Konu:Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:121
Tarih:02/08/2016


Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - Sayın Başkanım, değerli vekiller; Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun Teklifi hakkında Hükûmet adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Mükelleflerimiz için gerçekten önemli bir düzenleme. Haziran 2016 tarihi itibarıyla vergi dairelerine olan, Sosyal Güvenlik Kurumuna olan, belediyelere olan, il özel idarelerine olan vergi borçları, prim borçları yeniden yapılandırılmaktadır, farklı taksit seçenekleri içerisinde mükelleflerimize büyük bir kolaylık getirilmektedir.

Öncelikle, sözlerimin başında, teklifin Komisyon aşamasında görüşülmesi sırasında gerek iktidar partisi milletvekillerimizin gerekse muhalefet partisi milletvekillerimizin teklifin gelişmesine yapmış oldukları katkılardan dolayı her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Komisyon görüşmeleri sırasında gerek iktidar partisi milletvekillerimizin gerekse muhalefet partisi milletvekillerimizin getirmiş oldukları önergelerle teklifin kapsamı genişletişmiş oldu. İlk başta gelen vergi ve prim alacaklarına yeni bazı amme alacaklarını da, kamu alacaklarını da eklemek suretiyle geniş toplum kesimlerini ilgilendiren bir konuda önemli bir çalışma yapmış olduk. Ben tekrar bu çalışmaya katkı veren bütün vekillerimize teşekkür ediyorum. Bugün, inşallah, hep birlikte Genel Kurulda teklifle ilgili yapacağımız görüşmeler neticesinde son şeklini vereceğiz ve inşallah, bu ay içerisinde yürürlüğe girdiği için, ekim sonuna kadar mükelleflerimiz bu yasadan yararlanmak için müracaat edecekler ve inşallah, otuz altı aya kadar varan taksitlerle de kesinleşmiş borçlarını ödeme imkânına kavuşacaklardır.

Bu yasayla aynı zamanda, ihtilaflı vergi ve prim alacaklarının da yeniden yapılandırılması, sulh yoluyla çözüme kavuşturulması imkânı getirilmektedir. Bu da son derece önemli bir düzenlemedir. Bugün gerek vergi dairelerinin gerek sosyal güvenlik kurumlarının mükelleflere dönük olarak yazmış oldukları raporlara dayalı vergi mahkemelerinde devam eden davalar var, bazısı vergi mahkemesinde, bazısı Danıştayda devam ediyor. Bunlarla ilgili olarak da mükelleflerimiz isterlerse, ihtilafın bulunduğu aşamaya göre ve en son mahkeme kararına göre belli bir ödeme yapmak suretiyle, bu ihtilafları da sulh yoluyla çözümleme imkânı getiriyoruz. Böylelikle vergi idaresiyle ve Sosyal Güvenlik Kurumu ile vatandaşlar arasındaki ihtilafları da gidermiş oluyoruz.

Üçüncü olarak, özellikle vergi idaresi tarafından yürütülen vergi incelemeleri var. Devam eden vergi incelemeleri bakımından da mükelleflerimize bir kolaylık getiriyoruz. Mükelleflerimiz dilerlerse, devam eden vergi incelemelerine ilişkin olarak matrah artırımında bulunmak suretiyle bu kanunun hükümlerinden yararlanacaklar. Böylelikle incelemeler bir aylık süre içerisinde tamamlanacak. Buradan kaynaklanan inceleme süreçleri de tamamlanmış olacak.

Bu kanun teklifiyle getirilen önemli düzenlemelerden bir tanesi de matrah artırımı düzenlemesi. Biliyorsunuz, vergi kanunlarımızda vergi idaresinin geçmiş beş yıla ilişkin vergi inceleme yapma hakkı bulunmaktadır. Dolayısıyla, mükelleflerimizin geçmiş dönemlerine ilişkin olarak idare herhangi bir sebeple gerekli görmesi hâlinde vergi incelemesi yapabilmektedir. Burada yapılan düzenlemeyle, mükelleflerimiz daha önce yapmış oldukları beyanlarını belli oranlarda arttırırlarsa o takdirde geçmişe dönük olarak herhangi bir vergi incelemesine muhatap olmayacaklar. Ancak, mükellefimiz zarar beyan ettiyse veya matrah beyan etmemişse daha önce, bu durumda da kanunda öngörülen asgarî tutarlar üzerinden matrah artırımında bulunması hâlinde de bu şekilde kanun hükmünden yararlanabilecek. Bu, gerçekten son derece önemli bir düzenleme. Bugün, Türkiye'de, aslında bakıldığında vergi inceleme oranları yüzde 2-3 civarında. Vergi inceleme oranlarının çok yüksek olduğunu söyleyemeyiz ama buna rağmen, mükelleflerimizin geçmiş dönemlere ilişkin olarak vergi yükümlülüklerine dair bir belirsizlik hâli oluşabilir. Matrah artırımı düzenlemesiyle de geçmişe dönük bu belirsizlikleri ortadan kaldırmış oluyoruz.

