Konu:AK PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:125
Tarih:16/08/2016


AK PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye, 15 Temmuzdan bugüne Türkiye Cumhuriyeti tarihinde şu ana kadar yaşanmamış bir olağanüstülükle karşı karşıya. 15 Temmuz tarihini baz alırsak, Türkiye'deki tecrübeler, yaşanmışlıklar ve siyaset yeniden gözden geçirilerek çok önemli ifadeler ve cümleler kullanılıyor siyasette. Siyasi parti liderlerinin üslubundan Sayın Cumhurbaşkanının üslubuna kadar bu, kendisini göstermektedir. Sayın Cumhurbaşkanının da özellikle Kurucu Genel Başkanı olduğu Adalet ve Kalkınma Partisinin kuruluşuyla alakalı yapmış olduğu konuşmada da vermiş olduğu mesajlar, bundan sonra, kendi öz eleştirisi dâhil olmak üzere, Türkiye'nin, artık tüm Türkiye'yi ifade eden ve Adalet ve Kalkınma Partisi başta olmak üzere tüm siyasi referanslarda tüm Türkiye'nin partisi ve siyasetçisi gibi hareket edilmesi gerekliliği ifadeleri baz alınmıştır. Bu anlayışa referans olan ve siyasette "Önce ülkem, sonra partim ve ben." anlayışında olan Milliyetçi Hareket Partisi ve onun Genel Başkanının tutum ve davranışlarının ve öngörülerinin de bir şekliyle katkı verdiğini düşünüyoruz. Özellikle Yenikapı mitingindeki değerlendirme ve Yenikapı mitinginden sonraki oluşan iklimde bu millî birlik ve beraberliğin, tüm terör örgütleri bu ülkeden temizleninceye kadar devam etmesi konusundaki gösterilen azim ve kararlılığın, siyaset kurumunda, sivil toplumda ve tüm Türkiye'de gösterilmesi gerektiğine biz inanıyoruz.

FETÖ örgütü başta olmak üzere -gündemde olduğu için- PKK, DAEŞ ve adını sayarak bu Meclisi kirletmek istemediğim tüm örgütlerin aslında bir taşeron olarak kullanıldığı, vekâlet savaşçıları olarak Türkiye'nin önüne nasıl engel olarak çıkarıldıklarını tüm Türkiye görmüş durumda.

Burada, samimiyetsizlik, 15 Temmuz darbe, daha doğrusu cunta, daha doğrusu terörist girişiminin sonrasında alınan birtakım tedbirlerin, olağanüstü hâl tedbirlerinin Batı nezdinde çok olağanüstülük gösterilerek insan hakları ihlali gibi okunup Türkiye'yi uyarması söz konusu. Evet, uyarabilir ama biz, Batı'yı 15 Temmuz terörist girişiminde bulunan darbecilere karşı aynı dille, demokrasinin yanında yer alan üslupla görmek isterdik. Evet, Batı'da bir birikim vardır, uygarlığın ve insanlığın ortak aklının birikimiyle, insanlığın ortak paydası olan değerlerde buluşma, bizim de Avrupa Birliği sürecindeki temel çıkış noktalarımızı oluşturmuştur ama bunlar, dünyanın ortak insanlık malıdır.

Fakat şunu da bilmemiz lazım ki yerelden ulusala, ulusaldan evrensele Türk kültürünün uygarlık tarihi ve Türk kültürünün grameri, bu değerlere çok fazla katma değer katmıştır. Selçuklu-Osmanlı-cumhuriyet terkibini düşünürsek Batı'nın kendi içerisinde cinnet geçirdiği dönemlerde onlara nasıl reçeteler yazdığımızı ve Batı'nın insanlara zulmettiği, inançlarından dolayı, milliyetlerinden dolayı, yaşam tarzlarından dolayı, dinlerinden dolayı zulmettiği bir ortamda, ait olduğumuz medeniyetimizin onlara nasıl kucak açtığını tarih kitapları yazmaktadır. Bugün itibarıyla, gerek Batı'ya gerekse 15 Temmuz cunta girişimini, terörist girişimini okumakta sorunlu olan Batılı entelektüel çevreleri Türkiye Büyük Millet Meclisi nezdinde birtakım hamleler yapılarak aydınlatma faaliyetleri devam etmiştir ve devam etmek durumundadır.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin içerisinde bulunduğu yoğun bakım şartları, bu birlik beraberlik ruhuyla yarınlara devam etmelidir ama daha dün, yavrusunu kendi kucağında PKK'lı teröristlere şehit veren polis memuru... Bebek katili, çocuk katili PKK terör örgütünün de bu manada aynı kapsamda ve aynı kararlılıkla üzerine gidildiğini görmek ve gidilmesinin sürdürülebilir olmasının OHAL şartlarında olağanüstü bir şekilde devam etmesinin de Milliyetçi Hareket Partisi olarak yanında ve destekçisi olduğunu görüyoruz.

