Konu:HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:2
Tarih:04/10/2016


HDP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, 26'ncı Dönem İkinci Yasama Yılının ve eş zamanlı olarak muharrem ayının hayırlı olmasını, büyük Türk milleti ailesine huzur, birlik, beraberlik getirmesini temenni ediyorum. Toplumsal huzura ne kadar çok ihtiyacın olduğu her şeyiyle ortada. Huzurlu bir gelecek ve toplumsal onarımı seçim beyannamesinin sloganı yapan Milliyetçi Hareket Partisi de bunu kendisine referans olarak alıp yol yürümekte.

Tartışılan konu ve bir araştırma önergesiyle özellikle açılması istenilen konu, kapatılan vakıf üniversitelerinde mağdur olan öğrencilerin durumlarını araştırmakla ilgili. Şimdi bu konu özellikle 15 Temmuz terörist girişiminin, darbe, cunta girişimli terörist faaliyetin, bu Meclisi bombalayan zihniyetin köklerini Türkiye'den kazıyıp atmak üzerine yapılan çalışmalardan sonra yapılmıştır yani bir üniversite durup dururken kapatılmamıştır. Bu üniversitelerin kimlere yardım ve yataklık yaptığıyla ilgili hakikatler ortadadır. Bir kere, siyasal tartışmaları özellikle bu 15 Temmuz gerçekliği üzerinden yapmak birinci derecede sorumluluğumuzdur.

Elbette bunun neticesinde pek çok şahıs, kurum, insan mağduriyet içerisine girmiş ve sıkıntılar yaşamıştır. Mağdur olanlar ve sıkıntı yaşayanlar konusunda da başta Milliyetçi Hareket Partisi ve siyaset kurumu bu sorunların çözülmesi konusunda gayret sarf etmektedir. Bizim Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konulara temel yaklaşımımızı bugün, 26'ncı Dönem İkinci Yasama Yılının ilk grup toplantısında Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Bey kapsamlı bir şekilde açıkladı. Onu takip etme fırsatı olmayan sayın milletvekillerine, durduğumuz yeri tarif etme adına kısaca bir hatırlatmak istiyorum: "Artık siyaset ve demokrasi hayatımızda, her şey 15 Temmuz sonrasına göre şekil alacak. Bitmeyen tehditler, azalmayan tehlikeler ancak bu şekilde göğüslenecektir. 'Yenikapı ruhuna bağlı kalacağız.' dedik. Söz ağzımızdan bir kere çıkar. Biz ülkü davasının yenilmez neferleri olduğumuz kadar, sözümüzü çiğnemeyecek kadar er ve haysiyet sahibi iman kafilesiyiz. Milletimize teminat verdik, şu badireli günlerde Hükûmete bindirmek, punduna getirip de zora sokmak için fırsat kollamadık, buna da hiç gerek duymadık. Kimse merak buyurmasın, yeri geldiğinde haklı ve meşru sebeplerle Hükûmete elbette demokratik eleştirimizi yaptık, yaparız, yapmaya da devam edeceğiz. Fakat siyasi kan davalarından bu ülkenin çok çektiğini tecrübeyle biliyor ve hafıza kayıtlarımızda taşıyoruz." Milliyetçi hareketin liderinin belirmemiş olduğu prensipler Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun temel ilke ve eylemlerinin yol haritasını belirler.

Devletin içerisinde yaşadığı bu kriz ve kaos ortamında bu mağdur öğrencilerin, kapatılan üniversitelerdeki mağdur öğrencilerin devlet üniversitelerine veya emsali vakıf üniversitelerine nakli konusunda da sadece Milliyetçi Hareket Partisi durum tespiti yaparak meselelerin dışında kalmamıştır. Bu olayın ilk cereyan ettiği tarihten bu tarafa YÖK Başkanlığı makamıyla irtibat hâlinde görüş ve düşüncelerini, akademisyen kökenli milletvekilleriyle problemin çözümüyle ilgili hazırladığı raporları devletin kurumuyla paylaşmıştır. Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir kurumu olarak YÖK'ün ve YÖK Başkanının Büyük Millet Meclisini muhatap kabul ederek meselelerin çözümüyle ilgili paydaşlığı ve daveti üzerine yapılan görüşmelerde de içerisinde benim de bulunduğum Milliyetçi Hareket Partisinin 4 sayın akademisyen milletvekilleri olarak -Profesör Doktor Mevlüt Karakaya, Profesör Doktor Kamil Aydın, Profesör Doktor Ahmet Selim Yurdakul sayın milletvekillerimizden ve Ruhi Ersoy olarak benden oluşan heyetle- biz konuyu bir hafta boyunca enine boyuna tartıştık. Tecrübeli bir siyasetçi ve aynı zamanda kendisi de öğretim üyesi olan Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Bey'le de yaptığımız çalışmanın müzakerelerini değerlendirirken kendisinin de tecrübelerinden istifade ettik ve 1970'li yılların sonunda bazı özel okulların kapatılarak nasıl devlet okulu bünyesine dâhil olduklarını, ikinci öğretim uygulamalarının nasıl başladığına dair kendisi de tecrübelerini aktararak bizim çalışmalarımızı zenginleştirdi. Biz bu kapsamda yapıcı önerilerle problemin çözümüne dair görüşlerimizi yaklaşık dört saat süren bir YÖK toplantısıyla YÖK Başkanlığına ilettik. Samimiyetle ifade etmem gerekirse, özellikle bu konu özelinde YÖK'ün de mağduriyeti en aza indirgeme noktasında çok yapıcı birtakım tutum ve davranışlarını gördük ve -öğrencilerin muhatap olduğu sıklıkla sorulan soruları ve cevaplarını kamuoyuyla paylaşmalarını, İnternet sitelerine koymalarını- siyasiler olarak bize gelen problemleri anlık olarak YÖK'ün ilgili koordinasyon birimine bildirdiğimizde meselelerin ferdî bazda da zamana yayarak takip edildiğine tanık olduk.

