Konu:Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:9
Tarih:19/10/2016


Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Tasarısı hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Hükûmetin bu tasarıyı piyasaları rahatlatacak düzenlemeler arasında gördüğünü ve öncelikle ele alınmasını istediğini biliyoruz. Konuşmamın başında özellikle ilgili bakana teşekkür ediyorum, bunu Komisyonda da ifade ettim. Bir acelecilik yapıp da OHAL kanun hükmünde kararnameleri içine yerleştirip kanun hükmünde kararnameyle de getirebilirdi ancak kanun tasarısı olarak geldi -kendisini de tebrik ettik- iflas ertelemeyle ilgili olan gibi de gelebilirdi. Demek ki iflas erteleme de olağanüstü hâle muhtaç hâle geldi. Esasen, bu düzenlemeye uzun süredir ihtiyaç vardı, AKP bunun farkında değildi. On beş senedir yapılması gerekiyordu, zora gelince harekete geçildi.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarıda bazı teknik hususlara değinirsek... Bilindiği üzere, ticari işletme rehini, ticari işletmeye ait menkullerin ticaret siciline yapılan tescille alacaklıya teslim edilmeksizin rehin edilebilmesidir. Böylece, borçlanan işletme sahibi menkul mallarını teslim etmeyerek rehin edecek, ticari faaliyetine devam etme olanağına kavuşmuş olacaktır. Bu tasarıyla 1447 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmaktadır. Kanun tasarısıyla taşınır malların kapsamı genişletilmekte, rehine konu olan taşınır varlıklar artırılmaktadır. Ticari işlemlerde taşınır rehinine taraf olabileceklerin kapsamı genişletilmektedir. Rehin verenin mevcut ve müstakbel varlıkları ile bunların getirileri kapsam dâhiline alınmaktadır. Üçüncü bir kişiye taşınır malını bir başkası adına rehin etme imkânı tanınmaktadır. Aynı zamanda, rehinin paraya çevrilmesi sürecinde alternatif yolların ortaya konulması suretiyle finansmana erişim kolaylığı sağlanmaya çalışılmaktadır. Rehin alacakları arasında öncelikli sırası belirlenmesine ilişkin hususlara açıklık getirilmektedir. Finansal piyasa araçları taşınır rehninin kapsamı dışında tutulmaktadır. Ticari işletme rehini tarafları genişletilmektedir.

Eski kanunda rehin borçlusu, ticari işletmesini kredi karşılığı rehin veren gerçek ve tüzel kişi taciri olabilirken, rehin alacaklısı tüzel kişiliğe sahip sermaye şirketi niteliğindeki kredi kuruluşları, kooperatifler ile kredili satış yapan gerçek kişi ve tüzel kişiler olarak belirlenmişti.

Şimdi, Sayın Bakanım, tüm bu hususlar tasarının asıl amacının ekonomide beklenen kaynak sıkıntısının aşılması olduğunu net bir şekilde göstermektedir ancak gerekçelerde bu hususa hiç değinilmemiştir. Bu gerekçe gerçekten bu tasarıyı karşılayamaz. Böyle bir tasarının hazırlanmasıyla çiftçi, esnaf, tacir, her kesimin borçlanma ve kaynağa ulaşması kolaylaştırılmaya çalışılmaktadır.

Özü itibarıyla olumlu etkileri olabilecek düzenlemenin bazı sakıncaları doğurması da beklenebilir. Örneğin, esnaflar ve tacirler arasındaki rehin uygulamasına izin verilmesiyle, ticari ilişkilerin finansmanının banka sistemi dışında, rehin, tefeci ve gayrikanuni yollarla yapılabilmesinin önü de açılabilecektir.

Sayın Bakanım, evet, maalesef, on dört yıllık AKP iktidarı ekonomiyi, esnaf ve hane halkını borca boğmuştur. Bu, borçtan kurtulmayı değil borçlanmanın süresini uzatabilmeyi ne yapan? Sağlamaya çalışan bir düzenleme olarak ortaya çıkıyor, aciliyetinden.

Fakat, burada ben konuşmama başlamadan önce özellikle şunu söylemek istiyorum: Denizli Çivril'de elma 10 kuruşa düşmüş vaziyette, geçen sene 37 kuruştu. Buna ilave olarak, geçen sene iyisi 1 lira 20 kuruşken şimdi nereye geliyor? 50 kuruşa geliyor. Olayı böyle değerlendirdiğinizde çiftçinin çok sıkıntılı bir hâli olduğunu, bu tasarıyı kanunlaştırsanız dahi rehine neyini verirse versin -taşınırını da, taşınmazını da- karşılamayacağını net bir şekilde söylerim. Biraz önce -gazetelerde zaten vardı da- ziraat odası başkanıyla ne yaptım? Görüştüm, bunu net bir şekilde ifade etmek istiyorum.

