Konu:667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (1/746) ile İç Tüzük'ün 128'inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:8
Tarih:18/10/2016


667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (1/746) ile İç Tüzük'ün 128'inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

NECATİ YILMAZ (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Divan, değerli milletvekilleri; bir darbe sürecinden geçiyoruz. 12 Eylül 1980 tarihinde de ülkemizde bir darbe gerçekleşti; darbeciler Türkiye'yi bugünküne benzer koşullarda yönettiler, masum birçok yurttaşımızı işinden, ekmeğinden, özgürlüklerinden mahrum bıraktılar, hukuksuz yargılamalarla birçok insanı haksız yere mahkûm ettiler, talimatlarla verilmiş hükümlerle gencecik çocukları yaşlarını büyüterek idam ettiler, olağanüstü yönetim koşullarında devleti uluslararası sermayenin talimatı ve kendi küçük bireysel ihtiyaçları için yeniden inşa ettiler. Buna uygun bir Anayasa hazırlayıp o baskı ortamında yüzde 92 oyla halka kabul ettirdiler. Tüm haksızların yaşadığı duygularla da çok korktular, yaptıklarının hesabını verememekten korktular. Bu korkuyla yeni Anayasa'da geçici 15'inci maddeye "Millî Güvenlik Konseyi işlemlerinden, eylemlerinden dolayı yargılanamaz." şeklinde bir hüküm koydular. Bu hüküm cuntacıların gayrimeşruluklarını kabul ettiklerini ortaya koymuştur ve bu durumlarına meşruiyet kazandırmak için ortaya konulmuş bir hükümdür. Haksızlıkları ve hukuk dışılıklarını koruma altına alan korkakların haksızlıklarının hesabını vermekten kurtulma isteğini ortaya koyan bir hükümdür bu hüküm.

Sayın milletvekilleri, bugün sanki 15 Temmuz darbe girişimi amacına ulaşmış gibi yaşanabilecek tüm hukuksuzlukları gün geçtikçe daha da ağırlaşan bir şekilde yaşamaktayız. Anayasa'ya aykırı kanun hükmündeki kararnamelerle getirilen hukuksuzluklar ve yasaklar ülkemize tam bir darbe yönetiminin görüntüsünü vermektedir. Salt muhalif olmalarından dolayı öğretmenler açığa alınmakta, barış çağrısı yapanlar bu gerekçeyle işlerinden uzaklaştırılmaktadır. Bu haksız uygulamalara itiraz eden ve hak arayışında bulunan EĞİTİM-SEN'in mitingi Ankara'da yasaklanmaktadır. 10 Ekim katliamının yapılmasına seyirci kalarak izin veren iktidar katliamda hayatını kaybedenlerin anılmasına yasak koyup ailelerini gaza boğmaktadır

Sayın milletvekilleri, bu topraklarda ilk kez Kerbelâ'nın ve mazlum Hüseyin'in anılmasına engel konulmuş, mazlumiyetin tarihî simgesi dahi yasaklanmak istenmiştir. Güvenlik bahanesiyle 30 Kasıma kadar her türlü etkinliğe yasak getirerek başaramayacaklarını bile bile 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nın kutlanmasını ve Büyük Atatürk'ün 10 Kasımda anılmasını engellemek için beyhude çabalar içine girilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tüm bu hukuksuz süreçte Anayasa'ya aykırı bir şekilde kanun hükmünde kararnamelerle aynı 12 Eylül cunta döneminde olduğu gibi devlet yeni baştan ihtiyaçları için inşa edilmektedir. Tüm bu hukuksuzlukların yarattığı korkaklık duygusu 12 Eylül cuntacılarında olduğu gibi AKP Hükûmetinde de var, onlar da korkuyorlar. Bu nedenle, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 9'uncu maddesinde özel bir düzenleme getiriyorlar, diyorlar ki: "Bu kanun hükmünde kararname kapsamında karar alan ve görevlerini yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz." Bu ifade, bu kararnameye konu düzenlemelerin hukuka ve Anayasa'ya açıkça aykırı olduğunun ikrarıdır, bunun kabul edilmesidir. Bu çerçevede, yaptığınız işlerin hepsinin sorumluluklarının olduğunun kabulüdür, değilse böyle bir düzenlemeye neden ihtiyaç duyuyorsunuz, neden böyle bir koruma zırhı getirmek istiyorsunuz? Bu hükümle devlet erkini kullananları halkın üzerine sorumsuzca ve fütursuzca saldırtmak istiyorsunuz, yapacağınız yeni haksızlıklara meşruiyet yaratmak istiyorsunuz. Bu kürsüden, bu Genel Kurul salonundan buna izin vermeyeceğimizi söylemek istiyoruz. Bunu başaramazsak meydan meydan gezerek bu gayrimeşru durumunuzu halka anlatacağımızı bilmenizi istiyoruz.

Yine, buradan bir uyarı daha yapmak istiyorum: Tüm zalimlerin sonu aynıdır. "Bu düzenlemeyi getirmekle kimse bizden hesap soramaz." demeyin, sorumluluktan kurtulacağınızı düşünmeyin. Şayet böyle korkularınız varsa tez elden halka zulmetmekten, hukuksuzluk yapmaktan ve Anayasa'yı ihlal etmekten vazgeçin; bu korkudan başka türlü kurtulamazsınız. Şunu iyi bilin ki, koyacağınız hiçbir hüküm, getireceğiniz hiçbir düzenleme insanlık önünde sizleri mahkûm olmaktan kurtaramayacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NECATİ YILMAZ (Devamla) - Ve yine unutmayın ki her karanlık gecenin bir sabahı vardır, her sabahın da bir sahibi vardır. Bu hesabı mutlaka bir gün sorarlar diyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)