Şimdi memleket bir OHAL yaşıyor. Yaşanılan bu OHAL'in bir şekliyle en az hasarla onarılması noktasında bizlerin gayret etmesi gerekiyor. Şimdi, fırsatı ganimet bilerek burada samimiyetle bu problemin çözümüne dair gayret sarf eden kurumları problemin çözüm ortağı olmak ve fikirlerimizle beslemek yerine, siyasetin malzemesi hâline getirerek toplumsal gerilimi, kutuplaşmayı daha da büyütmeye dair üretmekten ve gerilim yapmaktan çok, meseleleri yerinde çözmenin gayreti içerisindeyiz.

Aynı şey, kanun hükmünde kararnamelerle açığa alınan pek çok devlet memurunun mağduriyetiyle de ilgili. Bu konuda, mağduriyete uğradığını düşündüğümüz ve görülen ve bize gelen insanların gerçekten söz konusu bu terör örgütüyle, FETÖ grubuyla illiyetinin olup olmadığı konusunda kapsamlı açıklamalar yapılması konusunda, bizler de partimizin üzerinden gönderilen listelerle meselelerin yeniden değerlendirilmesi konusunda gayretler sarf ediyoruz. Bu konuda Milliyetçi Hareket Partisi milletvekilleri, ciddi anlamda bir rehabilitasyon merkezi gibi ve mağdur olan insanların dertleriyle hemdert olan, mücadele eden bir müessese gibi gayretler içerisinde. Ama biz, 15 Temmuz darbe girişiminin, terörist cunta faaliyetinin gecesini yaşayan insanlar olarak... Ve şu an, bu mehabeti yüksek olan Meclis çatısının bombalandığı anlarda bu Mecliste bulunan bir milletvekili olarak konuşuyorum, bulunamayan arkadaşların da yüreklerinin burada olduğunu bilen bir milletvekili olarak konuşuyorum: Sayın Genel Başkanımızın ifade ettiği gibi, artık, siyaset ve demokrasi hayatımızda her şey 15 Temmuz sonrasına göre şekillenecek. Türkiye'nin bu şekillenme sürecinde de en az hasarla toplumsal onarım ve huzurlu bir gelecek için milliyetçi, ülkücü hareket üzerine düşeni her açıdan yerine getirme gayreti içerisinde olacak. Elbette ki siyasetin ve muhalefetin yeri geldiğinde yapacağı eleştiriler, onun dozu zaman ve zemine göre belirlenir ama istikrarlı bir şekilde Milliyetçi Hareket Partisi politikalarını takip edenler şunu göreceklerdir: "Mevzubahis vatansa önce ülkem." diyebilen ve siyasetini ben merkezli, şahıs merkezli, siyasi ikbal merkezli değil; "Devleti ebet müddet, sonuna kadar millet." diyen anlayışla yapmakta, bunu yaparken de milletinin mağduriyetinin, varsa mağdur olan insanının derdiyle dertlenerek onun mücadelesini de sonuna kadar verme konusunda kararlı ve azimli bir duruş sergilediğini görürsünüz.

Bu sebeple, YÖK'le ilgili, kapatılan üniversite öğrencilerinin meseleleriyle ilgili görüş ve düşüncelerini Milliyetçi Hareket Partisi ağustos ayından bu tarafa yoğun gayretlerle sürdürmektedir. Meclis çatısı altında böyle bir komisyonun kurularak vakit harcanmasından çok, görüşü ve çözüm ortaklığıyla ilgili düşüncesi olanların görüş ve düşüncelerini ilgili kurumlarla paylaşarak çözüme katkıda bulunması görüşündedir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar)