Konu:667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (1/746) İle İç Tüzük'ün 128'inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:8
Tarih:18/10/2016


667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (1/746) ile İç Tüzük'ün 128'inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Teşekkürler Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, Orman Bakanımız burada oturduğuna göre herhâlde orman kanunları üzerinde konuşacağız.

412 sıra sayısıyla dağıtılan 667 sayılı OHAL Kanun Hükmünde Kararnamesi'nin 8'inci maddesiyle ilgili söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Söz konusu 8'inci madde diğer maddelerde olduğu gibi hukuku bir kenara iten keyfî değerlendirmeyle kira ve kullanım sözleşmelerinin iptalini düzenliyor.

Değerli arkadaşlar, 15 Temmuzda bir darbe girişimi yaşandı. Bu girişim Meclisteki bütün partilerin siyasi görüş ayrılığı, farklı inanç anlayışları, hiçbir ayrım gözetmeden bütün yurttaşlarımızın karşı duruşuyla önlendi, demokrasi adına önlendi, cumhuriyet adına önlendi, hukukun üstünlüğü adına önlendi, laiklik adına önlendi. Cumhurbaşkanından Başbakana, siyasi parti liderlerinden milletvekillerine, toplumun bütün kesimleri demokrasiye, cumhuriyet değerlerine, hukukun üstünlüğüne, parlamenter yapıya sahip çıkılması gerektiğinin önemini her konuşmada belirtmişlerdir. Ancak geçen süre içerisinde ülkeyi yönetenlerin bu sözlerinde samimiyet göstermedikleri açıkça ortaya çıkmıştır. Bu darbe girişimi bahane edilerek 12 Eylül 1980 faşist darbe anlayışından daha beter demokrasi, hukuk, cumhuriyet değerleri askıya alınarak keyfî yönetim anlayışı uygulamaya konulmaya başlanmıştır.

Sayın milletvekilleri, biz CHP olarak 15 Temmuzdan önce, her fırsatta hukuk içinde kalınmasını, hukuksuzluğun hüküm sürdüğü hâllerde iktidarın meşruiyetini yitireceğini ve bir gün hukukun herkese gerekli olacağını söyledik, bugün de söylemeye devam ediyoruz, yarın da devam edeceğiz. On beş yıllık AKP iktidarını da hep uyardık, her konuda uyardık, "Yanlış yapıyorsunuz, bu gidişat ülkeyi içinden çıkılmaz sıkıntılara sokar ve herkes bundan zarar görür." dedik. Suriye politikasında uyardık, dinlemediniz; göçmen politikasında uyardık, dinlemediniz; dış ilişkiler konusunda uyardık, yine dinlemediniz; terör örgütleri konusunda uyardık, dinlemediniz; FETÖ konusunda uyardık, dinlemediniz. Hep "Ben bilirim." anlayışıyla ülke yönetimini tek adam iradesine bıraktınız, geldik bugüne. Bugün her konudaki uyarımızın haklılığını çok açık, net bir şekilde görüyorsunuz. "Hata yaptık." diyorsunuz, "Yanlış yaptık." diyorsunuz ve af diliyorsunuz. Af diliyorsunuz dilemeye de ama ülkeyi bu karanlık günlere getiren yönetim anlayışınızdan bir türlü vazgeçemiyorsunuz. Demek ki af dileme konusunda da samimi değilsiniz. Yine demokrasiyi, darbe girişimini her şeyi göze alarak önleyen Parlamentoyu, muhalefeti devre dışı bırakıp tek adam iradesinin egemen olduğu yönetim anlayışında ısrar ediyorsunuz.

Sayın milletvekilleri, bu yönetim anlayışı yani tek adam iradesinin hâkim olduğu yönetim anlayışı başarılı olsaydı Türkiye bugünlere gelmezdi. Bu anlayışla yönettiğiniz için, daha doğrusu yönetemediğiniz için güzel ülkemde darbe girişimi yaşandı. Terör her gün can almaya devam ediyor. Akşama sabaha kapıda bir de ekonomik kriz var, o zaman vay geldi hâlimize.

Sayın milletvekilleri, gelin ne olur bu anlayıştan vazgeçin. Bakın, yaptığınız uygulamalarla ülke bir mağdur kampına döndü, her taraftan feryatlar yükseliyor. Hukuksuzca aldığınız kararlarla milyonlarca insan mağdur oluyor. Sendikaya üye olduğu için öğretmenler mağdur ediliyor. Sinop'ta, Gerze'de, Ayancık'ta, Türkeli'de, Dikmen'de, Durağan'da, Saraydüzü'nde, Erfelek'te, Boyabat'ta ve Türkiye'nin her yerinde FETÖ'yle hiçbir bağlantısı, hiçbir yakınlığı olmadığı hâlde yüzlerce mağdur yaratıldı. Öğretmenler, adliye çalışanları ve diğer kurumların çalışanları göz altına alındı, tutuklandı, işten atıldı. Bu masum insanların ekmeğiyle, geleceğiyle oynandı.

Sayın milletvekilleri, ülkemiz her zaman her anlamda sıkıntılı günlerden geçiyor. Bu sözünü ettiğimiz binler, milyonlar sadece bir rakam değil, şöyle bir sağlıklı düşündüğünüzde bu rakamların her birinin bir yaşama denk düştüğünü, bir cana denk düştüğünü anlayacaksınız. Hukuktan ayrılmayın, adaletten hiç ayrılmayın. Bu ülkeye barışı, kardeşliği, sevgiyi egemen kılmak istiyorsanız tek adam idaresinin egemen olduğu yönetim anlayışından vazgeçin. Bu karanlıktan ortak akılla kurtuluruz. "Ortak akıl ne?" diye sorarsanız, bu ülkenin ortak aklı belli: Ülkemizin ortak aklı cumhuriyet, demokrasi, laiklik ve hukukun üstünlüğüdür. Bu ülkenin ortak aklı, Mustafa Kemal Atatürk'ün aklıdır.

Ortak akılda buluşmak üzere hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)