Konu:Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:110
Tarih:30/06/2016


Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

NECATİ YILMAZ (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Divan, sayın milletvekilleri, basının ve Meclisin değerli emekçileri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

İşbu yasa tasarısının genel gerekçesinde ortaya konulan görüşlerin dışında yasanın asıl amacını Sayın Bakan ifade etmiştir. Sayın Bakanın beyanına göre, bu yasayla, yargı içerisinde etkin ve belirleyici konuma geldiği belirtilen, cemaat mensubu olan ve aldığı talimatlarla karar veren yargıçlar yüksek yargıdan temizlenmek istenilmektedir. Ancak bizler iktidarın amacının bununla da sınırlı olduğunu düşünmüyoruz.

Sayın milletvekilleri, AKP hükûmetleri on dört yıllık uygulamalarını, dış politika da dâhil olmak üzere kimlik siyaseti üzerinden yürütmüştür. Dünyayı ve hayatı kimlikler üzerinden okumuş ve kurgulamıştır. Hiçbir yurttaşımızı sadece yurttaş olarak algılamamış, görmemiştir. Onun cinsiyetine ve memleketine dikkat etmiş, etnik kimliğini merak etmiş, inancını araştırmıştır. Yaşam tarzı üzerinden yurttaşlarını "öteki" ve "beriki" olarak ayırmıştır. AKP iktidarları, ayrıştıran, kutuplaştıran, karşı karşıya gösteren bir siyaset üzerinden varlığını sürdürmeyi temel politik yöntem olarak benimsemiştir. Hükûmet, bu anlayışıyla yıllardır bürokraside tam bir kıyım gerçekleştirmiştir. (CHP sıralarından alkışlar) Belli inanca ve yaşam şekline dâhil olanlar bürokrasiden tasfiye edilmişlerdir. Özellikle de kamu hizmetine ilk girişte, AKP iktidarları, sözlü sınavları, bu politikaların uygulanmasının temel aracı olarak görmüşlerdir. Bu hükümle, bugüne değin iktidar tarafından sürekli haksızlıkların, kayırmaların ve ötekileştirilip dışlanmanın aracı olarak kullanılan sözlü sınav yeniden getirilmektedir.

Sayın milletvekilleri, yazılı sınav sonuçlarının denetime elverişli, sözlü sınav sonuçlarının ise sınavı yapan heyetin subjektif kriterlere göre yapacakları değerlendirmeleri olduğu açıktır. Yasayla mesleğe kabulde yazılı sınav sonucunun yüzde 60; sözlü sınav sonucunun da yüzde 40 ağırlıkla dikkate alınacağı öngörülmektedir ve ikisinin toplamında yüzde 70'lik başarı aranmaktadır. Bu hâlde, sözlü sınavı yapacak heyetin, yazılı sınavdan çok yüksek, hatta 100 tam puan almış adayların dahi mesleğe kabulünü engellemeleri mümkündür. İşte bu düzenleme dahi, iktidarın yargıyı ele geçirme niyetini açık seçik ortaya koymaktadır.

Sayın milletvekilleri, özellikle sözlü sınavda değerlendirmeye esas olacak kriterlerin içerisinden birincisi; eğitim konularına ilişkin bilgi düzeyi, mevzuat ve içtihat bilgisidir. İkinci kriter; mesleki yeterlilik, hukuki meseleleri kavrama, çözme ve ifade yeteneğidir. Bu iki kriterin yazılı sınavda ölçülüp değerlendirilmesi mümkün iken bunların ayrıca sözlü sınav konusu yapılması manidardır, anlamlıdır. Sözlü sınavda üçüncü ölçüt; öz güveni, temsil kabiliyetini ve davranışların mesleğe uygunluğunu ölçmektir, üçüncü kriter budur. Bu hususun da o kısa sözlü sınav süresinde ölçülmesi mümkün değildir. Kaldı ki, tasarıda, başarısız hâkim adayının ikinci kez yazılı sınava girmesine olanak tanınırken, sözlü sınava ikinci kez girme imkânı kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, yazılı sınavda başarılı olmasına rağmen sözlü sınava girme imkânı dahi elinden alınan adaylar bakımından, sınavını kazandığı, stajını gördüğü, düşünü kurduğu mesleği edinmesi, denetimi mümkün olmayan subjektif değerlendirmelerle yapılacak olan sözlü sınavda siyasal iktidarın etkisinden kurtulamayacak olan sınav komisyonunun keyfiyetine terk edilmektedir. Bu husus yasada açık seçik anlaşılmaktadır çünkü yazılı sınavı akademisyenlerin yapacağı, bu kurulun yapacağı öngörülürken, sözlü sınavın başkanlığını Teftiş Kurulu Başkanının yapması ve Personel Genel Müdürünün bu kurulda yer alması öngörülmektedir. Dolayısıyla, bu sözlü sınavı yapacak olan heyetin politik mülahazalarla davranan bir heyet olacağı açıktır.

Özetle, sözlü sınav, bu yasa değişikliğinin, yargıyı tarafsız ve bağımsız hâle getirme düşüncesiyle değil, tam aksine, yargıyı ele geçirme ve -söylüyoruz, bir kez daha söyleyelim- iktidarın sopasına dönüştürme niyetinin açık ve güçlü bir kanıtıdır. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, tüm bu gerekçelerle tuzu çürütme yasasını reddediyoruz, karşı çıkıyoruz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)