Konu:Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:27
Tarih:25/11/2016


Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ Hükûmeti eğitim sisteminin yıllardır çözüm bekleyen en temel sorunlarını bile çözemezken aradan geçen her yılda bu sorunlar giderek artmakta ve derinleşmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı ise bu sorunların çözüm merkezi olmaktan çok yeni eğitim politikalarıyla bu sorunları derinleştirmekte, çocuklarımızı, öğretmenlerimizi ve ailelerimizi daha fazla mağdur etmektedir. Açığa alınan ve ihraç edilen öğretmenler, akademisyenler, yıkılan, artık kullanılamaz durumda olan okullar, 4+4+4 karmaşası, tek bir inancı merkezine alan zorunlu din dersleri, cinsiyet eşitsizliğin eğitimde yarattığı tahribat artık onarılamaz duruma gelmiştir.

2015 yılında gerçekleştirilen üniversite giriş sınavlarında tam 42 bin öğrenci sıfır puan almıştır. 42 bin öğrencinin en temel problemleri bile çözemediğini, analitik bir yorumda dahi bulunamadığını, bu düşünceden uzak olduğunu görüyoruz. Peki, üniversiteye girince bu durum çok mu değişiyor?

Üniversitelerimizin dünya sıralamasındaki yeri giderek aşağılara düşmektedir. Mesela, bir üniversitenin bilim üretme kriterlerinden biri yayımlanan bilimsel makale sayısıdır bildiğiniz gibi. Artık bilimsel makale yayımlama sıralamasında ilk 100'e giren üniversitemiz bulunmamaktadır. Elle tutulan birkaç üniversitemiz de kanun hükmünde kararname darbesiyle yok edilmek istenmektedir. Bu ülkenin çocuklarının ve gençlerinin hak ettiği eğitim seviyesi bu mudur?

Değerli milletvekilleri, OHAL'le birlikte işinden atılan Nuriye Gülmen'in işine geri alınması için destek veren lise öğrencisi Sıla Yalçın, Ankara Valiliğinin İncirli Anadolu Lisesine gönderdiği bir yazıyla birlikte okulundan atılmıştır. Sayın Bakanın bu hassasiyetini bildiğim için özellikle arz etmek istiyorum, bu çocuğun yeniden okula dönmesi gerekmektedir. Bir taraftan görevine iade edilmek için on beş gündür tek başına direnen, 15'inci kez gözaltına alınan bir akademisyen, bir tarafta da ona destek verdiği için valilik kararıyla okuldan atılan bir lise öğrencisi. Bu kabul edilebilecek bir durum mudur? Bir çocuğumuzun eğitim hakkının elinden alınması bu kadar kolay mıdır sayın milletvekilleri, bunu kabullenebiliyor musunuz?

Şunu önemle belirtmek isterim ki dünyanın pek çok ülkesinde eğitim tüm yurttaşlar için insan olmaktan kaynaklı temel bir hak olarak kabul edilmektedir. Herkes insan olduğu için kendini geliştirme ve eğitim görme hakkına sahiptir. Uluslararası insan hakları belgelerinde bu durum açıkça ifade edilmiştir. Bu anlamda devlet tüm yurttaşlarına ayrım gözetmeksizin eşit ve parasız olarak eğitim olanağı sağlamak zorundadır. Eğitimin niteliği ile eğitim hizmetlerinin düzenli ve sürekli bir şekilde yürütülmesi, eğitim öğretim hizmeti verenlerin niteliği ve çalışma koşulları arasında doğrudan bir bağ vardır. Eğitim süreci özgür düşüncenin önünü açacak, çocukların zihinsel gelişimlerine yardımcı olacak biçimde düzenlenmelidir. Eğitim süreçlerinin bilimsel bir temelde gerçek anlamda laik bir anlayışla yürütülmesi nitelikli eğitimin vazgeçilmez ilkelerindendir. AİHM kararlarına, insan haklarına ve din ve vicdan hürriyetini düzenleyen uluslararası düzeyde imzalanmış birçok anlaşmaya rağmen çocuklarımıza dayatılan zorunlu din dersi uygulaması eğitimin laikliği ilkesine aykırıdır, bu anlamda derhâl bu uygulamadan vazgeçilmesi gerekmektedir.

Küresel kapitalist sistemin piyasacı anlayışıyla bütünleşen müfredat, sormayan, sorgulamayan, toplumsal değil bireysel değerleri ön plana çıkaran, dayanışma ruhunu kavramamış, benmerkezci bireyler yetiştirmeye hizmet etmektedir. Piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda şekillenmiş bu müfredat eğitimi, bilimsel değişim ve gelişim ruhuna aykırıdır. Bilimsel bir temel üzerinde ve eğitimin gerçek ihtiyaçlarına uygun olarak düzenlenmemiş olan bu müfredatla nitelikli bir eğitim süreci yürütmek mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de eğitimi hak ettiği noktaya taşımak ancak gerçekleştirilebilecek köklü değişikliklerle olanaklı olabilir. Bu nedenle eğitim sisteminde yapısal değişiklikler gereklidir. Okul öncesi eğitimden başlayarak eğitim yatırımlarına, ders kitaplarının hazırlanmasından eğitim yöneticilerinin belirlenmesine, sınıf mevcutlarından eğitimin bilimsel, demokratik, laik yönünün geliştirilmesine; derslik, okul, öğretmen açıkları, eğitimin genel bütçe içindeki payına kadar eğitimin hemen her kademesinde köklü bir değişime gereksinim vardır. Ancak bu köklü değişiklik toplumun tüm kesimlerinin görüşlerinin alınarak ve kaygılarının giderilmesiyle söz konusu olabilecektir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.