Konu:Musul'la tarihî bağlarımıza ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:2
Birleşim:15
Tarih:02/11/2016


Musul'la tarihî bağlarımıza ilişkin gündem dışı konuşması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HACI AHMET ÖZDEMİR (Konya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sizi, değerli milletvekillerimizi ve yüce Meclisi saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Ayrıca, yakın zaman diliminde müessif bir saldırıya uğrayan Cumhuriyet Halk Partili Değerli Milletvekilimiz Sayın Bülent Tezcan'a geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Bugün aramızdan ayrılan, hakikaten, devlet adamlığı tanıyanların tamamınca müsellem olan, benim de yakinen tanımaktan kıvanç duyduğum, çeşitli dönemlerde Türkiye hükûmetlerinde görev yapmış olan, bakanlık yapmış olan Saygıdeğer Korkut Özal'ın vefatını da teessürle öğrenmiş bulunuyorum. Kendisine Allah'tan rahmet diliyor, yakınlarına başsağlığı dileklerimi sunuyorum.

Şair şöyle diyor bir şiirinde:

"Şu yakın suların,

Kolu neden bükülmez?

Fırat niçin, Dicle niçin, Aras niçin,

Benden doğar, bana dökülmez?

Ben ki ateşle konuşurdum, selle konuşurdum,

İdil'le, Tuna'yla, Nil'le konuşurdum,

'Sangaryos'u 'Sakarya' yapan,

'İkonyom'u 'Konya' yapan,

Dille konuşurdum."

Biz, ne yazık ki sınırları belli noktalardan öteye geçemeyen bir neslin çocuklarıyız. Sınırlarımız Dicle'den, Fırat'tan Meriç'ten öteye maalesef geçmiyor. Ama, elbette bu durum, geçmişimize de tarihimize de tarihî bağlarımıza da bugünkü sınırlardan bakmamızı gerektirmiyor. Gönüllere ve zihinlere ne geçmişte ne de günümüzde sınır çizilebilmiştir. Bu bakımdan "gönül coğrafyası" tabiri fevkalade önemlidir.

Haritayı açıp baktığımızda, haritanın batı tarafında Edirne ötesindeki göz ağrılarımızla karşılaşırız; Deliorman, Şumnu, İskeçe, Şıpka, Niş, Saraybosna, Filibe, Yanbolu, Silistre, İşkodra, Kavala, Gümülcine, Dedeağaç... Uzar gider liste. Ama, haritanın aşağısında da bizi başka göz ağrılarımız bekler. Onlar da "Mekke" diye başlar, "Medine" diye devam eder, "Şam" diye ses verir, "Bağdat" diye yankılanır ve "Kahire" deriz, "Trablus" deriz, "Bingazi" deriz. Böyle büyük bir devletin çocukları olarak, evlatları, o ecdadın ahfadı olarak, hakikaten, biz, gönül coğrafyası çok zengin bir ülkenin çocukları olarak burada siyaset yapmaktayız, Mecliste ülkemizi temsil etmekteyiz ve gönül coğrafyamızla bağlarımızı da sıklıkla dile getirmekteyiz.

Türküler çok şey söylüyorlar. Nitekim bazı türkülerde bazı hususlar çok ön plana çıkar. Musul'la ilgili de bu tip türküler vardır. Musul'la alakalı türkünün giriş dizelerinde "Gül açar, bülbül öter Musul'un bağında." diye başlar şair ve türküyü söyleyen de geri kalan kısmında öylece devam eder.

Zağra Müftüsü Hüseyin Raci Efendi'nin bir şiirinde nakarat olarak tekrarladığı "Aziz-i vakt idik, a'dâ zelil kıldı bizi!" ifadesi, hakikaten bugünlerimizi anlatan çok önemli bir ifade olsa gerektir. Musul, bizim soydaşlarımızın bulunduğu, dindaşlarımızın bulunduğu, tarihî bağlarımızın derin boyutlarda seyrettiği bir kutlu şehirdir. Asur başşehri Ninova yakınlarında kurulan bu şehirden biz Hazreti Yunus'u hatırlarız ve Hazreti Peygamberimiz Taif seferine gittiğinde, bağa sığındığında kendisini teselli edip daha sonra da kendisine inanan Addâs isimli Müslüman'ı hatırlarız. Hazreti Ömer devrinde fethettiğimiz Musul kentini biz daha sonra Yavuz Sultan Selim'den itibaren dört asır süreyle vilayet olarak yönetmişizdir. Okyanusun ötesinden bir ülke, okyanusun yine ötesinden bir ada ülkesi, okyanusun kıyısından bir başka ülke gelecek, orada haritaları yeniden çizmeye kalkışacak ama bizim bu kadar tarihî bağlarımız olan yere, imparatorluk değil miyiz canım, geçmişteki paryalarımız, bağlantılarımız, tabilerimiz bizi paçalarımızdan bataklığa çekti diyeceğiz, öyle mi? Bunu kabul etmemiz mümkün değildir.

Onun için, Musul bizim göz bebeği bir kentimizdir ve orayla ilgili alınacak bütün siyasi kararlarda da biz varız, olmalıyız, olacağız.

Saygılarımla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özdemir.