Konu:HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:29
Tarih:30/11/2016


HDP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de sözlerimin başında, dün akşam Adana'da meydana gelen elim hadise nedeniyle hayatını kaybeden çocuklarımıza Allah'tan rahmet, onların kederli ailelerine de başsağlığı niyaz ediyorum. Mevla'mdan dileğim odur ki, bir daha bu tür acıları bize yaşatmasın.

Sayın milletvekilleri, HDP grup önerisi aleyhinde söz aldım. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

HDP grup önerisinin gerekçesine baktığımızda, bu ülkede hiçbir şey yaşanmamışçasına, yapılmakta olan yargısal faaliyetlerin tamamen keyfî ve tutuklanan milletvekillerinin, sütten çıkmış ak kaşık misali, tamamen mesnetsiz bir şekilde suçlandıklarına ve haksız yere tutuklandıklarına ilişkin ifadelerini görüyoruz. Bu ifadeler gerçekten insanı hayrete düşürüyor. Aslında, öncesinde ve son olarak hendek ve çukur siyaseti marifetiyle bu ülkede nelerin yaşandığı, kimlerin hangi faaliyetler içerisinde yer aldığı, milletimizin sinir uçlarına dokunan söz ve eylemlerin kimler tarafından sarf edildiği herkes tarafından malumdur.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki: Türkiye Cumhuriyeti devleti çok badireler görmüş, çok hainliklerle karşılaşmış, ancak bu kadar "kör gözüm parmağına" misali hoyratça tutumları ilk defa yaşamıştır.

Sayın milletvekilleri, özellikle 7 Haziran seçimlerinden sonra bölge insanının HDP'ye olan desteğini, bu parti, siyaset alanında temsil etmek yerine, ne yazık ki bölücü terör örgütünün kirli emellerine vasıta kıldığı tespitini yapmamız gerekiyor. Hatırlayınız, bu süreçte terör örgütünün devrimci halk kurtuluşu savaşı başlattığına ilişkin sözleri ve akabinde şehirleri işgal girişimlerine -tırnak içinde söylüyorum- HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'ın "Cizre, Sur, Nusaybin, Silopi kahramanca direniyor, bu halk boyun eğmiyor. Yarın Kürt halkının tarihi yazıldığında bugünler çok özel olarak tarihe not düşülecektir. Cizre, Sur, Silvan, Nusaybin, Gever, Kerboran, Derik, Silopi, Şırnak gerçekten tarih yazıyorlar." şeklindeki terör örgütüne payanda olacak ifadelerle destek verdiğini biz bugün dahi çok net bir şekilde hatırlıyoruz.

Yine, diğer Eş Başkan Figen Yüksekdağ'ın hendek ve çukur siyasetinin kendilerine oy kazandırdığı manasına gelecek konuşmalarını bu gözler gördü ve bu kulaklar hep duydu değerli milletvekilleri.

Yine, bu süreçte bazı milletvekillerinin ağzından "PKK sizi tükürüğüyle boğar.", "O keleşi size çevirmesini biliriz." sözlerini unutmak da mümkün değil, hatta bir teröristi arabasında taşıyan, onun silahını milletvekilliği etiketiyle koruma altına alan milletvekillerinin varlığına şahit oldu bu ülke, bu millet değerli kardeşlerim.

BURCU ÇELİK ÖZKAN (Muş) - Savcılık bile inkâr etti ya. Ayıp, ayıp!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Sayın milletvekilleri, işte bu ve buna benzer birçok söz, eylem ve faaliyet hep bu ülkede yaşandı. Burası bir devlet, hem de güçlü bir devlet, gelenekleri olan bir devlet. Bu devletin kanunları var, kuralları var. Yapılanlar suç teşkil ediyorsa, burada artık failin etiketine bakılmaz, hukuk ve kanun önünde herkes eşittir. Eğer bir kimse suç işliyorsa yargı önünde bunun hesabını vereceğini de bilmelidir. Bugün tamamen yargısal faaliyet kapsamında yapılan hukuki işlemleri görmezden gelip kendilerini layüsel addederek gerçekleştirilen tutuklamaları siyasi muhalefeti bir sindirme hareketiymiş gibi göstermeye çalışmak, olsa olsa bu iddiaları ileri süren kimselerin kendilerini aldatmaya çalışmasından başka bir şey değildir.

