Konu:Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:112
Tarih:13/07/2016


Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; tasarının birinci bölümü üzerinde Hükûmet adına konuşmak üzere huzurlarınıza gelmiş bulunmaktayım. Sözlerime başlarken hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Tasarının, biliyorsunuz, genel başlığı: "Yatırım Ortamının İyileştirilmesi" Dolayısıyla, tasarının tümü üzerinde genel olarak değerlendirme yapmak gerekirse; bugünkü yatırım ortamında yatırımcılarımızın karşılaştıkları hukuki sorunları ortadan kaldırmaya çalışıyoruz; özellikle yatırım döneminde ortaya çıkan birtakım maliyetleri ortadan kaldırmaya çalışıyoruz; özellikle işletme döneminde damga vergisi, harç, banka sigorta muameleleri vergisi gibi gerçekten dolaylı işlem vergilerinin işletmeler üzerinde oluşturduğu maliyetleri ortadan kaldırmaya çalışıyoruz; yine Türkiye'yi gerçekten bir üretim merkezi, yatırım merkezi, istihdam merkezi hâline getirecek düzenlemeler yapıyoruz. Dolayısıyla tasarı gerçekten bugün özel sektörün, piyasanın, sivil toplum örgütlerinin beklentilerini önemli ölçüde karşılıyor. Bu yapılacak düzenlemeler hayata geçtiğinde özellikle reel sektörde finans kullanmak isteyen işletmelerimiz üzerindeki vergi yüklerinde önemli indirimlere gidiyoruz. Özellikle yatırım yapmak isteyen, yatırım teşvik belgesi alıp yatırım yapmak isteyen firmalarımızın yatırım döneminde karşılaştıkları maliyetleri önemli ölçüde azaltıyoruz. Dolayısıyla burada yatırım ortamının iyileştirilmesine gerçek manada katkı veren bir tasarı söz konusu.

Yine, bu tasarının içerisinde bir süredir kamuoyunda tartışılan iflas erteleme meselesiyle ilgili çözümler getiriyoruz. Doğrudur, hem iflas erteleme konusu olsun hem de çekle ilgili düzenlemeler olsun geçmişte sistemin o günkü koşulları içerisinde karşılaşılan sorunları çözmek üzere birtakım düzenlemeler yapıldı. Bunlar o dönemde iyi niyetle yapılan, piyasanın önünü açmak için yapılan düzenlemelerdi fakat uygulama sırasında yine özel sektörün gündeme getirdiği bazı sorunlarla da açıkçası karşılaştık. Ekonomi dinamik bir süreçtir, ekonomi statik bir süreç asla olamaz. Dolayısıyla siz belli bir tarihte, belli bir dönemde, o günün koşullarında ortaya çıkan ihtiyaçları karşılamak üzere bir düzenleme yaparsınız ama ekonominin içerisindeki birtakım aktörler farklı davranışlar sergilediği zaman bu defa sorun farklı bir noktada, farklı bir şekilde tezahür eder. O zaman ne yapmanız lazım? Ekonomi yönetimi olarak, Hükûmet olarak bu defa yeni ortaya çıkan sorunları çözmeniz lazım. Dolayısıyla bu tasarı içerisinde gerek iflas erteleme gerekse çekle ilgili getirilen düzenlemelerin arkasında yatan temel neden o düzenlemelerin yapıldığı tarihten sonra ekonomide ortaya çıkan yeni ihtiyaçlardır ve bugün hepimiz biliyoruz ki çekte karşılaşılan sorunların mutlaka ve mutlaka bir an önce çözülmesi ve çekin yine bir ödeme ve kredi aracı olarak yaygın bir şekilde kullanılması lazım. Burada gerek özel sektör kuruluşlarıyla gerekse sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan istişarelerde görüldü ki özellikle karşılıksız çıkan çeklerle ilgili olarak caydırıcı bir yaptırım müessesesi getirmememiz hâlinde gerçekten iyi niyetli çek lehtarları bundan mağdur olabiliyorlar. Bu o zaman ne oluyor? Çekin piyasadaki yaygın kullanımının önünde bir engel oluşturuyor. Dolayısıyla, piyasadaki çek üzerinden oluşturduğumuz kredi hacmini de kendi elimizle daraltmış oluyoruz. Dolayısıyla, bugün Hükûmet olarak, çekle ilgili olsun, iflas ertelemesiyle ilgili olsun getirdiğimiz düzenlemeler gerçekten geniş bir istişareyle ortaya çıkan düzenlemelerdir. O gün o düzenlemeler yapıldığında da doğruydu, bugün bu yaptığımız düzenlemeler de bugünkü ihtiyaçlar çerçevesinde doğrudur. Ekonominin bu şekilde dinamik bir süreç olduğunu da mutlaka düşünelim.

