Konu:Aliya İzzetbegoviç'in 13'üncü ölüm yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:2
Birleşim:9
Tarih:19/10/2016


Aliya İzzetbegoviç'in 13'üncü ölüm yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün merhum Aliya İzzetbegoviç'in ölüm yıl dönümü. Bu vesileyle merhum Aliya'yı rahmetle, minnetle yâd ediyor, sizleri ve kardeş Bosna halkını saygıyla selamlıyorum.

Merhum Aliya İzzetbegoviç bir Osmanlı subayı olan dedesi Aliya ile Üsküdarlı bir Türk kızı olan Sıdıka Hanım'ın evliliğinden doğan Mustafa'nın oğlu olarak 1925 yılında dünyaya gelmiştir. Bir devlet başkanı, hukukçu, siyasetçi, savaşta bir komutan, Müslüman bir entelektüel, bir baba ve eş, önemli eserlere imza atmış bir yazar, İslam dünyasının "Bilge Kral"ı ya da Bosnalıların ona karşı duydukları sevgi ve samimiyetin bir yansıması olarak Aliya'nın mücadelesi henüz 16 yaşındayken "Genç Müslümanlar" yani "Mladi Muslimani"'yle başlamış ve 2000 yılında Cumhurbaşkanlığı görevini sağlık problemlerinden dolayı kendi isteğiyle bıraktığı ana kadar geniş bir zaman diliminde devam etmiştir.

20'nci yüzyılın en önemli İslam düşünürleri arasında gösterilen Aliya'yı diğer düşünürlerden ayıran farklar, coğrafi açıdan Avrupa'nın tam ortasında Müslüman bir toplumda yaşaması, kültürel ve dinî bakımdan Hristiyanlığı benimsemiş toplumlar tarafından çerçevelenmiş olması ve onun krallık sistemini, komünist rejimi, İkinci Dünya Savaşı'nı, sosyalizmin çöküşünü bizzat yaşayarak tecrübe etmiş olmasındandır. Aliya'yı diğer İslam düşünürlerinden ayıran bu faktörler aynı zamanda onun felsefesi üzerine inşa ettiği temellerdir.

Aliya, İslam toplumlarının uyanışını ve İslam ile Müslümanlar arasındaki mesafeyi kendisine dert edinmiş bir düşünürdür. Ona göre şayet Batı medeniyeti karşısında İslam toplumlarının bir çıkış yolu olacaksa bu ancak şuurlu bir İslami dönüşümün yaşanmasıyla mümkün olacaktır. Adaletin tesis edilmesi, fitnenin ve zulmün ortadan kaldırılması onun siyaset felsefesinin temelidir. Onun felsefesi adaleti gerçekleştirmek ve hakkı üstün tutmaktır.

Ahlak düşüncesini merkezine alan Aliya'ya göre insanın temel vasfı ve insanları diğer varlıklardan ayıran yegâne unsur ahlaktır. Ahlak, yapılan bir eylemden sonra kişisel olarak bir çıkar elde etmeyi beklemek değil, insanın vazife bilinciyle iç dünyasının ürünü olan sorumluluğunu yerine getirmesidir. Onun bunlar ve benzeri birçok özgün düşüncelerinin paradigması, Avrupalı toplumlara yön veren fikir adamlarını geleneksel kodlarıyla tanıması için elverişli bir ortamda bulunması ve böylece Avrupa'nın fikrî temellerini derinlemesine tahlil edebilmesinden ileri gelmektedir.

Aliya, yazdığı İslam Deklarasyonu, Doğu ve Batı Arasında İslam, Özgürlüğe Kaçışım adlı eserlerini kaleme alarak kitlelere ulaştırmış ve onun bu eserleri herkesin baş ucu kitapları olmuştur. Maalesef, yazdığı bu eserler nedeniyle yargılanmış ve beş yıl hapis yatmak zorunda kalmıştır.

Aliya'yı üzerinde çalışmaya değer bir düşünür kılan en önemli husus onun ahlaka, adalete ve hakka ait düşünceleriyle eylemleri arasındaki tutarlılıktır. Bu tutarlığı onun savaş günlerinde düşmanlarına karşı davranışlarında, hapishane hayatında kendisine yapılan gayriahlaki teklifleri kabul etmemesinde kendini göstermektedir. Gerçekten de hapiste bulunduğu 1987 yılında şöyle bir gelişme yaşanır. Dönemin Af Komisyonu Başkanı Zdravko Djuricic tarafından Aliya İzzetbegoviç'in kızı Leyla ve Sabina başkanlık makamına davet edilir. Djuricic Leyla'nın okuldan sınıf arkadaşıdır. Onlara "Bu dilekçeyi babanıza götürün, imzaladığı takdirde serbest bırakacağız." der. Bunun üzerine sevinçle babalarının yanına gelen Leyla ve Sabina dilekçeyi imzalamaları için âdeta yalvarırlar. "Yaptıklarımdan pişmanım, bir daha yapmayacağım, bundan sonraki hayatımda bir daha siyasetle uğraşmayıp huzurlu ve sakin bir hayat kuracağım." ana temasını barındıran bu dilekçeyi imzalamak konusunda Aliya asla ödün vermez ve hapis hayatına devam eder.

Onun ölmeden önce son vasiyeti Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'adır. Tarih 18 Ekim 2003'ü göstermektedir. Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Londra'daki görüşmelerini bitirmiş İstanbul'a dönmek üzeredir. Otuz sekiz günden beri hasta yatağında yatan Aliya'nın ağırlaştığı haberini alan Başbakanımız "Bilge Kral"ı son kez hasta yatağında ziyaret etmek ister ve yolunu değiştirerek doğrudan Saraybosna Havalimanı'na iner. Onun odasına vardığında Aliya onun ellerini ellerinin içine alır "Tayyip kardeşim, dualarımız sizinle, bu topraklar evladıfatihan Osmanlı bakiyesidir. Görüyorum ki sen de bir Osmanlı torunusun. Bosna'mı koruyun, Bosna'ma sahip çıkın, o size emanettir." der.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bugün Bosna emin ellerdedir diyorum, tekrar Aliya İzzetbegoviç'i rahmet ve minnetle yâd ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çavuşoğlu.