Konu:Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:128
Tarih:19/08/2016


Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim, dostlar sağ olsun, Allah razı olsun.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Varlık Fonu Kanunu üzerine konuşuyoruz. İsmi çok güzel, "varlık fonu", varlıklarımız var, ona bir fon kuracağız, bu fonu alacağız gelecek nesillere aktaracağız. Başka ülkeler de kurmuş, bizim de kurmamız gerekiyor. Teorisi güzel ama pratiği böyle mi?

Değerli arkadaşlar bir ülkenin muhasebesi vardır. Önce bakalım, varlığımız var mı, nasıl bir muhasebemiz var, borcumuz ne, alacağımız ne? Çok kolay bakabilirsiniz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının İnternet sitesine girdiğinizde "uluslararası yatırım pozisyonu" diye bir tablomuz var. Bu uluslararası yatırım pozisyonu bizim millî muhasebemiz demek, bizim ulusumuzun başka uluslarla borç-alacak ilişkisini, varlık-yükümlülük ilişkisini gösteriyor. Bu uluslararası yatırım pozisyonu tablosuna baktığınızda -ben de sizinle birlikte bakayım tekrar- şu an itibarıyla, en son açıklanan veriyle 2016 yılının 2'nci çeyreği için toplam varlıklarımız diğer uluslar nezdinde 233 milyar dolar. Hani Sayın Erdoğan'ın sürekli söylediği Merkez Bankasındaki çil çil altınlar, diğer şirketlerimiz, hepsi dâhil bizim diğer uluslar nezdindeki varlığımız, bir tür alacağımız 233 milyar dolar. Peki, bizim dünyanın diğer uluslarına olan borcumuz ne kadar? Biz millet olarak dünyanın diğer milletlerine ne kadar borçluyuz? Toplam borcumuz 612 milyar dolar. Net varlığımız eksi olarak, negatif olarak 378 milyar. Burada yaşayan 80 milyon insanın dünyanın diğer insanlarına borcu var, 380 milyar dolar bizim borcumuz var. Siz geldiğinizde bu yaklaşık 80 milyar dolarmış. Tam 300 milyar dolar on dört yılda bu ülkenin halkının dünyanın diğer halklarına borcunu artırmışsınız. 300 milyar dolar şu an itibarıyla borcumuz var.

Son on dört yıla baktığınızda ne var? İşte önünde sürekli "selfie" çekilen bir Osman Gazi Köprünüz var, sürekli "selfie" çekiliyor. Bir tane de üçüncü köprü inşa edeceğiz, adından zaten hiç hoşlanmadığımız bir köprü, yerinden hoşlanmadığımız bir köprü. Öyle bir hava var ki biz taş devrinde yaşıyormuşuz, ne köprümüz varmış, ne yolumuz varmış; sağ olsun Hükûmet gelmiş, Adalet ve Kalkınma Partisi gelmiş köprü diye bir şeyle tanıştırmış. Ya, sizden önce de 2 tane köprü vardı. Mesela bir üçüncü havalimanı projemiz var. Bunu yaparken nasıl yapıyoruz? 300 milyar dolarla kaç tane üçüncü havalimanı yapılıyor? 30 tane. Bizim daha bir tanesinin projesi var, azıcık da temel atmışlar, o da pazar yeri gibi bir yere çıkacak, göreceksiniz.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - 2018'de devreye giriyor Vekilim.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Evet, 2018'de... Onu da anlatacağım, nasıl üçüncü bir havalimanımız olduğunu, onu da anlatacağım, hiç merak etmeyin.

Şimdi, ne dedik? Bizim diğer uluslara 300 milyar dolar borcumuz varken Varlık Fonu kuracağız, bu Varlık Fonu'na da 200 milyar dolar kaynak koyacağız. Şimdi, bakıyoruz, inşallah, tabii, Allah bereket verir memlekete, 200 değil, 500 koyarız. Ama durum öyle mi? İnşallahla maşallahla iş yürüyor mu, ona bakalım. Şimdi, 300 milyar dolar borcunuz var mı? Var. Bir 200 daha koymak için ne yapacaksınız? 500 milyar dolar borç yapacaksınız. Siz geleceğe, yeni nesillere bir varlık değil, 500 milyar dolar borç bırakacaksınız. Peki, bu 200 milyar dolarla ne yapacaksınız? Gerekçenizden anladığımız şu: Mega, süper projelerinizi finanse edeceksiniz. Mega projeniz ne? Osman Gazi Köprüsü, yaptınız bitti. Bakanınız ne diyor? "Buradan 20 bin araç geçiyor, biz de bu kadar bekliyorduk." Sevgili Bakan, kaç bin araca garanti verdin?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - 40 bin.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - 40 bin araca garanti verdin. 20 bin aracı bekliyormuş, 40 bin araca garanti vermiş.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Bu birinci sene.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Şimdi, ne diyorlardı? "Sizin cebinizden beş kuruş çıkmayacak." Gaziantep'in köylüsü, Şırnak'taki çoban, Manisa'daki Özgür Özel'in babası, gariban...

