Konu:CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:109
Tarih:29/06/2016


CHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) - Sayın Başkan, zatıalinizi ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin terör saldırılarına zemin oluşturan yanlış politikaların tespit edilmesi, terör saldırılarının önlenememesinin nedenlerinin araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasını talep eden önergesi üzerine düşüncelerimi arz edeceğim.

CHP'nin söz konusu önergesinin altında Sayın Grup Başkan Vekili Engin Altay Beyefendinin imzası var. Sayın Altay, benim hem gazeteci olarak hem de kısa milletvekilliğim süresince Meclis çatısı altında ilgiyle izlediğim, vicdan sahibi, saygıdeğer bir insandır. Araştırma önergeleri, Meclis sistematiği içerisinde gerçekten yararlı çalışmalardır. Ancak, keşke bu önergeler, araştırma önergeleri görüşülmekte olan kanunların çıkmasını engelleme amacıyla kullanılmasa, bu amaçla verilmese, keşke memleket meselelerinin enine boyuna tartışılması ve çözüm yolları bulunması maksadıyla verilse bundan herhâlde Türkiye de siyaset de Meclis de çok büyük faydalar görür diye düşünüyorum.

Ama yine de sayın başkanın kaleme aldığı önerge gerekçesi doğrusu benim için konuşmama temel teşkil edecek kadar ilham verici olmuştur. Önergenin gerekçesi şu cümleyle başlıyor: "Terör olayları gelişmiş ülkelerden gelişmemiş ülkelere kadar tüm ülkeler için ortak bir tehdit hâline dönüşmüştür." Tamamen doğru bir tespittir bu. "Terör, 21'inci yüzyılın ilk çeyreğinde ülkesel ve bölgesel olmaktan çıkıp tüm insanlığın hayat alanını tehdit eden küresel bir felakete dönüşmüştür. Tarihin bu evresinde bir tür vebadır terör. İnsanların tüm hayatını etkileyen, toplumları örseleyen, hükûmetleri çaresiz bırakan ve veba gibi yayılan bir felaket. Terör belası esasen sadece hükûmetlerin doğru veya yanlış kararlarına göre ortaya çıkan ya da ortadan kalkan bir sorun da değildir. Bu tehdidi bu kadar vahşi, bu kadar acımasız, bu kadar kanlı yapan bir yığın tarihî sebep, birikim vardır ve tüm bu birikimin örtüsünü kaldırdığınız vakit, hiç şüphesiz emperyalizmin Müslüman coğrafyalarda iki yüz yıllık faaliyetinin sırıttığını görürüz."

Değerli arkadaşlar, CHP önergesi ve Sayın Altay yukarıdaki tamamen doğru tespiti yaptıktan sonra özellikle dış politikada izlenen yanlış çizgiden söz ediyorlar ve çok haksız bir iddiada bulunuyorlar, Türkiye'nin terör örgütlerinin üssü hâline geldiğini belirtiyorlar. Keşke Sayın Engin Altay ülkemizle ilgili hiç de gerçek olmayan böylesine imaj bozucu bir cümleyi bu önergeye hiç koymamış olsaydı.

Türkiye, Sayın Altay'ın da işaret ettiği üzere, birçok Avrupa ülkesi gibi terörün hedefidir ve terörle onlar nasıl mücadele ediyorsa öyle mücadele etmektedir. Sayın Altay önergelerinin gerekçe bölümünde, DAEŞ ve PKK terör örgütünün büyük çaplı eylemlerini sıralamış. Evet, bu eylemler, burnunun dibinde iki bölünmüş ülkeden onlarca terör örgütüyle aşağı yukarı bin kilometrelik bir sınır hattında gelip Türkiye'yi vuruyor. Peki, söyler misiniz Fransa'yı niye vuruyor bu terör, Belçika'yı niye vuruyor, İngiltere'yi niye vuruyor? Kaldı ki, gururla ifade etmeliyim ki, Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Hükûmeti bunca mukayeseli zorluklara rağmen, içerideki kronik terör faaliyetlerine rağmen, hem DAEŞ terörüyle hem de PKK terörüyle çok etkili bir biçimde mücadele edebilmektedir. Sadece terörle mücadele rakamlarına bakmak bile, Türkiye'nin ne kadar güçlü bir ülke olduğunu, Hükûmet politikalarının ise gerçekçi ve doğru esaslar üzerine oturduğunu gösterebilir. İşte, PKK terörüyle mücadelemiz ortadadır, şehir teröristlerini kazdıkları çukurlara gömerek mücadelemizi sürdürüyoruz, kırsalda 7 bine yakın PKK'lı terörist etkisiz hâle getirilmiştir; irademizin hedefi nettir, kökünü kazıyacağız.

