Konu:Uluslararası İşgücü Kanunu Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:119
Tarih:27/07/2016


Uluslararası İşgücü Kanunu Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zor günler yaşıyoruz. Hepiniz, hepimiz bunları fiilî olarak yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Hepimizin ortak kanaati bu zorluklardan dayanışma kültürüyle çıkacağız ama bu dayanışma kültürünü değerlendirirken geçmiş tecrübelerde iyi niyetli de olsa teşebbüs edilen birtakım hamlelerin sonuç vermediği tecrübelerini de yaşadık. Bunlar neydi? Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesi Türk milletinin asli unsuru olarak kabul etmek meselesiydi. Bugün itibarıyla meydanlara baktığımızda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlık bağını mensubiyet olarak hissetmiş tüm aziz Türk milleti "Türkiye'm" diyerek sahada Türk Bayrağı altında ve bir arada İstiklal Marşı'nı okuyabiliyor. Ama bu coşkuyu aynı duyguyla hissedemeyerek devletin içerisinde, etnik kimlikler veyahut da ideolojik örgütlenmelerle ya da paralel yapıyla, FETÖ örgütlenmesi gibi örgütlerle vatandaşlık hukukunun dışarısında birtakım aidiyetler hissederek müdahil olmanın ne kadar büyük bir sıkıntı olduğunu gördük, yaşayarak tecrübe ettik. Bundan sonra önümüze bakarken demek ki meydanlarda konfetiler eşliğinde Şivan Perwerler dinleyerek milleti toplama sorunları çözmüyormuş, sahada Mustafa Yıldızdoğanlarla "Türkiye'm"i söylemek gerekiyormuş. Bunların ötesine geldiğimizde, adımla, kararlı bir şekilde emin adımlarla gittiğimizde gördüğümüz bir başka hakikat de milleti millî romantizmle, coşkuyla bu tür olağanüstü hâllerde bir araya getirebilen dayanışma ruhunun da milliyetçilik duygusu olduğunu, milliyetçilik duygusunun da etnik kimliklerden arınmış ve sosyolojik terkibin toplamı olan aidiyet olduğunu gördük. Ama, biz bunu görürken aynı şekilde bu hata "kamu spotu" adı altında, "reklam" adı altında ekranlarda "Ne mutlu Kürt'üm, ne mutlu Laz'ım, ne mutlu Alevi'yim, ne mutlu Ermeni'yim diyenlere." gibi birtakım anlamsız jenerikler dönmeye başladı. Çok büyük tepkiler aldı. Çok şükür ki onun artık sonunun geldiğini ve müdahale edildiği duyduk. Bu tür hataların yapılmaması ve ortak ruhla, ortak bilinçle hareket etmenin ne kadar önemli olduğunu görmüş olduk.

İkincisi: Bundan sonra yapacağımız işlerde hukuk devletini, hukukun üstünlüğünü, devlet olmanın gereği olarak görmemiz gerekiyor. Bireysel hak ve özgürlükleri sonuna kadar desteklerken, hakların önünü açarken, hukuk devleti olurken aidiyetlerini başka bir yerlerde hissedenlerin kafasına bitmek, gerekirse hukukla en üst derecede cezalandırmanın gerektiğini gördük.

Bir başka şey daha gördük ve bu da bir hakikattir. Bugün meydanlarda ikramlar eşliğindeki coşkulu kalabalıkların ekmek ile idealin yan yana olduğu zaman bu şekliyle devam edeceğini hatırlatmak lazım. Rahmetli Peyami Safa'nın bir sözü var: "Ekmek ile ideal bir arada olursa anlamlı olur ve sonuç alır, ekmeksiz ideal olmaz ve insandan ideali çıkartırsan da geride çamur kalır." diyor. Biz çamur da olunmasını istemiyoruz, idealin en iyi yerlerde de olmasını istiyoruz. Ama, bugünkü şartlar içerisinde durumun sürdürülebilir olması konusunda Türk devletinin ve Hükûmetin bir an önce önünü görüp önümüzdeki günlerde olası bu örgütlenmenin uluslararası ağlarıyla Türkiye'yi dara koşabilecek, ekonomik sıkıntılara getirebilecek risklerinin de önünün açılması gerektiğini düşünüyorum.

Bugün itibarıyla basına düşen, Avusturya'da Hükûmet yanlısı gösteri yapan, evine bayrak asan vatandaşlarımıza "Gidin, siz Tayyipçiyseniz, Türkiyeciyseniz ülkenizde yaşayın." gibi cezalandırılmalarına dair haberler var. Doğru yanlış bilmiyorum ama bildiğim başka bir şey daha var; Almanya başta olmak üzere, ciddi anlamda Türkiye karşıtı lobiler iş başında. Bizim de Meclis olarak boş durmamamız gerektiğini düşünüyorum. Meclisler arası dostluk grupları başta olmak üzere, Hariciye Teşkilatı başta olmak üzere; maruz kaldığımız bu terör örgütü faaliyetlerinin, PKK, IŞİD, FETÖ örgütlenmeleri başta olmak üzere, uluslararası kamuoyuna haklılığımızı ifade edebilecek tezlerimizle beraber çalışmalar yapmamız gerektiğini düşünüyoruz.

Bu gerçekler önümüzdeyken biz emek, alın teri, hukuk, demokrasi, üreten ekonomi ve sorgulayabilen bir eğitim ve bütün bunlardan ortaya çıkan şahsiyetli millî bir devletin, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve Türk milletinin gelecekteki teminatı olduğunu ifade ediyor, bu hatırlatmalarla iş kanunu yasamızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz. Ekmekle ideali yan yana getirmenin yolunu her zaman için açalım diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyoruz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)