Konu:CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:21
Tarih:16/11/2016


CHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin ülkemizde kurulu bulunan ve Batı Karadeniz'de kurulmak istenen termik santrallerin hukuki sürecinde yaşanan usulsüzlük, hukuksuzluk ve Anayasa'ya aykırılıkların tespit edilmesi ve neden olduğu çevre ve insan sağlığını tehdit eden uygulamaların araştırılması için verdiği öneri hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, dünyada söz sahibi bir ülke olabilmenin öncelikli şartlarından birisi, hiç şüphesiz ki, yeterli enerji kaynaklarına sahip olmak ve bu kaynakları doğru kullanabilmektir. Enerji politikalarını doğru belirleyerek uygulayan ülkeler uluslararası rekabette öne çıkarken enerjide dışa bağımlı ülkeler gerek ekonomik gerekse siyasi politikalarında da dışa bağımlı olmak zorunda kalmaktadırlar. Türkiye'nin de bölgesel ve küresel bir güç hâline gelebilmesi, bir yandan kendi enerji kaynaklarını üretiminde kullanmasına, diğer yandan da bölgesindeki enerji koridoru olma konumunu ve fırsatını iyi kullanmasına bağlıdır. Bu ise işbaşındaki hükûmetler tarafından uygulanan enerji politikalarıyla yakından ilgilidir.

Ülkemizde son yıllarda Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleri tarafından uygulanan doğal gaz ve petrol ithalatına dayalı yanlış politikaların sonucunda ne yazık ki enerjide dışa bağımlılık giderek artmış, üretimin tüketimi karşılama oranı düşmüş, yüksek kaçak ve kayıp oranları bir türlü kabul edilebilir sınırlara çekilememiştir. Ülkemizde enerji arz güvenliğinin sağlanabilmesi için enerji üretiminde rüzgâr, güneş, jeotermal, hidrojen ve biyokütle gibi yeni yenilenebilir ve yerli kömür kaynaklarından azami ölçüde yararlanılması gerekmektedir. Ancak, son yıllarda ülkemizdeki petrol ve doğal gaz lobilerinin etkinliğinin artması nedeniyle yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları yeterince değerlendirilememiş, bu amaçla ülke kaynaklarının üretime sokulmasına yönelik tedbirler alınamamış, alternatif enerji kaynakları alanında AR-GE çalışmaları ve yatırımlar özendirilmemiş, termik kaynaklı enerji üretim santralleri yenilenememiş, doğal gaza bağımlılık artmış ve hidroelektrik üretiminde su kaynaklarımız yeterince kullanılamamıştır.

Gelecekte enerji ihtiyacı daha da artacak olan ülkemizde enerji üretiminin ve verimliliğinin artırılması, enerji arz güvenliğinin sağlanması ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırımların teşvik edilerek hızlandırılması kaçınılmaz olacaktır. Diğer yandan, Kyoto Protokolü'ne imza koyan ve bu sözleşme hükümlerini kabul eden yasayı çıkaran ülkemiz, özellikle termik enerji kaynaklarını kullanmada daha dikkatli davranmak zorunda kalacaktır.

Değerli milletvekilleri, ülke olarak, uzun vadeli enerji stratejisi çerçevesinde millî enerji politikasını oluşturarak aşağıdaki temele ulaşmamız gerekmektedir:

