Konu:Chp Grubu Önerisi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:25
Tarih:23/11/2016


CHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bize göre bir ülkenin gelişmişliği, kişi başına düşen millî geliriyle, yapılan yoluyla, köprüsüyle, alışveriş merkezi sayısıyla ölçülemez. Bir ülkenin gelişmişliği, AVM'leri, köprüleri yapan insanların nasıl öldüğüyle ölçülür.

Bir zamanlar "girdik" diye gündüz vakti havai fişek patlattığınız, şimdi üç öğün kavga ettiğiniz Avrupa Birliğinde ve bütün medeni ülkelerde, gelişmiş ülkelerde, elektrik arızasına deniz bisikletiyle gidilmez, buzlu gölün ortasında işçiler donarak ölmez, 20 milyonluk metropolün ortasında işçiler çadırda yanarak ölemezler.

Bakın, değerli milletvekilleri, bu, geçtiğimiz yıllara ait bir resim. Burada, İstanbul'un göbeğinde, Avrupa'nın en büyük kentinde işçilerin nasıl öldüğünü gösteriyor.

Yine, gelişmiş ülkelerde madenlerde insanlar ölmez, göçük altında insanlar unutulmaz. Elbistan'daki göçükte hâlâ çıkarılmayı bekleyen, annelerine sarılmayı bekleyen evlatlar yatmakta.

Değerli arkadaşlar, hâlâ göçük altındaki insanlar unutuldu maalesef, bulunamadı.

Yine, belki bölgenin metrekaresi en pahalı rezidans inşaatında insanlar düşerek ölmezler. Maalesef, sizin döneminizde, Türkiye ucuz ölümler ülkesi hâline geldi. Bu ülkede, 15 milyonluk İstanbul'un göbeğinde, insanlar balık istifi yatırıldıkları naylon çadırda ölüyorlar.

Değerli arkadaşlar, şehrin tam ortasında -inanılacak gibi değil, hatırlar mısınız bilmiyorum, AKP Grubuna göstermek istiyorum- şehrin tam göbeğinde, selde, minibüste insanlar, kadın işçiler boğularak ölüyorlar.

Yine, bakın, değerli arkadaşlar, 13 yaşında bir çocuk, temizlik yapsın diye alındığı fabrikada, pres makinasına kafası sıkışarak ölüyor.

Değerli arkadaşlar, Tuzla'daki tersanede filika testi kum torbası yerine işçilerle yapılıyor ve işçiler ölüyor. İnanılacak gibi değil.

Yine, değerli arkadaşlar, dünyanın hiçbir ülkesinde insanlar böyle ölmüyor. Erzurum'da buzda boğulanların, üst geçitten geçerken damperli kamyon çarpanların, baraj kapağı açılınca boğulanların, asansör boşluğuna düşenlerin, feribota binerken düşen insanların öldüğü ülkedir Türkiye. Kimi 20 yaşına gelmeden merdiven altında ölür, kimi kot taşlarken, kimi traktör kazasında kurbanlık gibi taşınırken ölür bu ülkede. Sizler, iktidar buna "kaza" der, biz ise "cinayet" diyoruz; siz buna "fıtrat" dersiniz, biz ise "ihmal" diyoruz.

Değerli arkadaşlar, ne derseniz deyin, bu ülkede her şey pahalıdır ama ölümler çok ucuzdur. Ermenek'i hatırlayın, ayakkabısı yırtık Recep amcayı hatırlayın, "Oğlum yüzme bilmezdi." diyen madenci annesini hatırlayın, Soma'yı hatırlayın; hani, madenci yakınlarını tekme tokat dövdüğünüz Soma'yı hatırlayın, 301 madenciyi, onların ailesini, çocuklarını hatırlayın. Yine, Karadon'u hatırlayın değerli arkadaşlar; hani, Başbakanın çıkıp "Kader." dediği, bir bakanın da "Ne güzel öldüler." dediği maden kazasını hatırlayın.

Bu saydığım cinayetlerin hiçbirinde, değerli milletvekilleri, hiçbir yetkili ceza almadı. İş cinayetlerinde, iş ölümlerinde tam bir cezasızlık var. Bu anlattığım cinayetler, dünyanın herhangi bir ülkesinde olsa yer yerinden oynar, bir tane sorumlu istifa eder. Bakın, Letonya'da, alışveriş merkezinde kaza nedeniyle 54 kişi öldü, Başbakanı istifa etti; Güney Kore'de feribot kazasında 187 kişi öldü, Başbakan istifa etti. Bizim ülkemizde böyle bir şey olabilir mi? Olamaz. Bizim ülkemizde bekçiyi bile görevden alamıyorlar değerli arkadaşlar. İşte demokrasinin gelişmişliği, insan haklarının gelişmişliği, medeniyetin ölçüsü de tam budur. Eğer hesap veremiyorsanız, hesap sorulmuyorsa bu cinayetlerden -kimse kusura bakmasın- kimse bu ülkenin geliştiğini iddia edemez.

