Konu:Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:22
Tarih:17/11/2016


Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA NECATİ YILMAZ (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Divan, sayın milletvekilleri; siyaset, samimiyetle sürdürülmesi gereken bir faaliyettir. Siyaseten her ne yapıyorsak öncelikle samimi olmalıyız. Şimdi burada sormak isterim: Gerçekten Hükûmet, bu tasarıları Genel Kurula getirdiğinde, Meclisin bir katkısını, katılımını, önermesini sürece katmak istiyor mu, istemiyor mu? Bunu anlamak gerekir. Bir yandan Ceza Muhakemeleri Kanunu olmak üzere temel kanunlardaki değişikliği öngören bu tasarı Meclis gündemine getirilirken diğer bir yandan esaslı hususları kanun hükmünde kararnameyle düzenlemek ne anlama geliyor? Bu, Hükûmetin bu konuda samimi olmadığının açık, net bir göstergesi. "Samimiyet bunun neresinde?" diye sormak durumundayız.

Sayın milletvekilleri, bu tasarıda, temyiz sınırı, ön ödeme sınırı gibi teknik konular Parlamentonun gündemine getirilirken, diğer yandan, 674, 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler başta olmak üzere, birçok kanun hükmünde kararnameyle esaslı değişiklikler sadece Hükûmet tarafından yapılıyor ve başta çalışma, örgütlenme, düşünce ve ifade, mülkiyet, savunma ve adil yargılama hakkı gibi birçok temel hak ve özgürlüğün özü zedelenecek biçimde kanun hükmünde kararnamelerle düzenleniyor.

Sayın milletvekilleri, milletvekillerinin ve parti gruplarının önerilerine kapalı bu işleyişle, Hükûmet, sürekli hata yapıyor. O nedenle de, yaptığı değişikliklerin birçoğu önceki hatalardan dönmeye ilişkin değişikliklerdir.

Yasal düzenlemeler yapılırken yasalarda olması gereken genellik, soyutluk, eşitlik gibi ilkeler ihlal edildiğinden, yasaların da tüm yurttaşlara ve ülkenin tamamına ve tüm zamanlarda uygulanmak için kaleme alınmış metinler olduğu göz ardı edildiğinden bu hatalara düşülmektedir. Kişiye özel, duruma özel yasa çıkarma anlayışı ne yazık ki Meclis çalışmalarının hâkim anlayışı hâline gelmiştir. Elbette ki bu hatalar da en kısa zamanda yeni sorunların doğmasına kaçınılmaz bir şekilde sebebiyet vermekte ve yeni düzenleme ihtiyaçları doğmaktadır. Bu nedenledir ki bu düzenlemeye konu Ceza Muhakemeleri Kanunu'nda 18 kez yasayla, 3 kez kanun hükmünde kararnameyle ve 1 kez de Anayasa Mahkemesi kararıyla değişiklik yapılmıştır ve bununla yetinilmeyip bu defa yeni baştan düzenlemeler yapmak durumunda Hükûmet kalmıştır; öyle ki bu hataların büyük bir kısmında da eskiden yapmış olduğu düzenlemeyi bu defa tersine düzenleme yaparak eski hâle getirmek şeklinde hatalarını açıkça ifşa etmiştir.

Sayın milletvekilleri, hukuk, gündelik ihtiyaçlara göre değişen ve günlük ihtiyaçlarımızı gidermek üzere kullanılan bir araç değildir. Yargı üzerinde biriken iş yükü hepimizin malumudur. Biriken iş yükünün doğal sonucu olarak ortaya çıkan yargılama süresinin uzaması adalete duyulan güvenin kaybedilmesinde önemli bir etkendir. Bu husus, siyasallaştırılan, siyasi iktidarın ve ortağı olan cemaatlerin kadrolaşmasına açılan ve bu kadrolar üzerinden bir yandan siyasal iktidarın sopasına diğer yandan cemaatlerin kendi arasındaki siyasal iktidar kavgasına zemin olan yargı bu durumdan kurtarılmalıdır ve gerçek işlevi olan adalet dağıtma işlevine geri döndürülmelidir. Çünkü inandırıcılığını kaybetmiş olan yargı maalesef ki acınacak hâldedir.

