da kısmi süreli çalışmasına olanak sağladık. Üniversite öğretim elemanlarının AR-GE ve tasarım projelerinden elde ettikleri gelirlerin yüzde 85'ini, hiçbir kesintiye tabi olmaksızın, alabilmesinin önünü açtık. Teknoparklarda yapılan tasarım faaliyetlerini de teşvik kapsamına dâhil ettik.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AR-GE eko sisteminin daha da geliştirilmesi için yaptığımız düzenlemeleri de kısaca sizlerle paylaşmak isterim: AR-GE faaliyetlerinde yabancı uyruklu nitelikli AR-GE personelinin istihdamını kolaylaştırdık, tekno girişim sermaye desteğini etkinleştirdik ve teşvikten yararlanmaya yönelik mevzuat şartlarını esnettik.

Bakın, bu süreçte birtakım rakamları da paylaşmakta fayda var: AR-GE merkezi sayımız bugün itibarıyla 300'e, bu merkezlerde çalışan AR-GE personeli sayısı 29 bine, buralarda gerçekleşen proje sayısı 14 bine yükselmiştir. Küresel İnovasyon Endeksi'nde 2015 yılında 58'inci sırada yer alan ülkemiz, büyük bir sıçrama göstererek, 2016 yılında 42'nci sıraya yükselmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle ekonominin gelişmesi bağlamında finans sektörüyle ilgili olarak da önemli düzenlemeleri hayata geçirdik. Sat-kirala-geri al işlemlerine ilişkin kazanç istisnası ile KDV istisnasını, bu finansman yöntemini uygulanabilir kılmak amacıyla, yeniden düzenledik. İstisna kapsamına her türlü taşınır ve taşınmaz varlıkları dâhil ettik. Gayrimenkul yatırım ortaklıkları, finansal kiralama şirketleriyle ilgili banka sigorta muameleleri vergisinde, damga vergisinde ve harçta önemli iyileştirmeleri tek tek hayata koyduk. Yine, faizsiz finans sisteminin daha da geliştirilmesi ve yeni ürünlerin kullanımının yaygınlaşması amacıyla birçok düzenlemeyi de son bir yılda hayata geçirdik. Diğer finans kurumlarının kredi temininde vergiden kaynaklı maliyetleri neyse faizsiz finans kurumlarını da aynı seviyeye indirdik. Bu kapsamda, faizsiz finans ürünlerine ilişkin kurumlar ve katma değer vergisi istisnasının kapsamına her türlü varlık ve hakları dâhil ettik. Bu varlıklara ilişkin yüklenilen katma değer vergisinin devir tarihine kadar indirimine imkân sağladık. Farklı kira sertifikası ihraç ürünlerini kapsayacak şekilde damga vergisi ve harç istisnasının kapsamını genişlettik. Bundan sonraki süreçte, İstanbul Finans Merkezi projemiz kapsamında faizsiz finans dâhil, katma değeri yüksek finans sistemini daha da geliştirecek, rekabet yapımızı güçlendirecek yasal düzenlemeleri bir bir hayata geçireceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarrufların arttırılmasına katkı sağlamak amacıyla bireysel emeklilik sistemiyle birikimli hayat sigortalarında daha uzun süre kalmayı teşvik edecek düzenlemeleri yapmış olduk.

Yine, enerji tüketimimizin üçte 1'ini oluşturan, ısıtmada kullanılan enerji maliyetlerini düşürmek için ısı yalıtımı ve enerji verimliliğine yeni vergi teşvikleri getirdik, vergi indirimlerini hayata koymuş olduk.

Bu dönemde halkımızın hayat kalitesini daha da iyileştirecek birtakım vergisel düzenlemeleri de hayata geçirdik. 2016 Ekim-Aralık aylarında ücreti 1.300 liranın altına düşenlere ilave asgari geçim indirimi imkânı sağladık. Konut teslimlerinde KDV oranını 31 Mart 2017 tarihine kadar yüzde 8'e indirdik. Kreş ve gündüz bakımevlerinin işletilmesinden elde edilen kazançları 5 vergilendirme boyunca vergiden muaf tuttuk. Şehir içi yolcu ve ticari yük taşımacılığında yenilenen araçların ÖTV'sini almama şeklinde bir düzenlemeyi de uygulamaya koymuş olduk.

Kahraman şehitlerimizin eş ve çocuklarının, eş ve çocuğun bulunmaması hâlinde ise şehidimizin anne ve babasının bir defaya mahsus olmak üzere özel tüketim vergisi ödemeksizin araç alabilmesine imkân sağladık.

Öğrenciler ile okullar arasında düzenlenen kâğıtlarda damga vergisini kaldırdık. Öğrencilerin burs ve öğrenim kredisi almak, okula veya öğrenci yurduna girebilmek için düzenledikleri sözleşme, taahhütname, kefaletnamelerde harçları kaldırdık. Öğrenim gören 25 yaşını doldurmamış gençlere verilecek pasaportlarda harcı kaldırmış olduk.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2008-2010, 2011-2013 dönemlerini kapsayan Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Eylem Planlarını başarıyla tamamladık. Şu anda 2015-2017 dönemini kapsayan Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Eylem Planı'nı uygulamaya devam ediyoruz. Yapılan hesaplamalara göre 2002 yılında kayıt dışı ekonominin millî gelir içindeki payı yüzde 32,4 iken, 2015 yılında bu oran yüzde 27'e düştü. Kayıt dışı istihdam oranıysa 2002 yılında yüzde 52,1 iken, 2015 yılı sonunda kayıt dışı istihdam oranı 19 puan azalarak yüzde 33'e kadar düşmüş oldu. Kayıt dışı ekonominin seviyesi yaklaşık 5,5 puan daha azalmış olsa gerçekten Türkiye'nin kayıt dışı ekonomideki oranı gelişmiş ülkelerin seviyesine gelmiş olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mükelleflerimizin kamuya olan borçlarının ödenebilmesi, mali tablolarının düzeltilmesi, ihtilafların çözüme kavuşturulması ve varlıkların millî ekonomiye kazandırılması için Yeniden Yapılandırma Kanunu'nu çıkardık ve bu Kanun, gerçekten vatandaşımız nezdinde büyük bir hüsnükabul gördü ve gerçekten önemli başarılara hep birlikte imza attık. Bu kapsamda, en son 30 Kasım tarihi itibarıyla 8,5 milyonun üzerinde başvuru aldık. Bu kapsamda, 80 milyar lirayı aşan bir yeniden yapılandırma yapmış olduk ve bu sayede Maliye idaresi ile vatandaş arasındaki 44 bin ihtilaf dosyasını ortadan kaldırdık ve bu kapsamda sadece Maliye idaresi olarak 12 milyar lirayı aşan bir tahsilat yaptık, buradaki tahsilatımız her geçen gün daha da artacaktır. Bu vesileyle, kanunla getirilen imkânlara yoğun ilgi gösteren ve ödemelerini yapan bütün vatandaşlarımıza şükranlarımı arz ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2017 yılı bütçemizin hazırlanmasında bizlere her anlamda destek veren başta Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Başbakanımıza, bakan arkadaşlarıma, Plan ve Bütçe Komisyonunun Değerli Başkanına ve üyelerine, Bakanlığım ve diğer tüm kamu kurum ve kuruluşlarında emeği geçen bütün arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum.

Genel Kurulda yapacağınız yoğun ve yorucu çalışmalar için Hükûmetim ve şahsım adına şimdiden sizlere şükranlarımı arz ediyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyor, 2017 yılı bütçemizin ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini yürekten temenni ediyorum. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.