Konu:Türkiye Cumhuriyeti İle İsrail Devleti Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:128
Tarih:19/08/2016


Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, öncelikle az önceki konuşmacımızın şu son cümlesinden başlayayım: "Her şey çok kötü." Ben öyle olduğunu düşünmüyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Onun derdi başka, biliyoruz onu, biliyoruz.

RAVZA KAVAKCI KAN (Devamla) - Ülkemizde her şey çok iyi, daha da iyi olacak inşallah. Özellikle 15 Temmuzda yaşadığımız korkunç hadise, akabinde 16'sında burada, Mecliste toplanmış olmamız, bütün partilerin, bütün kıymetli partilerin katılımlarıyla toplanmış olmamız ülkemiz adına ümit verici bir şey.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Onun için insanları konuşturmuyorsunuz.

RAVZA KAVAKCI KAN (Devamla) - Akabinde, yirmi yedi gün tuttuğumuz nöbetler, oradaki birlik, beraberlik her kesimden insanın -kadın erkek, çoluk çocuk- bir arada olması ve sonunda da bunu taçlandırmak için Yenikapı'da yapmış olduğumuz miting ve yaşanmış olan süreç... İnşallah, her şey daha iyi olacak.

Demin ifade edildiği üzere Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Tazminata İlişkin -tazminata ilişkin, tekrarlıyorum, burada sadece tazminatla alakalı konuşuyoruz- Usul Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nı konuşuyoruz. Ben de şahsım adına söz almış bulunuyorum.

Malumunuz, Mavi Marmara olayının yaşandığı günleri ben çok iyi hatırlıyorum. O gemide birçok arkadaşım vardı, birçok kardeşim vardı. Hadisenin, uluslararası sularda yapılmış olan çirkin saldırının akabinde de geminin gelişini sabaha kadar bekleyenler arasındaydım. Buradan tekrar bütün Mavi Marmara şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Onlarla beraber Filistin'de şehit olan bütün kardeşlerimize de Allah'tan rahmet diliyorum, ailelerine başsağlığı diliyorum.

Birkaç husus gündeme getirildi. Malumunuz, Türkiye'nin bu saldırının akabinde 3 tane şartı vardı. Bu şartlardan bir tanesi de Mavi Marmara'da hayatını kaybedenler için Türkiye'ye tazminat verilmesiydi. Bugünkü kanun da bununla alakalı bir kanun.

Birkaç husus gündeme getirildi. Bir tanesi "Neden 'ex-gratia' tabiri kullanıldı?" Bununla alakalı. Şunu söylemek istiyorum: Bu tabir iki devlet arasındaki bir anlaşmazlıkta herhangi bir mahkeme ya da cezai müeyyide olmaksızın müzakere yöntemiyle elde edilen hukuki hükümlülük sebebiyledir. Dış meblağ, bahsedilen meblağ herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın ödendiği için, "no obligation" mecburiyet olmadan ödendiği için "ex-gratia" tabiri kullanılmıştır. Ayrıca, deminden beri, "compensation"ın tazminat olmadığına dair ifadeler kullanılıyor. İngilizcem fena değildir, Ankara Kolejinde Fehmi Hocam -Allah hayırlı uzun ömür versin- bu konuda iddialı bir hocadır. Fehmi Özturan'dan öğrendiğim kadarıyla "compensation" -hukukçu arkadaşların da desteğiyle- "tazminat" manasına gelir.

Onu da arz ettikten sonra şunları ifade etmek istiyorum: Mavi Marmara neden gitti Filistin'e, gitmekteki amaç neydi? Oradaki insanlara yardım götürmekti.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Ablukayı delmek için.

BAŞKAN - Sayın Bekaroğlu, lütfen, müsaade eder misiniz.

RAVZA KAVAKCI KAN (Devamla) - Müsaade edin Sayın Bekaroğlu, ben sizi sabırla dinledim. Lütfen -sesim de kısık- müsaadenizle ben de kendimi ifade edeyim.

