Konu:(2/445) esas numaralı Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/67) münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:17
Tarih:08/11/2016


(2/445) esas numaralı Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/67) münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - Sevgili arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Kuşkusuz bu önerge konuşulacak, üzerinde tartışılacaktır, milletvekilleri de buna ilişkin görüşlerini beyan edecektir. Ama ben bugün bu önergenin dışında, ülke gündemini sarsan ve sarsması gereken başka bir konuya da değinmek istiyorum.

Bakın, elimde bir grafik var. Bu grafik içinde herhangi bir fotoğraf barındırmıyor, bir temsilî resim yaptık. Neden? Çünkü, Adıyaman'ın Gerger ilçesinde imam-hatip lisesinin 30 öğrencisi tam iki yıldır tacize uğruyor ve bu tacizin sonunda yapılan soruşturmayla birlikte 1 müstahdem tutuklanıyor, 3 görevlinin yeri de değiştiriliyor. Ben dün bu bilgiyi aldıktan sonra Adıyaman Gerger İlçe Başkanımızla konuştum ve Gerger İlçe Başkanımızın yoğun bir baskı altında olduğunu gördüm. Zira, bu konuyu gündeme getirdiği için hem bu haberi yazan, Adıyaman'da 30 çocuğun tacize uğradığını yazan gazeteciye hem de İlçe Başkanımıza polis tarafından ve savcılık tarafından baskı yapıldı. Bizim konuyu gündeme getirmemizin ardından bilinen bir taktik gündeme sokuldu ve hemen İnternet'te bütün haberlere erişim yasağı getirildi. Şu anda Adıyaman'da 30 çocuğun tacize uğradığını ve 1 müstahdemin bu yüzden tutuklandığını hiç kimse okuyamıyor, öğrenemiyor. Burada elimde mahkemenin aldığı bir karar var ve bu karar neden alınmış belli değil.

Bugün Türkiye'de medyanın getirildiği durum aslında şöyledir, tam şunu yaşıyoruz, bakın arkadaşlar: Kapkara bir tablo. Şöyle arkadaşlarımıza gösterelim yeniden: Adıyaman'da 30 çocuk tacize uğruyor. Biz bunu yazıyoruz, İnternet siteleri yazıyor ve hemen o siteler yayına kapatılıyor mahkeme kararıyla. Ardından, Türkiye, böyle kapkara bir tabloya ne yazık ki mahkûm ediliyor.

Tabii, biz bu sansürün neden yapıldığını biliyoruz. Özellikle, son dönemde muhalif gazetecilere yönelik operasyonların da bu tür haberlerin duyulmaması için yapıldığının da farkındayız. Türkiye'nin Adıyaman'da imam-hatip lisesinde 30 çocuğun tacize uğradığını duymaması için iktidar eliyle, savcı eliyle, polis eliyle baskı yapılıyor.

Dün erişime kapatılan sitelerden biri de Cumhuriyet gazetesinin İnternet sitesi. Bu haber, artık Cumhuriyet gazetesinde okunamıyor, Evrensel'de okunamıyor, Birgün'de okunamıyor, Aydınlık'ta, Ulusal Kanal'da hiç kimse bu haberi okuyamıyor çünkü mahkeme keyfî bir kararla durdurmuş vaziyette. Zaten, Cumhuriyet gazetesine yönelik baskının sebebi de bu. İstiyorsunuz ki hiç kimse Türkiye'de olan biteni duymasın, hiç kimse Türkiye'de yaşanan rezaletlerden haberdar olmasın. Bu yüzden Cumhuriyet gazetesine asılsız suçlamalarla bir operasyon düzenlettiniz ve 9 gazeteci arkadaşımızı elinizde hiçbir delil olmadan tutuklattınız. Gazeteci arkadaşlarımıza sadece ve sadece yazdıklarını sordunuz. Ortada ne terör örgütü FETÖ'ye ne terör örgütü PKK'ya ilişkin bir bağlantı olmamasına rağmen yandaş medya eliyle Cumhuriyet gazetesini itibarsızlaştırmaya çalıştınız. Oysaki Cumhuriyet gazetesinin neden hedef alındığını biliyoruz. Cumhuriyet gazetesi, "tek adam" adı altında dayatılmak istenen anayasal diktatörlüğün, diğer ifadeyle, başkancı ve başkanlık rejiminin karşısında bir gazete. Bunun için Cumhuriyeti susturmak istiyorsunuz, bunun için Cumhuriyet gazetesine baskı yapıyorsunuz. Adıyaman'daki tacizin duyulmaması için Cumhuriyet gazetesini hedef alıyorsunuz. Cumhuriyet gazetesi sizin bu baskılarınıza aslında cumartesi günü verdiği bir manşetle karşılığını gösterdi; bakın, Cumhuriyet gazetesi "Tarih Önünde Utanacaksınız" diyor.

MEHMET METİNER (İstanbul) - Kim utanacak ya! Cumhuriyet utansın!

BARIŞ YARKADAŞ (Devamla) - Bence bu uygulamayı yapanlar, sadece utanmakla kalmayacak, aynı zamanda tarih önünde hesap da verecek.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)