Konu:669 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (1/751) ve İçtüzük'ün 128'inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:18
Tarih:09/11/2016


669 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (1/751) ve İçtüzük'ün 128'inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 12 Eylül faşizmi, kendisinden sonra bu ülkeye demokrasi, özgürlük, barış getireceğim diye gelmişti. Ne yazık ki emperyallerin ve bir avuç zenginin çıkarlarını korumak, toplumdaki demokrasiden, özgürlüklerden, yurtsever olan insanların tümünü yok etme amacı gütmüş, onun yerine gerici bir yapılanmayı, sermayeye dayalı bir yapılanmayı, uluslararası emperyalizme peşkeş çekeceği bir Türkiye'yi hazırlamaya başlamıştı. Ne yazık ki 12 Eylül darbesi sonrası baktığımızda, yurtsever, ilerici, solcu kimseyi bu ülkede bırakmamışlardı. Sonuçta bu ülkeyi, toplumu depolitize ederek siyaseti bankerlere, Amerika'nın bir avuç liboşuna bırakmıştı. O sarmal ne yazık ki bugünlere kadar taşındı, geldi.

Hadi, bunu Fetullah Gülen Cemaati'yle de özdeşleştirelim, ilişkilendirelim. Kırk altı yıllık bir Fetullah Gülen öyküsü. Sonuçta en büyük ikramiye kendisine 2002 AKP iktidarından sonra verilmiş, tabii ki Kestanepazarı Camisinden bugüne kadar gelmiş ve 25 milyon dolarlık bir villaya Pensilvanya'da sahip olmuştur. O nasıl sahip oldu, bunu ben bilmiyorum, sizler daha iyi biliyorsunuz. Ama, bildiğimiz bir şey var, ne yazık ki Fetullah Gülen Cemaati gerçek anlamda en büyük yandaşlığını 2002'den sonra görmüştür. Kamunun Silahlı Kuvvetlerine, kamunun Adalet Bakanlığına, kamunun bütün yürütme organlarına, Millî Eğitimine, Sağlık Bakanlığına bizzat yerleştirilmiştir. Hatta, kendisi şöyle bir açıklama yapmış 15 Temmuz darbe girişiminden sonra: "Ya, biz bu devletin kurumlarına sızmadık, herkesin izniyle, AKP iktidarının izniyle beraber girdik, beraberce o süreci götürdük. Ama, itirazım var, itirazım şu: Bu kadar EĞİTİM SEN'li, bu kadar solcu, bu kadar Atatürkçü, bu kadar ilerici bizim örgüte nasıl sızmış, bunu anlayamadım." diyor, rahatsız. Ama, ne yazık ki siz 15 Temmuz girişiminden sonra Fetullah Gülen Cemaati'nin üyelerini ya da darbe girişimine neden olanları devletten götüreceksiniz diye, yok edeceksiniz diye, bu ülkedeki bütün muhalefeti, "Allah'ın lütfu" olarak elinize geçirmiş olduğunuz 15 Temmuz gecesi darbe girişimi meselesinden sonra temizlemeye başladınız.

Yaptığınız en güzel şey, ne yazık ki, hemen kanunlarda değişiklik yapmak. 21 Temmuzda OHAL, arkasından KHK'lar ve şu anda konuştuğumuz KHK'nın ilgili maddesi gereği, daha önce on günle sınırlanmış olan, tutuklanan ya da tutuklanmayan, kendisine devlet memurluğundan alındığı andan itibaren on gün içerisinde soruşturma başlatılması gereken o yapıyı lağvettiniz. Yani "Biz, elbet bir gün soruşturma yapacağız ama bu soruşturmanın ne zaman olacağına, ne kadar olacağına biz karar vereceğiz." diyorsunuz. Söyler misiniz, hepinizin vicdanı var ve hani, deyim yerindeyse, bu Gazi Meclisin içerisinde de duruyorsunuz, bu topluma ve insanlığa da sorumluluğunuz var, hangi insan haklarıyla ilgili bir maddeyle bir insanı işinden alıkoyduğunuzda, soruşturma süresi ve soruşturma zamanı belli olmayacak şekilde içeride tutuyorsunuz; var mı böyle bir hukuk düzeni, var mı böyle bir insan hakları modeli? Biz görmedik ama sizin işinize geliyor. Neden işinize geliyor biliyor musunuz? Türkiye'nin hiçbir zaman normalleşmesini istemiyorsunuz.

Neden? Çünkü, Türkiye birazcık normalleştiğinde, 7 Haziran örneğinde olduğu gibi oylarınız patır patır aşağı inecek. Çünkü, o zaman bu ülke insanı gerçek gündemini konuşacak, işsizliği konuşacak, yoksulluğu konuşacak, eğitimdeki travmaları konuşacak, sağlıktaki tekelleşmeyi konuşacak ve sizin bu ülkeye büyük başarı öyküsü olarak sunduğunuz, ne yazık ki o faşizan uygulamalarla yaptığınız büyük projelerle halkı emperyalizme, kapitalizme ömür boyunca nasıl sömürü aracı olarak kullandığınızı konuşacak. Ne yazık ki bunların hiçbirini konuşamıyoruz çünkü siz, varlık sebebiniz olan şiddet, korku, gözyaşı modelini kendi iktidarda kalma modeliniz olarak, iktidarı sürdürme modeliniz olarak ortaya koyuyorsunuz.

Evet, bir şey yapmak gerekiyor, yüzleşmek gerekiyor ve hesaplaşmak gerekiyor. Adalet ve Kalkınma Partisi, 15 Temmuz gecesiyle ve Fetullah Gülen cemaatiyle hesaplaşıp yüzleşmediği sürece bu ülke ne Fetullah Gülen cemaatinden ne de diğer cemaatlerden kurtulacaktır. O yüzden buradan yapılacak en güzel iş şudur: Adalet ve Kalkınma Partisinin ve Cumhurbaşkanının bu ülkeye bir hesaplaşma ve yüzleşme borcu vardır. Yapacakları tek şey, bu ülkenin iktidarından ve o saraydan inip bu ülkenin halkına ve adaletine hesap vermektir.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)