Konu:(2/1178) esas numaralı Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/70) münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:28
Tarih:29/11/2016


(2/1178) esas numaralı Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/70) münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - Değerli milletvekilleri, Basın İlan Kurumunun yapısının yenilenmesine ilişkin kanun teklifimizi bugün burada konuşacağız. Bugün, tam da Basın İlan Kurumuna ilişkin durum değerlendirmesi yapmak üzere kürsüye gelmek için çalışma yaparken gözüm bir anda televizyona takıldı. Televizyonda o an Başbakan Binali Yıldırım konuşuyordu. Arkamı dönüp yeniden televizyona bakmamla birlikte Binali Yıldırım'ın gittiğini, yerine Tayyip Erdoğan'ın geldiğini gördüm. Öyle ki yandaş medya bile artık kimi yayınlayacağını şaşırmış; Tayyip Erdoğan'ı mı yayınlasak, Binali Yıldırım'ı mı yayınlasak, AKP gençlik kollarının, kadın kollarının etkinliklerini mi yayınlasak diye kara kara düşünüyor. Ha, tabii belli ki Başbakan Binali Yıldırım'ın bu denli yayınının kolay kesilmesi ya da Tayyip Erdoğan'ın tam da AKP grup toplantısının olduğu saate bir konuşma koyması, AKP içindeki huzursuzluğu da ortaya çıkarıyor. Sarayın Başbakan Binali Yıldırım'ın performansından memnun olmadığını, hatta "Ahmet Davutoğlu'ndan bile daha kötü performans gösteriyorsun." dediğini biliyoruz. Ama yazıktır, medyaya bu kadar baskı yapmayın. Medya artık neyi yayınlayacağını şaşırmış vaziyette.

Biliyoruz, medyayı çok önemsiyorsunuz. Geçmiş yıllarda da iktidarların medyaya yönelik baskıları bu şekilde artardı. Bugün de değişmiş değil. Bakın, tam da Basın İlan Kurumunu konuşacağımız gün, Cumhuriyet gazetesinin çalışanları yirmi beş gündür, sorgusuz sualsiz, asılsız suçlamalarla cezaevinde tutuluyor. Türkiye'de muhalif olmanın ya da Tayyip Erdoğan'ın, Binali Yıldırım'ın, AKP'lilerin her dediğine "Doğrudur." dememenin bedeli budur, gazetecilerin cezaevine atılmasıdır. Şu an aralarında Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay'ın da olduğu tam 142 gazeteci cezaevinde haksız bir şekilde tutulmaktadır. Tek suçlarıysa ne yazık ki muhalif olmalarıdır.

Muhaliflere yönelik düşmanlık ya da muhaliflere yönelik baskı bugünün konusu değil. 27 Kasım 1957 tarihinde dönemin iktidarı, Basın İlan Kurumunun önceki şirketi olan Resmî İlanlar Şirketini uhdesine geçirdi, baskı yaparak hangi gazeteye resmî ilan vereceğini belirledi. O gün buna direnen, karşı çıkan gazeteciler de tıpkı bugün Cumhuriyet gazetesinin yazarları gibi cezaevine atıldı, tehdit edildi. Bugün ise Basın İlan Kurumu 27 Mayıs 1960'tan sonra oluşturulan hâlinden tamamen uzaklaştırılmış durumda. Basın İlan Kurumu darbeye kadar, alçak darbe girişimine kadar FETÖ'nün arka bahçesiydi. Öyle ki 15 Temmuz 2016 tarihine kadar, FETÖ'nün gizli kasası olarak bilinen Alaattin Kaya'nın gazetelerine bizzat Basın İlan Kurumu tarafından reklam ve ilan yağdırıldı. AKP "FETÖ'yü arıyorum. FETÖ'yle mücadele ediyorum." derken Cumhuriyet gazetesi yazarlarını hedef alıyor, muhalif kimliğiyle tanınan Sözcü'yü Basın İlan Kurumu üzerinden boğmaya, etkisiz hâle getirmeye çalışıyor.

Arkadaşlar, eğer gerçekten FETÖ'yle Basın İlan Kurumunda mücadele edecekseniz Sözcü'yü, Cumhuriyet'i, Birgün'ü yani muhalif gazeteleri hedef almayı bırakın, gelin, hep birlikte, Basın İlan Kurumunun bu yapısını değiştirelim, 9 kişilik bir kurul oluşturalım ve bu 9 kişilik kurul gerçek tirajlara ilan versin.

Sözcü gazetesi 350 binin üzerinde satarken hiç satmayan Milat gibi, hiç satmayan Yeni Birlik gibi gazeteler Sözcü'den, Cumhuriyet'ten daha çok ilan alıyor. Bunların resmî bir şekilde araştırılması ve Basın İlan Kanunu'nun yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Yok, eğer "Biz yandaşlara buradan para dağıtacağız." diyorsanız, tabii ki bu düzenlemeye de karşı çıkacaksınızdır. Çünkü biliyoruz ki Basın İlan Kurumunun bütçesi üzerinden yandaş medyayı besliyor, satmayan gazeteleri ayakta tutuyor ve onları âdeta birer propaganda bülteni hâline getiriyorsunuz. Buna itiraz edenleri ise FETÖ'cü torbasına atarak cezalandırmaya çalışıyorsunuz. Ama emin olun ki, ne yaparsanız yapın Cumhuriyet de, Sözcü de, Birgün de, Evrensel de, diğer muhalif gazeteler de iktidarınızın bu baskısı karşısında geri adım atmayacaktır.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)