Konu:Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:22
Tarih:17/11/2016


Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 438 sıra sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 23'üncü maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Şimdi, konu hukuk olduğu için, hukukun temel mantalitesi içerisinde yöneten ile yönetilen arasındaki ilişkiyi belirleyen, hukukun en üst başlığı olarak bilinen anayasadır ve hukuk da toplumsal düzendir. Formel anlamda yasalarla ilgili hukuklar medeni hukuk ya da eğitime dair hukuk modern akılla inşa olmuştur ama bu, genel olarak örfi anlamda töreyle, kültürle toplumdaki düzeni sağlama adına yapılan iştir. Bu hukuk sonuç mudur, süreç midir? Bunlar felsefi anlamda tartışılan konulardır. Yani, biz suçları müeyyidelerle, çıkaracağımız yasalarla ve dayatmalarla mı önleyeceğiz ya da bunların işlenmemesine dair bir anlayışla toplumsal kalkınmışlığımızı bir noktaya getirerek mi bu problemleri çözeceğiz? Yani, sağlıklı toplumlarda önleyici tedbirler çok daha öncelikli olarak ele alınır. Bizim, dünyayla beraber Türkiye'nin de içerisinde bulunduğu genel etkileşim ve bu postmodern dalga genel olarak kültürel bir sarsıntıyı da beraberinde getiriyor. Kitle kültürünün, popüler kültürün hâkimiyeti pek çok alanda insanlarımızın tutum ve davranış olarak farklı meyiller içerisine girmesine sebebiyet veriyor. Medyanın rolü, insan ilişkilerinin hâli, kitle kültüründe insan profillerindeki farklılıklar ve çeşitlilikler bunların temelini oluşturuyor. Bu gerçeklikten hareketle, uygulanan politikalardaki eksiklikleri de hesaba katarsak ülkemizde son on yılda cinayetten fuhşa, uyuşturucu kullanımından gasba kadar tüm suç oranlarında yüzde 600'lere varan artış söz konusu değerli milletvekilleri. Ekonomik ve ahlaki çöküntü, suç oranlarının artmasında en büyük etkenlerden deniliyor. Bu suç oranlarının artışının sebebi, sonucu tartışılabilir belki ama Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre ülkemizde yılda yaklaşık 1.100 cinayet işlenmekte. Bu cinayetlerin kurbanlarının büyük çoğunluğu da kadınlar olmaktadır. Ülkemizde kadın cinayetleri oranı resmî verilere göre son on yılda yüzde 140 artmış. Suça bulaşan, suça maruz kalan çocuk sayısı her yıl artmakta.

2014'te fiziki durumu yetersiz ve devlete maddi külfeti nedeniyle 22 ceza infaz kurumu kapatıldı, 2015'te ise 15 ceza infaz kurumu aynı nedenle kapatıldı. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü verilerine göre hükümlü sayısı -son olaylardan önceki tarih- 31 Mart 2016 tarihine göre 187.647. Şimdi, cezaevlerinin suçlu sayılarıyla ya da suç işlediği iddia edilenlerin sayılarıyla fazla olması, suça karşı alınacak bir tedbir mi yoksa acaba alınmayan tedbirlerden ve genel olarak uygulanan politikalardan kaynaklı, insanların suça meyletmesinin sonucu mu?

Pek çok alanda rakamlarda son on, on iki yıl içerisinde ciddi artışların gözüktüğü ortada, bir hakikat. Hepimizin bu manada bir düzeni var, topluma karşı sorumlulukları var, millete karşı vekâletimiz var, siyaseten partimiz ve tutumumuz, ideolojik duruşumuz ne olursa olsun toplumsal kalkınma, toplumsal ahlak ve buna bağlı olarak toplumsal çürümenin önüne geçmek için ciddi anlamda katkı verici işler yapmak durumundayız. Yasalarımızı yaparken temel çıkış noktalarımızın bunlar olması gerekiyor. Bunlar olduğu zaman çok fazla yazılı mevzuata da gerek kalmıyor. Teamülleri olan, teamüllerini terk etmeyen, gelenekleri olan toplumlar geleceklerini daha iyi inşa ediyorlar. Biz teamüllerini, geleneklerini ortadan kaldırarak yenileşmeyi düşünen, tepeden inme modernitenin neticesinde büyük sorunlar yaşamış bir toplumuz ama bunlardan ders alarak bu kez "Ben kendi doğrularımı dayatarak iş yaparım." anlayışından çok, ortak akıl ve Türk kültürünün müktesebatı neyi istiyorsa o doğrultularda hareket ettiğimizde, galiba, kamu vicdanını yanımıza alırız diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)