Enerji ham maddelerinde dış bağımlılığın azaltılması, bunun için kömür ve yenilenebilir enerji kaynaklarının azami seviyede değerlendirilebilmesi; enerji ithalatında kaynak ve kaynak ülke çeşitliliğinin sağlanması; etkin bir talep yöntemiyle enerji arzının kesintisiz ve yeterli bir şekilde gerçekleştirilmesi; çevreye dost ve duyarlı bir anlayışa gelişmiş atık kontrol ve bertarafına, havza ve kaynak planlamasına dayalı bir yaklaşımla enerjinin çevre ve insan sağlığına zarar vermeden üretilmesi; enerji verimliliğinin, üretimden tüketime, bütün alanlarda güçlü ve çeşitlendirilmiş finansal araçlarla desteklenmesi; nükleer başta olmak üzere yeni enerji teknolojilerini üreterek yetkinliğe ulaşılması sağlanmalıdır. Enerji arz güvenliğini sağlamlaştırmaya yönelik somut adımlar atılması gerekmektedir. Enerji planlamasında ve yapılacak uluslararası anlaşmalarda kaynak ve ülke çeşitliliğine gidilerek arz güvenliği güçlendirilmelidir. Doğal gaz depolama alanlarının sayısı, depolama ve günlük enjeksiyon kapasiteleri artırılmalı, olağanüstü durumlara ve mevsimsel dalgalanmalara karşı yüksek yedek imkânı oluşturulmalıdır.

Doğal gazın elektrik üretimindeki payının makul bir orana düşürülmesi için uygun ve acil tedbirler alınmalıdır. Yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılması, enerji üretimindeki payının artırılması için kapsamlı bir yenilenebilir enerji stratejisi oluşturulmalı ve elektrik üretiminde rüzgâr, güneş ve jeotermal kaynakların daha fazla değerlendirilmesi için etkili teşvik ve düzenlemeler hayata geçirilmelidir.

Hidroelektrik santral yapımında toplumda oluşan duyarlılığı gözeten yeni bir yaklaşım geliştirilmelidir sevgili arkadaşlar. Havza planlaması çerçevesinde ekosistemi tahrip etme riski bulunan projelerin projelendirme aşamasında takibi yapılmalıdır.

Enerji sektöründe süregiden programsız, keyfî, hesap vermekten uzak yaklaşımlara ve rekabeti kısıtlayıcı uygulamalara son verilmelidir. Enerji ihalelerinde, lisans ve ruhsat tahsislerinde, uluslararası anlaşmalarda şeffaflık, objektiflik ve kamu yararı ilkelerinin yeniden hâkim olması sağlanmalıdır. Hidroelektrik ve termik santral yapımında toplumda oluşan duyarlılığı gözeten yeni bir yaklaşım geliştirilmelidir.

Havza planlaması çerçevesinde ekosistemi tahrip etme riski bulunan projelerin projelendirme aşamasında takibinin yapılması, bu konuda ÇED mevzuatı ve ÇED'le ilgili kamu kurumlarının yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, termik santrallerin oluşturacağı kirliliğin insan ve hayvan sağlığı üzerindeki zararlarının, tarımsal üretim alanlarına ve üretim kapasitelerine etkilerinin, santrallerin derin deniz deşarjı nedeniyle deniz canlıları üzerindeki zararlarının, doğal yaşam, yer altı su rezervleri ve yer üstü su kaynaklarına olan etkilerinin tespit edilmesi ve bu konuda araştırmalar yapılarak etkin ve gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.

Birincil enerji talebi içerisinde doğal gazın payı yüzde 32,5; kömürün payı yüzde 29,2; petrolün payı yüzde 28,5; hidroelektrik enerjisinin payı yüzde 2,8; yenilenebilir enerji kaynaklarının payı ise sadece yüzde 6,7'dir. Diğer kaynaklar yüzde 0,3 civarında gerçekleşmiştir.

Dünyanın bütün gelişmiş ülkeleri, halklarını zehirleyen başta kömür olmak üzere fosil yakıta dayalı teknolojiden uzaklaşmaktadır. Paris'te yapılan İklim Zirvesi Konferansı'nda hukuken bağlayıcı olarak, anlaşma metninde küresel ortalama sıcaklık artış limitinin 1,5 ile 2 derece arasında sınırlandırılması konusunda anlaşma sağlanmış ve Türkiye bu anlaşmaya imza atmıştır. Bu çerçevede, enerji arzı planlamasında önemli bir enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji potansiyeline sahip Türkiye'nin önümüzdeki on beş yıl içerisinde rüzgâr, güneş ve jeotermal başta olmak üzere yenilenebilir enerjiyi öne çıkaran bir enerji politikası izlemesi gerekmektedir. İthal kömüre dayalı mevcut enerji politikalarının maliyeti uzun vadede jeotermalden, güneşten, rüzgârdan daha pahalıdır.

