Konu:Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:27
Tarih:25/11/2016


Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, toprak altında kalan madenciler olduğunda biz onları görüyorduk, greve giden işçilerin yanındaydı onlar; bilimsel, demokratik eğitim isteyen öğrencilerin yanındaydılar; ana dilde eğitim isteyenlerin yanındaydılar; örneğin insan hakları konusunda sorun yaşayanların, işkence görenlerin yanındaydılar. Tek amaçları vardı, 12 Eylül faşizminin getirmiş olduğu baskı duvarlarını, baskı alanlarını yırtmak, yok etmek için kar yollarını açan bir lokomotif gibi çalışıyorlardı; evet, Grup Yorum. Grup Yorum yine tutuklandı. Onlar bu ülkede demokrasinin, özgürlüğün öncüleriydi. Aynen William Shakespeare'ın dediği gibi "Bir ulusun türkülerini yapanlar yasalarını yapanlardan daha güçlüdür çünkü türküleri halk yapar."

Evet, değerli milletvekili arkadaşlarım, 12 Eylül cuntasının dayatmasıyla 24 Kasım Öğretmenler Günü olarak kutlanmak istendi, dayatıldı, Türkiye'nin öğretmenleri de bunu kutluyor. 12 Eylül faşizmi bunu öğretmenlere dayattı ve bu şekilde geliyor. Yine bir korkunun, dayatmanın, sindirmenin olduğu bir dönemde ne yazık ki bir Öğretmenler Günü'nü kutlamak yerine, trajedik bir günü, trajedik bir olayı olsa olsa sadece ortaya dökmüş, gündeme getirmiş oluruz.

AKP ve saray rejimi eğitime ilişkin hedeflerini gerçekleştirmek için çok tehlikeli adımlar atıyor. 12 Eylül darbesi emperyalizmin ve sermayenin çıkarları için gerçekleşmiş, mali sermayenin ve uluslararası tekellerin ihtiyaçlarına göre oluşturulan neoliberal politikalarla Türkiye'ye giriş kapısı bulmuştur.

12 Eylül darbesi sonrası süreçte, Türkiye'nin önemli toplumsal dinamikleri darmadağın edilmiş, son derece sistemli ve planlı bir çabayla toplum her türlü otoriter, faşist rejim karşısında giderek örgütsüz yani savunmasız bırakılmıştır. Cumhuriyetin tüm temel kazanımları adım adım değersizleştirilmiş, içi boşaltılmış, her türlü saldırıya açık hâle gelmiştir. Evet, çok uzun zaman önce yaşananları belki bugün bir kez daha yeni bir yapıyla, AKP ve saray rejiminin dayatmalarıyla yaşıyoruz ve görüyoruz.

Sayın Bakanım, dün gece buradan süt ile, ekmek ile öğretmen maaşlarını karşılaştırdınız. Ben aynen şunu istiyorum: Ne olursunuz, durduğunuz ve bulunduğunuz koltukta şu öğretmenlerin maaşlarını kendi maaşınızla bir karşılaştırıverin.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) - Ne alaka ya? Ne alaka?

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Yani, bu ülkenin öğretmenlerinin, sizi, bizi, Başbakanı, Cumhurbaşkanını yetiştiren öğretmenlerimizin maaşları daha mı düşük olmalı?

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) - Bu kadar demagoji yapmaya gerek yok.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Yine, Sayın Bakanım, şu gayrisafi millî hasılanın yüzde 54'ünü alan...

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) - Şov yapma yeri değil burası ya.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - ...yüzde 1'lik sınıfın aldığı kâr payı ile, ücret ile ne olursunuz şu öğretmenleri bir karşılaştırıverelim.

Yine, Sayın Bakanım, bugün bir açıklama yaptınız, dediniz ki: "Yeni bir sisteme geçeceğiz." On dört yılda 14 kez değiştirdiğiniz sistemde yeni bir sistem; "Tam gün, kesintisiz eğitim yapacağız." dediniz, "70 bin sınıf açığımız var." dediniz. "Paranız nerede?" diye sorarlarsa "Halkımız var." dediniz. Merak şu: Zaten bir eliniz halkın bir cebinde, diğer eliniz cüzdanında. Dolaylı vergiyle halkın tümünün gelirini alıyorsunuz, Hükûmet olarak kullanıyorsunuz. Ya, biraz el vicdan! Bu kadar vergi toplayarak hâlâ halka diyorsunuz ki "Bir sistem değişikliği yapacağız ama o sistemin parasını da sizden alacağız."

Sayın Bakanım, şu bakmaktan vazgeçip gerçekten asli görevimizi yapsak. Mesela laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin gereği olarak bilimsel ve laik eğitim için gerçek bir eğitim sistemini kullansak, gerçek bir eğitim sistemi ortaya koysak, gerçekten cumhuriyetin bütün kazanımlarını yok etmek yerine onlara sahip çıksak olmaz mı Sayın Bakanım? (CHP sıralarından alkışlar)

Bu anlamda, ne olursunuz, tarım alanında çökerttiğiniz süt ve ekmek meselesi üzerinden buğdaycıyı, 16 milyon çiftçi vatandaşı daha fazla incitmeyin, daha fazla acıtmayın.

Aslında yaptığınız, on dört yıllık tarım politikanızın bir sonucudur. Bir tarafı çökerterek öbür tarafı onunla kıyaslıyorsunuz. Buna hakkınız yok, kimsenin buna hakkı yok. Bu ülkenin onurlu insanlarıdır çiftçiler, onurlu üreticileridir çiftçiler.

BAŞKAN - Genel Kurula dönelim, Genel Kurula.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Hepinize saygılar sunuyorum.

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz. (CHP sıralarından alkışlar)