Konu:2/1038) esas numaralı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/65) münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:14
Tarih:01/11/2016


2/1038) esas numaralı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/65) münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, Cumhuriyet gazetesine yapılan baskın ve gözaltına alınanlar ile Genel Başkan Yardımcımız Bülent Tezcan'a yapılan saldırıyı buradan kınıyoruz. Demokratik bir ülkede birlikte yaşamayı istiyoruz. Her türlü darbeye ve diktaya karşı olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.

Aşure günü tatil olarak kabul edilmelidir.

Bilindiği üzere, hicri 1 Muharrem 61 tarihinde Kerbelâ çölünde kuşatılan Peygamberimiz'in torunu İmam Hüseyin ve çoğunluğu kendi ev halkı olmak üzere yani Peygamberimiz'in torunları olan ehlibeyt hanedanı ve taraftarları on gün boyunca aç ve susuz bırakılmışlardır, öyle ki birkaç yüz metre yakınlarından geçen Fırat Nehri'ne dahi ulaşmaları engellenmiştir. Sonuçta, muharrem ayının 10'uncu günü İmam Hüseyin kundaktaki süt emen çocuğuna varıncaya kadar bütün yakınlarıyla birlikte acımasızca katledilmiştir. Bu vahşi katliamda Peygamberimiz'in ev halkı olan ehlibeyt ve taraftarlarından 72 kişi şehit olmuştur. Bu olay yüzyıllardır bütün insanlığın kanayan yarasıdır. Ehlibeytten sadece hasta yatağında yatmakta olan İmam Zeynelabidin kurtulmuştur. Peygamberimiz'in soyu da İmam Zeynelabidin'den devam etmiştir. İslam dini adına bu katliamı yapanlar, Hazreti Muhammed'in torunları olan kadınları katliamdan sonra Şam sokaklarında çırılçıplak, develerin üzerinde gezdirecek kadar insanlıktan çıkmışlardır.

İmam Hüseyin'in Kerbelâ'daki mücadelesi zalimin karşısında boyun eğmek ya da dik durmak mücadelesidir. Bu, sonu ölüm de olsa haksızlığa, adaletsizliğe, zorbalığa teslim olmamanın mücadelesidir. İşte İmam Hüseyin Kerbelâ'da canını vererek insanlığa böylesine bir miras bırakmıştır. Bize düşen, bu mirasa sahip çıkmak ve onun gereğini yapmaktır. Bu olay Alevi inanç ve ibadetinde belirleyici bir öge olmuştur. Kerbelâ katliamından sonra İmam Hüseyin ve onunla birlikte şehit olanların başları bedenlerinden ayrılmış, şehitlerin üzerindeki kıyafetler yağmalanmış ve başsız bedenler atların ayakları altında ezilerek işkenceler devam etmiştir. Muharrem ayının 11'inci günü Yezit ordusu hâlâ Kufe'de olduğundan ve Yezit ordusunun yapabileceği yeni katliamlardan korkulduğu için şehitlerin başsız bedenleri defnedilmemiş ancak muharrem ayının 12'nci günü defnedilmiştir.

Muharrem ayı Kur'an'ı Kerim'de bahsedilen haram aylardan biridir. Cahiliye Dönemi'nde dahi bu ayda savaş yapılmaz ve cana kıyılmazken böyle bir ayda Hazreti Muhammed'in ehlibeyti ve ev halkı din maskesi altında şehit edilmiştir. Peygamberimiz'in ehlibeytine bende olan, o kutsal emanetlere sarılmış olan Aleviler o günden günümüze kadar Kerbelâ'nın yasını tutmakta, matem yaşamaktadırlar. Muharremin 13'üncü gününde ise Kerbelâ'da Yezit'in ordusu tarafından susuz şehit edilen Kerbelâ şehitlerinin ruhlarına aşure pişirilir, İmam Hüseyin'in oğlu İmam Zeynelabidin'in kurtularak Kur'an-ı Kerim'de verilen, Peygamberimiz'in soyunun yani ehlibeytin sonsuza kadar devam edeceği müjdesinin gerçekleşmesi adına da kurbanlar kesilir ve dağıtılır. Aşurelerin pişirildiği, kurbanların kesildiği ve dağıtıldığı, ehlibeyt soyundan olan mürşitlerin, pirlerin ve aile büyüklerinin ziyaret edildiği bu günde bütün aile bireylerinin bir arada olması çok önemlidir. Alevi inancının önemli günü olan muharrem ayının 13'üncü gününde bütün insanlar gibi Alevilerin de inançlarını özgürce yaşaması Anayasa'nın inanç özgürlüğü ve eşitlik ilkesinin bir gereğidir. Bu nedenle muharrem ayının 13'üncü gününün tatil edilmesi gerekmektedir.

