Konu:Üstün Yetenekli Çocukların Keşfi, Eğitimleriyle İlgili Sorunların Tespiti Ve Ülkemizin Gelişimine Katkı Sağlayacak Etkin İstihdamlarının Sağlanması Amacıyla Meclis Araştırması Açılmasına İlişkin Önergelerin Ön Görüşmeleri
Yasama Yılı:2
Birleşim:74
Tarih:06/03/2012


ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARIN KEŞFİ, EĞİTİMLERİYLE İLGİLİ SORUNLARIN TESPİTİ VE ÜLKEMİZİN GELİŞİMİNE KATKI SAĞLAYACAK ETKİN İSTİHDAMLARININ SAĞLANMASI AMACIYLA MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELERİN ÖN GÖRÜŞMELERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RECEP GÜRKAN (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konfüçyüs'ün bir sözüyle başlamak istiyorum. Konfüçyüs diyor ki: "Bir neslin kaderini bir önceki nesil belirler." Tıpkı bugünlerde bizim yapmaya çalıştığımız gibi. Şu anda biz de bir taraftan burada, Genel Kurulda; bir taraftan yukarıda, Millî Eğitim Komisyonunda bizden sonraki neslin kaderini belirlemeye çalışıyoruz.

Aslında iki tezat bir arada yaşanıyor. Aynı Meclisin çatısı altında, yüce Meclisin çatısı altında, bir, çok olumlu bir örneği birlikte yaşıyoruz, bir de çok olumsuz bir örneği birlikte yaşıyoruz. Genel Kurulda bütün grupların uzlaşmasıyla, ortak önerileriyle, destekleri, içlerine sindirerek, katkılarıyla ülkenin en değerli varlığı, en büyük hazinesi olan çocuklarımızın, üstün yetenekli, üstün zekâlı çocuklarımızın gelecekte ülkemizi daha iyi yarınlara, daha büyük ufuklara taşımaları için elimizden ne geliyorsa hepimiz bir katkı sunarak bunu gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Ama diğer taraftan, toplam içerisindeki orana, yüzde 2'ye denk gelen, yüzde 2'yle 3 arasında denk gelen bir orandaki üstün yetenekli çocuklarımız için bu olanağı yaratmaya çalışırken, bir taraftan da 12-13 milyon çocuğumuzu ilgilendiren bir eğitim yasasını -hiç kimse kusura bakmasın, amacım siyaset yapmak da değil, muhalefet yapmak da değil ama doğruları konuşacağız- hiç kimseye danışmadan âdeta bir oldubittiyle, dayatarak çıkarmaya çalışıyoruz.

Şimdi, bunların hangisi doğru, hangisine inanacağız? Parlamentoyu, milletvekillerini örnek alan o gençlere, o çocuklara, o yurttaşlara hangisini doğru model olarak sunacağız? Dün akşam, bildiğiniz gibi, Millî Eğitim Komisyonu sabah dörde kadar çalıştı, bu akşam yine çalışacak, yarın akşam yine çalışacak. Ha, sonuç itibarıyla Parlamento çoğunluğuna dayanılarak bu yasa Adalet ve Kalkınma Partisinin istediği biçimde çıkabilir. Çıkarsa ne olacak? Yani bu ülke, bu ülkenin çocukları, bu ülkenin evlatları bundan ne kazanç elde edecek, ne kazanım elde edecek bu ülke?

21'inci yüzyılı bilgi toplumu çağı olarak nitelendiriyoruz. 21'inci yüzyılı insanlığın bütün keşiflerinin neredeyse son yirmi otuz yıla sığdığı çağ olarak nitelendiriyoruz. Ama eğitim gibi bir nesli ve bir ülkenin kaderini belirleyecek bir konuda dört siyasi parti bir araya gelmeyi başaramıyoruz. İktidar "Nasılsa çoğunluk benim, ben istediğimi bu Parlamentodan çıkarırım." mantığıyla bir türlü uzlaşmaya yanaşmıyor. Oysa, kaderi üzerinde bugünlerde oynadığımız çocukların bu olayda hiç kabahati yok, hiç günahı yok ve gerek çocuklara gerek ailelerine, velilere, annelere, babalara gerekse de bu işin uzmanı olan? Az önce Sayın Bakan çok güzel ifade etti, üstün yetenekli çocuklarla ilgili çalışmaları anlatırken dedi ki: "2007-2008'den bu yana şu kadar kurultay yaptık, bu kadar çalıştay yaptık, bu kadar bu işle ilgili uzmanla, akademisyenle görüştük, raporlar hazırladık." Fevkalade bir şey, ben gurur duydum bir eğitimci olarak ama aynısını ülkemizin tüm çocuklarını ilgilendiren bir yasada beceremedik. Şimdi, burada suç muhalefetinse bu muhalefete ait olan suçu biz üzerimize almaya hazırız ama siz sormadan, kimseye sormadan, 5 grup başkan vekilinin imzasıyla bir teklifi tasarı olarak dahi getiremeyip bir teklifi getirir dayatırsanız bunu kimsenin kabul etmesi mümkün değil değerli arkadaşlar, kimsenin kabul etmesi mümkün değil. Getirilen teklif 4, 4, 4;12 yapmıyor, 12 yapmıyor. Mızrak çuvala sığmıyor, sığmayacak.