İflas ertelemesiyle ilgili olarak tabii en çok gündeme gelen konu iflas ertelemesi müessesesi aslında ekonomide işletmeleri ayakta tutmak için önemli bir müessese. Modern ekonomilerde, modern hukuk sistemlerinde şirketleri ayakta tutan, zor durumlarında onlara kol kanat geren ama bir taraftan da aslında gerçek manada alacaklıların da haklarını koruyan bir sistem. Dolayısıyla, getirdiğimiz düzenlemede iflas erteleme müessesesini amacı dışında farklı bir noktaya taşımıyoruz; tam tersine, amacına uygun bir yapıya dönüştürüyoruz. Bu çerçevede, özellikle iflas erteleme müessesesinin kötüye kullanılmasına neden olan birtakım hukuki faktörleri ortadan kaldırıyoruz. Bu bakımdan yapılan düzenlemelere bakıldığında, iflas erteleme talebinin ticaret siciline bildirimi ve ilanı sağlanarak alacaklılara itiraz hakkı sağlanmaktadır. Biliyorsunuz, iflas ertelemede alacaklılar bakımından iflas erteleme süreci devam ettiği zaman alacakları tahsil etmiyoruz. Dolayısıyla burada iflas erteleme sürecinden etkilenecek olan alacaklıların bu süreçten haberdar olmaları noktasında sistemi daha da etkin hâle getiriyoruz. Erteleme başvurusu üzerine verilebilecek tedbirlere açıklık getiriyoruz. Erteleme hükümlerine ihtiyati tedbirler ile ihtiyati hacizleri de dâhil ediyoruz.

Yine, iflas erteleme kararlarına karşı alacaklılar ile diğer ilgililere itiraz ve istinaf yoluna başvurma imkânı verilmektedir. Biliyorsunuz, iflas erteleme süresi mevcut yasal düzenlemelerde uygulamadan kaynaklanan sebeplerle sekiz yıla kadar uzayabilmektedir. Hâlbuki iflas erteleme sürecinin bu kadar uzun sürmesi aslında hem şirket sahipleri bakımından hem de alacaklılar bakımından doğru ve verimli bir yöntem değil. Dolayısıyla burada iflas ertelemenin sürecine ilişkin yeni süreler getiriyoruz. Burada yapmış olduğumuz düzenlemeyle bir yıl olan iflas erteleme süresinin azami bir yıl daha uzatılabileceği hususunu yasada düzenliyoruz. Ayrıca, konkordato yoluyla borçların tasfiyesini cazip hâle getirebilmek için konkordato tasdikine ilişkin yargılamanın kanunda öngörülen sürede belirtilmemesi hâlinde tasdik makamına tedbir yoluyla tedbirleri, takipleri durdurma ve yeni takibi yasaklama yetkisi de verilmektedir. Dolayısıyla umuyorum ki bu iflas ertelemeyle ilgili yapacağımız düzenlemeler hayata girdikten sonra hem iflas erteleme müessesesi daha etkin, daha verimli hem de iflas erteleme hakkını kullanmak isteyen şirketlerimizin hakkını koruyan ama diğer taraftan da iflas ertelemeden etkilenen alacaklıların hakkını da koruyan bir müessese hâline dönüşecek.

Yine, birinci bölümde yapılan düzenlemelerde banka ve sigorta muameleleri vergisine ilişkin olarak birtakım düzenlemeler yapıyoruz. Biliyorsunuz banka ve sigorta muameleleri vergisi esas olarak finans sektöründe finansal işlemler yapanlar üzerinden alınan bir vergi. Dolayısıyla burada finansman temin edenler ile finanstan yararlanan arasında bir maliyet unsuru olan banka ve sigorta muameleleri vergisini belirli noktalarda istisna hâline getiriyoruz. Böylelikle banka ve sigorta muamelelerinin reel sektör firmaları üzerindeki oluşturduğu maliyetleri de aşağı çekmek imkânına kavuşuyoruz.

Yine burada sigorta sözleşmeleri yapılmasına ilişkin olarak bir sigorta sözleşmesi iptal edilmişse buna bağlı olarak alınan banka ve sigorta muameleleri vergisinin de alınmaması imkânını getiriyoruz.

Dolayısıyla burada, birinci bölümde yapılan düzenlemeler ve diğer bölümlerde yapılan düzenlemeleri bir arada değerlendirdiğimizde gerçekten önemli düzenlemeler hayata geçiriyoruz. Yurt dışındaki varlıklarını Türkiye'ye getiren vatandaşlarımız ile yurt dışındaki varlıklarını Türkiye'ye getirmek isteyen başka ülke vatandaşlarının da ekonomiye katacağı taze kanla umuyorum ki önümüzdeki dönemde yatırım artacak, üretim artacak, istihdam artacak, ülkemizde son on dört yılda oluşturduğumuz kalkınma hamlesi inşallah 2023 hedeflerine uygun bir şekilde devam edecek.

Bu çerçevede birinci bölümde yapılan yasal düzenlemelerin memleketimize, milletimize, yatırımcılarımıza hayırlı olmasını diliyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)