Konu:Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:108
Tarih:28/06/2016


Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

NECATİ YILMAZ (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Divan, sayın milletvekilleri; öncelikle ben de bugün yaşadığımız büyük acı üzerine konuşmak istiyorum.

Terör alçak yüzünü, kahpe yüzünü, sinsi yüzünü İstanbul'da bir kez daha ortaya koymuştur, göstermiştir. Biz Türkiye olarak bu acıları hak etmediğimizi düşünüyorum ve bu acıları bize yaşatanları da Türkiye'nin hak etmediğini düşünüyorum. Bu vesileyle, bu acıyı paylaştığımızı, ortak paylaşımımız olduğunu söylüyorum. Ülkemiz için başsağlığı ve sabır diliyorum.

Sevgili arkadaşlar, bugün burada hukuki anlamda bir garabetin, siyasi anlamda bir akıl almazlığın, yönetim anlamında bir fütursuzluğun üzerinde somutlaştığı bir yasayı konuşuyoruz. Gerçekten de burada ortaya koyduğunuz çalışma biçimi ve disiplini de aslına bakarsanız, bu yasayla amaçlamak istediğiniz şeyleri net bir şekilde ortaya koyuyor. "Yüzde 50 oyu aldık, o hâlde her şeye biz karar veririz." anlayışı on üç yıllık yönetim anlayışınızın tamamına hâkim olduğu gibi bugün burada sürdürdüğümüz çalışmaya da hâkim durumdadır. Gerçekten de çoğunluğun gücüne yaslanarak, çoğunluk üzerinden haklılığı ve doğruluğu elde ettiğinizi düşünerek bir çalışma sürecini gerçekleştiriyorsunuz. Bu çalışma anlayışınız sadece buraya değil ülkenin yönetimine, komisyonların yönetimine, sizin var olduğunuz her alana hâkim durumdadır. Komisyonumuz da bundan farklı geçmemiştir. Aslına bakarsanız böyle bir çalışma anlayışından Türkiye bir fayda görmemiştir. On dört yıl sonra üzerinde en fazla konuştuğunuz, en ciddi iddiaları ortaya koyduğunuz yargı alanında düştüğünüz durum ortadadır. Anayasa değişikliğinden başlayarak yapmış olduğunuz çalışmaların her birinin çok büyük yanlışlıklar olduğunu ve büyük maliyetlerle, bedellerle topluma döndüğünü hep beraber gördük, yaşadık. Şimdi, bunu bir kez daha tekrar etmek niyetindesiniz ama yine yanlış yoldasınız, yine Bağdat'a varmadan dönmek durumundasınız.

Sevgili arkadaşlar, sözlerimin başında şunu söylemek isterim: Devlet, devlet aklıyla yönetilir, ortak akılla yönetilir; devlet, gelgit akılla yönetilmez. İsrail örneğinde, Rusya örneğinde olduğu gibi sürekli yapıp bozarak bu ülkeyi yönetemezsiniz. Bu ülkenin halkına, devletine, ülkesine bu denli büyük maliyetler ödetemezsiniz. Buna hakkınız olmadığı kanaatindeyim.

Sevgili arkadaşlar, daha sonra üzerinde konuşmaya devam edeceğiz. Yaptığınız değişiklik açık bir Anayasa ihlalidir, Anayasa değişikliğiyle dahi yapamayacağınız, demokratik devleti, hukuk devletini yok eden, örseleyen bir düzenlemedir. Bu konuda Anayasa değişiklik teklifi dahi veremezsiniz. Bunu yasayla aşmanız mümkün değil. Yaptığınız bu düzenleme, açıkça Anayasa'yı dolanmaktır ve açıkça yok hükmünde bir düzenlemedir. Bunun altını çizmem gerekiyor.

Sevgili arkadaşlar, AKP Hükûmeti 2002'de neyi eleştirdiyse, en büyük maliyetleri, onları bize yeni baştan yaşatıyor. Sizler, eleştirdiğiniz şeylere dönüştünüz. Şimdi, her defasında, grup başkan vekilinizin çıkıp "Geçmişte de böyleydi." demesiyle bu durumdan kurtulamazsınız. Siz, eleştirdiğiniz şey oldunuz. Siz, yanlışların tarifi oldunuz. Siz, Türkiye'nin yaşadığı sıkıntıların derinleştiği yerde duruyorsunuz.

Komisyon toplantılarında Sayın Komisyon Başkanı da söyledi, "Türkiye, yargı içerisinde, yakın değilse de çok büyük bir tehlikeyle karşı karşıya." dedi. Bu tabloyu siz yarattınız ve şimdi attığınız adımlarla daha büyük sorunları yaratmaya talipsiniz. Ancak, şu kadarını söyleyeyim: Bu ülkeyi on dört yıl yönetmek kimseye nasip olmadı. Sizler bu süreyi kullandınız ama doğru kullanamadınız. Gönül ister ki bu sürenin sonrasında olumlu şekilde anılasınız ama hiç öyle bir görüntünüz yok. Ortaya çıkan tablo, sizleri bu dönemden kendinizi ayıklayarak, uzak tutarak anlatacağınız bir yere doğru taşıyor. Dolayısıyla, sizleri yeni baştan, şu andan başlayarak ortak akla, müzakereye, beraber konuşmaya, sorunları beraber sahiplenmeye davet ediyorum. Siz, böylelikle geçmişe ilişkin ciddi bir eleştiri yapabilirsiniz, değilse bundan sonra yapılacak eleştirilerin tek muhatabı on dört yıl sonra AKP Hükûmeti olacaktır. Sizi buradan bir kez daha uyarıyorum, sonuçta şunu söylüyorum: Bağdat'a varmadan geri dönün.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)