Diğer taraftan da aslında bu düzenlemeyle vergi denetim birimlerinin inceleme işlerini daha fazla cari döneme hasretmelerine imkân sağlıyoruz. Bu da mükelleflerimiz için büyük bir kolaylık. Burada gelir vergisi, kurumlar vergisi, katma değer vergisi, gelir -stopaj- vergisi gibi temel vergilerle ilgili olmak üzere vatandaşlarımız matrah artırımında bulunabileceklerdir.

Yine, yapmış olduğumuz bu düzenlemede, vergi mükelleflerinin kayıtlarını düzeltmesine imkân verecek hükümler getiriyoruz. Bu da son derece önemli. Özellikle işletmenin bilançosunda, gerek kasa hesabında gerek stoklar hesabında gerek ortaklardan alacaklar hesabında kayıtlı tutarlar ile gerçek durum farklı nedenlerle olduğundan farklı olabiliyor. Bu durumda mükelleflerimize bu yasayla bir imkân getiriyoruz. Yıl sonu itibarıyla yani 31/12/2015 tarihi itibarıyla işletme kayıtlarında gözüken durum ile bu hesaplar bakımından olan durum farklıysa bu kanun hükümleri çerçevesinde kayıtlarını düzeltebilecekler ve böylelikle eğer stoklarında olmadığı hâlde kayıtlarında gözüken varlıkları varsa bunları kayıtlarından düşebilecekler, kasa mevcudu eğer olduğundan farklıysa bunu kayıt düzeltme suretiyle doğruya getirebilecekler. Bu da son derece önemli bir düzenleme.

Son olarak, bu kanun teklifiyle, gerek yurt içindeki varlıkların gerekse yurt dışındaki varlıkların ekonomiye kazandırılması için önemli bir düzenleme yapılmaktadır. Aslında bu düzenleme, bir önceki yatırım ortamının iyileştirilmesine ilişkin kanun içerisinde olan bir maddeydi fakat muhalefet partilerimizin burada ifade ettiği bazı tereddütler vardı, kendileriyle beraber, müştereken bunu yeniden değerlendirmek üzere o tasarıdan çıkarmıştık; bu defa bu teklif içerisinde farklı görüşleri de dikkate almak suretiyle yeni bir metin ürettik. Bu metinde, kanaatimizce, ifade edilen tereddütleri ortadan kaldıracak gerekli değişiklikleri yaptığımızı düşünüyorum. Buna rağmen, yine Plan ve Bütçe Komisyonunda maddenin yeni hâline ilişkin olarak da bazı tereddütler ifade edildi. Bunun üzerine, bu tereddütleri gidermek üzere de Komisyonda önerge vermek suretiyle değişiklikler yapmış olduk.

Burada önemli olan, gerek vatandaşlarımızın yurt dışındaki varlıklarının Türkiye'ye getirilmesi ve ekonomiye kazandırılması gerekse yurt içinde olan ancak işletme kayıtlarında yer almayan varlıklarının işletme kayıtlarına alınması suretiyle ekonomiye kazandırılması amaçlanmaktadır. Burada yapılan yasal düzenlemeyle, bu yıl sonuna kadar kişiler gerek yurt dışındaki varlıklarını banka kanalından veya gümrük kanalından Türkiye'ye getirmeleri hâlinde gerekse yurt içindeki varlıklarını işletmeye dâhil etmeleri hâlinde bu kanun hükümlerinden yararlanacaklardır.

