Konu:Mhp Grubu Önerisi Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:109
Tarih:29/06/2016


MHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CENGİZ AYDOĞDU (Aksaray) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekili arkadaşlarım; çok zor bir günde zor bir konuyu görüşüyoruz. İçimiz yanıyor. 40 küsur vatandaşımızı kaybettik. Şehitlerimiz var aynı gün. Kayıplarımız için Allah'tan rahmet diliyorum, yaralılarımıza şifa diliyorum. Milletimizin sabrının, metanetinin, basiretinin tezyidini Cenab-ı Hakk'tan niyaz ediyorum.

Kıymetli arkadaşlar, demokrasi güçlülerin rejimidir, güçsüzler için ancak bir lüks olabilir. Bu açıdan içinde bulunduğumuz süreçte, Türkiye'nin neredeyse, 20'nci yüzyılın son çeyreği ve 21'inci yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığı terör belasını... Türkiye'nin güçlenmesi, Türkiye demokrasisinin kurulması, inşası sürecine mütemmim cüzi gibi bakabiliriz. Neden mütemmim cüzi gibi diyorum? Türkiye ne anlama geliyor konusu bizim şu anda üzerinde düşündüğümüz meselenin özüdür.

Biz 10'uncu yüzyılda buraya geldik, 1071'den beri yüzümüz Batı'ya dönük ve hâlâ da öyle. Batı'ya doğru asırlarca süren bir koşu devam ediyor. Ancak, ilginç bir şey, bizim bu topraklarda bütün insanlığa mesaj ileten bir medeniyet kurduğumuz yıllarda bugün dünyayı zapturapt altında tutan Batı kapitalizmi de inşa ediliyordu. Yani, "Osmanlı" dediğimiz cihan harikası şey aynı zamanda kapitalizmle yaşıttır ve kapitalizmin karşıtıdır. Kapitalizme dünyada meydan okuyan, hakikaten meydan okuyan yegâne güç Osmanlı Devleti'dir. 13'üncü yüzyılda kapitalizm oluşmaya başlıyor. Dünyada görünür olmaya başlaması 16-17'nci yüzyıllardır. Kapitalizmin güç kazanması 18'inci yüzyılın başıdır. Bizim Avrupa'dan tökezleyip dönmemiz de işte, Kaynarca'yı alırsak 1774'tür. O günden bugüne Türk milletinin kapitalizmle mücadelesi devam ediyor arkadaşlar ve bugün Türkiye'de yaşayan halk kaçınılmaz olarak bu mücadelenin bir bakiyesi. Türkiye'de yaşayan halk kaçınılmaz olarak Osmanlının...

KAMİL AYDIN (Erzurum) - AVM'leri niye yapıyorsunuz o zaman?

ATİLA SERTEL (İzmir) - Esnafı bitirdiniz. Her yer AVM doldu.

CENGİZ AYDOĞDU (Devamla) - Osmanlıdan elimize kalan şeye Türkiye dedik.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Her yer AVM, her yer.

CENGİZ AYDOĞDU (Devamla) - Kapitalizmi yendik demedim, mücadelemiz sürüyor dedim Sevgili Milletvekilim.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) - Yeni kapitaller yaratarak mı oluyor bu mücadele? Yeni kapitalistler yaratarak mı oluyor mücadele?

ATİLA SERTEL (İzmir) - Her yeri AVM yaptınız, her yeri.

CENGİZ AYDOĞDU (Devamla) - Değerli arkadaşlar, millet hayatında hiçbir başlangıç sıfırdan olmuyor. Hiçbir şekilde millet hayatında sıfırdan başlanmıyor, millet hayatı bir devamdır.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Esnafı yok ettiniz. Her şey AVM oldu, her şey AVM.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen, müdahale etmeyelim.

Sayın Aydoğdu, buyurun.

CENGİZ AYDOĞDU (Devamla) - Birinci Dünya Savaşı'nda bu topraklarda yani Ekim, Kasım 1918'de "Türkler bitti." dendi, "Türklerin ruhuna Fatiha!" dendi fakat hepinizin bildiği, Türkler kendilerine has bir mücadeleyle gövdesinden vazgeçen bir ağaç gibi, kökleri üzerinde kalıp gövdeden vazgeçtik ve gücümüzün yettiği kadar burada bir devlet kurduk.

"Şu anda Türkiye ne anlama geliyor?" dedim başta. Türkiye o gün kurduğumuz devletin, köklerimiz üzerinde kalarak kurduğumuz devletin kökünün de kazınması mücadelesiyle uğraşıyor. Dünya üzerinde bizim ülkemizin bulunduğu bölge dışındaki bütün bölgeler İkinci Dünya Savaşı'nın neticeleriyle yaşıyor, sadece Türkiye ve Orta Doğu Birinci Dünya Savaşı'nın neticeleriyle yaşıyor. Şimdi, Türkiye ve çevresinde Birinci Dünya Savaşı'nın neticeleri tasfiye edilmek isteniyor ve yüz yüze kaldığımız terör belası da bunun bir şekilde farklı bir görünüşüdür. Şark meselesinin, o Batı zihnindeki şark meselesinin devamıyla karşı karşıyayız. Biz küresel ve millî bir ufuk oluşturmak zorundayız, aksi hâlde kendi içimizdeki aidiyetlerin tazyiki altında ezilip gideceğiz.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Ya, İstanbul'da Araplara sattınız, sen anlatıyorsun ya. Her yeri sattınız, her yeri.

