Konu:Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:108
Tarih:28/06/2016


Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 400 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın birinci bölümü üzerinde şahsım adına söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

Sayın milletvekilleri, bilindiği üzere yargı sistemimizde ilk derece mahkemelerince verilen kararların temyiz mercisi Yargıtay ve Danıştaydır. Yargıtay ve Danıştay temyiz mercisi olarak önüne gelen ilk derece mahkemesi kararlarını kanuna ve hukuka uygunluk denetiminin yanı sıra, delil değerlendirmesine de tabi tutarak incelemektedir. Özellikle delil değerlendirmesi Yargıtay ve Danıştayın içtihat mahkemeleri olma özelliğine halel getirmekte, bu mahkemelerin iş yükünü olabildiğine artırmakta ve davaların süresini uzatmaktadır. Hâlbuki dünyanın birçok ülkesinde ilk derece mahkemesi kararlarının yüksek mahkemeye gitmeden önce istinaf mahkemelerinde incelemesine imkân sağlayan sistem kurgulanmış, böylelikle hem davaların kısa sürede neticelenmesi hem de yüksek yargı mercilerinin bir içtihat mahkemesi olarak gerçek fonksiyonlarını yerine getirmesi sağlanmıştır. Nitekim ülkemizde de istinaf mahkemeleri kurulmuş, bu sistemin altyapısı hâkim, savcı ve personel sayısı tamamlanarak atamaları gerçekleştirilmiştir. Nihayet 20 Temmuz 2016 tarihi itibarıyla bizde de istinaf sisteminin uygulanmasına başlanacaktır. İstinaf sisteminin uygulanmaya başlanmasıyla birlikte adli yargı ilk derece mahkemelerince verilen kararların yüzde 90'ının, idari yargı ilk derece mahkemelerince verilen kararların ise yüzde 80'inin istinaf mahkemelerinde kesinleşeceği öngörülmektedir. İşte bu tasarıyla istinaf sisteminin devreye girmesi sonucunda ortaya çıkacak yeni duruma ilişkin düzenlemeler gerçekleştirilmektedir.

Sayın milletvekilleri, istinaf mahkemelerinin devreye girmesiyle yüksek mahkemelerdeki iş yükünün azalacağı nazara alınarak Yargıtayın 46 olan daire sayısı 24'e, 516 olan üye sayısı ise 200'e düşürülmektedir. Yine, Danıştayın 17 olan daire sayısı 10'a, 195 olan üye sayısı da 90'a düşürülmüş olacaktır. Yargıtay ve Danıştayın önünde bulunan davaların incelenmesi devam edeceğinden üye sayısındaki bu azaltma üç yıl içerisinde kademeli olarak gerçekleştirilecektir.

Sayın milletvekilleri, tasarının yürürlüğe girmesiyle birlikte yüksek mahkeme üyelikleri sona erecek ve boşalan üyelikler için HSYK tarafından yeniden atama yapılacaktır. Ayrıca, yüksek mahkeme üyelerinin görev süresi on iki yılla sınırlandırılmakta olup bu on iki yılın sonunda aynı üyenin 2'nci defa ataması da yapılamayacaktır. Yüksek mahkeme üyeliklerinin on iki yılla sınırlandırılıp belirli aralıklarla değişmesi, içtihatların yeni bir bakış açısıyla değerlendirilmesine, sürekli gelişmesine ve toplumun ihtiyaçlarına daha fazla cevap vermesine, üyelerin de kendilerini yenilemelerine ve geliştirmelerine imkân sağlamış olacaktır.

Yine, görev süresi biten yüksek mahkeme üyeleri, ilk derece mahkemeleri veya istinaf mahkemelerinde görevlendirilecek olup bilgi ve tecrübelerini istinaf ve ilk derece yargı mercilerine aktarabileceklerdir.

Sayın milletvekilleri, tasarıyla Danıştayın temyiz merci olarak görev alanı, hukuka ve kanunu uygunluk denetimiyle sınırlandırılmakta olup mahkemelerin, mahkemenin daha doğrusu, zaman zaman yürütme organının yerine geçerek yerindelik denetimi yapamayacağı sarih bir şekilde düzenlenmektedir. Böylece, öteden beri yargının sorunlu alanını teşkil eden, kuvvetler ayrılığı ilkesini zedeleyen yerindelik denetimi konusuna da neşter vurulmuş olmaktadır.

Sayın milletvekilleri, tasarıya ilişkin eleştirilerin odağını Anayasa'ya aykırılık iddiası oluşturmaktadır. Bu eleştiriler haklı değildir. Zira Anayasa'nın mahkemelerin bağımsızlığını düzenleyen 138'inci, "Hâkimlik ve savcılık teminatı" başlıklı 139'uncu maddesi ile "Yargıtay" ve "Danıştay" başlıklı 154 ve 155'inci maddeleri incelendiğinde yüksek mahkeme üyeleri için diğer hâkimlere tanınan teminatlara ilave teminat tanınmadığı gibi, üyelerin görev sürelerinin on iki yılla sınırlandırılmasını, 2'nci defa atanamayacakları hususunu ve aynı sınıf ve derecede bir başka mercide görevlendirilmelerini yasaklayan hükümler içermediği görülecektir.

Yine, gerek kürsü hâkimleri gerekse yüksek mahkeme üyesi hâkimler arasında bir astlık üstlük ilişkisi de bulunmadığı gibi, yüksek mahkeme üyelerine statüer bir ayrıcalık da tanınmış değildir. Hâl böyle olunca Anayasa'ya aykırılık iddiaları anayasal gerekçelerden yoksundur.

Bu nedenlerle, müzakere ettiğimiz tasarının ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum, Genel Kurulu tekrardan saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)