Bakınız, o kadar yanlış, o kadar acele, o kadar hazırlıksız bir teklif getirildi ki Parlamentoya. Baştan "2'nci 4'ten itibaren açık öğretime yönlendireceğiz kız çocukları." denildi, "Erkek çocukları da sanayiye, tamirhaneye." Sonra bakıldı ki: "Ya, hakikaten biz çok vahim hatalar yapıyoruz." Geri çekildi. Şimdi 3'üncü 4'e öteledik. Ama ötelediğimiz açık öğretim değil. Teklif maddesinde aynen şu yazıyor: "Ortaöğretimde eğitim, örgün eğitim veya yaygın eğitim olarak verilir." Bakıyorsunuz millî eğitim mevzuatına ve dünyadaki genel uygulamaya "yaygın eğitim" deyince halk eğitim merkezleri, burasını işaret ediyor. Yani şimdi zorunlu hâle getirmeye çalıştığımız ortaöğretime, liseye gitmeyen çocuk, halk eğitimdeki saz kursuna, biçki dikiş kursuna, nakış kursuna, kanaviçe kursuna gidip o sertifikayı getirdiğinde, bana diploma verin derse ne yapacağız biz? Yaygın eğitimin tanımı mevzuatta belli, 1739'da belli. 1739'un 26'ncı maddesini değiştirmeye çalışıyor Hükûmet, belli.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Bakan, çok dikkatli dinliyor sizi!

RECEP GÜRKAN (Devamla) - Sayın Bakan dün akşamdan yorgun biraz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) - Merak etmeyin, ben iki tarafı da dinliyorum.

RECEP GÜRKAN (Devamla) - Sağ olun, sağ olun Sayın Bakan.

MUHARREM İNCE (Yalova) - İki işi bir arada yapabiliyor demek ki!

RECEP GÜRKAN (Devamla) - Şimdi, dolayısıyla bu kadar geniş bir kitleyi ilgilendiren bir kanun yaparken -Allah aşkına size soruyorum, herkes kendi çocuğunu düşünsün, kendi çocuğunu yüreğine koysun düşünsün- bu işin uzmanlarına sorulmaz mı? Yani ekonomiyle ilgili bir kanun çıkarırken eğitim bilimcilere, eğitim bilimiyle ilgili bir kanun çıkarırken ekonomistlere mi soracağız biz?

MUHARREM İNCE (Yalova) - O zaman Sayın Bakan vekili dinlemiyor, Recep Bey'i dinliyor!

RECEP GÜRKAN (Devamla) - Şimdi, Sayın Bakanı dün akşam komisyonda biraz fazla gerdik. Onun için burada da çok üstüne gitmeyelim diyorum.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) - Yüzüm gülüyor, siz rahat olun. Ben dinliyorum sizi.

RECEP GÜRKAN (Devamla) - Yok Sayın Bakanım, ben rahatım zaten.

MUHARREM İNCE (Yalova) - O zaman hanımefendiyi dinlemiyorsunuz. İkisini birden mi dinliyorsunuz?

RECEP GÜRKAN (Devamla) - Sayın Bakanın -dün akşam komisyonda bir vekilimiz öyle dedi- beyninin her iki lobu da çalıştığı için hem onu hem beni dinleyebilir, doğaldır.

Sayın Bakanım, değerli arkadaşlar; sizden bir kez daha şunu istiyoruz. Lütfen, şu getirdiğiniz ve dünyada bir benzeri olmayan, hazırlanış biçimiyle, getiriliş biçimiyle bir benzeri olmayan 4, 4, 4 teklifini geri çekin. Sendikaları çağıralım. Sizi de çağıralım, siz de buyurun Sayın Vekilim, siz de katkı verin. Eğer çocuklarınız varsa -ki vardır- siz de katkı verebilirsiniz. Bu 4,4,4 herkesi ilgilendiriyor, Ahmet'i, Mehmet'i, Hüseyin'i değil, herkesi ilgilendiriyor.

Bakın, beş yaşında çocukları hiçbir pedagojik ilkeye uymadan, hiçbir eğitim bilim ilkesine uymadan, hiçbir fiziksel gelişmesine bakmadan birinci sınıfa alacağız. 80'lerde bu yöntem denendi. Hatırlayanlar bilirler, Vehbi Dinçerler'in döneminde altı yaş uygulaması pilot olarak uygulandı bu ülkede dört yıl ve o çocukların hepsi bir sürü psikolojik travmayla okul yaşamlarında başarısız oldular. Şimdi, önümüzdeki yıl biz 1 milyon 200-1 milyon 300 bin çocuğu altmış, yetmiş iki ve yetmiş iki ayın üzerindeki yaklaşık 2 buçuk milyon çocuğu aynı sınıflara, birinci sınıfı okuması için koyacağız. Bu çocukların hepsi yarın öbür gün bize lanet okuyacaklar, bize kahredecekler ve biz bu ülkenin en değerli varlığı olan çocuklarımızı, sırf birileri kendi kafalarına göre, kendi ideolojilerine göre birtakım şablonlara sokmak istiyor diye bu çocuklarımızı kaybedeceğiz. Buna hakkımız yok, buna yetkimiz yok.

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) - Onların o yaşta çocuğu yok Sayın Vekilim.

RECEP GÜRKAN (Devamla) - Başbakan "3 çocuk yapın." dedi ya.

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) - Ama onların yok demek ki o yaşta çocukları.

RECEP GÜRKAN (Devamla) - Yoksa da yaparlar yani Başbakanı dinleyecekler.

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) -  Bir anne-baba olarak razı olacaklar mı bakalım çocuklarının bu şekilde istismar edilmesine?

RECEP GÜRKAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, eğitim yasası, 4,4,4 Parlamentoya geldiğinde umuyorum ki aklıselim galip gelir, parmaklar çalışmaz, vicdanlar çalışır, kanaatler çalışır, yürekler çalışır.

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) - Boşuna bekliyorsun Sayın Vekilim.

YUSUF BAŞER (Yozgat) - Sizin yüreğinizi?

RECEP GÜRKAN (Devamla) - Biz de sizin yüreklerinizi biliyoruz Arkadaşım, biz de sizinkileri biliyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Gürkan.