Ülkemizde planlanan termik santrallerin çevreye vereceği zararların araştırılmadan hızla ÇED sürecinin tamamlanarak lisans işlemlerinin yürütüldüğü görülmektedir.

Bartın Amasra'da kurulmak istenen termik santralle birlikte faal olan 4 termik santrale 10 tane daha ilave edilerek bölgede toplam 14 tane santral faaliyete geçirilmiş olacaktır. Burada kurulmak istenen santralin toplam gücü ilk etapta 1.320 megavat olarak planlanmış, ancak zaman içerisinde 4 bin megavata ulaşması planlanmıştır.

Batı Karadeniz'de kurulmak istenen bu santralin yer seçimi ve ÇED başvuru dosyaları, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan, 12/5/2009 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli Zonguldak-Bartın-Karabük Bölgesel Çevre Düzeni Planı'na aykırı olduğu gerekçesiyle defalarca iade edilmiştir. Ayrıca Bakanlığın firmanın ÇED başvurusunda yer seçimiyle ilgili karşı görüşünde, Amasra'nın ve yakın çevresinin turizm, doğa, tarih, çevre ve ekolojik yönden önemli bölge olduğuna, termik santralin bölgenin turizmini ve turizm kimliğinin devamlılığını olumsuz yönde etkileyeceğine dair dikkat çekilmiştir. Yapılmak istenen santral, yaklaşık 33 hektarlık termik santral alanı, 200 hektarlık kalker ve kırma eleme tesisi alanları, 150 hektarlık kül ve alçı taşı depolama alanlarıyla toplam 380 hektarlık doğal orman alanları üzerine kurulmak istenmektedir. Bu kadar büyük miktardaki doğal orman alanlarının tamamen yok edilecek şekilde kullanılmasına Orman Genel Müdürlüğümüzün izin vermemesi gerekmektedir. Bu konuda Orman Genel Müdürlüğünün yayınlamış olduğu ithal kömürle çalışan termik santrallere izin verilmeyeceğine dair genelgeyle Sinop Gerze Termik Santrali'ne izin verilmemiş olması bunun en önemli göstergesidir. Ayrıca, Batı Karadeniz Kalkınma Ajansının hazırlamış olduğu bölgesel kalkınma planında, Amasra'ya yapılmak istenen termik santraller yöre için en büyük tehdit olarak görülmektedir ve projenin iptal edilmesi istenmiştir. ÇED başvurusu dosyasında 1.300 megavat gücündeki santralin yaklaşık 458 ton/saat yani 5.600 kilokalori kömür yakacağı belirtilmektedir. Yılda yanacak kömür miktarının 3 milyon 389 bin 200 ton/yıl olacağı belirtilmektedir. Amasra kömürünün kalorisi 3 bin kaloridir ve bu değer ancak cevher zenginleştirme işlemi yani lavvarlama yapıldıktan sonra 5 bin kaloriye çıkabilmektedir. Bu durumda yer altı işletmesinden santralde kullanılması için yılda 3,4 milyon ton değil de 5,6 milyon ton kömür çıkarılması gerekmektedir. Bu biraz daha teknik olarak...

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) - 7 milyon ton, 7.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Vaktim kalmadığı için son cümle: Anayasa'mızın 56'ncı maddesine göre "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Yine, Anayasa'mızın 63'üncü maddesinde "Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır." hükmü bulunmaktadır. Alınan "ÇED olumlu" kararıyla Anayasa yok sayılmıştır ve devre dışı bırakılmıştır.

Teşekkür ederim. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)