DAEŞ terörüne gelince, maalesef, muhalefetin en fazla haksızlık ettiği husus burasıdır. CHP önergesinde de sıralandığı gibi, DAEŞ Türkiye'ye karşı Türkiye'nin içinde onlarca eylem yapıyor, yüzlerce Türk vatandaşını katlediyor; ondan sonra da muhalefet, DAEŞ ile Türkiye'nin ilişkilerinden bahsediyor. Bu, tutarlılık bakımından üzücü bir durumdur. Diğer taraftan da Türk Silahlı Kuvvetlerinin Komutanı Orgeneral Hulusi Akar açıklama yapıyor, "Şu ana kadar 1.300 DAEŞ'li terörist Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından etkisiz hâle getirilmiştir, yüzlerce DAEŞ hedefi imha edilmiştir." diyor.

Arkadaşlar, istediğiniz gibi muhalefet yapmak sizin hakkınız ama bunu yapmayın, olabilir ki muhalefet olarak rekabet hâlinde olduğunuz Hükûmete saygınız azalmıştır ama kendinize saygınızı kaybetmemeniz bakımından bunu yapmayın. Terör organizasyonunun siyasi uzantıları ferasetlerini iyice kaybettikleri için bir yalan makinesi gibi çalışıyorlar ama bunu CHP gibi Türkiye'nin asli bir siyasi kurumunun yapmaması lazım. Bu temennim inanın ki çok içten bir temennidir. Ben, CHP'yi çok önemli bulan, önemli bir siyasi kurum olarak gören, hatta kompleksiz söyleyeyim, Türkiye'nin temel güvencelerinden biri olarak gören bir insanım. Ama, şu önergede dile getirdiğiniz iddialarla bu vasfınızı aşındırıyorsunuz.

Merhum Cemil Meriç şöyle derdi: "Kendi varlığına iftira atan bir milletiz biz." Yapmanız gereken ve yapmamız gereken şu: Bizi terörle mücadele konusunda acımasızca eleştirin, bu demokrasi açısından iyidir, yanlışlarımız varsa gösterin, bu bizim için de ülkemiz için de faydalıdır ama lütfen, Türkiye Cumhuriyeti hükûmetine iftira atmayın. İftiralar bize zarar vermez, bunlar bizi kınından çıkmış kılıç gibi yapar ama Türkiye'ye zarar verir, kollarını sıvamış "Büyük Türkiye'yi nasıl durdururum." diye hazır bekleyen düşman unsurlarının işini kolaylaştırmış olursunuz. Biliyorum, bunun böyle olmasını istemezsiniz ama inanın böyle olur.

Bu belaya karşı ortak mücadele kodu yine CHP'nin önergesinde mevcuttur. Şöyle deniyor önergede: "Terörün sadece bir ülkenin değil, tüm ülkelerin ortak mücadelesiyle sonuç alınabilecek bir olgu olduğuna kuşku yoktur. Bununla birlikte, uluslararası dayanışmanın yanında ülke içindeki dayanışmanın yükseltilmesi de terörle mücadelenin en önemli unsurudur."

Bakınız, size, kendi arkadaşlarıma ve tüm yüce Meclise tarihî bir anekdot arz edeceğim: Merhum İsmet İnönü Lozan Antlaşması'nı imzaladıktan sonra Şükrü Saracoğlu'na şu tarihî sözü söylüyor -kızı Özden Toker Hanımefendi açıkladı- dediği şey şu rahmetli İnönü'nün: "Şükrü, bir yüzyıl kazandık."

Şimdi, herkesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütün üyelerini, Türkiye'de yaşayan herkesi bu söz üzerine düşünmeye davet ediyorum. Lozan'ı imzalıyor ve Şükrü Saracoğlu'na diyor ki: "Şükrü, bir yüzyıl kazandık." Bu söz, bana göre, tüm olup bitenleri açıklama imkânına sahip bir sözdür.

Diğer taraftan, terör örgütü PKK'nın siyasi kolu olarak çalışanların DAEŞ terörü üzerinden PKK terörünü gizleme çabasını da milletin huzurunda yapılmış bir komiklik olarak gördüğümüzü belirtmek isterim. Bizim için DAEŞ terörü ile PKK veya DHKP-C terörü arasında en ufak bir fark yoktur, hepsi varlığımıza düşmandır ve hepsi yok edilmelidir.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)