Konu:CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:108
Tarih:28/06/2016


CHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

YASİN AKTAY (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin, Türkiye'nin dış politikasında son zamanlarda yaşanmakta olan hızlı değişmeler üzerine vermiş olduğu önerge aleyhine söz almış bulunuyorum. Hepinizi hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, dış politikanın genel olarak anlamı, daha doğrusu, politikanın genel olarak anlamı sorun çözmektir, dünyanın değişen durumlarına intibak etmektir, çıkarlarımızı korumaktır. Bu dünyada yalnız olmadığımıza göre, başka insanlarla barış içerisinde, birlikte birtakım sorunlarımızı nasıl çözebiliriz, bunların arayışı içerisinde olmaktır. İnsanlar arasında, beraber yaşadıkları sürece birtakım krizler olur, sorunlar olur, hatta yer yer kavgalar olur, savaşlar olur. Politika nerede devreye girer? Politika, bizzat, bu sürdürülemeyen, aslında, insanlık tarihinde istisnai olan bu çatışma hâllerini bitirebilmek ve kalıcı bir çözüm ortaya koyabilmek, bütün tarafların daha lehine olabilecek birtakım çözümler, bir uzlaşma zemini ortaya koymak için söz konusudur ki dış politika bundan farklı bir şey değil tabii ki. Dış politikada ülkeler arasında birtakım sorunlar yaşanır, o sorunları çözmek için akıl devreye girer, politik akıl devreye girer, siyasal akıl devreye girer ve sorunlara çözüm getirmeye çalışır.

Şimdi, ben açıkçası Cumhuriyet Halk Partisinin araştırma önergesini şöyle bir okuduğumda -hatipleri de dinliyoruz sabahtan beri, bir önceki önerge de aşağı yukarı aynı konudaydı- yani dış politikamızı yeterince anlamadıklarını, izleyemediklerini, sanki başka bir dünyadan, başka bir âlemden bizim politikamızı, bizim politik hamlelerimizi, bizim politik adımlarımızı izliyor oldukları izlenimini ediniyorum. Şöyle ki: Yani sordukları soru aşağı yukarı şöyle bir soru, "Dış politikada neden değişim oluyor, ne güzel mutluyduk." der gibi bir şey yani "Her şey güllük gülistanlıktı. Dün çok güzeldi.", "Ya, kavga ediyorduk, bugün niye barıştık?"

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - Bugün barışacaksak niye kavga çıkarttık, onu soruyoruz.

YASİN AKTAY (Devamla) - Bunu aşıyoruz, ertesi gün şöyle: "Ya, dün barış içindeydik, niye bugün kavga ediyoruz?"

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) - Barışacak isen niye kavga ettiniz?

YASİN AKTAY (Devamla) - "Barışacak idiysek niye kavga ediyoruz?" Yahu, yatacak idiysek niye uyanıyoruz, uyanacaksak niye yattık? Arkadaşlar, bu mantık, mantık değil; bu mantık insanlık tarihini de anlayan bir mantık değil, politikayı anlayan da bir mantık değil.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Biz niye saçmaladığımızı merak ediyoruz.

YASİN AKTAY (Devamla) - Bir de şöyle bir şey söz konusu oluyor: Yani, nerede böyle, özellikle şu son on dört-on beş yıldır herhangi bir ülkeyle bir ihtilafa düşüyor olalım, bir gerilime düşüyor olalım, bir çatışmaya düşüyor olalım ve muhalefet partisi soluğu bizim düşmanlarımızın, Türkiye'nin düşmanlarının yanında almasın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yahu arkadaşlar, bir defa da Türkiye'nin yanında yer alın, bir defa da Türkiye milletinin yanında yer alın.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Doğru yapın yanınızda yer alalım.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Yahu düşman dediğinle masada otuyorsun yani.

