Konu:Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:12
Tarih:26/10/2016


Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Saygıdeğer milletvekilleri, bugünkü, üzerine muhalefet şerhi belki yapılmadan geçecek bir kanun ama bu vesilelerle siyasi partiler bu konudaki görüşlerini ifade ediyorlar, söz haklarını kullanıyorlar.

Milliyetçi Hareket Partisi aldığı söz haklarının içeriğini tamamlamak adına konuyla alakalı düşüncelerini şu şekilde ifade ediyor: Özellikle dar gelirli ailelerin, asgari ücretle geçinen insanların gündelik yaşam içerisinde aile müessesini koruyabilmeleri için, sürdürülebilir bir toplum yapısı için tartışmasız bir şekliyle bu gelirlerinin standartlarının artırılmasından taraftır. Elbette ki hepimiz bu standardın artırılmasını istiyoruz fakat kış aylarına girdiğimiz, girmek üzere olduğumuz bu günlerde, çocuklarının harçlıklarını, onların giyim kuşamlarını ve kışın yakacakları kömürün, doğal gazın hesabını yapan dar gelirli insanları düşündüğümüzde Türkiye'de durumun hiç de iç açıcı olmadığını görüyoruz. Sebebi nedir diye baktığımızda üretime dayalı bir istihdam politikasının olmaması, üreten ekonominin âdeta damarlarının kesilmiş gözükmesi bunun temel problemidir. Biz aile müessesesini sürdürebilir hâle getirebilmek için ailenin temel ihtiyaçlarını karşılamak durumundayız. Anne-babanın, çoluğunun çocuğunun karşısında mahcup olmamasını sağlamak durumundayız.

Şimdi, Türkiye'de gerçekten zor ve olağanüstü günler yaşanıyor. Yani şu an adını bildiğimiz, belki de bilmediklerimizle beraber alfabede harflerin kalamayacağı kadar terör örgütleriyle bir taraftan mücadele, bir taraftan da küresel emperyalizmin bölgeyle alakalı mücadelesi ve buna karşı duruşumuz. Bütün bunların içerisinde biz moral değerini yüksek tutmak zorundayız. Moral değerini yüksek tutarken de altyapıdan kopuk, rasyonaliteden kopuk olmaması gerekiyor. Çocuklarımızın, gençlerimizin yarınlarına dair umutlarını yitirmemesi gerekiyor. Özellikle üniversite mezunu gençlerimizin istihdam politikasında beklentilerinin karşılık bulamaması umutsuzlukları beraberinde getiriyor.

Türkiye, eğitimli insan gücünü işe koşma konusunda sadece devlet kapısının işveren olduğu algısını nereye kadar sürdürecek ya da devlet kontrolünde toplumdaki bu algı nasıl değişecek? Bu soruya cevap vermek durumunda.

42 bin Türk dili ve edebiyatı bölümü mezunu -gıda mühendisini saymıyorum, Türk halk bilimi bölümü mezunlarını saymıyorum, tarih bölümü, idari bilimler fakültesi mezunlarını saymıyorum- bu arkadaşlarımız kendi aralarında dernekleşerek haklarını arama ve "Ne olur bize bir iş." diyerek milletvekillerinin kapılarını çalmakta. Türk gençliğinin bu pozisyona düşmesi gerçekten üzücü ama biz eğitim programımızı, politikamızı da bu vesileyle belki tartışmaya açabiliriz. Neden çocuklarımız kendisini ifade edebilerek çok değişik alanlarda kendilerine ekmek bulamıyorlar da hep devletin kapısını çalıyorlar? Bu da cevaplanması gereken ayrı bir soru işareti.

Ama, bütün bu olumsuzlukların içerisinde millî birlik ruhunun, gerçekten seferberlik ruhunun gönülde fikren, ruhen büyük Türk milletine verilmesi ve onların aşlarıyla, ekmekleriyle imtihan edilmemesiyle üzerimizde dolanan bu felaketleri de aşabiliriz, bu felaketlerden çıkabiliriz diye düşünüyoruz.