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Beni de say.

AHMET GÜNDOĞDU (Ankara) - Başkanım, konuşmaya müdahale ediyorlar.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Engin Altay, hepimiz, hiç geçmediğimiz Osman Gazi Köprüsü'ne ha bire para vereceğiz. Niye? Çünkü hazine garantisi var. Peki, bu nasıl bir projeydi? Yap-işlet-devret. Normalde devlet yapsa devlet işletir, parasını devlet alır, mal da devletin olurdu. Devlet dedi ki "Benim param yok. Gel, sen bunu yapacaksın." Yapmak ne demek? Finansman bulmak. Arkadaşlar, nereden finansman buluyor bu mega projelerin mega müteahhitleri? Ya, dünya bakıyor, böylesine -çok özür dileyerek- geri bir proje olmaz, bu kadar niteliksiz bir proje olmaz, beş kuruş dış kaynak bulamıyorlar. Nereden buluyor parayı? Halk Bankası, Ziraat Bankası, Vakıflar Bankası. Ne demek? Devlet. Hani kendin yapacaktın? Kim yapıyor? Devlet. Kim işletecek? Yandaş. Madem devlet yapıyor, niye yandaş işletiyor? Çok basit bir soru soruyorum.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Yanlış değerlendiriyorsunuz.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Yanlış değerlendirmiyorum. Bakın, çok basit kelimelerle anlatıyorum. Yap-işlet-devret, finansman bulacağım diye geldi. O zaman ihalesine yazarsın, dersin ki: "Buna ben kamu bankalarından kredi vereceğim." O zaman ona göre teklif alırsın. İhale yapıldıktan sonra kamu kaynaklarından kredi aktarıyorsun. Kim aktarıyor? Ziraat Bankası. Normalde nereye aktaracak? Çiftçiye aktaracak. Ya dünya bir toz bulutuydu, Ziraat Bankası da çiftçiyi finanse etmek üzere kurdu, buradan mı başlayım anlatayım, bilmiyorum ki.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Değerli Vekilim, koskoca böyle büyük projeye 2 tane firma, 2 konsorsiyum başvurmuş.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Bu, konuşmayı sabote etmektir, bitireyim siz de çıkın, siz de anlatın. Çünkü çok primitif bir düzeyden geliyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın Erdoğdu, siz Genel Kurula hitap edin lütfen.

Sayın milletvekilleri...

MUSA ÇAM (İzmir) - Duyma, duyma.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Duymamak mümkün değil, tam yanımda konuşuyor.

Şunu söyleyeyim: Halk Bankası kimi finanse edecek? Esnafı. Esnaf kan ağlıyor, Halk Bankası gidiyor mega projeyi finanse edecek. Niye? Mehmet Cengiz para bulamadığı için gidiyor.

Şimdi gelelim, mega projeyi nereye yaptılar?

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Takıldığınız bu konu mu sadece?

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - İstanbul'un kuzey ormanlarına yaptılar. Ya İstanbul'un kuzey ormanlarında sadece ağaçlar var. Oysaki o proje orada mı gerekiyordu? Mesela üçüncü havalimanını yaptılar. Soruyorum: Atatürk Havalimanı'nı yenilemenin maliyeti yaklaşık 1 milyar dolar. Atatürk Havalimanı'na bir ek pist yapsanız Atatürk Havalimanı...

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Mümkün değil, mümkün. 75 milyon metrekare, 6 tane pisti var.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Ya bunun araştırması var, "Mümkün değil." diye oradan anlatma, bilmediğiniz bir şeyi konuşuyorsunuz.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Olur mu, uzmanlık alanımızda konuşuyoruz.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Bu projeyi Devlet Hava Meydanları Genel Müdürlüğüne sor, böyle bir şey hazırlanmış mı? Bilerek konuşalım, rica ediyorum.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Dersini veriyoruz bunun...

