Konu:Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:109
Tarih:29/06/2016


Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA NECATİ YILMAZ (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Divan, sayın milletvekilleri, basının ve Meclisin değerli emekçileri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Bugün AKP'nin siyaset tarzıyla, siyasal hedefleriyle örtüşen yeni bir yasayı tartışıyoruz. Yasa yenidir ancak amacı, hedefleri, görüşülme biçimi eskidir, tanıdıktır, AKP'ye özgüdür. Bu anlayışı tanıyoruz. Daha önce de bu ülkede, basılmamış kitapları toplatan, teröristten gizli tanık üreten, devlet eliyle sahte delil yaratan, devlet yönetimini veya yargı erkini çetelerle paylaşan bu anlayıştır. Mahkeme kararıyla çeteleri ordunun kozmik bürolarına sokan bu anlayıştır. Bu defa da Anayasa'nın korumasındaki yüksek mahkemeleri bir yasayla kapatıp üyeliklerine kurşun asker misali kurşun hâkimlerinizi atayarak yeniden açmak istiyorsunuz. Bu yapılan bir darbedir.

Bu yasayla anayasal bir statü olarak belirlenmiş olan Yargıtay ve Danıştay üyeliği statüsü kaldırılmaktadır. 65 yaşına kadar görev yapmak üzere seçilen bu hâkimlerin görevlerine son verilmekte, yeniden seçilenlerin görev süreleri on iki yıl ile sınırlanmaktadır. Olağan süreçlerde de görev yapmak üzere özel yetkili mahkemeleri çağrıştıran yargılama süreçleri yeniden getirilmektedir. Bu mahkemelerin görevi suç tarihine göre değil de soruşturma tarihine göre belirlendiği için tabii hâkim ilkesi de ihlal edilmektedir. Yüksek mahkemeye, yerel mahkeme yargıçlarının mesleki ilerlemesinde etkili olacak olan, kanun yolları düzenleme formları düzenleme yetkisi verilmekte ve yeni içtihat yaratılmasının önü de kapatılmaktadır.

Yıllardır yakındığımız, yüksek yargının birikmiş iş yükü orta yerde dururken, geciken adalet nedeniyle adalete duyulan güven yüzde 30'lara inmişken yüksek yargıda daire ve üye sayısı azaltılmaktadır. Bu düzenlemeler, maddi ve hukuksal ihtiyaçtan kaynaklanmıyor. Sayın Bakan bu yasanın bir ayıklama operasyonu olduğunu beyan etmekten çekinmiyor. Cemaatin, Danıştay ve Yargıtay içerisindeki mensuplarının temizlenmek istendiğini açıkça söylüyor. Yine, düşman gördüğü muhaliflerle ilgili yürütülecek soruşturmalarda, hukuk dışı uygulamaları yaptıracakları kayyum için devlet güvencesi getiriliyor. Bu anlamda, bu yasa bir kin, bir nefret, bir intikam yasasıdır. Ancak iktidarın bununla yetinmeyip biat etmeyen tüm yargıçları hedef alacağı da açıktır.

Biliyoruz ki totaliter yönetimlerin klasik yöntemi şudur: Önce kendisini ayakta tutan düşman yok edilir, sonrasında tüm muhalifler. Bu nedenle, biz solcuların, devrimcilerin, hukuksuzluk karşısında birlikte haykırdığımız bir slogan var: "Susma, sustukça sıra sana gelecek." (CHP sıralarından alkışlar) Şayet kimliğimizle, kişiliğimizle var olmak ve yaşamak istiyorsak bu totaliter anlayışa da, getirdiği bu yasaya da hep birlikte karşı çıkmalıyız. Değilse, torunlarınıza sadece mal varlığınızı değil aynı zamanda Nazilerin torunlarının bugün yaşadıkları duyguları da miras bırakmış olacaksınız.

Sayın milletvekilleri, biliyoruz ki AKP tüm yolsuzlukları ve hukuksuzlukları sahte özgürlük ve demokrasi söylemlerinin arkasına saklayarak gerçekleştirmiştir. Burada da durum aynıdır. Bu anlamda, bir yargıcın hukuksal gereklerle değil de sadakat kültürüyle dâhil olduğu bir yapıdan aldığı talimatlarla karar vermesi elbette ki kabul edilemez. Bu türden yargıçları yüksek mahkemeden yerel mahkemelere göndermek sorunu çözmez. Bu kişiler yargılanmalı, meslekten çıkarılmalı ve cezası varsa çekmelidir. (CHP sıralarından alkışlar)

Cemaatten veya iktidardan aldıkları bugüne kadarki tüm talimatlar da kamuoyunun bilgisine sunulmalıdır, açığa çıkmalıdır ancak tüm bu işlemler MİT raporlarıyla değil, yargı kararıyla olmalıdır. Bunun yanı sıra, inançlı, inançsız, yaşam tarzı ve siyasi görüşü ne olursa olsun kendi kimliğine ve aidiyetine karşı bağımsız kalabilen ve tarafsızlığını koruyarak hukuka dayalı şekilde karar veren hiçbir hâkime de asla dokunulmamalıdır.