Birtakım olağanüstülükler ve musibet hadiseleri, tabiri caizse fetret dönemleri Türk milletinin tarihinde olmuştur ve fetretten sonra hep aydınlık gelecekler ve birtakım hamleler gerçekleşmiştir. Biz Türk millî birikiminin ve bu tecrübenin yeniden bir kalkınma hamlesi yapabileceğine inanıyoruz. Bugün itibarıyla Türk ordusunun başta Fırat Kalkanı Operasyonu'yla ve PKK terörüyle mücadelesinde, aynı şekilde Türk devletinin içeride FETÖ'ye karşı vermiş olduğu mücadelede Türkiye bu birikimle yol alıyor. Bu birikim eğer iyi değerlendirilir ve millî mutabakat zemini üzerinden yürünür, insanlar ekmekleriyle imtihan edilmezlerse, ekmekleri ile ideallerini yan yana koyarak daha iyi işler yapmanın zemini Türkiye'yi bekliyor.

1970 ve 1980 arası Türkiye'nin en karanlık dönemleriydi, yaşayan büyüklerimiz bunları bilir. Siyasal kaoslar beraberinde kan, gözyaşları, darbeler ve Türk siyasi tarihinin 1970'lerinde "Türkiye ne yapabilir? Türkiye bunu yapmamalı." denildiği bir dönemde, başta Avrupa'nın ve Amerika'nın karşı olduğu dönemde EOKA terör örgütüne karşı 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nı gerçekleştirebilmiştir. O şartlar altında Türkiye, Türk milletinin sözcüsü olarak yavru vatana gitmiş ve oradaki tehdit unsurlarından vatandaşlarını korumuştur.

O yıllardan sonra Türkiye'de yapılan işler, o krizden sonra, uluslararası anlamda ihtiyaç duyduğumuz hadiseler dâhil, çok ciddi hamleler olmuştur. Yani bugün itibarıyla Kırıkkale Silah Fabrikasından, ROKETSAN'dan HAVELSAN'a kadar, insansız hava uçaklarına kadar ciddi anlamda savunma sanayisinde birikimimiz var. Ama, bunlarla beraber, ekonomik birikimle, sosyal birikimle, millî birikimi de eğer sağlıklı bir zeminde toparlayabilirse Türkiye değil Fırat Kalkanı, Mercidabık'ın tarihî mirası olan Dabık'a kadar, Halep'ten başlar, Musul, Kerkük'ten, millî yemin olan Misakımillî'yi namusu olarak görür ve o coğrafyada tehdit altında bulunan, teröristlerin tehdidi altında bulunan kendi soydaşlarını, kendi dindaşlarını, her şeyden önemlisi insanlığı kurtaracak bu hamleyi fazlasıyla yapabilir ve yapıyor da Allah'a şükür. Bunu yaparken de Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Beyefendi'nin ifadesiyle "Ankara yaklaşımı" ve millî bir akılla devam ettiği müddetçe bunun sonuç almaması mümkün değil. Bu sonucu, bizim Ankara'da, Adana'da, Erzurum'da, Edirne'de vatandaşımızı rahat ettirmek için yapmak zorunda olduğumuz gerçeği için yapar. Ama, biz bu mücadeleyi verirken asgari ücretlinin karnını doyurmak durumundayız.

Bugün kitleler hâlinde coşkuyla mitinglerde siyasi liderleri alkışlayanlar, belki de iktidarı, belki de siyasal aktörleri destekleyenler, o mitinglerdeki birtakım kaynaklar olmasa bu kadar coşkuyla alkışlayabilir mi? Bu noktada -rahmetle anıyorum- Süleyman Demirel'in bir sözünü paylaşarak sözlerimi tamamlamak istiyorum: "Sizi kitleler alkışlarlar, coşku verirler ama o kitlelerin ekmeklerini, beklentilerini karşılamazsanız nereden aldığı bilinmeyen o taşlarla sizi taşlamaya başlarlar."

Dolayısıyla, ekonomi programında, dar gelirlide, asgari ücretlide sadece sosyal devletin gereği olan sosyal yardımları yapalım, kabul ama üreten ekonomi programını bölgesel hamlelerle hayata geçirmek için Milliyetçi Hareket Partisi AR-GE'sinde ve seçim beyannamesindeki bilgileri biz paylaşmaya hazırız. Bu konulardaki görüş ve düşüncelerimizi de başta Plan ve Bütçe Komisyonu olmak üzere, problemlerin çözümüyle alakalı her türlü platformlarda ifade edeceğimizi, ifade ettiğimizi Genel Kurula tekraren beyan ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)