İnsanların neye nasıl inandıkları ve inançlarını nasıl yaşadıkları devleti ilgilendirmez. Devletin görevi vatandaşlar arasında hiçbir ayrım yapmaksızın inançlarını özgürce ve güven içinde yaşayacakları ortamı sağlamaktır. Bu anlamda, bu konuyla ilgili, Aleviliği ve Alevileri yok sayan, İslam'ı sadece kendi sığ düşüncelerine göre yorumlayıp öylece değerlendiren, Alevi vatandaşların verdiği vergilerle milyarlarca liralık bütçeyi harcayıp Alevi vatandaşlara yönelik hiçbir hizmeti olmayan Diyanet İşleri Başkanlığından görüş istenmesi gibi bir aymazlık asla kabul edilemez. Bir inançla ilgili bir görüş sorulacaksa o konuda tek söz sahibi olan o inancın mensuplarıdır. Kaldı ki bu, Alevi vatandaşlarımızdan çok yoğun bir şekilde gönderilen bir talep olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemiz nüfusunun yüzde 25'ini oluşturan Alevi nüfusu dikkate alındığında bu talebin gerçekleşmesinde geç kalındığı çok açıktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Sayın Başkanım, müsaadenizle bir dakika talebim olacak sizlerden, hoşgörünüze sığınarak.

BAŞKAN - Ne yapalım? (CHP sıralarından "Verelim, verelim." sesleri)

MUHARREM ERKEK (Çanakkale) - Tabii, mutlaka, mutlaka.

BAŞKAN - Peki, bir dakika ek süre verelim size.

Buyurun, tamamlayın lütfen.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Örneğin, bağımsızlığını ilan ettikten sonra yapılan referandumla Rusya'ya katılan Kırım Cumhuriyeti'nde Ekim 2014 itibarıyla Müslüman nüfus oranı yüzde 13 olmasına rağmen Kurban Bayramı'nın 1'inci günü ve Ramazan Bayramı'nın 1'inci günü, Ortodoks Paskalya Bayramı ve teslis günleriyle birlikte dinî bayram tatil olarak kabul edilmiştir. Ülkemizdeki 25 bin Musevi ve 320 bin Hristiyan vatandaşımızın dinî günleri de izinli sayılması çok doğru ve yerinde bir uygulamadır.

Alevi vatandaşlarımızın da inançlarını özgürce yaşamaları için aşurelerini pişirip kurbanlarını kestikleri muharrem ayının 13'üncü gününün de aynı şekilde resmî tatil olarak kabul edilmesi insan haklarına saygının bir gereğidir. Esasında bugün, Alevi vatandaşlarımızın inançlarıyla ilgili yaşadıkları sorunlar onların sorunu olmaktan daha ziyade gerçekten iman eden, inancını hiçbir şeye alet etmeyen, hakiki dindar Sünni vatandaşlarımızın sorunudur. Bu teklifle ülkemiz nüfusunun yüzde 25'ini oluşturan Alevi vatandaşlarımızın demokratik, laik...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) - ...ve sosyal hukuk devletinin gereği olarak inançlarını daha rahat yaşamaları amaçlanmaktadır.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)