Konu:Bilirkişilik Kanunu Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:15
Tarih:02/11/2016


Bilirkişilik Kanunu Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA NECATİ YILMAZ (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Divan, sayın milletvekilleri; bilirkişilik kurumu yargı sisteminin en sorunlu, en fazla eleştiri alan konularından biridir. Bu kuruma yönelik eleştiriler daha çok mesleki yetersizlik, liyakatsizlik, raporların kalitesizliği, rapor sürelerinin uzunluğu, bilirkişiye başvuruların fazlalığı, rapor standartlarının oluşmaması, yargı yetkisinin bilirkişiye devredilmesi gibi başlıklar altında yoğunlaşmaktadır. AB raporlarında da bilirkişilerin sertifikasyonu, eğitimi, denetimi ve performans ölçümleri yapılması amacıyla bu alanda düzenleyici ve denetleyici bir yapının kurulması gerektiği belirtilmektedir. Kanun tasarısının genel gerekçesinde tüm bu görüşlere etraflı bir şekilde yer verilmiştir ancak yapılan düzenleme bu sorunları gidermeyip yeni sorun alanları yaratacak gibi görülmektedir. Tasarıda özel hukuk tüzel kişilerine bilirkişilik yolunun açılması bu yeni sorunlu alanlardan biridir.

Sayın milletvekilleri, bilirkişi, özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda yargı mercileri tarafından bilgi ve görüşlerine başvurulan uzman, tarafsız kişidir. Burada belirtilen uzmanlık, dürüstlük, güven, yemin etme, sır saklama, verilen görevi bizzat yerine getirme bilirkişiliğin gerçek kişiler tarafından ifa edilmesi gereken bir görev olduğunu ortaya koymaktadır. Yine, yasaklılık ve bilirkişinin reddi kurumları da gerçek kişiler bakımından işletilecek yol ve yöntemlerdir. Bu gerçekliğin tersine, özel hukuk tüzel kişilerine bilirkişilik yolunun açılması, bir kamu hizmeti ve görevi olan bilirkişiliği bir mesleğe ve zaman içerisinde ticari bir faaliyete dönüştürecektir.

Sayın milletvekilleri, bilirkişilik faaliyetinin merkezîleştirilmesi ve yürütmeye bağlanması bu tasarının temel karakterini oluşturmaktadır. Bu amaçla tasarıya üç yeni merkezî yapı konulmuştur. Bunlardan birincisi; başkanlığını müsteşarın yaptığı Bilirkişilik Daire Başkanlığıdır. Bu düzenlemeyle bilirkişilik delili iktidarın müdahalesine açıktır ve emrine sunulmaktadır.

Sayın milletvekilleri, özel bir adli kolluğun olmaması nedeniyle iktidarın sicil yetkisine sahip olduğu idari kolluk üzerinden yargıya yaptığı müdahaleler bilinmektedir. Keza, en son Cumhuriyet gazetesi soruşturmasında olduğu gibi, savcılara verilen talimatlar ve savcı rolleri üstlenilerek iktidarın yargıya müdahalesi de hatırlanmaktadır. Yine, bakan ve müsteşarın HSYK içerisindeki konumuyla yargıya müdahalelerini de çok iyi biliyoruz. En son "adli yıl açılış töreni" adıyla, saraydaki, yargı bağımsızlığının defin töreninde yargıç ve savcıların düğmesiz cüppelerini ilikleyerek yürütmenin karşısında önce ayağa kalkıp sonrasında nasıl eğildiklerini aklımızdan hiç çıkaramıyoruz. Bu düzenlemeyle, merkezîleşmiş ve yürütmenin denetimine sokulmuş bilirkişilik kurumu üzerinden iktidarın yargıya müdahalesine yeni bir yol açılmaktadır.

Tasarıyla oluşturulan ikinci kurul, bilirkişilik bölge kurullarıdır. Bu kurullar performans değerlendirmesi yaparak bilirkişilerin sicillerinin tutulmasına ve listeden çıkarılmasına karar verebilecektir. Bilirkişilerin nasıl bir temel eğitimden geçirilerek listeye kabul edileceği bu tasarıda belirsizdir. Listeden çıkarılmak için de etik ilkeler, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlar gibi hiç de somut olmayan kavramlar ölçü alınmaktadır. Bu durum iktidarın keyfîliğine olanak tanımaktadır.

Üçüncü yapı, Bilirkişilik Danışma Kuruludur. Bu kurul yetkisiz, salt bürokratik bir anlayışla tasarlanmış olup tasarıdaki bu hâliyle gereksiz bir kuruldur. 28 kişilik bu kurul yılın belli zamanlarında toplanıp sadece tavsiye kararları alabilecektir. Bu tavsiyelere uyulmamasının da bir yaptırımı görülmemektedir. Bu kurulda mesleki ve teknik uzmanlık alanlarının temsilcilerinin artırılması, yetkilerinin çoğaltılması, kararlarının etkili ve bağlayıcı hâle getirilmesi kurulu anlamlı hâle getirecektir.

Tasarı bu hâliyle sorunu çözmeye odaklı ve objektif bir düzenleme olmaktan ziyade yürütmenin yargı üzerindeki etkinliğini artıran ve buna bağlı yeni sorunlar yaratacak olan bir düzenlemedir.

Sayın milletvekilleri, 15 kez sistem değişikliğiyle de eğitim sistemini çürütüp amacını ve işlevini kaybettiren iktidar, yargıyı çürütme ve adalete olan güveni kaybettirme çalışmalarını bu tasarılarla tamamlamak üzeredir. Bu yapılanların iş bilmezlikten değil, bilinçli ve sistemli bir şekilde demokrasiyi çürütme ve devleti ele geçirme niyetinden kaynaklandığını çok iyi biliyoruz.