Peki, bu düzenleme ne getiriyor? Zaman zaman burada speküle edilen bir konu. Bu düzenleme, eğer bir varlığınız varsa getirip onu Türkiye'de serbestçe tasarruf edebiliyorsunuz. Yani, herhangi bir şekilde bir vergi mükellefi değilseniz, ilk defa böyle bir varlığınızı Türkiye'ye getiriyorsanız, bu durumda bu varlığınızı bir bankada değerlendirebilirsiniz, bir şirkete sermaye olarak koyabilirsiniz, bir gayrimenkul alabilirsiniz. Bütün bu durumlarda da, gerek varlığın Türkiye'ye getirilmesi aşamasında gerekse varlığın Türkiye'de kullanılması aşamasında, her aşamada kayıt altına alınan, kayıtlı ekonomi içerisinde olan bir varlıktan bahsediyoruz. Yine, Türkiye'de işletme kayıtlarında olmayıp da işletme kaydına alınan varlıklar da esasen kayıtlı ekonominin birer parçası hâline gelmiş oluyor. O açıdan, yapılan yasal düzenleme, bir taraftan vatandaşlarımızın yurt dışındaki ve yurt içindeki varlıklarını ekonomiye kazandırırken, aslında, diğer taraftan kayıtlı ekonominin de büyümesine önemli bir katkı sağlıyor. Burada yapılan yasal düzenlemede, varlıklarını bu şekilde gerek yurt dışından getiren mükellefler gerekse yurt içinden bu işletme kayıtlarını alan mükellefler bakımından herhangi bir vergi öngörmüyoruz çünkü bu yasanın amacı herhangi bir şekilde bir vergi hasılası elde etmek değil, buradaki temel amaç, olabildiğince varlıkların ekonomiye kazandırılması.

Diğer taraftan, Komisyonda da ifade ettim, özellikle uluslararası vergilemeyle ilgili son dönemde önemli gelişmeler meydana geliyor. Bugün uluslararası toplum, uluslararası kuruluşlar özellikle uluslararası vergi kayıp ve kaçağıyla mücadele etmek için bir araya gelmek suretiyle platformlar oluşturuyorlar OECD bünyesinde, G20 bünyesinde; özellikle vergi kayıp ve kaçağının engellenmesi noktasında inisiyatifler alınıyor. Bu alanda en öne çıkan gelişme bilgi paylaşımı yani 2018'den itibaren bu uluslararası sözleşmeye imza atan ülkeler -ki bu kapsamda yaklaşık 100'ü aşkın ülke var- artık karşılıklı olarak bilgi paylaşımında bulunacaklar yani birbirlerinin vatandaşlarının kendi ülkelerindeki yaptıkları vergi muameleleri hakkında karşı ülkeye bilgi verecekler.

Bu gelişmeler çerçevesinde, özellikle gerek OECD gerekse G20, 2018 öncesi dönemde, ülkeleri, şu anda bizim yapmaya çalıştığımız düzenleme benzeri düzenlemeleri yapmaya teşvik ediyor, âdeta köprüden son çıkış noktası gibi. Yani "2018'den önce, ülkeler vatandaşlarının yurt dışında bulunan varlıklarını ülkeye geri getirecek yasal düzenlemeler yapmalıdır." şeklinde ilke kararları alıyorlar, hatta bunların nasıl teşvik edilmesi gerektiğine dair de rehberler hazırlıyorlar ve bu rehberleri ülkelerin de kendi vatandaşlarına duyurmalarını istiyorlar.

Türkiye uluslararası toplumla bütünleşen, uluslararası yükümlülüklerine sonuna kadar bağlı bir ülke. Bu anlamda, Türkiye'de şu anda "varlık barışı" diye tarif ettiğimiz bu düzenleme tamamen bu uluslararası trendlerle ve uluslararası gelişmelerle uyumlu. Yapmış olduğumuz madde düzenlemesi Türkiye'nin bütün uluslararası yükümlülükleriyle uyumlu bir düzenlemedir, onu da baştan ifade edeyim. Bu düzenleme neticesinde Türkiye'ye gelecek bu varlıklar hem geldiği aşamada hem de sonraki aşamalarda tamamen kayıtlı ekonominin bir parçası olarak ekonomiye katılacak. Böylelikle, biz, ihtiyacımız olan kaynak ihtiyacını kendi vatandaşlarımızın veya başka ülke vatandaşlarının tasarruflarını değerlendirmek suretiyle karşılamış olacağız. Diğer taraftan kayıtlı ekonomiye ciddi anlamda bir destek vermiş olacağız. Diğer taraftan yapmış olduğumuz düzenlemelere bakacak olursak özellikle işletmelerimizin bilançolarının öz sermaye tarafını daha güçlü bir hâle getireceğiz.