YASİN AKTAY (Devamla) - Arkadaşlar, Türkiye İsrail'le, evet, bir sorun yaşadı. Bu sorun bizim istediğimizle mi yaşandı? Hayır. Biz ilkelerimizle bağdaşan, ilkeleri gözeten insani siyaset diye bir paradigmayı sahiplenmişiz, o siyaseti güdüyoruz. Evet, sır değildir bu, bununla iftihar ediyoruz.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Yahu uymadı, uymadı!

YASİN AKTAY (Devamla) - Herkesin sessiz kaldığı, sağır kaldığı, suskun kaldığı Gazze'deki insanlık dışı ablukaya karşı bir tek Türkiye gereken tepkileri her zaman gösterdi, göstermeye de devam ediyor. Türk halkı da sivil toplumuyla bir Mavi Marmara çıkışı yaptı. O Mavi Marmara çıkışının nasıl neticelendiğini biliyorsunuz. Bu, Türkiye toplumu olarak kendi vatandaşının, kendi halkının, kendi sivil toplumunun arkasında durdu ve Mavi Marmara'dan doğan o krize gereken tavrı, onurlu tavrı koydu. O onurlu tavrı koyduğumuz zaman nelerle karşılaştığımızı hatırlıyoruz, isterseniz hepinizin önüne çıkaralım siz neler neler söylediniz, herkes neler neler söyledi, "Vay İsrail bize cezalar kesecekmiş, İsrail bize dünyayı dar edecekmiş, İsrail'in dostu, İsrail'in hamisi olan Amerika hele hele bize neler neler yapacakmış?" falan. Vız geldi tırıs gitti bize. Biz, o kadar uzun yıl, altı yıl boyunca ilkemizi, daha doğrusu şartlarımızı koyduk. Eğer bir daha... Ki baskı var, bütün dünyadan, âlemden, Avrupa'sından, Amerika'sından ilişkileri düzeltme yönünde baskı var. Bazı arkadaşlar diyorlar ki: "Türkiye politikası, siyaseti iflas etmiş, dış politikası iflas etmiş." Neden iflas etmiş? İşte bu değişimler oluyor ya, dün kavga ettiklerimizle bugün barışmak zorunda kalıyormuşuz. Yahu kardeş, barışmak niye sizi bu kadar rahatsız ediyor ya? Yani İsrail'le veya Rusya'yla eğer ilişkileri düzeltmişsek...

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - İsrail için ne söylüyordunuz ne yapıyorsunuz, o rahatsız ediyor bizi ya!

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Kim söyledi, kim?

YASİN AKTAY (Devamla) - Eğer ilişkileri düzeltme yönünde birkaç adım atmışsak bu sizi niye rahatsız ediyor?

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Siz niye gereksiz kavga ettiniz?

YASİN AKTAY (Devamla) - Gereksiz olup olmadığını isterseniz baştan anlatayım size ama galiba siz bu dünyada yaşamıyorsunuz. Arkadaşlar size bir haber vermek istiyorum: Dünya dönüyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından "O doğru, o doğru." sesleri)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - AKP siyaseti dönüyor!

YASİN AKTAY (Devamla) - Belki şaşıracaksınız ama biraz daha ötesini söyleyeyim: Dünya güneşin etrafında dönüyor. Güneş dünyanın etrafında dönmüyor, biraz uyanın, bugüne gelin, yaşananları şöyle günümüzde tekrar bir canlandırın arkadaşlar.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - Başkan, döne döne başımız döndü, döne döne.

YASİN AKTAY (Devamla) - Yaşananları hep beraber yaşıyoruz. Türkiye eğer iflas eden bir dış politikaya sahip olsaydı arkadaşlar... (CHP sıralarından gürültüler) Şunu dinleyin, eğer iflas eden bir dış politikaya sahip olsaydı...

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Dönmezdi.