Sayın milletvekilleri, sorunları çözmek yerine sorunları yönetmek ve istismar etmekten vazgeçmedikçe biz hiçbir sorunumuzu çözemeyiz. İktidara verilen oyların devleti ele geçirmek için değil, seçildiği dönemle sınırlı olmak üzere devleti yönetmek için verildiğini idrak etmedikçe biz hiçbir sorunumuzu çözemeyiz ve keza "Biz hukuka uymayacağız, hukuk bize uydurulsun." sözleri fütursuz bir suç ikrarı olarak kabul görmedikçe biz sorunlarımızı çözemeyiz.

Sayın milletvekilleri, bir tek kişinin iradesine tabi olmadan Parlamentodaki her bir milletvekilinin iradesinin serbestçe ortaklaştığı işleyişleri Meclis çalışmalarımıza hâkim kılarak sorunlarımızı çözebiliriz. Ancak maalesef, bu durum şu an için olanaklı görünmüyor. Çünkü ülkemiz on dört yıldır her şeyi, hepimizin toplamından daha iyi bilen, bildiğini sanan bir tek kişinin anlayışıyla yönetiliyor. Çünkü diğer hatiplerin de ifade ettiği gibi, ülkemizde her şeyi bilen bir bilirkişi var.

Bakın, neler söylüyor...

(Hatibin tablet bilgisayardan bir ses kaydı dinletmesi)

BAŞKAN - Sayın Konuşmacı, kürsüye konuşmak için geldiniz, lütfen.

NECATİ YILMAZ (Devamla) - Peki, ses gelmiyor ama şunu söyleyeyim: Hayatın her alanında bilgi sahibi, tek bilgi sahibi olduğunu söyleyen bir bilir kişi var. O bilir kişi her meseleyi şu Meclisin iradesinin toplamından çok daha iyi bildiğini ısrarla söyleyip topluma anlatıyor. Biz bu görüntüleri görüyoruz, biliyoruz.

Aslına bakarsanız, bir gün hepimizin ardından "Nasıl bilirdiniz?" diye bir soru soracaklar. Yakın zamandır, AKP'de bir siyasi mevtaya dönüştüğü gün, AKP hakkında da "Nasıl bilirdiniz?" diye soracaklar. Ben o sözü şimdiden söyleyeyim: Biz sizi iyi biliriz; biz sizi hem de çok çok iyi biliriz, çok iyi biliriz.

"2 ayyaş" diye söze başlayıp sıkıştığınız yerde genel merkezinize astığınız dev Atatürk resminden ikiyüzlülüğünüzü de biliriz. Her ulusal bayramda, her 10 Kasımda nükseden hastalıklarınızdan biliriz ve sizi beraber yürüdüğünüz yol arkadaşlarınızdan, taa Bank Asya açılışlarından biliriz. Yine, bu kürsülerden okyanus ötesine hasret sözlerinizden, zırhlı arabalarınızdan biliriz. Biz sizi kumpas savcılığınızdan beri parsel parsel biliriz ve BOP eş başkanlığından, IŞİD'e "öfkeli kalabalık" demenizden, tırlar dolusu biz sizi biliriz. Biz sizi Parlamentoyu baypaslarınızdan, yargıya yaptığınız kumpaslarınızdan biliriz ve biz sizi, dostlarınızı, düşmanlık ettiklerinizi çok iyi biliriz. Biz sizi Uludere'den, Suruç'tan, Diyarbakır'dan biliriz ve yine vatandaşa "Takla at da göreyim." demenizden, çiftçiye "Ananı al git!" sözlerinizden, "Üç beş Mehmet öldü diye Meclis toplanmaz." demenizden biz sizi iyi biliriz. Biz sizi garın önünde bedeni parçalanan 101 barış gönüllüsünden biliriz. Metin Lokumcu'yu öldüren biber gazınızdan, Dilek Doğan'a sıktığınız o kirli mermiden biliriz. Berkin'i Esma'dan ayırıp annesini meydan meydan yuhalatmanızdan biliriz. "Allah'ın lütfu" dediğiniz darbe fırsatçılığınızdan, ekmeğini elinden aldığınız öğretmenden, ithalatçıya kurban ettiğiniz çiftçiden, madenciler için "Güzel öldüler." demenizden, madenci yakınlarına attığınız o tekmelerden biliriz biz sizi ve çürütülen ahlaki ve inançsal değerlerden, "Çalıyorlar ama alınları secdeye değiyor." demenizden, Bakara'dan makaradan biz sizi çok iyi biliriz.

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) - O kadar değil ya! Ne alakası var?

NECATİ YILMAZ (Devamla) - Biz sizi mücahitlikten, müteahhitlikten, zarflarınızdan, kartlarınızdan, kutu kutu, bakan bakan biz sizi biliriz. Biz sizi çok çok iyi biliriz. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) - Olur mu böyle bir şey ya? Ne alakası var?

NECATİ YILMAZ (Devamla) - Siz her şeyi biliyorsunuz ama bilmediğiniz bir tek şey var.

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) - Ayıp ya, saçmalıyorsunuz ya!

NECATİ YILMAZ (Devamla) - Bu yaptıklarınızın, bu saydıklarımın hesabını vermeyiz sanıyorsunuz. Bunu bilmiyorsunuz. Ama bilin ki hasat zamanı bitti, hesap zamanı geliyor. Bu yaptıklarınızın hesabını hem sandıkta hem de hukuk önünde vereceksiniz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.