Biz, hepimiz biliyoruz ki vatandaşlarımızın yurt dışında farklı saiklerle bulundurdukları varlıklar var. Bu, sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına mahsus bir durum da değil. Bugün dünyada her ülkeden vatandaşlar, mükellefler ticaretin doğası gereği veya globalleşen sermaye "network"ünün içerisinde, özellikle nakit hâlde bulunan varlıklarını çok rahat bir şekilde sistem içerisinde ülkeden ülkeye dolaştırabiliyorlar. Dolayısıyla, bugün mevzubahis ettiğimiz konu, Türkiye'de olduğu gibi aslında bütün toplumlarda ve diğer devletlerde de konuşulan, üzerinde çalışılan ve düzenleme yapılan bir husus, bunu da özellikle belirteyim.

Yapmış olduğumuz düzenleme sırasında özellikle maddenin gelişmesine katkı veren vekillerimize ben tekrar teşekkür ediyorum. Burada ifade edilen tereddütleri gidermek bizim görevimiz. Biz de bu konuda Komisyon aşamasında gerekli değişiklikleri yaptık, Genel Kurul aşamasında da görüşmelerimiz var, inşallah burada da bu maddenin daha da gelişmesi noktasında katkı vereceğiz.

Önemli bir düzenleme; buna hepimizin, parti gruplarının destek verdiğini biliyorum, prensipte böyle bir düzenlemenin ilkesel olarak doğru olduğu konusunda hepimizin hemfikir olduğunu da biliyorum. Bu, bizi cesaretlendiren, güzel bir durum. Hep beraber yapmaya çalıştığımız husus, sadece, bu düzenlemenin mevzuat içerisinde tereddütleri daha da ortadan giderecek bir çerçeveye kavuşmasıdır.

Diğer taraftan, benden önceki konuşmacılar özellikle Komisyon aşamasında yapılan görüşmelerle ilgili bazı değerlendirmelerde bulundular, teşekkür ediyorum yapmış oldukları değerlendirmelere de. Öncelikle, Maliye Bakanlığı olarak bizim vergi borçlarına ilişkin olarak vermiş olduğumuz bir tablodan bahsettiler. Doğrudur, ben Komisyon aşamasında da ifade ettim, arkadaşlarımız o zaman... Yani, bir yalvarma hususu olmadı, biz biraz geciktik ama özellikle tablonun doğru bir şekilde üretilmesi noktasında titizlendiğim için bir miktar geciktik, kendilerine daha sonra tabloyu verdik fakat tabii tereddütler oluştu. Ben arkadaşlara talimat verdim; özellikle, o zaman da Komisyon aşamasında ifade etmiştik, vergi borçlusu sayısı olarak gözüken sayılar konusunda bir grup mükellefin aslında terk eden mükellef olduğunu ifade etmiştik, arkadaşlar onunla ilgili detaylı bir istatistik çalışması yaptılar, inşallah biraz sonra onu da getirip sizlerle paylaşacağız.

Vergi borçlarının artmasını tabii ki hiçbir şekilde, hiçbirimiz istemeyiz. Burada, genel olarak söylemek gerekirse, gerek vergi idaresinde gerekse Sosyal Güvenlik Kurumunda vergi tahsil kabiliyetini ifade eden temel gösterge tahakkuk/tahsilat oranıdır. Burada bakıldığında tahukkuk/tahsilat oranı gerek vergi idaresinde gerekse Sosyal Güvenlik Kurumunda yüzde 88 ila yüzde 90 arasında değişmektedir arkadaşlar. Bunu özellikle dikkatlerinize getirmek istiyorum. Burada vergi borcu olarak, kesinleşmiş olsun, ihtilaflı alacaklar olsun, artan alacakların önemlice bir kısmının kaynağına bakıldığında, aslında tahsil kabiliyeti olmayan, özellikle "hileli vergi suçları" dediğimiz vergi suçlarından kaynaklanan ve bu çerçevede yazılan raporlara dayalı olarak ortaya çıkan vergiler olduğunu görüyoruz. Yani, sahte belge düzenlenmiş, sahte belge kullanılmış, idare bunu tespit etmiş, belge düzenleyen ortadan kaybolmuş; bu doğru değil, bunu yakalamamız lazım, burada hiçbir sorun yok ama bu ortaya çıkan vergiyle ilgili bir dava açılmadığı için bu kesinleşmiş. Kesinleşen her alacak bizim normal alacak stokumuza giriyor.