YASİN AKTAY (Devamla) - ...bugün bu İsrail barışının şöyle bir cemaziyelevveline bir bakın, barışı isteyen Türkiye değil İsrail oldu baştan itibaren. Türkiye'yle ilişkileri düzeltmek isteyen İsrail oldu. (CHP sıralarından "Aa" "Oo" sesleri)

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Türkiye'yi bu kadar küçük görmeyin be, yazık! Vallahi, Türkiye'yi bu kadar küçük görmeyin.

YASİN AKTAY (Devamla) - Aynı şey Rusya için de söz konusu. Biz şartımızı koyduk, şartlarımızı koyduk arkadaşlar. Net bir biçimde şartlarımızı şöyle koyduk, dedik ki: "Eğer bir barış isteniyorsa İsrail Türkiye'den özür dileyecek." Bazı arkadaşlara özür beğendiremiyoruz. Ya, özür...

ÖZKAN YALIM (Uşak) - İsrail'in özür dilediğini ispat edin, kabul edelim.

YASİN AKTAY (Devamla) - Cümle âlem duydu, dünya âlem duydu, özür diledi ya, İsrail özür diledi. "..."(x) dedi.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - Nerede, nerede...

YASİN AKTAY (Devamla) - Bu, dünya literatürüne girdi. İsterseniz, size...

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - Yazılı görelim başkan, yazılı, yazılı. Yazılı görelim, devlet işi yazılı yapılır, sözlü olmaz.

LEVENT GÖK (Ankara) - Onu bekliyoruz.

YASİN AKTAY (Devamla) - Evet, "..."(x) dedi, özür diledi ve bunu herkes duydu.

Senin elinde şu anda yazılı hâldedir şu anda mutlaka, değil mi?

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - Yazılı var mı?

YASİN AKTAY (Devamla) - Yazılı şu anda, bak.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Yeni Şafak'ta yazılı, değil mi?

YASİN AKTAY (Devamla) - Yazılı bir metne de dönüştü.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - Getirin, hemen göstereceğiz, bütün kamuoyuna ben açıklayacağım.

YASİN AKTAY (Devamla) - Televizyonlarda söylenen, cümle âlemin duyduğu şeyler yazılı hâle de gelmiş olur arkadaşlar.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - Olmayan şeyi nasıl göstereceksin?

YASİN AKTAY (Devamla) - Dolayısıyla, İsrail, özür dileyecekti, diledi; tazminat ödeyecekti, ödedi; Gazze'deki ablukayı kaldıracaktı, kaldırdı ve biz ilk defa...

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - Abluka kalkmadı, resmî hâle geldi, resmî hâle getirdiniz ablukayı.

YASİN AKTAY (Devamla) - Bunu niçin yaptı? Vay, İsrail çok kârlı çıkmış bundan. Evet, dış politikada hiç kimse "Ben tek başıma kârlı çıkacağım." diye yola çıkmaz. Eğer politika yapıyorsanız kazandıracaksınız da kazanacaksınız da. Biz, onun için onun adına "Kazan, kazan" diyoruz. Evet, Türkiye'nin bu siyasetiyle Türkiye de kazanıyor. Ama şöyle bir şey: Sanki yeni bir şey yapılmamış, yeni bir şey söylenmemiş, Gazze'ye yeni bir kazanım getirilmemiş. Ya, iyi de kardeşim, Gazze'ye kazanım getirilmemişse Gazze halkı niye teşekkür ediyor iki gündür?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Ne zaman etti ya?

YASİN AKTAY (Devamla) - Hamas niye teşekkür ediyor?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Aleyhte açıklamaları da var.

YASİN AKTAY (Devamla) - Bugün İslam dünyasındaki her taraf bu adımı büyük bir sevinçle karşılıyor. Nasıl böyle...

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Aleyhte konuşanlar da var, onları da oku Hoca.

YASİN AKTAY (Devamla) - Siz İslam dünyasını da izlemiyorsunuz belli ki. Hamas'ı izlemediğinizi biliyorum, Gazze'yi izlemediğinizi biliyorum.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - Gemi Aşdod'a uğramadan dönebilecek mi?

