Konu:Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:27
Tarih:25/11/2016


Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

NECATİ YILMAZ (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Divan, sayın milletvekilleri; ülke olarak, hele de biz solcular darbelerden çok çektik. Toplumsal ve bireysel hafızalarımız darbelerin yarattığı tahribatların izleriyle doludur. O nedenle de 15 Temmuzdan bugüne hepimiz darbeyi atlattığımıza çok seviniyoruz.

Sayın milletvekilleri, seviniyoruz çünkü darbe engellenmeseydi aynı 12 Eylülde olduğu gibi Parlamento kapatılabilir, işlevsizleştirilebilir, kaçak sarayı ele geçirecek olan konsey başkanı Anayasa'yı askıya alabilir, ülkeyi genelgelerle, kanun hükmünde kararnamelerle yönetebilirdi. Darbe sürecindeki tüm uygulamaları için sorumsuzluk hükümleri getirebilirdi. Sonrasında, ihtiyaçlarına özel bir anayasa çalışmasına girişebilirdi. Bununla da kalmaz, bir savaşın içinde kendimizi bulabilir, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler askıya alınabilir, altmış yıllık Avrupa Birliğine üye olma düşümüzden koparılabilir, üyelik müzakerelerimiz dondurulabilirdi.

Darbe engellenmeseydi partilerin genel başkanları ve milletvekilleri tutuklanıp ülkenin bir ucundan ta diğer ucuna gönderilebilirdi. Belediye başkanlarının yerine sıkıyönetim komutanları veya olağanüstü hâl valileri atanabilirdi. Sayın milletvekilleri, darbenin engellenmiş olmasına hepimiz, hep birlikte çok seviniyoruz.

Bu darbenin engellenmiş olmasını öncelikle telefonla canlı yayın yaparak insanları darbeye karşı direnmeye çağıran Cumhurbaşkanına borçluymuşuz diyorsunuz. Yine, gizlice Anadolu'ya geçip Kastamonu'da darbeye karşı direnişi örgütleyen Başbakana borçluymuşuz diyorsunuz ve keza bir gecekonduda saklanıp oradan darbeye karşı direnen Melih Gökçek'e borçluymuşuz diyorsunuz. Oysa ki öyle değil. Biliniz ki darbeyi, darbelerden çok çeken halkımız önlemiştir, biz onlara borçluyuz.

Sayın milletvekilleri, darbenin engellenmiş olmasına hepimiz, hep birlikte çok seviniyoruz. Ancak, mademki darbe engellendi, 12 Eylül cuntasının uygulamalarını tekrar eden bu uygulamalar neyin nesi, bunu her gün daha çok, daha çok soruyoruz.

Sayın milletvekilleri, ben 12 Eylülü iyi hatırlıyorum. O dönemde 3.854 öğretmen açığa alınmıştı, 9.400 memur ihraç edilmişti. Bugün, 38 bin öğretmen, 100 bin memur ihraç edildi; 50 bin kişi tutuklandı, 2.600 yurt ve okul kapatıldı, yüzlerce şirket ve iş yerine el konuldu. Darbeyi atlattık ama peki yaşadıklarımızın darbe günlerinden ne farkı var, soruyoruz.

Sayın milletvekilleri, 12 Eylülün o karanlık günlerinde 47 hâkim ve savcı ihraç edilmişti. Bugün, 5 binin üzerinde hâkim ve savcı ihraç edildi.

O günleri ben iyi hatırlıyorum, 13 büyük gazete için 303 dava açılmıştı, 31 gazeteci cezaevine konulmuştu; bugün de 160 medya kuruluşu kapatıldı, 142 gazeteci tutuklu. Darbeyi atlattık ama peki yaşadıklarımızın darbe günlerinden ne farkı var, soruyoruz.

Biz, iyi ki darbe olmadı diye hep birlikte sevinirken iktidar da darbeyi, Allah'ın bir lütfu olarak görüp ilan etti. Uygulamalarından görüyoruz ki gerçekten de darbecilerle menzilleri aynıymış. Biz de gördük, anladık, ha darbe ha dikta, sonuçları aynıymış.

Günlerdir tüm muhalefet gruplarının temsilcileri burada konuşuyorlar; toplumun tüm kesimlerine karşı, biat etmeyen, boyun eğmeyen muhalif tüm kesimlerine karşı, iktidarın, bir cinnet duygusu içerisinde, aynı 12 Eylül gibi bir linç kampanyası ve bir cadı avı başlattığını hep beraber söylediler. Biz de yaşadıklarımızdan görüyoruz. 12 Eylül 1980'in çocukları, ülkemizin içine sokulduğu süreçte amacına ulaşmış bir darbenin tüm sonuçlarını halkımıza yaşatıyorlar. Biz bugün, amacına ulaşmış ve diktasını inşa etmiş bir darbenin ülkemize yaşatabileceği tüm zulmü iliklerimize kadar, tüm yurttaşlarımızla beraber yaşıyoruz. O nedenle meydanlarda söyledik, burada da söylüyoruz: Ne darbe ne de dikta diyoruz arkadaşlar.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)