Dolayısıyla, alacağın bir kısmının, burada ifade edilen alacak tutarlarının önemlice bir kısmının aslında bu şekilde oluşmuş alacak olduğunu da unutmayalım. Yüzde 88-90 oranı tahakkuk/tahsilat oranı olarak -daha iyi olabilir ama- çok kötüdür diyemem; daha iyi olması için her geçen gün çalışıyoruz. Bu alanda, bir önceki, yatırım ortamının iyileştirilmesiyle ilgili kanun tasarısında, özellikle vergi idaresi ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında bilgi paylaşımını artıracak düzenlemeleri de sizin desteklerinizle Meclisten geçirdik. Bu oranı 95'e çıkaralım, bu bizim de arzu ettiğimiz bir şeydir. Katılıyorum, bu konuda, yapısal düzenlemeler yapılması gerekiyor. İdarenin hem bilgi teknolojileri anlamında hem insan kaynağı anlamında kalitesinin de artırılması gerekiyor, bunlara da katılıyorum. Vergi kanunlarımızda reform yapmamız gerekiyor, bunlara da katılıyoruz. Bunları da yapıyoruz. Zaman zaman, hükûmetlerimiz döneminde, reform niteliğinde diyebileceğimiz düzenlemeler getirdik. İdariyi de dönüştürüyoruz yani bugün Maliye Bakanlığı 2002'deki Maliye Bakanlığı değil, 2016 yılındaki Maliye Bakanlığı tabii ki 2002 yılından çok daha farklı olacak. Devletin yapısı, ekonominin yapısı değişti. Ekonomideki değişime, kamu yönetimindeki değişime, global trendlere ayak uyduran bir idare olmak zorundayız.

Dolayısıyla, Maliye Bakanlığında yapmış olduğumuz düzenlemelerin çoğuna bakarsanız, bunların arkasında, idarede etkinliği artırmak, verimliliği artırmak, koordinasyonu artırmak, yönetimde hiyerarşik bir uyum sağlamak ve her şeyden önemlisi, her zaman söylüyorum, idarenin birinci görevi mükellefin hakkını ve hukukunu korumak ve geliştirmektir. Yani, eğer biz, idarede, mükellefin hakkını ve hukukunu merkeze alırsak, mükellefe hizmeti temel olarak, esas olarak belirlersek, bütün idari organizasyon yapımızı da mükellef hizmetlerimizi de bu eksene göre yaparsak inanıyorum ki Türkiye'de vergiye gönüllü uyum artar. Burada kimsenin endişesi olmasın, son dönemde yapmış olduğumuz gerek Gelir İdaresindeki reformların gerek idari iyileştirmelerin arkasında tamamıyla mükellef hizmetleri yatıyor.

Bakın, bugün, birçok Batılı memlekette olmayan şeyler yapıyoruz. Bugün, vergi beyannamelerinin yüzde 98'ini elektronik ortamda alıyoruz. Bu müthiş bir şey. Yani, bazen geldiklerinde diyorlar ki: "Ya, siz gerçekten bunu yapabiliyor musunuz?" Hep beraber yaptık. Bizden önceki hükûmetler döneminde de çalışmalar başladı, biz de o çalışmaları devam ettiriyoruz. Bu çalışmalara katkı veren herkese teşekkür ediyorum ama hep beraber bu ülkeyi büyüteceğiz, hep beraber bu ülkeyi geliştireceğiz. Vergi kanunlarında sayın vekillerimizin ifade ettiği konular çok önemli, ben de önem veriyorum, bunları hep beraber, inşallah, güzel noktalara getireceğiz.

Ben, bu yasanın görüşmeleri sırasında vereceğiniz katkılardan dolayı teşekkür ediyorum, şimdiden yasanın memleketimize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Sözlerimin sonunda hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)