Sayın Bakanım, burada hassas olan bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum, siz bu kadar fiyatı düşmüş elmayı ve benzer gıda ürünlerini enflasyon düşük çıksın diye ne yapıyorsunuz? Sepette oynamaya çalışıyorsunuz, endekste. Sizin bugün açıklamanız var, memnuniyet duyduk, "Böyle bir şey yok." dediniz. Ama bunun fazla olduğunu, enflasyonun bundan düşmediğini, bunun için düşmediğini Sayın Zeybekci daha önce ifade etti. Sizden böyle bir ifade beni hakikaten -bugün gördüm- çok rahatlattı. Yani 10 kuruşa düşmüş bir elmanın endeksteki, sepetteki değeri olsa ne olacak, olmasa ne olacak? Yani hâl hakikaten sıkıntılı bir vaziyete gelmiş durumda.

Herkes borçlanmış, esnaf borçlanmış, hane halkı borçlanmış, ticari işletmeler rehine muhtaç olmuş, sistem tıkanma noktasına gelmiş. 2002'de 8,2 milyon Türk lirasından bugün gelmiş 720 milyar TL'ye, 90 kat artmış. Esnafın protesto edilen senetleri, ohoo, sekiz ayda yüzde 22 artmış. Siz esnaf ve sanatkârların başındaki adamı bu problemleri çözsün diye teşvik etmediniz. "Çözüm süreci" diye o lanet işi ne yaptınız? Bu TOBB Başkanını, bunları nereye gönderdiniz? Bu alana yolladınız PKK'ya karşı milletin kalbi yufkalaşsın diye. Yani bunlarla uğraşsalardı bu işlere kısmen ne bulunurdu, ziraat odası vesaire? Çözüm bulunurdu.

Şimdi, bakın, Başbakan geçen günlerde açıkladı, piyasayı canlandırma paketi. Tüketici kredisi borçlarının yapılandırılması tam bir fiyaskoya dönüşmek üzere Sayın Bakan. Sizin burada Hükûmet cenahıyla biraz farklı düşündüğünüzü ben sanıyorum, sizi tanıyorum çünkü. Yetmiş iki ay için aylık 1,35, yıllık 16,2 -yanlışım varsa düzeltin lütfen- enflasyon yüzde 7,7, reel faiz neredeyse yüzde 9, bu koşullarda yapılanma yapılırsa borçlar yine katlayacak. Her gün banka müdürlerini arayıp soruyorum "Genelge geldi mi?" diye, özellikle kamulardan "Bu borçları yetmiş iki aya nasıl yayacaksınız? Faizi ne olacak? İşler düzelecek mi? Yetmiş iki aya yaydığınız zaman vatandaş bu dertten kurtulacak mı?" Bu sizin her sene Plan Bütçeye getirip buradan geçirdiğiniz neye benzeyecek, biliyor musunuz? Buna "kamu borçlarının yeniden yapılandırılması" diyorsunuz, modernize ediyorsunuz onu Olgunlaşma Enstitüsünde eski kıyafetleri yaptıkları gibi. Şimdi modernize etseniz de öbür sene gene önünüze geliyor sizin bu, çözemiyorsunuz.

Şimdi, gösterge faizi 8,25'e düştü mü? Düştü. Peki, bankaların kredi faizi yaklaşık kaç? 16 civarında, istediğin kadar düşür, ne olacak. Bu durumda Merkez Bankası gösterge faizi ne işe yarıyor? Şimdi, artık onların da doğru dürüst faiz maiz şey yapamadığı belli.

Gelelim orta vadeli programa Sayın Bakanım. 2017 bütçesini bu hafta başında Meclise sundunuz. 2017-2019 yıllarını kapsayan OVP de geçen hafta, işte ayın 6'sında açıklandı. Tüm bu detayları daha sonra tartışacağız burada ama bazı şeyleri de bu vesileyle değerlendirme konusu yapalım. Bir kere bu orta vadeli programa gensoru da verdim, araştırma önergesi de verdim ama bu kadar dandiği olmadıydı. "Dandik" sözü benim değil, kimin olduğunu biliyorsunuz, isterseniz telaffuz edeyim buradan. Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı, burada metinde de var.