Sevgili milletvekilleri, özetle, şunun altını çizmek istiyorum: Kirli bir bezle temizlik yapamazsınız, hukuk dışı yöntemlerle hukuk devletini inşa edemezsiniz. Bizleri yönlendirecek olan duygu, toplumun belli kesimlerine karşı kolektifleştirilmiş kin ve intikam duyguları olamaz. Bize, hepimize lazım olan güvendir, haktır, adalettir. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu yasayla, talimatla karar veren yargı dönemi ne yazık ki sona ermeyecektir sayın milletvekilleri, kumpas davaları da bitmeyecektir. Tam aksine, sadakatle sarayın talimatlarını yerine getiren bir yargı aynı işlevle çalışmaya devam edecektir. İktidarın tüm muhaliflerini dünden ve bugünden çok daha karanlık bir dönem beklemektedir.

Sayın milletvekilleri, bu yasa bir ayrımcılık ve ötekileştirme yasasıdır. Stajını tamamlamış yargıç adayları için artık yazılı sınav yanında, bir de sözlü sınav getirilmektedir.

Sayın milletvekilleri, Hükûmetin bugüne kadar toplumu etnik, inanç, siyaset ve yaşam tarzı üzerinden ayrıştıran bir pratiği bulunmaktadır. Hükûmet, bu anlayışıyla yıllardır bürokraside tam bir kıyım gerçekleştirmiştir, farklı inanca ve yaşam şekline dâhil olanlar bürokrasiden tasfiye edilmiştir. Aynı uygulamanın Danıştay ve Yargıtay üyelerinin seçiminde de sözlü sınav vesile kılınarak mesleğe kabul sırasında da yaşanacağından şüphemiz bulunmamaktadır.

Sayın milletvekilleri, bu yasa iktidarın korku yasasıdır; iktidarın, yaptığı yolsuzlukların, haksızlıkların hesabını verememekten ne kadar çok korktuğunun açık bir belgesidir. Ancak, bu yasa iktidarın kendi sonunu da hazırlayan yasadır ve bardağı taşıran son damladır. Yürütmeye yapılan darbeyle Başbakan isteği dışında görevden uzaklaştırılmıştır. Meclisin çoğunluğu ve Hükûmet mutlak anlamda sarayın keyfî iradesine bağlanmıştır. Bu darbe yasasıyla yüksek yargı da keyfî iradeye bağlanmakta ve bürokrasinin bir parçası hâline getirilmektedir. Böylelikle, yasama, yürütme ve yargı tek elde toplanmak istenmektedir. Bu yasa, yargıyı iktidarın sopasına dönüştürmektedir. (CHP sıralarından alkışlar) İktidar, siyaseti, toplumu ve giderek bireyi yargı aracılığıyla yeniden kurgulamak istemektedir. Totaliter yönetiminin inşasını tamamlayarak hedeflediği tek tip toplumu yaratmak istemektedir. Bu yasanın yürürlüğe girmesinden sonra mahkeme salonlarının arkasına "Adalet sarayın mülkünün temelidir." diye yazabilirsiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, Türkiye'nin tüm sorunlarının asıl sebebi, temel sebebi, ülkenin kurallara göre değil, sarayın keyfî, hukuk dışı tutumuna ve ihtiyaçlarına göre yönetilmesidir. Çıkarılan her yasa, yapılan tüm Anayasa değişiklikleri saray istediği için ve sarayın ihtiyaçları içindir. Saray istediği için ülkenin Başbakanı değişir, Meclisi feshedilir, seçimler yenilenir. O istediği için Yargıtay ve Danıştay kapatılır, yargıçlar görevden alınır, onun istedikleri atanır. Ona söz söyleyen vatan hainidir. Ülkemizin dostlarını da, düşmanlarını da o belirler. Kimin hangi gün dostumuz, hangi gün düşmanımız olduğuna o karar verir. Devlet de onun içindir, halk da, anayasal kurumlar da, milletvekilleri de. (CHP sıralarından alkışlar) O, Anayasa'ya uymaz, Anayasa ona uydurulur. Yargı ona hesap sormaz, o, yargının hesabını görür. Hukuk kuralları yetmez, ahlak kuralları da onun ihtiyaçları üzerine şekillenmeli, hatta inanç kuralları da onun ihtiyacına göre yorumlanmalıdır. Böyle bir şey olabilir mi arkadaşlar? Bu gidiş asla iyi bir gidiş değildir. Bu gidişin varacağı ve döneceği yer totaliter yönetimdir.

Bu yasa, özetle bir saray yasasıdır, sarayın ihtiyaçlarını karşılama yasasıdır. Tarihten öğrendiğimiz şudur: Bu sarayları yapanlar o saraylarda daim olamamışlardır, o saraylar da ayakta kalmamıştır sevgili arkadaşlar. Kendini ne kadar güçlü tahkim ederse etsin zulüm her zaman yenilmiştir. Ülkemizde de mutlaka yenilecektir. (CHP sıralarından alkışlar) Bizim görevimiz de hukuksuzluğa ve zulme karşı direnmektir sevgili arkadaşlar.

Bu inanç, bilinç ve dirençle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)