CENGİZ AYDOĞDU (Devamla) - Geçtiğimiz yıllarda Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti terör meselesinde hiç kimsenin denemeye cesaret edemeyeceği bir şeyi denedi: "Gelin konuşalım." dedi. Bu konuşma bütün dünyayı rahatsız etti. O süreçte pek çok hatalar da yapılmış olabilir ama arkadaşlar terörle mücadele öyle bir şey ki bir şekilde buradan başarılı çıkmak için, millet olma sürecinizi, millî kültür inşa sürecinizi, küresel millî tahayyül inşa sürecini tamamlamış olmanız gerekiyor. Aksi hâlde, hem demokrasiyi muhafaza ederek hem halkınızın demokrasiyle olan macerasını devam ettirerek hem de size karşı yapılan küresel bir saldırıyı aynı metanetle sürdürmek... Evet, bunu yapıyor Türkiye ve arada pek çok sıkıntılar yaşıyoruz.

1918'de Gandi açlık grevi yapıyor. Kendisini ziyarete gelen İngiliz subayı Gandi'ye diyor ki: "Türkler öldü. Türklerden umudu kesebilirsiniz Hintliler olarak." Gandi diyor ki: "Hayır, Türkler ölmediler. Onlar cenaze merasimlerine gelen insanları, gelenleri parçalamak için tabutlarını kırıp sizi dağıtacaklar." Hakikaten de öyle oluyor, biliyorsunuz.

Arkadaşlar, 1918'de Batı kapitalizminin bir zaferiydi, dünyanın en korkulacak yeri, en güvensiz yeri Türk Bayrağı'nın altıydı. Herhangi bir bayrağın altında durmanın ne kadar cesaret isteyeceği... Türk Bayrağı'nın altında durmak kadar hiçbir bayrağın altında durmak cesaret istemiyordu. O gün Türk Bayrağı'nın altında durmak büyük bir cesaret istiyordu. Şu anda tekrar, Türk Bayrağı'nın altını dünyanın en korkulacak yeri yapmak istiyorlar. Yeşilköy'e, Atatürk Havalimanı'na yapılan saldırı böyle bir şey. Türk Bayrağı'nın altında durmanın korkulacak bir şey olmasını istiyorlar yeniden. Bu savaşı kazanacağız. Türkiye, dünyaya söyleyecek, insanlığa söyleyecek sözleri olan Türkiye yeniden büyük ve güçlü bir ülke olacak. Esasen şu anda da o süreçte onun için birtakım sıkıntılar yaşıyoruz.

ATİLA SERTEL (İzmir) - O metni kim yazdı size Sayın Valim? Metni kim yazdı? Bir gözden geçirin.

BAŞKAN - Sayın milletvekili, lütfen... Ayıp oluyor!

Sayın Aydoğdu, buyurun.

HAMZA DAĞ (İzmir) - Bi sussana ya!

CENGİZ AYDOĞDU (Devamla) - Kıymetli arkadaşlar, bu metnin çok küçük fragmanlarını okudum ben size, bu metnin çok küçük fragmanlarını okudum. Türkiye Cumhuriyeti devletinin ne anlama geldiği üzerinde lütfen düşünelim.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Millî olan her şeyi sattınız, millî olan her şeyi.

HAMZA DAĞ (İzmir) - Sayın Valim, onların bilgisi sana yetişmez zaten.

CENGİZ AYDOĞDU (Devamla) - Türkiye Cumhuriyeti devleti yeniden dünyanın içinde bulunduğu buhrana bir cevaptır. Türkiye önce kendi yaralarını saracak, sonra insanlığın yaralarını saracak bir mesajın taşıyıcısıdır. Bunun için biz muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbale bağlayan köprü olmak için illaki içimizde çok güçlü olmalıyız. Herkes kendi kalbine sorduğunda bu dediklerimin böyle olduğunu bilir. Güçlü bir devlete sahip olmanın ne demek olduğunu, güçlü bir millete sahip olmanın ne demek olduğunu yakın çevremizdeki ülkelere baktığımızda görürüz. Şu anda Türkiye, çevresinde sorun çıkan her ülkenin sığındığı bir limandır ama bizim başımıza bir şey gelirse gideceğimiz hiçbir yer de yoktur Türkiye'den başka.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aydoğdu.

CENGİZ AYDOĞDU (Devamla) - Hürmetler ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)