Konu:Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:27
Tarih:25/11/2016


Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Değerli arkadaşlar, 15 Temmuz, millî şuurdan yoksun, sadakatsiz bir silahın nasıl kendi sahibini vuracağını uygulamalı olarak anlatan pahalı bir tarih dersi olmuştur. Millî şuur bir ışıktır, yurdu aydınlatır ve gizli köşelere sinmiş olan bütün akrepleri açığa çıkararak karanlıkta iş görenlere âdeta gözüne tuttuğu için engel olur.

Değerli milletvekilleri, maarifi, millî eğitimi konuşuyoruz. Eğitim, maarif, tedrisat, ilim, irfan denildiğinde yaşayan en büyük Türk tarihçilerinden olarak kabul edilen rahmetli Halil İnalcık Hoca'yı -yakın zamanda kaybettik- yâd ediyorum. Ona Ankara'da bir seminerde bir soru sorarlar: "Hocam, sadece bir cümleyle, hatta mümkünse çok kısa bir cümleyle, Osmanlı neden bu kadar uzun ömürlü oldu, bize cevap verebilir misin?" dediklerinde Halil Hoca "İlme ve âlime itibar etmelerindendir." der. Bakın, ilim ve âlim ifadesiyle mütenasip eğitim camiası, eğitim camiasının içerisinde öğretmen yetiştirmekten "academia"ya, entelektüel anlamda üniversitelere, bilumum unsurların tamamının sorumlusu bugün Bakan Bey ve etrafında sembolik olarak değil, hakikat olarak bulunan bürokratlar. Ama, biz ne yapıyoruz? Mevzuatları tartışıyoruz, hâlâ bir türlü öze giremiyoruz. Öz nedir? Öz... Az önce bahsetmiş olduğumuz o şuura uygun müfredatı nasıl yapabiliriz? FATİH Projesi'yle koca koca isimleri teknoloji ve dijital çöplüklere dönüştürdük, en iyi eğitimin kara tahta olduğunu yeniden keşfettik ama milyar dolarlarımız, milyarlarca liralarımız aktı gitti.

Sistemimize baktığımızda, yukarıdan aşağıya on üç on dört yıldır daha kavramları yerine oturtamadık. "Bakanlık müfettişi" dedik, "maarif eğitim denetçisi" dedik, "maarif müfettişi" dedik, şimdi "Bakanlık maarif müfettişi" diyoruz. Taşraya indiğimizde "ilköğretim müfettişi" diyoruz, "eğitim müfettişi", "il eğitim denetçisi", "maarif müfettişi", "şahsa bağlı maarif müfettişi"; adlarını söyleyemiyorum. OKS, SBS, TEOG, üniversite sınavlarının hangi sistemde olduğunu bilen var mı içimizde? Yok. Diyeceğiz ki: Şartlara göre biz pozisyon alıyoruz. Bu eklektik bir yapıdır, ne yapalım yani? Hak da veriyorum. 190 ülkenin nüfusundan fazla bir eğitim ordumuz var. Bu da büyük olmanın gereği ama büyüksek büyük düşüneceğiz ama içeriğini doldurmamış büyüklük de anlam ifade etmez arkadaşlar.

Şimdi, biz dört taraftan kuşatıldık, millî bir mücadele veriyoruz. Buna yürekten inanıyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak da, onun lideri Devlet Bahçeli Beyefendi'nin önderliğinde de sonuna kadar bu işlerin üstesinden gelebilmek için millî politikaların yanındayız. Biz, teröre, teröriste, uluslararası anlamda millî menfaatlere karşı verilen mücadeleyle birlikte, millî olan, millî eğitim programının içerisinde de yapılan iyi işlerin sonuna kadar yanındayız ve diyoruz ki: Bu kadar sistematik bir şekilde, altı bakanın, yedi bakanın, -bilemiyoruz Bakan Bey devam eder mi, ayrı bir konu- değiştiği, bu kadar ismin kavramsallaştırılamadığı bir süreçte bu bir istikrarsızlık ifadesidir, bunu kabul edelim. Oturalım, şapkamızı önümüze koyalım, Halil İnalcık Hoca'nın ifade etmiş olduğu, ilim ve âlim nasıl yetişebilir ve biz 15 Temmuz teşebbüsünde, millî şuurdan ve o millî şuurun müktesebatı olan büyük Türk milletine olan mensubiyetten başka yere mensubiyet iltisak edenlerin neler yapabileceği gerçeğini de önümüze alalım, çocukları dört duvar arasından çıkaralım. Onlara tarih bilinci, Türkçe şuuru, Türklük bilinci, İslam ahlak ve faziletini öğretecek bir programı bütüncül açıdan tartışalım, bunların üzerine kafa yoralım. Yorduğumuz ve hükmettiğimiz alanda da istikrarlı bir şekilde, taviz vermeden uygulayan kurumları inşa edelim, kavramları inşa edelim, büyük Türk milletini yarınlara el birliğiyle taşıyalım. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak sonuna kadar bu işin yanındayız.

Memleketin kaderini belirleyecek kararların alındığı bu günlerde, milliyetçi, ülkücü hareketin temel prensiplerinin temsil noktasında olan Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi'nin şahsıyla mütenasip tutum ve davranışlarıyla milliyetçi, ülkücü hareket bu destekleri sonuna kadar vermeye hazırdır diyorum.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.