Bir de bu postmodern manda ekonomisi diyorlar. Sizin dönemi kapsıyor, 2008'den bu döneme kadar. Ben de dedim ki postmodern manda ekonomisinin de komutanları kim olur? O dönemde siz vardınız Allah'ı var şimdi, sizsiniz diyemiyorum. Kim vardı? Ali Babacan vardı, postmodern manda ekonomisinin komutanları. İçeride bir... O zaman Cumhurbaşkanı da Başbakandı. Buralarda bir sıkıntı var. Geçen bu Moodys'in not düşürme hikâyesinde siz gayet böyle diplomatik yolla ne dediniz? "Biz bu notu yatırım yapılabilir seviyeye yapısal reformları yaparak getireceğiz." dediniz. Doğru, tenkidi de öyle çünkü baktığınız zaman ama Hükûmette bazı bakanlar başka şey söyledi. Bir tanesi dedi ki: "Vız gelir tırıs gider." Sayın Zeybekci ne dedi onu ayrıca bir tartışırız, bakarız, o da bir şeyler söyledi. Ama bunları sizin Kabinede konuşuyor olmanız lazım. Farklı düşünmeniz doğal, farklı ekollerden geliyorsunuz, farklı şeylere bakıyorsunuz ama mesela bir bakan, mesela diyelim ki Nihat Bey ihracattan bahsetmiyor bu aralar, o taktı endekse gidiyor, ha bire endeks. Şimdi, endekste de işte 10 kuruşa da düşsen o gıda endeksi enflasyonu düşürmüyor; sepetten çıkarıp atsan da aynı, hepsini elma yapsan da aynı, değişmiyor yani.

Şimdi, bütün bunlara bakarsak, OVP'lere, giderek itibarını kaybetmekte OVP'ler Sayın Bakanım, bunu siz de biliyorsunuz. Tarihini değiştirdiniz, hazirandan eylüle aldınız, yine yetişmedi, yine sıkıntıya girdi. Bu artık karar alıcılara yol gösterici olmaktan falan çıktı, bunun bir ciddiyeti kalmadı. Arkadaşlara bir tablo yaptırdım, elimde, sizin elinizde de var; 3 kere açıkladınız orta vadeli, 2016 için, 3'ü de birbirinden rezalet, tutmuyor; millî gelir rakamından tutmuyor, ihracatından tutmuyor, enflasyonundan tutmuyor. Şimdi çıkaracağım, hepsini şey yapacağım; önümde de tablo hâlinde getirdim, duruyor.

Şimdi, hiçbir hedef tutmaz, olmaz böyle. Sürekli revizyon da yaparsanız ciddiyetiniz kalmaz. Ama şu doğru: Türkiye 15 Temmuz gibi bir travma yaşadı, bütün bunları kabul ediyoruz ama siz büyümeyi "Dışarıda da böyle. İthalat-ihracatta dışarıda da, dış ticarette sıkıntılar var." deyip bırakamazsınız, buna bir çözüm yolu bulacaksınız, siz onun için o koltuklarda oturuyorsunuz.

Şimdi, hakikaten ben Sayın Bakanı bunu getirmesinden dolayı kutladım; hiç olmazsa bu şeyin içinde gelmedi, OHAL'e bağlı kanun hükmünde kararnamelerinin içinde. Bu iflas ertelemelerini zaten bizim Sayın Zeybekci hakikaten haziran seçimlerinden önce bildi, çıktı millete işçilerin önünde "Bu parayı bu adamlar alırsa iflas eder." dedi, iflaslar başladı. Durduramadınız, bu sefer OHAL'in içine aldınız. İnsanlar sıkıntıda. Hakikaten, problemli devam ediyor. Büyüme düştü orta vadeli programda. İşsizlik çift hane, 11,2; 6 milyon civarında işsiz. Bunun hiç iler tutar tarafı yok. Sayın Bakanım, sizinle ilgili hep müspet konuştum ama ben şu tasarrufları, kaynak harcama dengesini ilk bakan olduğunuzda bu kürsüden söylerken oradan müstehzi şekilde gülüyordunuz, çok ağrıma gitmişti.

Şimdi, şu bireysel emekliliği falan düşünüyorum da yine en doğruyu siz söylediniz, "Burada sıkıntı var, düzelmesi lazım." dediniz, şimdi herkesi zorunlu hâle getirdiniz, baktığımız zaman o da öyle. 2023 hedefleri zaten öldü, yok öyle bir şey. Hadi ihracat 500 milyar dolardı, çıkın 2023'te; insan işine çıkarmazlar adamı ya, biraz düzeltin bunları. Herkes biliyor, herkes bir şey söylüyor, bunlara da bakmak lazım.

