Konu:Karadeniz Bölgesi'ndeki Ekolojik Yapının Bozulmasına İlişkin Gündem Dışı Konuşması
Yasama Yılı:2
Birleşim:8
Tarih:18/10/2016


Karadeniz Bölgesi'ndeki ekolojik yapının bozulmasına ilişkin gündem dışı konuşması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sermayenin rant uğruna doğayı tahrip etme ve yağmalama politikalarının doğrudan ürünü olan büyük faciaların sonuncusuna yakın zamanda, biliyorsunuz, Trabzon'da şahit olduk. Yatakları değiştirilen, HES'lerle, yollarla setler çekilen dereler aşırı yağış sonucunda akacak kanal bulamayınca sel olup yerleşim yerlerini yuttular. Trabzon'da yaşanan şey bu tür faciaların ilk örneği değildi ve sermayenin gözünü karartıp hayata geçirdiği rant politikalarına dur denilmedikçe bunun da sonu olmayacaktır.

AK PARTİ Hükûmetinin bölge halkının ve uzmanların itirazlarını hiçe sayarak yaptığı HES'ler, barajlar ve Karadeniz Sahil Yolu, dere yataklarının imara açılmasıyla ve doğal bitki örtüsünün çay tarımıyla katledilmesiyle birleştiğinde Karadeniz'de bu manzaralar kaçınılmaz olmaktadır.

Değerli milletvekilleri, halkın suyunu kırk dokuz yıllığına "kiralama" örtüsü altında sermayeye peşkeş çeken AK PARTİ Hükûmeti, her yerde olduğu gibi Karadeniz'de de gördüğü her derenin üzerine birkaç HES kondurmuştur. Meslek odalarının temsilcileri, AK PARTİ'nin bir dereye 10 HES için lisans verebildiğini, hatta olmayan dereler için bile HES teşvikinden yararlananlar olduğunu dile getirmektedir. Geçen yıl büyük bir felaket yaşayan Artvin bölgesinde 15 baraj ve 166 HES daha yapılmasının planlandığı gerçeği dikkate alındığında önümüzdeki aylarda ve yıllarda yaşanacak faciaları şimdiden kestirmek zor değildir.

Biyolojik çeşitlilik, orman ve yayla -özellikle bölge için söylüyorum- denildiğinde akla gelen fiziki ve ekolojik gerçekliğin arkasında aslında asıl görülmesi gereken husus, büyük bir tarihsel sürecin ürünü olan ve günümüze kadar ulaşan gelenek, toplum ve tarihtir. Bu durum toplumların ruhi şekillenmesiyle yakından ilgilidir aslında. Toplumsal ekoloji verilerinden olan horonlarla, türkülerle bugünlere gelen bir geleneğin varlığını göremezseniz yanlış yaparsınız ve rant projelerine de yenik düşersiniz.

Değerli milletvekilleri, kapitalist modernitenin olanaklarını reddeden bölge halkı, doğal, ekolojik toplum değerinin de önemini kavramıştır. Bu yüzden, bölge halkı, yaşam kültürlerini yok edeceğini bildiği bu rant projelerini reddetmekte, Yeşil Yol'da olduğu gibi yaylalarda yolun yanı sıra elektrik dahi istememektedir. Bölge halkı temsilcileriyle yapmış olduğumuz toplantılarda, aslında, yapılan yolların "turizm" örtüsü altında asıl maden ve enerji üretimi için yapıldığı ve yolları yapanların iyi niyetli olmadığı artık bir bilince dönüşmüş durumdadır.

Karadeniz Sahil Yolu, dere yatakları ve vadiler ile deniz arasına girerek sistemin işlerliğini ortadan kaldırmakta, yoğun yağışlarda yağmur sularının denize deşarjını kaçınılmaz olarak engellemektedir. Sahil yolu ve dereler bugünkü hâliyle yerlerinde kaldıkça, hatalardan vazgeçilerek önlem alınmadıkça Karadeniz kentleri açısından sel baskınlarından kaynaklı can ve mal kayıpları kader değil, AK PARTİ Hükûmetinin aymazlığının doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Karadeniz Bölgesi gibi yılın büyük bölümünde yağış alan bir coğrafyada bu durum daha büyük felaketlere kapı aralamaktadır. Buradan Hükûmeti bir kez daha uyarmak istiyoruz. Karadeniz Sahil Yolu yerinde durdukça, Karadeniz kentlerinde, dere yataklarının yanı sıra sokaklar, parklar, meydanlar ve okullar da büyük risk altındadır.

Değerli milletvekilleri, bir diğer önemli konu da orman yangınları. Adana, Yozgat, Muğla ve son olarak Hatay'da çıkan yangınlar göstermektedir ki yangınları söndürme politikaları yerine önleme politikalarına hız vermeniz gerekmektedir. İstatistiklere göre 1937'den günümüze kadar çıkan 70 bine yakın yangında yaklaşık 1 milyon 600 bin hektar yani 16 milyon dönüm orman alanı yok olmuştur. Bir de tabii, yaktığınız ormanlar, özellikle yaktığınız ormanlar bu alanın dışındadır. Yani her yıl ortalama 1.028 orman yangınıyla karşı karşıya kalmaktayız. Her yangında da 23.924 hektar yani 239.240 dönüm orman yanarak yok olmaktadır. İstanbul'dan Kahramanmaraş'a kadar 1.700 kilometre uzunluğunda, 160 kilometre eninde bir bantta yaklaşık 12 milyon hektar ormanımız var ve bunların hepsi yangın riski altındadır. Ayrıca son dönemlerde değişik sektörler için olmak üzere 10 milyon dönümlük alan kırk dokuz yıllığına özelleştirildi. Bu alan Türkiye yüz ölçümünün yüzde 10,84'ünü oluşturuyor. Ne için? Lüks oteller için tabii, altın madenleri için, taş ocakları için, fabrikalar ve mezarlıklar için.

Orman yangınlarının önlenmesi, yangına sebep olan unsurların açığa çıkarılması ve yangından zarar gören ormanların yeniden ekolojik ...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - ...yaşama kazandırılması için tüm yetkilileri göreve çağırıyor, cümlenizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)