Konu:Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:30
Tarih:01/12/2016


Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ VELİ AĞBABA (Malatya) - Hepinizi saygıyla selamlıyorum Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri.

Sözlerime başlamadan önce değerli arkadaşlar, ülkemizin yanan, tecavüz edilen, öldürülen bütün çocukları için bu kürsüye bir ah bırakıyorum. Ah alan abat olmaz. Bu ah hem bu dünyada hem öbür dünyada bu işte ihmali, kusuru olanların ve görmezden gelenlerin yakasında olsun.

Değerli arkadaşlar, herhâlde Hükûmetin en başarısız olduğu iki alanın dışişleri ve millî eğitim olduğunu herkes kabul eder. Her yıl millî eğitimde yönetmelikler değişir, her yıl sistem değişir. Bu dönem de, son dönem de, 15 Temmuz sonrası da Atatürkçü, solcu öğretmenler, sadece sendikal üyeliklerinden dolayı, sendikal faaliyetlerinden dolayı görevden atılıyor.

Geçmişte AKP ile Fetullah kol kola yürürken, iş birliği yaparken bu iki yapıya karşı EĞİTİM SEN mücadele ediyordu. Hiç kuşkusuz, Fetullah'ın en güçlü, en başarılı olduğu alan eğitimdir.

Yine, hiç kuşkusuz, sayın milletvekilleri ve Sayın Bakan; Fetullah'a karşı en kararlı mücadeleyi EĞİTİM SEN yapıyordu çünkü EĞİTİM SEN, laik, bilimsel ve parasız eğitimi savunuyordu.

Bakın, Sayın Bakan, size zaman zaman iletiyoruz; yaklaşık 5 bin öğretmen görevine döndü, bir yanlışlığa son verdiniz ama hâlâ, hiçbir terör örgütüyle ilişkisi olmayan binlerce öğretmen ve memur göreve dönmeyi bekliyor. Bakın, bu öğretmenlerin ya da bu memurların herhangi birinin örgütle ilişkisi varsa, herhangi bir suçu varsa lütfen gereğini yapın ancak bir şüpheyle ya da o ilin yöneticilerinin ihbarıyla bir insanı meslekten atmak, onları açlığa mahkûm etmek hiçbir vicdanla bağdaşmaz. Benim şahsen tanıdığım, bildiğim birçok öğretmenin ortak özelliği, bilimsel ve laik eğitimi savunuyor olmalarıdır.

O kadar ilginç örnekler var ki sayın milletvekilleri, örneğin ADD'ye üye olan insanlar, daha önce açığa alınmamış, soruşturmaya uğramamış öğretmenler ihraç edilirdi. Aralarında karı koca olan öğretmenlerin ihraç edildiğini ve hatta birçok yerde kanser hastası olan insanların da ihraç edildiğini görüyoruz.

Sayın Bakan, ihraç olan memurlar sağlık güvencesinden sadece yüz gün faydalanabiliyor. Kanser hastası bir öğretmenin veya bir memurun yüz günde iyileşmesi düşünülebilir mi? O hâlde, bu insanlara "ölün" diyoruz.

Sayın Bakan, bu insanlar sizin personeliniz. Bunlara sahip çıkacak, insanların mağdur edilmemesini sağlayacak olan sizsiniz. Bu konuda sizlerden daha adil, daha hızlı bir soruşturma bekliyoruz.

Yine, sayın milletvekilleri, bu tür haksızlıklar sadece öğretmenlere mahsus değil; HABER-SEN'de insanlar görevden alınıyor, BES memurları görevden alınıyor. BES'in Genel Başkanı görevden alındı, ihraç edildi.

Kendi gibi düşünmeyen bütün kamu memurları, kamu çalışanları kanun hükmünde kararnameyle terbiye edilmeye çalışılıyor. Bu insanlar, Sayın Bakan, bu ülkenin insanları, burada yaşıyorlar. Bunları açlığa, ölüme mahkûm etmek ne hukuka ne vicdana ne de ahlaka sığmaz.

Bunların dışında, sadece amirlerinin ya da muhbirlerin şikâyetiyle görevden alınıyor, bazı sendikalara üye oldukları için insanlar meslekten menediliyor. Geçmişte hiçbir cemaatle ya da örgütle bağı olmayan insanlar maalesef meslekten atılmakta, açlığa mahkûm edilmektedir.

Dün sordum, buradan huzurlarınızda bir kez daha sormak istiyorum: Poliste var Fetullah, hâkimde var, savcıda var, memurda var, taşeronda var, işçide var, mühendiste var. Değerli arkadaşlar, o öğretmenleri, o hâkimleri, o savcıları bu göreve atayanlar kim? Bu göreve atayanlar da milletvekilleri. Şimdi bir kez daha soruyorum: Fakir fukara insanları görevden atıyorsunuz cemaatçi diye, orada Fetullah var diye; milletvekillerinin içinde, AKP'nin içinde var mı merak ediyorum. Soruşturulsun, eğer resim çektirmekten dolayı cemaatçi varsa ben biliyorum ki yarısı gider, eğer cemaatle ilişkili geçmişte övücü sözler söylemiş, var diyorsanız bir yarısı daha gider, AKP diye bir grup kalmaz. Eğer sadece oğlu Fetullahçı diye meslekten atıyorsanız bunu ahlak kabul etmez. Sadece Bank Asya'ya para yatırıyor diye atıyorsanız ahlak kabul etmez. Sadece Zaman gazetesi okuyor diye insanları meslekten atıyorsanız olmaz. Eğer bunu yapacaksanız önce kendinize yapın. Zaman gazetesi okumayan AKP milletvekili yoktu. Fetullah'tan, Pensilvanya'dan randevu istemeyen bir tek AKP milletvekili yoktu. Sizi vicdanlı ve adil olmaya davet ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)