YASİN AKTAY (Devamla) - Gazze'yi izliyor olsaydınız şu anda bu konuşmaları burada bu şekilde yapmazdınız.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - Gemi Aşdod'a uğramadan gidecek mi? Hepimiz soruyoruz.

YASİN AKTAY (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bu önergeyi yazanların, burada bazı hatiplerin kafaları karışık.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - Bırakın bu lafları!

YASİN AKTAY (Devamla) - Hele hele şu lafa, vaktimden yediğimin farkındayım ama bu lafa da sessiz kalamam yani. İsrail'in Filistinlilere yaptığını Türkiye'de sanki Kürtlere yapılanlarla denkleştirmek, bu yüz karası bir durumdur, ayıptır, günahtır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) - Yapanların da yüz karasıdır!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Yapanların yüz karasıdır, doğru söylüyorsunuz.

YASİN AKTAY (Devamla) - Böyle bir şey yok! Böyle bir şey yok!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Yapanların yüz karasıdır!

YASİN AKTAY (Devamla) - Yani orada bir defa Kürtler Türkiye'nin birinci sınıf vatandaşıdır ve AK PARTİ Kürtlerin partisidir. (AK PARTİ sıralarından alkış) Kürtlerin partisi de AK PARTİ'dir. Bugün Kürtlerin partisi olma iddiası taşıyan partilerin Kürtlere zulmetmekten başka, tıpkı İsrail gibi zulmetmekten başka bir şey yaptıkları yok. İsrail'in Filistinlilere yaptığı asıl zulmü bugün Kürtlerin partisi olduğu iddiası taşıyan parti yapıyor ne yazık ki, PKK yapıyor.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Çok müthiş tespitleri var bunun!

YASİN AKTAY (Devamla) - Cizre'de ne olupbitiyor? Cizre'de ne olupbittiğini ben biliyorum, ben görüyorum, ben yaşıyorum orada. O şehirleri harabe hâline getiren, hendekleri kazıyan... Acaba Kürt halkı sizden bunu mu istedi? Size oy verirken gelin istediğiniz gibi burayı savaş alanına çevirin; bunu mu istedi? Tonlarca patlayıcı yerleştirildi ya, her tarafa, evlerin içerisine tonlarca patlayıcı yerleştirilirken...

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Siz ne yapıyordunuz o zaman?

YASİN AKTAY (Devamla) - ..."Ya bırakınız onları, mücadele etmeyin, kendi hâlinde kalsınlar." öyle mi diyeceğiz? Yok ya, var mı başka derdiniz!

Değerli arkadaşlar, madem barışacaktık neden kavga ettik? Arkadaşlar, hayat böyle bir şeydir, dinamiktir. "Dünya dönüyor." dedim ya, biraz da öyle, değişim doludur dünya. Dünyada bazen pozisyonlar değişir, çıkarlarınız bazen farklılık arz eder, bazen biri size bir hakaret eder, kalkar dayak atarsınız, bazen size birisi yan bakar, siz kalkar onur meselesi hâline getirirsiniz, hele hele millî mesele hâline getirirsiniz. Dünya böyle bir şeydir. Sosyoloji budur, tabiat budur, insan tabiatı budur, toplumların tabiatı da böyle bir şeydir. Biz de gereğini yaptık zamanında.

Arkadaşlar, özür meselesine gelince: Sayın Cumhurbaşkanımızın Rusya'dan özür dilemiş olduğu doğru değildir. Orada kullanılan kelime son derece...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YASİN AKTAY (Devamla) - ...dikkatli kullanılmıştır, son derece diplomatik bir dil kullanılmıştır. Orada siz boşu boşuna Rusya'nın avukatlığını burada yaparsanız, hatta Rusya'nın da değil. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Rusya'nın ve Türkiye'nin ortak düşmanlarının avukatlığını yaparak, öyle bir barış olmasın diye cehdü çaba gösteriyorsunuz, hayret doğrusu ya!

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)