Konu:667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (1/746) İle İç Tüzük'ün 128'inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:7
Tarih:13/10/2016


667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (1/746) ile İç Tüzük'ün 128'inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan 23/07/2016 tarih ve 412 sıra sayılı 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kamu görevlilerine ilişkin tedbirler" başlıklı 4'üncü maddesinin (1), (2) ve (4)'üncü fıkralarının değiştirilmesiyle ilgili önergemiz üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, her şeyden önce, 15 Temmuz akşamı TSK içinde yuvalanan bir çete grubu Türk demokrasisine ve Türk ulusuna, parlamenter sisteme darbe yapmak istedi. 246 şehit verdik. Onlar demokrasinin kahramanlarıdır, Allah'tan rahmet diliyorum.

Değerli milletvekilleri, Yenikapı'da oluşmuş ruhu terörle mücadelede hep beraber ortaya koymak varken, Hükûmet, parlamenter sistemi yok sayarak kanun hükmünde kararnamelerle Anayasa'ya, yasaya, hukukun üstünlüğüne aykırı uygulamaları ortaya koyuyor. Kamu görevlisinin hiçbir adil soruşturma ve kovuşturma olmaksızın, savunma hakkı tanınmaksızın, sadece OHAL sürecinde değil, ömür boyu meslekten ihracını doğuracak bir düzenlemenin yapılması OHAL hukukunu da aşan, bütünüyle hukuk dışı bir aykırılık ve ihlal durumudur.

15 Temmuz gecesi darbeciler başarılı olsaydı binlerce insan hukuki süreçlere tabi tutulmadan işlerinden atılacak ve tutuklanacaklardı. Bugün, AKP iktidarı binlerce insanı suçlu suçsuz, sorgusuz sualsiz işten atıyor, tutukluyor. Bu, darbe değil midir? Meclisi bombalayarak FETÖ'nün kalleşçe gerçekleştiremediği darbeyi kanun hükmünde kararnamelerle yapıyor. Biliniz ki darbenin ilacı, önleyici unsuru demokrasidir. Sıradan vatandaşlar için FETÖ dershanelerinde okullara gitmek, Bank Asya'yla iş yapmak, suç sayılıp görevden uzaklaştırma, iş akdini feshetme, gözaltı ve tutuklamaların sebebiyken AKP içinde şu anda aktif siyaset yapanlar için ne sebeple suç teşkil etmemektedir?

Ey AKP'liler, arkadaşlarım, dostlarım, kardeşlerim; artık bu kadar adamı kandırmayalım. Ne olur, sizlere sesleniyorum, içinizde FETÖ'cüler varsa el kaldırın, yüreklice "O, benim." deyin; herkes de kurtulsun, ülke de sizden kurtulsun. Şu an AKP içinde aktif siyaset içinde yer alanların "Biz 17-25 Aralık sonrasında FETÖ'ye yakın değiliz." söyleminin inandırıcılığı var mıdır? Hâlâ Hükûmet içinde FETÖ üyelerinin takiye yaparak barınmadığını nereden biliyorsunuz, nasıl emin olabiliyorsunuz?

Bakınız, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturmalarda 3 bine yakın personeli uzaklaştıran Diyanet İşleri Başkanlığının 2014'te Bank Asya'da hesap açtığı ortaya çıktı. Bu hesaplara hac ve umre paralarının yatırıldığı anlaşıldı. Demek ki Pensilvanya'daki ilkokul mezunu imam, Diyanet İşleri Başkanlığını da kandırdı. Bu hesap orada nasıl açıldı? Darbeye teşebbüs eden askerlerin mezun olduğu okulları kapattığınıza göre, FETÖ'nün bankasına hesap açan Diyanet İşleri Başkanlığını da kapatacaksınız demektir.

Milat olarak 17-25 Aralığın alınması, hangi yasaya, hukuka uygundur; uluslararası ilişkilerde ve uluslararası hukukta nasıl açıklanabilir? "17 üniversite kurmasını onayladım.", "Okul açmak istediler, yer tahsis ettik.", "Uluslararası camiaya davet ettiler, Hükûmet, devlet başkanlarına biz refere ettik.", "'Olimpiyat' dediler, her tür desteği biz verdik.", "Ne istediniz de bizden alamadınız?" Bu sözler ve gerçekler orta yerde dururken "kandırıldık", "aldatıldık" diyerek hukuktan kaçamazsınız. İşinden olanlar, tutuklananlar, örgüt üyeliğinden suçlananlar "aldatıldık", "kandırıldık", "pardon" dediklerinde affedilmeyeceğine göre, hukuk, herkese eşit ve adil olmalıdır. Unutmayınız ki ayarını bozduğunuz kantar, gün gelir sizleri de tartar.

Sinop Üniversitesinde ve Türkiye'de birçok akademisyen göreve iade edilirken tutuklamalara devam ediliyor. Mağduriyet ve hukuksuzluk mevcut. Yine Sinop'ta, birçok öğretmen, memur arkadaş, polis ve demokrat hâkimler, savcılar adil yargılama beklemektedir. EĞİTİMSEN üyesi birçok öğretmen, birçok ilde açığa alındı. "Sinoplu savcı, hastanede kendini astı." diye millet kandırılıyor. Bunların hesabını soracağız.

Biraz insanlara değer verin. Ailelerini, çocuklarını, anne, babalarını düşünün, vicdansızlık yapmayın. Kuldan korkmuyorsunuz, belli ama Allah'tan korkun.

Değerli milletvekilleri, önergemizin gerekçesinde ayrıntılarıyla dile getirdiğimiz üzere hukuk dışı uygulamalara ve ihlallere son verilmelidir.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)