Bunun dışında, -bu ortalama dolar kuru- şimdi, "Bizim dolar kuru hedefimiz falan yok." diyorsunuz. Hatta, geçen sefer orta vadeli programa da koymadınız ama elin adamı hesaplıyor, bölüyor nüfusa dolar bazında millî gelirini, neyse oradan çıkarıyor. Hatta, bu 9 bin küsur dolar bu sene düşüyor da. "3 milyon Suriyeliye, gelen göçmen vatandaşlara bakıyoruz." diyorsunuz. Ne diyorsunuz? 3 milyonu ilave ettiğiniz zaman bu millî gelir 8 bin dolar falan; bunun hiç savunulacak bir tarafı yok Sayın Bakanım, hakikaten, bunları düzeltmemiz lazım. Ben, sizin AKP'den farklı olarak gündeme taşımak istediğiniz bazı şeyleri hissediyorum açık söyleyeyim. Ama, bunun çaresi yok, neresine asılsanız düzeleceği yok, lastik top gibi batmış; bir tarafına vuruyorsunuz, orası göçüyor, bir tarafına vuruyorsunuz, beri tarafı göçüyor, düzelmiyor yani düzelmesi de mümkün değil.

Şimdi, tabii, bütün bunlar gidiyor. Çek Yasası'nı siz getirdiniz, gene rezil bir hâl aldı; herkes cezaevine girecek. O zaman cezaevleri doluydu, ne yaptınız? Cezaevlerine adam koyamayacağız diye ekonomik suça ekonomik ceza dediniz, sonra iş şey yaptı. Hatta, buraya not almışım, sizin olacağınızı bilmiyordum yani bu Moody's'le ilgili düşüncelerinizi.

Şimdi, bakın, Sayın Bakan sizin yerinize otursaydı, bu örgüte baktığımızda nerede para varsa o paranın kaynağı etrafında örgütlendiklerini, o kaynağı emmek için âdeta organizasyon ve şebekeler kurduğunu görüyoruz... Sabah, Sayın Bakan ne demiş, geçmişe doğru araştırayım dedim, şöyle bir Bakanlığın sitesine girdim, bunu demiş. Sayın Bakanım, siz on beş senedir neredeydiniz yani? Bunun böyle olduğunu bilmiyor muydunuz? Sağır sultan biliyordur. 17-25 Aralık akşam, siz burada çok sıkıntıya girdiniz yine o günlerde, ben hep konuşmacıydım. Ertesi gün geldiğimizde hakikaten siz de moral olarak çok sıkıntılıydınız. Ülke, hakikaten büyük travmalardan geçiyor. Birbirimizi hırpalamanın, birbirimizi şey yapmanın anlamı yok ama şimdi siz yabancılarla en çok irtibatta olan bir bakansınız. Bunu götürdüğünüz zaman, bu rakamları, bunlar çarpma, bölme bilmiyorlar mı ya? Biliyorlar. Rapor da yazıyorlar. E, dolayısıyla, o zaman, ne yapmamız lazım? Doğruları biraz da bu millete anlatmamız lazım.

Biraz önce Erhan Bey konuşuyordu. Faik Bey oradan, ki bu işi bilen, aynı yerlerden insanlarız... Şimdi, Sayın Babacan oradan kalktı gitti. Bir "mali disiplin" dedi, "mali kural" dedi, dediğine bin pişman oldu. Şimdiki Başbakan bir taraftan çarptı, o günkü Sanayi Bakanı Nihat Bey bir taraftan çarptı. Bir daha da ağzına almadı. Hâlbuki, haziranın, temmuzun sıcağında komisyonda imanımızı gevrettiler, "İlla da çıkacak, bu lazım, aşağıdan da çıkaracağız falan." diye. Hakikaten, Sayın Başkan da şahittir o günlere, Allah'ı var.

Şimdi, bu sıkıntılı dönemde ne yapacağız? Bakın Sayın Bakanım, millete doğruları söyleyelim. Bizim yapacağımız bir şey varsa biz de bunun üzerinden önerilerimizi getirelim, yapalım ama böyle bir orta vadeli program getirdiğiniz zaman üzerinde konuşmaya hukuken değer de ruhu itibarıyla değmez. Bunu da ne yapmak lazım? Dikkate almak lazım.

Şimdi, gelelim tasarıya. Tasarı, bir kaynak ihtiyacından doğuyor. Tamam, bunu getirdi Sayın Bakan, OHAL çerçevesinde getirmedi, biz muhalefetimizi söyledik ama destekleyeceğimizi de ayan beyan söyledik, "Bir ihtiyacı gideriyor. Eğer eksiği gediği olursa arkadan getirirsiniz, ona da destek veririz." dedik, bazı yerlerinde muhalif olmamıza rağmen bunu net bir şekilde de söyledik.

Ben bu tasarının kanunlaşması hâlinde memleketimize hayırlar getirmesini diliyorum ve yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Çok teşekkür ederim. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ayhan.