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Şimdi bakın, 1 milyar dolara Atatürk Havalimanı projesini genişletebilecekken, ormanın içine, kuzey ormanlarının tam göbeğine havalimanı yapıyorlar.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Süper bir alan, süper.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Niye? Çünkü oradaki niyet havalimanı yapmak değil. Köprüyü niye kuş uçmaz bir yerden yapıyorlar? Orada bir orman var. Orman ne demek? Devlet arazisi demek. Devlet arazisi ne demek? Sıfır bedelli arsa demek. Ne yapacaklar o ormanı? Olduğu gibi AVM, rezidans, konut yapacaklar. Niye yapıyorlar bunu? Çünkü o sıfır bedelli arsayı alacaklar, en lüks inşaatın metrekaresi bin lira; 100 bin liraya konut yapacaklar, 1 milyon liraya yabancılara satacaklar, 900 bin lirası yandaşlar ile bunların arasında bölüşülecek.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Ama Karayolu mühendislerine hakaret ediyorsunuz Sayın Vekilim.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Bize bir şey var mı, halka bir şey var mı? Bakın TOKİ'deki modele, halka bir şey var mı görün. TOKİ'nin arsa masrafı var mı? Yok. Bina, ruhsat, harç, bilmem ne masrafı var mı? Bütün bunların üzerine yaptı da sattı TOKİ şu an ne durumda? Batıyor, TOKİ batıyor. Açılan davaların bedeli 2,5-3 milyar dolara geldi. Peki buradan halka bir şey çıkar mı? Halka bir şey çıkmaz. Şimdi ne yapıyorlar? Bir sürü hayalleri var bunların, "Biz böyle şeyler yapacağız, şöyle projeler yapacağız..." Paraları var mı? Paranın hepsini yemişler, 300 milyar dolar borç var, bir de bunların hayalleri var. Hayalleri ne? Osman Gazi Köprüsü gibi, üçüncü havalimanı gibi Türkiye'nin hiçbir...

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Vekilim, İstanbul vekilisiniz, trafik sıkışıklığını bilmiyor musunuz?

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Ya, bir dur be kardeşim, bir konuşalım ya! Allah Allah!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, karşılıklı konuşmayalım lütfen.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Yanlış söylüyorsunuz ama.

BAŞKAN - Sayın Ilıcalı, lütfen.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Bir İstanbul vekili olarak trafik sıkışıklığını bilmeniz lazım.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Şimdi, ne yapmaya çalışıyor? Üçüncü havalimanı bunların şeyi ya, imaj projesi. "Aman kimse onu konuşmasın." diye buradan bıt, bıt, bıt, bıt...

Kardeşim, bu batık bir proje, yolsuz bir proje; herkes biliyor ne olduğunu ama sen benim çoluğumun çocuğumun geleceğini götürüyorsun, hazine garantisi diye vereceksin. Sadece bununla kalmıyorsun, toplam verdiğin hazine garantisi 125 milyar dolara gelmiş. Torunumu, çocuğumu, her şeyimi borçlandırmışsın. Niye borçlandırmışsın? Yandaşına kaynak aktarmak üzere.

Proje yapıyorsun, Atatürk Havalimanı gibi bir proje önünde, bu projenin fizibilitesi yok, mimari planı yok.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - O hesapları yapan arkadaşları bilmiyorsun sen.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Gidip yaptıkları yerin zemini kötü çıktı, madenlerin pasası çıktı. 1,5-2 milyar dolar döktüler, daha projenin yüzde 9'u bitmedi çünkü 30 milyar dolar dökecekleri arazinin yapısına bile bakmamışlar. Oysaki kendi belediyeleri -bugün tutuklanmak üzere herhâlde, haberlerden anladığım kadarıyla- oturmuş bir İstanbul çevre planı yapmış bütün belediyelerle birlikte. "Havalimanı için eğer ihtiyaç varsa en doğru yer Silivri'dir." diyor. Niye yapmıyorlar? Çünkü, Silivri'ye yaparsa yandaşı kazanamayacak. Ama, oraya ne yapıyor? Kanal yapıyor, sanki o kanalı kullanacaklarmış gibi. Hem Akdeniz'in hem Ege'nin hem Karadeniz'in şeyini yapacak. Niye? Kanalın etrafını kamulaştıracak, oraya apartman yapacak. Tipik bir apartman müteahhidi mantığıyla devlet yönettiniz. Devlet şu an itibarıyla şu hâle geldi: Ağır hastaydık, 17 Aralıkta kalp krizi geçirdi bu ağır hasta, 15 Temmuzda beyin kanaması geçirdi. Sayenizde felç ettiniz ve öylece yatıyor bu devlet.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) - Yoğun bakımda.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Önce sizden kurtaracağız, sonra bu devleti kurtaracağız, sonra da halkı kurtaracağız. Bu Varlık Fonu Türkiye'ye varlık değil, yokluk getirecek, köküne karşıyız.

Selam ve saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)