Biriken iş yükünü ve geciken adalet gerçeğini ortadan kaldırmak üzere bir yandan istinaf mahkemeleri kurulurken diğer yandan işbu tasarıyla kanun yollarına müracaat etmenin yolu kesilmektedir. Özellikle istinaf yolu için öngörülen alt sınır yükseltilmiş, 3 bin lirayla belirlenmiştir. Şunu unutmayalım ki sayın milletvekilleri, ülkemizde 7 milyona yakın insanımız işsizdir, 14 milyona yakın insanımız açlık sınırının altında, 20 milyon insanımız yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Bu insanlar için bir ekmek parası dahi ne kadar değerli, bunu hatırlamalıyız. İstinafın alt sınırı olarak bilinen 3 bin Türk lirası bu insanlar için üç ay hayatlarını idame ettirecekleri bir bedeldir. Temyiz sınırı için öngörülen 40 bin lira da yurttaşlarımızın yüzde 90'ı için büyük bir servettir. Bu rakamlar iktidarın, iktidar mensuplarının ve onun çevresindekilerin durumuna göre değersiz görülebilir, küçümsenebilir, o nedenle bu bedellerin altındaki davalar için mahkemelerin meşgul edilmemesi düşünülebilir ancak istinaf ve temyiz mahkemeleri sadece zenginlerin değil, yoksulların da adalet beklediği mahkemelerdir.

Diğer yandan, bu tasarıyla ön ödeme sınırının alt sınırı azaltılıp kurumun uygulama alanı genişletilmektedir. Böylelikle, uyuşmazlıkların büyük bir kısmı yargının müdahale alanı dışına çıkarılmakta ve "Parası olan parayı öder, suçu da rahatlıkla işler." anlayışı hâkim hâle getirilmektedir.

Sayın milletvekilleri, özetle söylemek gerekirse: Hükûmetin iş tutuş şeklini değiştirmesi lazım. Bugün ortaya konulan çalışmalar içerisinde yer yer muhalefet partisinin, bizim de önerilerimizi dikkate alıp değişiklik yoluna gitmesi bizim için memnunluk vericidir ancak bunun genel bir çalışma üslubuna dönüşmesini bekliyoruz, sadece bugüne has bir tutum olmaktan çıkmasını bekliyoruz. Çünkü hep beraber biliyoruz ki iktidar, ne yazık ki, tasarıları görüşürken sadece Genel Kurulda değil, komisyonda, alt komisyonda kendi partililerinin dahi vicdanlarına sığmayan, onları rahatsız eden önerilerine ilişkin ciddi bir kulak tıkama davranışı içerisindedir. Bu tutumundan vazgeçmesi lazım. Ve içine girdiğimiz süreçte artık buradan ders çıkararak, kanun hükmünde kararnamelerle değil, Parlamentoda sorunlarımızın gerçek anlamda tartışıldığı ve içeriğinin konuşulduğu esaslı metinler çıkarmamız lazım. Biz muhalefet partisi olarak buna hazırız, Parlamento çalışmalarını tıkamaktan uzağız ve ülkemizin içinde bulunduğu sorunları aşma konusunda her türlü gayreti, desteği vermeye hazırız. Bunu bugünkü tutumumuzla ortaya koyduk. Bunu daha da yaygınlaştırabiliriz. Bu anlamda, bizim ortaya koyduğumuz iyi niyetin bugün üzerinden gerek iktidar tarafından gerekse iktidar partisi tarafından anlaşılmasını bekliyoruz. Dolayısıyla, muhalefetten ve sivil toplum kesimlerinden, toplumun muhalif kesimlerinden sürekli sorunları kaçırarak, tek akılla sorunları çözme isteğinden, âdetinden vazgeçilmesi lazım. Bu anlayışın Parlamento çalışmalarına öncelikle hâkim hâle gelmesi lazım. Bu, ciddi bir dönüşüm yaratacaktır. Belki bundan sonra sorunların hepimizin ortak sorunu olduğu ve geminin ortak olduğu ve baktığın zaman içinde hepimizin sıkıntılar yaşayacağımız gerçeğinin idrak edilmesi lazım. Ancak, maalesef ve maalesef ki şunu söylüyoruz: Ne yazık ki Parlamentoyu devre dışı bırakan, kanun hükmünde kararnamelerle hayatın her alanına müdahale eden iktidar böyle bir görüntü vermekten uzak davranmıştır. Diliyoruz, umuyoruz, bekliyoruz, bundan sonraki tutumu bugünden itibaren bir farklılaştırma göstersin. Dolayısıyla da sorunlarımızı ortakça çözebileceğimiz zeminler yaratılsın. Parlamento da sadece 3-5 milletvekilinin dinleyip izlediği ve günlük işlerle meşgul olduğu alanlar olmaktan öte, gerçek anlamda, halkın bizden beklediği şekilde, sorunların çözümüne, ortak aklın üretimine ve ortak değerlerin yeni baştan yaratılmasına zemin olsun. Parlamentonun belki de işlevi bu hâlde anlamlı hâle gelecektir. Biz, bu niyetimizi ortaya koyduktan sonra, bu niyeti karşılayan tutumu iktidardan ve iktidar partisinden bekliyoruz. Bugünün yarın için başlangıç olmasını diliyorum. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)