Öte yandan, grup önerisine baktığımızda, bu soruşturmaların ve tutuklamaların 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ortaya çıktığı şeklindeki gerekçelendirme tamamen asılsızdır. Gerçi biz arka kapı diplomasisini biliyoruz, gene biz Beyaz İnisiyatif Platformu'ndaki iş birliklerini de biliyoruz ama bu konu bugünün konusu değil. Sayın milletvekilleri, dokunulmazlıklar konusunu biz burada aylar önce tartıştık, enlemesine boylamasına tartıştık, her şeyi konuştuk ve nihayetinde Türkiye Büyük Millet Meclisi dokunulmazlıkların kaldırılmasına sadece AK PARTİ'nin oylarıyla değil, diğer siyasi partilere mensup sayın milletvekillerinin vermiş olduğu oylarla birlikte karar verdi. Bu süreç sonunda sadece HDP milletvekillerinin dokunulmazlıkları da kaldırılmadı, diğer siyasi partilerden olan milletvekillerinin de dokunulmazlıkları kaldırıldı. Herkes yargının çağrısına uyarak gidip ifadesini verdi ve bu kimselerin yargılanması da devam ediyor. Ancak dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına dilekçe vermelerine rağmen kof kabadayılık yaparak yargıya meydan okuyan bu siyasetçilerin bugün sızlanmalarına da anlam vermek mümkün değildir.

Sayın milletvekilleri, belki bir niyet okuma olacak ama bugün bu kimseler tarafından yapılan bu sızlanmaların bir aldatılmışlık hissinden kaynaklandığını düşünüyorum ben. Müttefikimiz olan ülkelerin gerek 15 Temmuz sonrasında gerekse bu tutuklamaların akabinde tamamen terörden yana tavır almaları bu kimselere verilen kredinin açık bir tezahürüdür. Onlar sandılar ki Avrupa Birliği ve diğer bazı ülkeler Türkiye'ye ayar verecekler ve Türkiye boyun eğecek. Bir şeyi unuttular: Bu milletin vatan aşkını unuttular ve Recep Tayyip Erdoğan'ı unuttular. Ne demişti Sayın Cumhurbaşkanımız, Akif'in dizeleriyle? "Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale/ Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale/ Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?/ Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum." (AK PARTİ sıralarından "Bravo!" sesleri, alkışlar)

Sayın milletvekilleri, burada, tutuklanmalarla ilgili olarak bir hukuki değerlendirme de yapacak değilim. Gördüğüm, yargı kendi mecrasındaki işlerini sürdürmektedir. Şunu da hatırlatmak isterim ki: Bildiğim kadarıyla HDP milletvekillerinden tutuklananların çok üzerinde dosyası olan milletvekili var, hatta ifadesi alınanların bile tutuklananlardan fazla olduğunu biliyorum. Yargı bir kısmını tutuklamış, bir kısmını ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakmış. Yani yargı tutuklananlar bakımından mesnetsiz, hukuka aykırı karar vermiş oluyor, tutuklanmayanlar bakımından hukuka uygun mu karar vermiş oluyor? Bu çelişkiyi nasıl izah edeceğiz?

Sözün özü, yargı kendi çerçevesinde işini yapıyor ve Anayasa maddesi 138 gereğince soruşturması ve yargılaması devam eden konularda Meclisin araştırma yapmasına imkân yok.

Bu duygu ve düşüncelerle araştırma önergesinin aleyhinde olduğumuzu ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum değerli kardeşlerim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Çavuşoğlu.