Konu:667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (1/746) ile İç Tüzük'ün 128'inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:7
Tarih:13/10/2016


667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (1/746) ile İç Tüzük'ün 128'inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 667 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'yle ilgili olarak şahsım adına söz aldım, bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

Sayın milletvekilleri, Türkiye 15 Temmuz 2016 günü daha önce hiçbir devletin tecrübe etmediği, eşi ve benzeri görülmemiş bir saldırıyla karşı karşıya kalmış, yaklaşık kırk yıl boyunca devletin içine sinsice yuvalanmış Fetullahçı terör örgütü tarafından, demokrasimize, anayasal düzenimize ve millet iradesine kastedilmiştir. Gerçekleştirilen bu saldırının sadece bir darbe teşebbüsü olmadığı, aynı zamanda milletimizi teslim alma, ülkemizi işgal etme ve Türkiye'ye güncel bir Sevr'i dayatma projesi olduğu hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde ortaya çıkmıştır. Milletimizin destansı kahramanlığı neticesinde bu alçakça girişim akamete uğratılmış ve akabinde devletimiz bir refleks göstererek olağanüstü hâl ilan etmiştir. Olağanüstü hâlin ilanından sonra, devletin arındırılması politikasına tekabül eden kanun hükmünde kararnameler ihdas edilmiştir.

İşte, görüşmekte olduğumuz 667 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'yle amaçlanan da, devletin kendisini sağlama alma, benzer saldırılara girişilmesine engel olma yani devletimizin beka mücadelesinin de önünü açmaktır. Gerçekten de, 667 Sayılı Kararname incelendiğinde görüleceği üzere, düzenlemeler terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen sivil toplum örgütlerinin kapatılmasına, yine bu durumdaki kamu görevlilerinin de devletten arındırılmasına tekabül etmektedir. Böylece, öncelikle FETÖ'nün amaç ve hedeflerine hizmet ettiğini ortaya koyan kriterler belirlenmiş, kanun hükmünde kararnamenin çizdiği çerçeveye uygun olarak da devletten arındırılma sürecine girişilmiştir.

Sayın milletvekilleri, devletin istiklal ve istikbali için risk teşkil eden, örgüt asabiyesiyle hareket ederek devletin bekası için tehlike oluşturacağı düşünülen kamu görevlilerinin devletten arındırılmasına ilişkin uygulama ilk defa Türkiye'de karşılaşılan bir yöntem değildir. 90'lı yıllarda Çek Cumhuriyeti, Almanya, Macaristan, Polonya, Arnavutluk, Bulgaristan, Sırbistan ve Saddam sonrası Irak'ta devleti arındırma politikaları uygulanmış ve bu yöntemlere başvurulmuştur.

Sayın milletvekilleri, maalesef son günlerde bazı siyasilerin, 15 Temmuz hiç yaşanmamışçasına, şehitleri, gazileri ve onların yakınlarını yok sayarak, kasıtlı olarak oluşturulan mağduriyet algısına destek olacak mahiyetteki açıklamalarını ibretle izlemekteyiz. Mağduriyet algısının kurbanı olan bu kimselere sormak istiyorum:

15 Temmuz günü elinde bayrak tutan günahsız bir vatandaşımızın üzerine tankı sürüp onu hunharca ezen askeri motive eden şey neydi sizce?

Yukarıdaki F16'nın pilotunu aşağıdaki masum insanlara bomba boca etmeye sevk eden gözü dönmüşlüğün sırrı neydi sizce?

Uçan helikopterden kadın-erkek, genç-yaşlı ayrımı yapmaksızın aşağıdaki silahsız insanların üzerine şarjörü boşaltmaya sevk edecek motivasyonun kaynağı neydi sizce?

Kişileri bu ve bunun gibi sayısız caniliği yapmaya sevk eden hâletiruhiyenin kaynağı ve motivasyonu elbette bir örgüt asabiyesiydi.

Tüm bu yaşananlardan sonra, bu örgüte üye olan, bu örgütle bağı olan bir istihbaratçının, bir polisin, bir öğretmenin yani herhangi bir kamu görevlisinin aynı saikle benzer canilikleri yapmayacağını söyleyebilir miyiz? Elbette söyleyemeyiz.

Değerli milletvekilleri, o nedenle, iktidar olsun muhalefet olsun, sorumluluk makamında kim olursa olsun, bu örgütün bütün unsurlarıyla birlikte devletin bünyesinden sökülüp atılması için birlikte mücadele etmek, devletin bekası, milletimizin birlik ve beraberliği, ülkemizin bölünmez bütünlüğü için elzemdir. Kaldı ki devletin FETÖ'den arındırılması sadece 15 Temmuz benzeri girişimlerin önlenmesi bakımından değil, aynı zamanda kamu kurumlarının daha etkin bir biçimde işlemesinin ve özellikle de terörle mücadelemizin önemli unsurlarından biri olarak görülmelidir.

Bu nedenle, devletimizin aynı risk ve tehlikeyle tekrar karşılaşmamak adına yürüttüğü arındırma politikalarını engelleyecek veya gölgeleyecek mahiyetteki siyasi yaklaşım ve davranışlar rasyonel bir tutuma işaret etmediği gibi, FETÖ'ye omuz vermek anlamına gelecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bu durumda bu tarz yaklaşımları sergileyen siyasi partiler tarih önünde mahkûm olmaktan kurtulamayacaktır diyorum; parti ayrımı gözetmeksiniz, söz konusu kararnameye bütün milletvekili arkadaşlarımızın desteğini bekliyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)