"Abluka" kelimesi hiçbir zaman ifade edilmedi, "abluka" kelimesi zikredilmedi, oradan söylenen kelime "ambargo"ydu. Amaç, Filistin'deki çocuklara, kadınlara, orada yaşayan insanlara, kardeşlerimize yardım etmekti. Amaç buydu, bunun için gittiler, bunun için şehitlerimiz, 9 şehidimiz hayatını verdi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Peki, o günden bugüne şu anda değişmiş olan ne var? Leydi Leyla gemisi gitti ve yardım götürdü. Bundan sonra da daha önce götürülmemiş olan yardımlar gidecek. Ne yardımları? Altyapı yardımı. Enerji Bakanlığımız gidip orada araştırma yapabilecek ve oranın ihtiyaçlarına göre su, elektrik hastane -altyapı- ne gerekiyorsa bundan sonra yapabileceğiz. Her şey mükemmel değil, hayatta her şey mükemmel değil ama bu anlaşmayla beraber her şey siyah beyaz değil, aradaki gri çizgiler de... Filistin halkına yardım götürülecek.

Eminim aranızda gitmiş olanlar vardır. Benim hayatımın en kıymetli tecrübelerinden bir tanesiydi Filistin'e gitmek, kendi ülkende nasıl tutsak olabildiğini görebilmek. Oraya biz turist vizesiyle gittiğimiz için misafirler olarak, sıkıntılarla içeri gidip El Aksa Camisi'nde ibadetimizi yaptıktan ve şehrin tarihine hayran kaldıktan, ziyaret ettikten sonra farklı şehirlere gittiğimizde kendi ülkende tutsak olmak nasıl bir şey onu açık ve net bir şekilde gördük. Çünkü İsrail devletinin kontrolündeki alanlardan Filistin'in alanına geçtiğinizde giriş ve çıkışlarda büyük sıkıntı yaşıyordunuz, biz turist olarak bunu yaşıyorduk, orada yaşayan vatandaşlar daha fazlasıyla bunu yaşıyorlardı. Gerçekten ne kadar büyük yardıma ihtiyaçları olduğunu aynen yakın gördük. Bu anlaşmayla bu sağlanacak. Belki anlaşmadan memnun olanlar olacak, olmayanlar olacak ama bu anlaşmayla AK PARTİ büyük bir sorumluluk altına girmiş ve bundan sonra da uluslararası ilişkiler alanında da ilişkilerini düzeltmek için önemli bir adım atmış ve bunu Filistin halkının yararına atmıştır. Bu manada Filistin'deki bütün paydaşların bu anlaşmaya desteği de vardır; bunu da açık ve net ifade edelim. Filistin'deki çocukların yüzlerinin gülebilmesi için -zaten şehitler onun için hayatlarını vermişti- bundan sonra da bu anlaşmayla beraber bu alanda adımlar atılmış olacak.

Bazen Dışişleri Komisyonunda da bunu tartıştık, şunu söyleyenler de oldu: "Türkiye sahip çıkmadı." Mavi Marmara hadisesi olduğunda, bu uluslararası bir hareket olmasına rağmen, uluslararası sivil toplumdan, yurt içinde, yurt dışında her kesimden insanın yapmış olduğu bir hareket olmasıyla beraber oradaki her bir yaralı geri alınana kadar Türkiye Cumhuriyeti oradaydı, en üst düzeyde oradaydı ve en son tutsak verilene kadar kendi vatandaşı olsun olmasın oradaydı, elinden geleni yaptı.

Mavi Marmara şehitlerimize tekrar Allah'tan rahmet diliyorum, bütün Filistin şehitlerine Allah'tan rahmet diliyorum.

Bir de şunu söyleyerek bitirmek istiyorum: 1949'da biz İsrail'i ilk tanıyan ülkeydik. O zaman kim iktidardaydı, söylenenleri, yazılanları konuşmak gerekiyorsa kim iktidardaydı? CHP iktidardaydı. Sayın Bekaroğlu, bu güzel haritayı bizimle paylaştı, çok teşekkür ediyorum. Bu haritadaki hadisenin buraya gelmesinin sebebi...

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Ankara Savaşı'ndan da CHP sorumlu!

ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) - Dinle, dinle.

RAVZA KAVAKCI KAN (Devamla) - Müsaade edecek misiniz Sayın Bekaroğlu, ben bitireyim.

Bunun sebebi AK PARTİ değildi, bunun çözümü için adımlar atan AK PARTİ, cesaretle bunu yapan AK PARTİ. (CHP sıralarından alkışlar!) Teşekkür ederim, bitirmedim henüz Sayın Bekaroğlu, bitirince ben size iletirim, alkışlamak isterseniz, alkışlayabilirsiniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) AK PARTİ Hükûmeti, belki bir kısım gönülleri kırmak pahasına Filistinli çocukların yüzünü güldürmek için bu tasarıyı Dışişleri Komisyonunun da desteğiyle geçirmiştir ve ben de bu tasarıyı destekliyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)