Bakın, en son Şirvan'da, Siirt'te 16 işçi, 16 maden emekçisi göçüğün altında kaldı. 16 ocağa ateş düştü değerli arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, olayı duyar duymaz Zonguldak Milletvekilimiz Ünal Demirtaş, Sinop Milletvekilimiz Barış Karadeniz'le birlikte Siirt'e gittik. Orada Siirt Valisiyle görüştük, şirket yetkilileriyle görüştük, işçilerle görüştük, oradaki işçi aileleriyle görüştük. Orada edindiğimiz izlenimi kamuoyuyla paylaştık; yine ihmaller zinciri, yine kâr hırsı, yine denetlenmeyen maden ocakları ve her zamanki gibi ölen gariban insanlar. Biz gittiğimizde bakanlar gelmemişti, biz gittiğimizde bakanlar ulaşamamıştı. CHP Grubunun, bizim özel uçağımız yok. Biz tarifeli uçakla gittik, Siirt İl Başkanımız Nevaf Bilek aldı bizi, maden sahasına gittik. Bakanlar bizden birkaç gün sonra geldi. Değerli arkadaşlar, bakanın açıklamasını dikkatinize sunuyorum. Biz gittikten sonra giden bakan diyor ki: "İhmal görmedim." Eğer o bakan orada ihmal görmediyse biz de o bakanda vicdan görmedik. (CHP sıralarından alkışlar) O madenlerdeki ihmalleri kör olsanız görürsünüz. Maalesef, o bakanın vicdanı kör, kendi kör değerli arkadaşlar, vicdanı maalesef kurumuş.

Bakın, gözle görülüyor. Biz tepeye kadar çıktık arkadaşlarımızla birlikte, ihmalin nasıl olduğu gözle görülüyor. Orada yapılan ihmali, kusuru görmemek, hatta hatta işçiyi suçlamak başlı başına bir vicdansızlıktır arkadaşlar.

Bakın değerli arkadaşlar, AKP iktidara geldiğinden beri 18 binden fazla insan iş cinayetlerinden öldü, 18 bin insan, 18 bin hayat. 18 bin ailenin ocağına ateş düştü. 18 bin aile ne demek biliyor musunuz arkadaşlar, 18 bin kişi ne demek biliyor musunuz? Benim ilime bağlı Hekimhan ilçesinin nüfusundan daha fazla bir nüfus demek, Sivas'a bağlı Kangal'dan daha fazla nüfus demek, Ankara Balâ'dan daha fazla nüfus demek. 18 bin insan iktidara geldiğinizden beri iş cinayetlerine kurban gitmiş. Bir cinayetin bir karşılığı var ama maalesef, AKP'den bu cinayetlerin karşılığını sorabilmiş değiliz. Tam 73.500 kişi iş göremez hâle gelmiş, saat başına 80 iş kazası oluyor, yılda 706 bin işçi iş kazası gerçeğiyle yüz yüze geliyor.

Son beş yılda madenlerde 697 kişi hayatını kaybetti. Değerli milletvekilleri, sadece bu yıl ölen işçilerin sayısı tam 1.600. Bakın, tam 1.600 kişi iş kazasında iş cinayetlerine kurban gitmiş, bununla övünebilirsiniz! Türkiye, demokrasi liginde, basın özgürlüğünde son sıralarda ama maalesef, iş cinayetlerinde Avrupa 1'incisi, dünya 3'üncüsü değerli arkadaşlar. Bu utancı gidermek herkesin görevi, en başta on dört yıldan beri ülkeye hükûmet eden iktidarın görevi. Ama, maalesef bu konuda çaba harcanıyor mu? Çaba harcanmıyor.

Değerli arkadaşlar, her işçi öldüğünde ilk söz "fıtrat" deniyor ama bu fıtrat nedense sadece Türkiye'deki işçilerin yanına geliyor. Değerli arkadaşlar, fıtrat Almanya'da kömür ocağında çalışan işçiye gelmiyor, İsviçre'ye uğramıyor, başka ülkelerdeki insanların evlerine fıtrat uğramıyor, bir tek Anadolu'nun yoksul garibanlarının evinin kapısını çalıyor. Bu fıtrat sadece bizim Türkiye'ye özgü mü? Bu fıtrat sadece yoksul Anadolu işçilerine mi özgü değerli arkadaşlar?

Bakın, Şirvan'da cinayetin nedeni, diğer cinayetlerde olduğu gibi özelleştirme, kâr hırsı ve taşeron sistemidir. Taşeron demek ölüm demektir, çok iş ama az maaşla çalışmaktır, sendikasızlıktır, güvencesizliktir. Türkiye'de iş cinayetlerinin yüzde 90'ı taşerondur. Şirvan'daki bu cinayetlerde ihmal vardır.

Değerli arkadaşlar, 25 Temmuzda heyelan oluyor, maden kapatılıyor, daha önce bir ölüm var yine, ama maalesef tedbir alınmıyor, çalışmaya devam ediliyor. Tam bir hafta boyunca Şirvan'a aşırı yağmur yağıyor, tedbir alınmıyor, perşembe akşamı sekiz buçukta göz göre göre felaket geliyor ve 16 işçi göz göre göre katlediliyor. Değerli arkadaşlar, ihmal yok, ihmaller silsilesi var, bağıra bağıra gelen bir cinayet var, doğru düzgün denetlemeyen bir hükûmet var. İhmalin olduğu yerde iş kazası olur diyorum değerli arkadaşlar.

Yine, bugün bir şeyi paylaşarak sözlerime son vermek istiyorum: Üç yıl önce Zonguldak'ta 1 maden işçisi kurtulmuştu, adı Mustafa'ydı. Üç yıl önce Kozlu'da madende 8 işçi öldü. O gün buz gibi soğukta "Babam nerede?" diye ağlayan bir Doğukan vardı. Doğukan babasını görünce sevindi, mutlu oldu. Bugün o çocuk babasını toprağa verdi, bu sefer babasını madenden çıkaramadı değerli arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VELİ AĞBABA (Devamla) - Doğukan'ın vicdanıyla Doğukan'a gelen fıtratın düşünülmesini, mutlaka bu konuyla ilgili bir iş kazası komisyonu kurulmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Ağbaba.