Yaşanmış olan tecrübeler, bu uygulamalar, inanıyoruz ki hepimizin bireysel hayatında, siyasal hayatında, genel anlamda siyasette ve toplumsal hayatta bir öz eleştiri kültürünü, bir müzakere kültürünü doğurmuştur ve Yenikapı Meydanı'nda yeni bir anlayışın neşet etmesi, çiçeklenmesi, Türk millî birikiminin yarınlara emin adımlarla devam edebilirliğinin referansı olması noktasında önemli bir tecrübe ve önemli bir geçit noktası, önemli bir sıçrama taşı olduğu kendisini göstermekte.

Siyasetteki bu üslup, elbette ki kendi içerisinde tavsiyelerle devam etmeli. Tavsiyelerle devam ederken de gerek OHAL kapsamındaki gelişmeleri değerlendirmek gerekse birtakım kararların alınabilmesi noktasında kurumların Türkiye Büyük Millet Meclisini muhatap kabul etmesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisinden partilerden heyetler ile kurumların görüş alışverişinde bulunmasını olumlu bir gelişme olarak görüyoruz. Bu kapsamda, Yükseköğretim Kurulunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde Meclis başkan vekilliklerini ve grupları ziyareti ve kapatılan üniversitelerdeki öğrencilerin meselelerini, nasıl yerleştirilecekleri konusunu müzakere etme noktasında Yükseköğretim Kuruluna partilerden akademisyen kökenli milletvekillerini davet etmelerini olumlu bir gelişme olarak görüyoruz. Biz de Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konudaki yapmış olduğumuz kapsamlı çalışmaları, yarın itibarıyla Yükseköğretim Kuruluyla yapacağımız görüşmelerde ifade edeceğiz.

Türkiye, eğitim problemini çözmeden problemlerini çözemez değerli milletvekilleri. Aslında, tüm bu problemlerin temelinde de eğitim sorunumuz vardır, eğitim ve maarif davamız vardır. İşte, bu maarif davamızdaki yüce duygularımızı istismar edenler, Anadolu'nun zeki ama imkânı olmayan çocuklarını nasıl devşirdiler de sistemlerini devlet içerisine yerleştirdiler? Çıkış noktası eğitimdi çünkü bizim insanımız, Anadolu insanı, Anadolu'daki ayağı şalvarlı, başı kasketli, eli nasırlı insanlar "Ben ceketimi satarım, çocuğumu okuturum." kültüründen geliyor. İşte biz, bu çocuk okutma kültürü ve maarif davamızı gerçekten geleceğin davası olarak görerek ortak akılla birlikte çözmek durumundayız.

Temel bilimlerle ilgili politikamız nedir? Öğretmen politikamız nedir? Fen-edebiyat fakültelerini okula hangi gerekçeyle alıyoruz, çıkanlar ve sonuçları nereye gidiyor? Öğretmen atamalarındaki kriterleri sonuçlara göre mi yapacağız, yoksa bir eğitim davası ve bir eğitim sisteminin temelini oturtacağımız öğretmen yetiştirme programımızı yeniden mi düşünmemiz gerekiyor? Bütün bunlar konusunda ortak aklı iktidar kılarak Türkiye Cumhuriyeti'nin eğitim meselesini, maarif meselesini çok yönlü olarak ele almak durumundayız. İşte bu, bundan sonraki atılacak adımlarda, kapatılan üniversite ve okulların nasıl değerlendirileceği konusundaki eylemlerde de bu ortak aklı ve Yenikapı'da oluşan iklimin tesis etmiş olduğu hamleleriyle bu zeminin, bu müzakerenin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi çok önemlidir değerli milletvekilleri.

Bu vesileyle, doğu ve güneydoğuda terör faaliyetlerinin hâlâ devam ediyor olması, sivil ölümlerine, asker ve polis ölümlerine, bebek ölümlerine neden oluyor olması hepimizi yürekten üzmekte. Siyasi parti temsilcisi olarak, Adalet ve Kalkınma Partisinin bir gençlik kolları başkanının da orada şehit edilmiş olduğu haberini aldık, ona da Allah'tan rahmet diliyoruz. Terörle olan kararlı mücadelenin -adı her ne olursa olsun ve nerede olursa olsun- sonuna kadar devam etmesinin ve bu sonuna kadar devam etmesi sürecinde de inanıyoruz ve gözlemliyoruz ki birlik, beraberlik ve millî ortak aklın sürdürülebilirliği konusunda Milliyetçi Hareket Partisi, üzerine düşeni yapıyor çünkü Milliyetçi Hareket Partisinin ana omurgasını ve rotasını belirleyen ilkelerde -konuşmamın başında da söylediğim gibi- gerçekten sözde değil, özde "Önce ülkem." anlayışı vardır. Bu anlayışın sürdürülebilirliği noktasında da kararlı ve ne yaptığını bilen, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bekası ve Türk milleti için her türlü fedakârlığı göze alabilen lideri Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Beyefendi vardır. Bu varlığı, birliği, Türkiye'nin yarınlara taşınabilme ülküsünü Meclisin mehabeti içerisinde de Meclis grubu olarak temsil etmeye çalışıyor ve her anlamda büyük Türk milletinin ali menfaatlerine olan kararlarda her türlü inisiyatifi almaya hazır olduğumuzu ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyoruz efendim.

Sağ olun. (MHP sıralarından alkışlar)